Sayfa yolu
Vekalet savaşı sürüyor: Sudan'da BAE'nin paralı askerleriyle AKP'nin Yeni Osmanlıcılığı çarpışıyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 04.09.2026 , 22:48
Sudan, Kızıldeniz'in kontrolünü, Darfur'un maden kaynaklarını ve Sahra Çölü'ndeki kaçakçılık rotalarını ele geçirmek isteyen yabancı güçlerin kozlarını paylaştığı tam teşekküllü bir vekalet savaşına sahne oluyor. Sudan'da 2023 yılında başlayan ve ülkeyi fiilen ikiye bölen bu iç savaşta bölgesel aktörlerin rolü bir kez daha belgelendi.
Birleşmiş Milletler'in (BM) yayımladığı rapor, bu gerçeği en yalın ve kanlı haliyle belgeliyor. Rapor, askeri operasyonların dış güçlerin sağladığı destekle sürdüğünü ve çatışan tarafların kapasitelerini sivil katliamlar pahasına nasıl genişlettiğini açıkça ortaya koyuyor.
Eski silah arkadaşlarının tutuştuğu iktidar kavgası, bugün ülkeyi yabancı devletlerin silah test alanına ve çıkar yarışına dönüştürmüş durumda. Bu aktörlerden biri ise oldukça tanıdık: Yeni Osmanlıcı AKP ve Türkiye sermaye sınıfı.
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
BM'den savaşa yönelik dış müdahaleler hakkında rapor
2023 yılında başlayan Sudan İç Savaşı’yla ülke fiili olarak ikiye bölündü. Ülkenin batısını Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) lideri Muhammed Hamdan Dagalo ya da bilinen adıyla Hemedti, doğusunu ise Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yönetiyor.
Geçtiğimiz yılın son aylarında şiddetlenen çatışmalar ve yaşanan katliamlar sonucunda Sudan’ın 18 eyaletinden 13’ü Sudan Egemenlik Konseyi’nin, 5’i ise HDK’nin kontrolü altına girdi.
Savaş öncesinde ülkeyi birlikte yöneten Burhan ve Hemedti’nin iktidar mücadelesi, 150 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine, 10 milyonu aşkın kişinin de yerinden edilmesine neden oldu.
Savaşa resmi olarak hiçbir yabancı güç katılmamış olsa da ülkenin ekonomik ve jeopolitik konumu nedeniyle çeşitli devletlerin Sudan topraklarındaki rekabeti sürüyor. Söz konusu dış müdahalelere dair bu zamana kadar çeşitli raporlar yayımlandı.
Savaşa yönelik dış müdahaleler hakkındaki son rapor ise Birleşmiş Milletler Sudan Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu'ndan geldi.
Baykar İHA'ları raporda
BM raporunda Türkiye'nin, Sudan'daki savaşa dahline dair son derece somut bulgular yer alıyor.
Hatırlanacağı üzere AKP iktidarı, Sudan'da önce "arabulucu" rolüne soyunmuş, ardından Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) HDK'yi silahlandırmasına karşılık taktik değiştirerek Sudan Egemenlik Konseyi'ne arka çıkmaya başlamıştı.
Bu zamana kadar Sudan'a İHA ve İHA'ları kullanacak askeri personel gönderildiği, BAE ile çeşitli gerilimlerin yaşandığı, Mısır'daki gizli üsten kalkan Baykar'a ait dronların HDK mevzilerine saldırdığına dair haberler kamuoyuna yansımıştı. Yayımlanan BM raporu ise ihraç edilen bu İHA'ların sahada sivilleri hedef alan ve savaş suçu teşkil edebilecek saldırılarda kullanıldığına işaret ediyor.
Raporda, 2023'ün sonlarından itibaren Sudan Egemenlik Konseyi'nin, dışarıdan tedarik edilen sistemler aracılığıyla insansız hava aracı kapasitesini önemli ölçüde genişlettiği vurgulanıyor. Elde edilen açık kaynaklı görüntülerin analiz edildiği raporda şu ifadelere yer veriliyor:
"Teknik analiz, enkazlarda bulunan çift turboprop itki bileşenleri, kendine özgü pervane donanımları, mühimmat bırakma mekanizmaları ve üretici işaretleri dâhil olmak üzere Bayraktar Akıncı muharip insansız hava araçlarıyla tutarlı özellikleri tanımlamıştır".
Peki bu İHA'lar ne işe yaradı? BM'nin yayımladığı rapor, AKP'nin Sudan'da Yeni Osmanlıcılık hülyaları ve silah tüccarlığıyla eline bulaşan kanı resmileştirdi...
BM misyonu, dışarıdan tedarik edilen İHA'ların kullanıldığı sivil katliamlarını madde madde sıralıyor. Yabus Pazarı'na dolanan mühimmatlar ve İHA'larla düzenlenen saldırıda en az 13 sivil hayatını kaybetti. Kuzey Kordofan'daki Ebu Zaima Pazarı'nda sivillerin bulunduğu bir dükkan İHA saldırısıyla imha edildi. Doğu Darfur'da 2 milyon kişiye hizmet veren Ad-Da'ein Eğitim Hastanesi'ne yönelik hava saldırısında ise 70 kişi öldü, 146 kişi yaralandı ve hastane tamamen hizmet dışı kaldı.
Bir diğer aktör BAE: Silah ve personel tedariki
Krizin en önemli aktörlerinden Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Sudan'daki temel motivasyonunun barış veya istikrar olmadığı da bir sır değil.
BAE, Somaliland'daki Berbera, Eritre'deki Assab ve Yemen'deki Sokotra Adası'yla kurmaya çalıştığı Kızıldeniz hegemonyasını Port Sudan ile tamamlamak, aynı zamanda HDK'nin kontrolündeki devasa altın madenlerini sömürmek istiyor. Nitekim BM raporu, BAE'nin Sudan'daki çıkarlarını korumak için ne kadar ileri gittiğini net bir şekilde ifşa ediyor.
Kızıldeniz'de limanlar ve Sahra Çölü'nde kaçakçılık rotaları kovalayan BAE bu iddiaları tamamen reddetse de rapordaki kanıtlar BAE'den kalkan kargo uçaklarının Çad üzerinden geçerek silah ve personeli Sudan'a ulaştırdığını gösteriyor. Silah sevkiyatları arasında CH-95 İHA'ları ve NORINCO AH-4 obüsleri gibi sistemler bulunuyor.
Ancak mesele sadece silah değil. Savaşın "taşeronlaşma" boyutu da BM tarafından belgelenmiş durumda. Rapor, BAE ve Kolombiya merkezli paravan şirketlerin organizasyonuyla sayıları 2 bine yaklaşan Kolombiyalı eski askerlerin "Çöl Kurtları" taburu altında Sudan'a taşındığını belgeliyor. Bu paralı askerler, BAE'de askeri eğitimden geçirildikten sonra insansız hava araçlarının işletilmesi ve gelişmiş silah sistemlerinin kullanımında kritik bir rol üstleniyor. Ayrıca Çad, Etiyopya ve Güney Sudan'dan da yabancı savaşçıların getirildiği belirtiliyor.

Tek kaybeden Sudan halkı
Gelinen noktada Sudan'daki çatışma, iki liderin iktidar hırsını çoktan aşarak bölgesel güçlerin Afrika kıtasındaki nüfuz mücadelesine evrilmiş durumda. Kızıldeniz'de stratejik derinlik arayanlar, Darfur'un altınlarına göz dikenler ve kendi silah sanayileri için yeni pazar yaratma peşinde koşanlar, Sudan'ı devasa bir savaş laboratuvarına çevirdi.
AKP iktidarının "Yeni Osmanlıcılık" vizyonu ve dış politikadaki askeri-ticari hamleleri de tam olarak bu kanlı tabloda kendine yer buluyor. "Arabuluculuk" ve "istikrar" söylemleriyle başlayan sürecin, milyonlarca dolarlık İHA satışlarına ve Afrika çöllerindeki gizli üslerden kalkan SİHA'lara dönüşmesi, Türkiye'nin Sudan'daki yıkıma dair payını netleştiriyor. Dış politikadaki yayılmacı hevesler ve holdinglerin bilançolarını büyütme hırsı, BAE'nin tüccar zihniyetiyle Sudan semalarında çarpışıyor.
BM'nin yayımladığı raporun satır araları, bu hegemonya yarışının bedelini kimin ödediğini yüzümüze çarpıyor. Yabancı güçlerin çıkarları uğruna tepesine bomba yağan pazaryerleri, hizmet dışı kalan hastaneler ve katledilen siviller... Silahı, mühimmatı, dronu ve paralı askeri dışarıdan ihraç edilen bu vekalet savaşının tek bir kaybedeni var: Bölgesel aktörlerin rant ve nüfuz hayalleri uğruna kanı dökülen, yerinden edilen Sudan halkı.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.