Sayfa yolu
Üsküdar, Etimesgut ve sonrası: AKP operasyonları nereye doğru gidiyor?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 30.07.2026 , 11:23
AKP iktidarının yargıdaki son hamlelerinin sonuçlarıyla karşı karşıyayız.
Önce uzun süredir konuşulan CHP’nin Anadolu yakasındaki belediyelerine yönelik operasyonların başladığına şahitlik ettik, şimdi de Ankara’daki belediyelere yönelik operasyonlara...
Belli ki gerisi de gelecek, peki, neden?
Geliyorum diyen operasyonlar
AKP iktidarının içinde mutlak butlan adımından hemen önce iki farklı eğilim vardı.
Bu eğilimlerden biri yapılan operasyonların sonuç olarak AKP’ye zarar verdiği ve CHP’yi hedef alan operasyonlara artık son verilmesi gerektiği yönündeydi.
Savunulan bu eğilimle ilişkili olarak örneğin Bahçeli’den de “serinkanlı” açıklamalar geliyordu.
Sonuç olarak İmamoğlu’nun üzerinin çizildiği operasyonlarla yetinilmesi gerektiği, ötesine geçilmesinin artık kendi iktidarlarına zarar verdiği kanısı hakimdi.
Bu kanıya sahip olan ekiplerden Özgür Özel’e Akın Gürlek’le ilgili “bilgiler” de gidiyordu.
Bizzat Özel tarafından açıklanan bu servisler AKP’deki diğer eğilimi kontrol altına almaya yetmedi.
Sonuç olarak AKP iktidarı, CHP dosyasını daha fazla “hücumla” kapatma kararı aldı.
Bu açıdan 19 Mart’tan sonraki ikinci kırılma mutlak butlan kararı olurken, şimdi de Özgür Özel ve ekibi belediye operasyonlarının asıl hedefi olarak öne çıkmış durumda.
Operasyonlar nereye doğru genişleyecek?
Son iki belediye operasyonuna bakalım.
Uzun süredir CHP’nin İstanbul Anadolu Yakası’ndaki belediyelerine kapsamlı operasyonlar bekleniyordu.
Bunun ilk adımı bundan 4 ay önce Ataşehir’le atılmış, Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel tutuklanmıştı.
Bu adımı dün Üsküdar Belediyesi’ne yapılan operasyon ve Sinem Dedetaş’ın gözaltına alınması takip etti.
Böylece AKP, İstanbul’da toplam 16 CHP’li belediyeye yönelik operasyon düzenlemiş oldu.
Şimdi yüksek olasılıkla bu operasyonları Anadolu Yakası’ndaki diğer belediyelere yönelik atılacak adımlar takip edecek.
Ve İstanbul dosyası bu şekilde kapatılacak.
İşin en kritik ayaklarından biri ise uzun süredir bu operasyon dalgasının dışında kalan Ankara’nın sürece nasıl dahil edileceğiydi.
Harekat Çankaya Belediyesi ile başladı ve Hüseyin Can Güner tutuklandı.
Ardından da bugün Etimesgut Belediyesi’ne yönelik operasyon ve Erdal Beşikçioğlu’nun gözaltına alınması haberi geldi.
Yani AKP artık Ankara’da da düğmeye basmış durumda.
İstanbul’da İmamoğlu’nun tutuklanmasına giden süreç Esenyurt operasyonuyla başlamıştı, Ankara’da da Mansur Yavaş’a uzanabilecek operasyon dalgasının ilk adımlarına tanıklık ediyoruz.
Operasyonlarla ne amaçlanıyor?
Devam eden operasyonların temel amaçlarından biri İmamoğlu’nun ardından Özel ekibini de dağıtmak.
Son dönemde yapılan birçok operasyonun ardından Özgür Özel’e yakın isimlere ilişkin suçlamalar yandaş medyanın ana konusu haline gelmiş durumda. Öncesinde sürekli olarak yapılan yeni dalga operasyonları İmamoğlu ile ilişkilendiren AKP, son dönemde hedefe Özel’i koymuş durumda.
Peki, buradan nereye varılmak isteniyor?
Geçtiğimiz günlerde Kılıçdaroğlu’nun Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a dokunulmazlık dosyalarının Meclis’e getirilmesi yönünde bir çağrı yaptığı iddia edildi.
Bu iddiayı doğrulayan resmi bir açıklama yapılmasa da AKP medyası da sürekli olarak bu konuyu işliyor.
Önümüzdeki günlerdeki her yeni operasyonda da dokunulmazlıklar başlığının öne çıkacağını öngörmek zor değil.
Özel’in şu sözleri de bu beklentiyle ilişkili:
"Geçtiğimiz günlerde bir savcıya 'Seni Asliye Hukuk Mahkemesi'ne görevlendireceğiz, Sulh Ceza Mahkemesi'ne görevlendireceğiz. Yarın önüne geldiğinde şu şu isimleri tutuklama istenirse yapabilecek misin' deyip 'Suç varsa, kanıt varsa' diyene 'Sana bunu tutukla dendiğinde gözünü kırpmadan tutuklayabilecek misin' diye mülakat yapıyorlar Ankara'daki atamalar için. Şimdi yeni görev dağılımları ortaya çıkıyor. Bununla ilgili şu anda Meclis’te görevli bir milletvekilinin bir yakınına bunun sorulduğunu, birinci ağızdan duyduk. Eğer bunu isimli, cisimli söyleyecek bir noktaya gelmeleri durumunda bütün Türkiye’ye, bütün dünyanın gözü önünde ilan edeceğiz. Bugün kendilerinin gelecekte tasarladıkları operasyonlara isim vererek, 'Önüne bu geldi, bunu alacak mısın' diye soruyorlar görevliler. Bunları bir noter marifetiyle atanması düşünülen savcının adı ve kendisiyle konuşulan kişi ve verdiği isimler, şunlar önüne geldiğinde çok önemli CHP'li siyasetçilerin isimlerini söylüyorlar, tutuklamada tereddüt edip etmeyeceğini soruyorlar."
Yani AKP operasyonlarının bir hedefi doğrudan Özel’i zayıflatma üzerine kurulu.
Bir diğer hedef de yukarıda da işaret edildiği üzere Mansur Yavaş.
Yavaş şu ana kadar yaptığı açıklamalarla “temkinli” olmaya, risk almamaya devam ediyor. Ancak bu tutumunun tek başına Yavaş’ı olası bir operasyon sopasından kurtarıp kurtarmayacağı net değil.
CHP’de kalmak kurtarır mı?
Milletvekilleri tarafından kurulan Yeni Parti’nin başlangıçta belediye başkanlarını partiye katmayacağı, başkanların CHP’de kalacağı öne sürülüyordu.
Bunun gerekçesi olarak da belediyelere yapılan operasyonlar gösteriliyor, Yeni Parti’ye geçmeleri durumunda hedef olacakları öne sürülüyordu.
Son örnekte Yeni Parti’ye geçmeyeceği öne sürülen ancak henüz net bir açıklama yapmayan iki isim birden gözaltına alınmış oldu: Erdal Beşikçioğlu ve Sinem Dedetaş.
Atılan bu adımlar AKP’nin belediyeler konusunda frene basmaya niyeti olmadığını da gösteriyor.
soL Haber her türlü saldırı ve sansüre karşı inatla gerçeğin sesi olmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine destek ve güç vermek isteyen tüm okurlarımızı soL'a abone olmaya davet ediyoruz.
Yolsuzluk yok mu?
Belediyelere yönelik her operasyonda bu tartışma hızlıca devreye giriyor.
Rüşvet haberleri her yanı kaplıyor ve “bakın gördünüz mü?” deniliyor.
Ancak ortada bir sorun var. Bu düzenin belediyeciliğinin kendisi zaten bütünüyle rant üzerine kurulu.
Dolayısıyla herhangi bir belediyede “usulsüzlük” olmaması ihtimali yok.
Bu yüzden de yapılan operasyonların amacı “temizlik” değil, diğer tüm AKP operasyonlarında da olduğu gibi siyasi.
AKP’li belediyelere neden operasyon yapılmıyor sorusunun yanıtı da burada saklı zaten.
Bunu AKP’de uzun yıllardır belediye başkanlığı yapmış isimlere ve haklarındaki iddialara bakarak değil, kısa süre önce CHP’den transfer ettikleri Mesut Özarslan’a bakarak dahi anlayabiliriz.
Bundan birkaç ay önce AKP’li vekil Osman Gökçek tarafından yolsuzluk ve usulsüzlüklerle suçlanan, AKP’nin Keçiören kadrolarının “rüşvetçi” dediği isim hakkında hiçbir adım atılmadı çünkü Özarslan AKP saflarına katıldı.
AKP çok mu güçlü?
Tüm bu operasyonlar dizisine bakıp sonuç olarak varılan temel kanaatlardan biri AKP’nin çok güçlü ve her şeyi yapabilecek kapasitede olduğuna varıyor.
Ancak gerçekte yaşananlar bunu pek de doğrulamıyor.
AKP operasyonları bir güç gösterisinden ziyade giderek daha fazla panik ve zayıflık belirtisi olarak okunuyor.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, geçtiğimiz günlerde Sözcü TV’de İpek Özbey’in sorularını yanıtlarken şu çarpıcı değerlendirmeyi dile getiriyordu:
“AKP çok zayıf ve kırılgan bir döneme giriyor bunu unutmamak gerekiyor…
‘Yargıyı istedikleri gibi kullanıyorlar, Erdoğan yeniden aday olur, bu CHP’yi seçimde yakalarlarsa yeniden seçilir’ deniliyor ama şunu unutuyor herkes; ya da gündemden düştü. Erdoğan yeniden aday olmayabilir, olamayabilir. Daha bir buçuk yıl var. Bir dizi nedenle. Erdoğan’ın aday olmadığı bir AKP’nin yeni bir aday yaratabilme yeteneği giderek zayıflıyor çünkü yeni bir adayın AKP açısından topluma sunulması için Erdoğan’ın aday olması gerekir. Erdoğan birisine işaret etmeden AKP’de şu anda sürmekte olan kavga daha sertleşir. Siyasette boşluk olmaz. Türkiye önemli bir ülke. 25 yıl önce AKP’yi iktidara getiren güçler başka bir alternatife yönelebilirler.”
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.