Sayfa yolu
Ulusal elektrik sistemi tümüyle toparlanabilir mi? (IV)
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Dilbert Reyes Rodríguez
Yayın Tarihi: 15.07.2025 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 15.07.2025 , 00:20
Kimse karanlıkta yaşamaya alışmak zorunda değil. Elektrik kesildiğinde herkesin canı biraz sıkılır, en azından dişlerini sıkmadan duramaz. Direniş dediğimiz, olup bitene karşı kayıtsızlaşmak demek değildir. Yine de gerçek anlamda “direniş”in iyi bir yanı varsa, o da krizlerle boğuşurken keskinleşen altıncı hissimizdir, zira bu insanı sürekli çözümler üretmeye zorlar. Ama bunun kötü bir yanı da var. “Çözüm üretme” telaşıyla başvurduğumuz geçici çözümler, adeta yaraya atılan dikişler gibi, bazı sorunları kalıcı hale getiriyor. Biz başka krizlerle uğraşırken o dikişler birer birer patlıyor.
Nedenler, suçlar ve saldırılar konusunda adeta doktora yaptık; ancak bazen teşhis koymak ve günah çıkarmak pek işe yaramıyor. Yine de, kemer sıkmak eğer kısa vadede bazı harcamalardan kısarak uzun vadeli çözümlere yatırım yapmak anlamına geliyosa, işte o zaman bir mücadeleyi kazanmışız demektir. Kolay mı? Elbette değil. Kimse karanlığa alışmak zorunda değil.
Doğanın ortasında kurulu fotovoltaik güneş parklarının o mavi cam denizini andıran görüntüsü gerçekten etkileyici. Ancak paslı demir ve yağ kokan eski termik santralleri “dikişlerle” ayakta tutmaya alışmışken, bu modern ve rafine yatırımlara ileride bakım yapamama ihtimali endişe yaratıyor. Bozulan panelleri, arızalı bataryaları ya da henüz onarılamaz hale gelmeden değişmesi gereken parçaları zamanında bulabilecek miyiz?
Söyleşimizin son bölümünde, Enerji ve Madenler Bakanı Vicente de la O Levy, atılan her adımın sürdürülebilirlik planlarının bir parçası olduğunu ve konunun çok daha bütüncül bir yaklaşımla ele alındığını ifade etti:
“İthalat sözleşmeleri kapsamında yedek parça oranı oldukça yüksek; örneğin her güneş parkına kurulması gerekenin üzerinde panel miktarı geliyor. Yedek invertörler, elektronik kartlar da getiriliyor...”
“Yakın zamanda Yenilenebilir Enerji Kaynakları (FRE) biriminden arkadaşlarımızla şunu konuştuk: Dağıtık üretimde yaptığımız gibi, bu alanda da eğitim merkezleri ve yüksek teknolojili onarım atölyeleri kurmak gerekiyor. Bu atölyeler Cujae civarındaki Hyundai Eğitim Merkezi denen o güzel binada yer alıyor. FRE’nin eğitim merkezleri kurulmuş durumda, ancak fotovoltaik güneş enerjisi parklarının ihtiyaç duyduğu elektronik ve elektrikli bileşenleri onaracak yüksek teknoloji merkezlerin de kurulması gerek. Yani sadece parkları kurmakla iş bitmiyor.”
“Ayrıca, sözleşme kapsamında gelen yedek parçaların yanı sıra yeni cihazlar, ekipmanlar, panel yıkama makineleri, bahçe makineleri gibi araç ve gereçler de temin edilmeye başlandı. Hepsi geliyor.”
- Buraya daha önce kurulan, 4,4 ve 2,2 MW kapasiteli parklar da dahil mi?
Evet, yıllardır çalışan bu parklar için de geçerli.
- Küba’nın panel üretim kapasitesini artırması planlanıyor mu? Örneğin, Pinar del Río’daki fabrikanın yeniden faaliyete geçmesi bu plana dahil mi?
Elbette, nasıl dahil olmasın. Bu fabrika yıllık 15 MW montaj kapasitesine ulaşmıştı. Tüm malzemeleri tedarik ediyor ve panelleri monte ediyordu. Oldukça işlevsel bir tesisti.
– 15 MW hiç de az sayılmaz…
Hayır, gerçekten az değil. Ancak mesele şu ki bu alanda teknoloji çok hızlı gelişiyor. Orada üretilen panellerin çoğu 250 watt idi, bazılarınınsa 300 watt olduğu hatırlıyorum. Şimdi ise 600, 800 hatta 900 watt kapasiteli paneller yaygınlaştı. Bu da üretim hattında ciddi değişiklikleri zorunlu kılıyor. Verimlilik önemli bir arayış. Örneğin; panel montaj hattında güneş ışığını simüle eden bir test cihazı var, panelin tasarlandığı gibi elektrik üretip üretmediğini kontrol ediyor. Ancak yeni nesil panellerin boyutları ve verimlilik/potansiyel göstergeleri değişince bu cihaz işlevsiz kalıyor. Bu cihaz milyonlarca dolara mal oluyor. Bu nedenle fabrika teknolojik açıdan geri kalmış durumda…
- Ama yine de izole paneller gibi başka seçenekler mevcut.
Kırılan panelleri onarmak, küçük ölçekli yenilenebilir enerji uygulamaları yapmak; örneğin fabrikadaki dört panel ve bir su pompası ile, hatta telefonları şarj edecek bir cihaz ya da elektrikli motosikletleri şarj etmek için bir sistem, ki Küba’da şebekeden şarj olan 300 binden fazla elektirikli motosiklet var. Kısacası; çok daha fazla katma değer üreten işler yapılabilir…
– Yani sekteye uğramış bir projeden bahsetmiyoruz.
Aksine, fabrikanın modernizasyonu büyük projenin bir parçası olarak öngörüldü. Elektrikli araçlara ilişkin konulara da katkı sağlayacak.
– Bu yıl oldukça verimli ve kârlı olan doğalgazdan elektrik üretimine dönük yatırımlar planlandı mı?
Evet. İki yeni kuyu açmıştık. Böylece Energás üzerinden yaklaşık 100 MW’lık üretim sağlayacak gazı temin ettik. Daha önce bu kapasite gaz olmadığı için kullanılamıyordu. Hatta şimdi üretim kapasitesi bunun biraz daha üzerinde.
- 330 MW’den fazla mı?
Evet, şu anda 330 MW’tan fazlasını üretiyoruz.
– Peki, mevcut kapasiteye ne kadar üretim eklenebilir?
Bu yıl açacağımız bir başka kuyudan yaklaşık 30 MW daha ekleyebiliriz.
- Peki ya rüzgar enerjisi üretimi? Rüzgardan daha iyi yararlanmak için de planlar var mı?
Evet. Las Tunas’taki Herradura 1 rüzgar santrali, borçlar nedeniyle durmuştu. Ancak artık gerekli tüm kaynaklar Küba’da mevcut. Herradura da dahil olmak üzere toplam 1.000 MW’lık bir anlaşma kapsamında ödemeler yapıldı, teknik destek geldi. Malzeme sevkiyatı takvimi belirlendi. Rüzgar türbinlerinin tek tek devreye sokulması planlandı. Bu yıl bazıları faaliyete geçecek, gelecek yılın ilk çeyreğinde tümünün tamamlanmasını bekliyoruz.
– Elektrik Birliği Müdürü, 33 türbinden 22’sinin kurulduğunu, bunun da 33 MW’a denk geldiğini söylemişti.
Aynen öyle. Bu 33 MW’lık rüzgar üretimi tamamlanacak.
– Bu alanda başka görüşler de yok mu?
Elbette var. Ancak başlangıçta güneş enerjisine öncelik verdik. Çünkü rüzgar enerjisi yatırımları daha maliyetli. Fazla vakit gerektiriyor ve sürdürülebilirliği daha pahalı. Çünkü rüzgar türbinleri sürekli çalışır; güneş panelleri ise statik, yani durduğu yerde çalışıyorlar. Evet, rüzgar türbinleri güneş panellerinden daha fazla enerji üretir. Çünkü panel sadece güneş varken çalışır ama rüzgar türbini rüzgar olduğu sürece gece gündüz çalışır. Ayrıca türbinlerin üretim kapasitesi çok daha yüksek.
– 1 MW’lık türbinlerden mi bahsediyoruz?
Evet, hatta daha büyüklerinden. Dünyada artık 2 MW, 3 MW’lık türbinler var. Hatta henüz ticari olmayan ama projelendirilmiş, özellikle Kuzey Denizi'nde bulunan 5-6 MW'lık türbinler de var. Ama Küba’da önce güneş enerjisiyle başlamaya karar verdik.
– İzin verirseniz hidroenerji konusuna biraz değinmek istiyorum. Küba, özellikle ulaşımı zor bölgelerde mikro ve mini hidroelektrik santrallerden, küçük hidroelektrik santrallerden oluşan ve tabii ki Hanabanilla hidroelektrik santralini de içeren oldukça sağlam bir altyapıya sahipti. Bu ağ zamanla bozuldu mu? Şu anki durumu nedir?
Ülkede hidroenerjiden elektrik üreten yaklaşık 170 ünite var ve bunların erişilebilirlik (kullanılabilirlik) düzeyi hiç de fena değil.
Evet, bazı büyük santraller var —mesela 800 ya da 500 kW kapasiteli olanlar— ve bunlarda bazı parçaların değişmesi gerekiyor. Ama genel olarak bu sistem büyük bir başarı elde etti. Özellikle de doğrudan fayda sağlayan halkın bu santralleri sahiplenip bakımını yapması sayesinde.
Bu alandaki son analizlerden birinde, gerekli parçaları temin etmek için toplamda yaklaşık 700.000 dolara ihtiyacımız olduğunu hesapladık. Ama dikkat edin, ülkede 170’ten fazla birim var ve 700.000 dolar çok da büyük bir miktar değil; çünkü bu küçük santrallerden birinin tek başına yarım milyon dolara mal olduğu oldu. Geri kalan ihtiyaçlar daha küçük şeyler: kayışlar, rulmanlar gibi. Dolayısıyla erişilebilirlik oranı yüksek ve bu sistem ülkedeki pek çok haneye hizmet veriyor.
– Yani bu alan ihmal edilmiş değil.
Hayır, hiç değil, tam tersi.
– Bu ağı genişletmeye dönük planlar var mı?
Evet. Hatta şimdi Herradura 1 santralinden gelen malzemelerle Alacranes Barajı’ndaki küçük hidroelektrik santrali tamamlanacak. Bu yarım kalmış bir yatırımdı.
– Son bir soru. Tüm bu yatırımlar, özellikle de yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılanlarla birlikte düşünüldüğünde, 2030 yılına kadar Küba’nın enerji matrisini dönüştürme hedefi olan %24 oranına ulaşma taahhüdü ne kadar erkene çekilebilir?
Bu hedef yerine getirilecek ve aşılacak. Resmi olarak %24 olarak kayda geçti. Sadece şunu söyleyelim: Fazlasıyla aşılacak…
– Sayın Bakan, bu söyleşi fırsatı için size çok teşekkür ederim.
Yazar: Dilbert Reyes Rodríguez
Yayınlandığı yer: Cubadebate
Yayın tarihi: 26 Mart 2025
Çeviri: İlhan Şendil
"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılıyor.
| Ulusal elektrik sistemi tümüyle toparlanabilir mi? (III) |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.