Sayfa yolu
Vakıf üniversitesinde akademisyen kıyımı: 16 kişinin işine son verildi
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 23.07.2026 , 16:27
Vakıf üniversitelerinde dönem bitiminden hemen önce başlayan ve günlerdir devam eden işten çıkarmalar akademideki güvencesiz koşulları bir kez daha gözler önüne serdi.
Maltepe Üniversitesi’nde çalıştığı sırada telefonla aranarak işten çıkarılan bir akademisyen, son üç yıldır akademisyenlerin sürekli "işten atılma" tehdidi altında çalıştığını belirterek "Kriz var denilerek işten çıkarıyorlar, ardından yeniden personel alıyorlar" dedi.
Biri profesör 16 kişi işten çıkarıldı
BirGün'den Ahin Aslan'ın haberine göre, 2026 yılı Temmuz ayında üniversitede asistanından profesörüne kadar toplam 16 kişinin işten çıkarıldığını söyleyen akademisyen, Hukuk Fakültesi'nden bir profesör ile üç araştırma görevlisinin işine son verildiğini belirtti. Eski AKP milletvekili olan Rektör Edibe Sözen imzalı yazıda, mütevelli heyeti kararı dayanak gösterilerek akademisyenlere sözleşmelerinin feshedildiği bildirildi.
İsminin paylaşılmasını istemeyen bir akademisyen, Güzel Sanatlar Fakültesi'nden üç, Felsefe Bölümü'nden bir ve Eğitim Fakültesi'nden beş kişinin daha işten çıkarıldığını söyleyerek diğer fakültelerdeki tabloyu ise bilmediğini ifade etti.
'Yıllardır hukuk fakültesinin çatısı akıyor, ısıtma yetersiz, üniversite akşam beşten sonra karanlığa gömülüyor'
Öğrenci sayısının düşmesinin kötü yönetimin sonucu olduğunu vurgulayan akademisyen, "Maltepe Üniversitesi akşam beşten sonra karanlığa gömülen, sosyal-kültürel- bilimsel anlamda tam anlamıyla etkinlik fakiri bir yer, maalesef. Yıllardır hukuk fakültesinin çatısı akıyor, bilgisayarlar yaklaşık 20 yıllık. Isıtma sistemi üniversite genelinde ve bilhassa da kütüphanede yetersiz. Üniversitenin en önemli alanı kütüphanesidir ama kışın soğuk, yazın sıcak. Örneğin, prizler kronik olarak bozuluyor. Her yaz yüksek ücretlerle yaz okuluna öğrenci alınıyor, ama fakültelerde de kütüphanede de klima yok. Sorun, üniversiteyi üniversite haline getirmek için bir kuruş para harcamak istememeleri" diye konuştu.
Bu durumun Maltepe’ye özgü olmadığını vurgulayan akademisyen, “Piyasanın tekelindeki üniversite dersane gibi sadece dersin işlendiği ve ders bitince ne akademisyenin ne de öğrencinin kampüste durmadığı, duramadığı bir yer oluyor. İnsanı düşünmeye, araştırmaya ve bilgiyi paylaşmaya teşvik eden bir yer olamıyor. Donuk, mat, ruhsuz bir işyerine dönüşüyor. Sonuç olarak kimse de yüksek öğrenim ücretleri ödeyerek okula gelmek istemiyor. Yönetim de kendi yarattığı mali kriz gerekçesiyle işten atıyor. Bu kötü yönetimin bedelini de kuruma emek verenler ödüyor” sözlerine yer verdi.
'Dekanlar da rektör de patronun sekreteryası haline gelmiş durumda'
Üniversitenin de kendi içinde demokratik bir yer olması gerektiğine dikkat çeken akademisyen, “Ama tüm güç merkezde toplanmış, senato toplantılarında da herkes bir kişinin ağzının içine bakıyor. Fiilen dekanlar da rektör de patronun sekreteryası haline gelmiş durumda. Öğrenci sayısının azalması bir sonuç. Bunun faturası da yönetime en ufak şekilde dahil edilmeyen çalışanlara kesiliyor” ifadelerini kullandı.
'Son üç yıldır ise sürekli işten çıkarılma tehdidi altında çalıştık'
Akademisyen, Temmuz ayında işine son verildiğini ifade ederek yaşanan sürecin yalnızca kendi kişisel hikâyesi de olmadığını belirtti, ardından şunları ekledi:
“Özel üniversite deniliyor gündelik dilde, ama aslında devlet de olsa vakıf da olsa tüm üniversiteler kamu kurumudur. Başta vergi olmak üzere birtakım ayrıcalık ve muafiyetlerden yararlanır. Tüm üniversiteler YÖK’e bağlıdır. İster vakıf ya da isterse devlet olsun, üniversite kâr elde etmek için kurulmaz, kâr da elde edemez. Gelirini yine vakıf için harcaması hukuki bir zorunluluktur. Kamu tüzel kişiliğine sahip bir üniversite, Türkiye'deki genel yönetim anlayışına paralel şekilde mali konular başta olmak üzere 'plansız, öngörüsüz ve akıl dışı' bir biçimde yönetilmektedir.
2023 öncesinde de maaşları eksik yatırma, geç yatırma gibi sıkıntılarla karşılaşmıştık. Yeni yıl zamları zamanında yapılmadı. 2022’de çıkan devlet-vakıf farketmeksizin ücret eşitliği kanunu netten değil brütten uygulandı. Son üç yıldır ise sürekli işten çıkarılma tehdidi altında çalıştık. Hemen her toplantıda 'attık, atacağız, atılırsınız, atılabilirsiniz' gibi Türkçenin tüm fiil ve kip çekimleriyle atıldık.”
Haklar yavaş yavaş budandı
Üniversitede yaşanan sorunların yıllar içinde biriktiğini anlatan akademisyen, önce çalışanların sosyal haklarının budandığını söyledi. Akademik ve idari personelin üniversite hastanesindeki yüzde 50 indirimli özel sağlık sigortasının önce kaldırıldığını, ardından yüzde 10'a düşürüldüğünü, personel çocuklarına Marmara Koleji'nde tanınan yüzde 90 eğitim bursunun da yüzde 10 seviyesine indirildiğini aktardı.
Üniversitenin uzun yıllar düşük ücret politikasıyla öğrenci çektiğini, ancak daha sonra herhangi bir akademik iyileştirme yapılmadan öğrenim ücretlerinin ciddi biçimde artırıldığını ifade eden akademisyen, İngilizce Hukuk programının kapatıldığını, yüzde 50 burs kategorisinin kaldırılarak yerine yüzde 25 burs uygulamasının getirildiğini söyledi. Bu kararların ardından kontenjanların dolmadığını dile getirdi ve YÖK'ün de doğal olarak ücretli öğrenci kontenjanını artırmadığını kaydetti.
'Diplomanın da mesleğin de bir değeri kalmadı'
Üniversitenin ekonomik darboğaz gerekçesini inandırıcı bulmadığını belirten söz konusu akademisyen, “Hukuk fakülteleri uzun yıllar kârı yüksek, gideri düşük parlak bölümlerdi. Devlet, özünde kamu hizmeti olması gereken eğitimden elini çekti ve rant devşirsin diye servet sahiplerine, özellikle de eğitimle alakası olmayan müteahhitlere peşkeş çekti. Patronlar da bu durumu sonuna kadar istismar ettikleri için, her parayı veren hukuk diploması alabildi. Diplomanın da mesleğin de bir değeri kalmadı. Ancak hâlâ doluluk oranı yüksek bölümlerin var olduğunu, tek başına hastane bile ciddi gelir elde ediyor" dedi.
'Kriz var' diyerek attılar, yeni alım yaptılar
İşten çıkarmaların gerekçesi olarak sürekli mali sıkıntıların öne sürüldüğünü anlatan akademisyen, geçmişten örnek verdi ve uygulamanın kendi içinde çelişkili olduğunu söyledi.
Akademisyenin aktardığına göre, 2024 yılı Temmuz ayında da üç araştırma görevlisi işten çıkarıldı, bunlardan ikisi Medeni Hukuk Anabilim Dalı'nda görev yapıyordu. Yönetimin "her alandan bir kişi bırakacağız" gerekçesini sunduğunu aktaran akademisyen, "Ancak üç ay sonra yeniden biri Medeni Hukuk olmak üzere iki araştırma görevlisi alındı. Medeni Hukuk'a ayrıca bir öğretim üyesi de alındı. Kriz var diyerek atıyorlar ama alıyorlar da. Dolayısıyla inandırıcı değil" ifadelerini kullandı.
Ceza Hukuku Anabilim Dalı'nda da benzer bir tablo yaşandığını, çok yakın bir tarihte kürsüde iki öğretim üyesi ve bir araştırma görevlisi bulunmasına rağmen yeni bir öğretim üyesi ilanı açıldığını, ancak fakültenin ısrarlı itirazı üzerine ilanın iptal edildiği aktarıldı.
'Yönetimlerin hukuki güvenceleri fiilen yok saydı'
Son olarak, işine son verilen personel, vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerle üniversite arasındaki ilişkinin, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre idari sözleşme niteliğinde olduğunu hatırlattı, buna rağmen yönetimlerin hukuki güvenceleri fiilen yok saydığını söyledi.
Haklı bir neden olmadan ya da disiplin soruşturması yürütülmeden çalışanların işten çıkarılamayacağını belirten akademisyen, "Fiilen gücü elinde tutan okul yönetimi olduğu için 'istediğimi atarım, istediğimi alırım' mantığıyla hareket ediyor. Okulu çiftlik gibi yönetiyor. YÖK de yukarıdan icazet almadan hareket edemediği için kanunu istediği zaman uyguluyor, istemediği zaman uygulamıyor. Uygulayacağı zaman da istediği okula uyguluyor, istemediği okula uygulamıyor. Bu arada rektörün eski AKP milletvekili ve MYK üyesi olduğunu hatırlamak lazım” diye konuştu.
2024 yazında işten çıkarılan bir öğretim üyesinin açtığı davayı kazandığını ve görevine döndüğünü hatırlatan akademisyen, bu durumun fesih adı altında yaptıkları idari işlemin hukuka aykırılığı konusunda güncel bir örnek oluşturduğunu belirtti.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.