Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ulusal elektrik sistemi tümüyle toparlanabilir mi? (II)

Küba Enerji ve Madenler Bakanı Vicente de la O Levy, ülkenin sürdürülebilir elektrik üretim kapasitesini arttırmaya yönelik planlar hakkında konuştu.

Dilbert Reyes Rodríguez

Yayın Tarihi: 30.05.2025 , 00:20 Güncelleme Tarihi: 31.05.2025 , 10:03

"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılacak.


İnşa halindeki fotovoltaik güneş parklarının tümü senkronize olup elektrik üretimine katkı sağlamaya başladığında ulusal elektrik sistemi nasıl çalışacak?

Bu konularda kuşku taşıyanların sayısı az değil; zira enerji kaynağının -bulutlar izin verdiği takdirde- günün sadece yarısında parladığı bilindiğinden, özellikle elektrik tüketiminin zirve yaptığı gece saatlerinde ne olacağı konusunda endişelenmek gayet anlaşılır bir durum.

Gece ile gündüz saatleri arasındaki bu önemli üretim farkı nasıl kapatılacak? Ulusal elektrik sistemi, evlerdeki elektrikli bisikletlerde olduğu gibi günün her saatinde kullanılabilecek enerjiyi depolayabilecek mi? 

Enerji ve Madenler Bakanı Vicente de la O Levy, Granma ile yaptığı sohbetin başında, yeterli elektrik üretiminin yalnızca santrallerin teknolojik durumuna değil, Küba petrolü de dahil olmak üzere termoelektrik santrallerde kullanılan yakıtın temin durumuna da bağlı olduğunu, söz konusu petrol üretiminin ise yıllardır açık bir düşüş içinde olduğunu açıklamıştı.

Dolayısıyla enerji üretimi sürecinde herhangi bir güç kaybına uğramadan yakıt tüketiminin azaltılması ulusal elektrik sistemi için hayati önem taşıyor. Eğer bu yıl planlandığı gibi bin MW’lık yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonu başarılı olursa, gece saatlerinde kullanılmak için ayırılan yakıttan tasarruf edilebilmiş olacak. 

-Fotovoltaik güneş parkları programı, parkların bir noktada ulusal elektrik sistemine enerji ulaştırmak üzere bir depolama altyapısına bağlanmasını öngörüyor mu?

Parkların elbette enerjinin depolanması konusuyla da ilişkisi var. Hatta depolama tesisleri güneş parklarından gelen enerjinin ulusal elektrik sistemine aktarıldığı şalt sahalarına kuruluyor. 

Bu birincil depolama, elektrik sisteminin istikrarını sağlamak için kullanılacak ve güneş parklarının sebep olabileceği düzensizliklere yanıt verecek. Diyelim bir park 21 MW enerji üretiyor -ki bu vesileyle senkronize olan parkların yaptığımız günlük ortalama hesaplamalarından daha fazlasını ürettiğini söylemek isterim-, sonra aniden bir bulut geçiyor ve elektrik yükü düşüyor. Sonra ne oluyor? İşte bu noktada batarya devreye giriyor ve milisaniyeler içinde, termoelektrik yedeklemeden ya da Hanabanilla hidroelektrik santralinden çok daha hızlı bir şekilde açığı kapatıyor. Batarya bugün dünyada sistemleri stabilize etmek için kullanılabilecek eldeki en hızlı araç.

-Fotovoltaik sistemdeki depolama bataryaları Cienfuegos’taki Céspedes Termik Santrali gibi bir görevi mi üstlenecek? Yani sistemin regülasyonunu sağlayan, istikrar kazandıran bir işleve mi sahip olacak? 

Bir nevi. Sonuçta Céspedes Termik Santrali’ni ulusal elektrik sistemine destek verecek şekilde sürekli açık tutmamız gerekti.  

Ama kesin olan şu ki, fotovoltaik güneş sistemi olmasaydı veya güneş parkları yatırım sürecini gerçekleştirmeseydik bile, Küba’daki elektrik sistemini istikrara kavuşturmak için bataryaların devreye alınması gerekli olacaktı. 

Sadece 2024 yılında otuz saniye, bir dakika kadar süren 500’den fazla arıza yaşandı. Bunlar sistemdeki dalgalanmalar nedeniyle oluşan oldukça rahatsız edici kesintiler. Tüm şebekede sistemi korumak için açıp kapatan koruma mekanizmaları bulunuyor. Bataryalar, bu dalgalanmaların tamamını emebilecek; sistemin stabilizatörleri olacaklar.  

Ayrıca, bu yatırım sürecinde dört ila beş saatlik güç sağlayacak bataryaların dahil edilmesi planlanıyor. Kısaca fotovoltaik güneş enerjisi ile şarj edilen bataryalardan bahsediyoruz. Bu projenin ikinci adımı; fakat uzak geleceğe ait bir stratejinin ikinci adımından ziyade derhal atılacak bir adım. Yani önce stabilizasyon bataryaları, ardından da dağıtım bataryaları bağlanacak.

Neden buna ikinci adım diyoruz? Çünkü bataryaları yakıt yardımıyla değil, fotovoltaik güneş enerjisi sisteminin yatırım süreci geliştiğinde şarj edeceğiz. Tabii, içinde bataryaların olduğu parklar da var. İlk açtığımız parklarda olduğu gibi bütün parklar 21 MW’lık olmayacak. Açılacak olan 92 parklı programın ötesinde 5, 10, 15 MW kapasiteli parklar da mevcut.

Bu parklar 1 MW, 2 MW, 5 MW kapasiteli depolama sistemleriyle birlikte geliyor. Bu da sistemin istikrarını sağlayacak ve sadece stabilizasyonu değil ayrıyeten enerji de sağlayan şebeke adaları oluşturmayı mümkün kılacak.

-En yakında hayata geçecek ilk depolama projesi hangisi?

Şu anda yapım aşamasında olup 2025 yılında inşa edilecek olan 46 güneş parkı, toplamda 1000 MW’lık kapasite hedefiyle en yakın vadeli proje.

-Bunlar depolama için mi? 

Evet, her biri 50 MW kapasiteli dört park planlandı. Konteynerlerimiz zaten hazır. Bu parklar öncelikle sistemin istikrarını sağlamak üzere devreye girecek.

-Bu yıl hayata geçecek olanlar 200 MW kapasiteli mi? 

Hayır, bu yıl stabilizasyonu sağlamak amacıyla 100 MW devreye alınacak. Ayrıca sisteme enerji sağlayacak, dört ila beş saatlik bataryalara sahip 150 MW’lık kapasite de eklenecek.

-En yakında hayata geçecek ilk depolama projesi hangisi?

Şu anda yapım aşamasında olup 2025 yılında inşa edilecek olan 46 güneş parkı, toplamda 1000 MW’lık kapasite hedefiyle en yakın vadeli proje.

-21 MW’lık güneş parkları çalışır durumdayken, bunlar bölgesel düzeyde “ada” gibi kullanılabilir mi? Diyelim ki bir kasırga oldu ya da ulusal şebekeyle bağlantı kesildi, bu durumda bu parklar sistemden izole biçimde çalışabilir mi? Örneğin bir termik santrali yeniden başlatmak için gerekli enerjiyi sağlayabilirler mi? 

Adalar konusu bir mühendislik tasarımıdır. Dilediğiniz her şeyle adalar oluşturabilirsiniz. Bir termik santralle de adalar oluşturabilirsiniz.  Bir termoelektrik santrali kurarsınız, devreleri açarsınız ve “Mariel'in termoelektrik santraliyle Artemisa'ya enerji vereceğim” dersiniz. Enerjiyi Artemisa'nın tüketimine ayırırsınız, gücü düzenlersiniz, eğer yüksekse düşürürsünüz; Artemisa'nın tüketimi Mariel'in ürettiğinden fazlaysa o zaman Artemisa'da bir devre açmanız gerekir.

Bir sistem çöktüğünde onu tekrar çalıştırmak için nasıl jeneratör gruplarıyla, doğal gazla ada sistemi kuruluyorsa, akülü fotovoltaik güneş parklarıyla da aynı şekilde adalar kurulabilir.

kuba

Çin, 92 güneş parkından oluşan programın dışında, 120 MW kapasiteli başka parklar için bileşenler bağışladı.

Pinar del Rio, Artemisa, Granma, Las Tunas, Guantánamo’da birer tane, Holguín’de iki tane olmak üzere her biri 5 MW’lık, toplam 35 MW enerji üretecek ilk yedi fotovoltaik güneş parkının inşasına başlanacak.

Geriye kalan 85 MW'lık parklar için gereken bileşenlerin bu yılın ilk yarısında gelmesi beklenmektedir. Bu parklardan her ilde en az bir tane bulunacak.

İşe her zaman Energás adlı santralle başlıyoruz çünkü kendi kendine çalışabilen bir ünitesi var. Sistemi buradan ayağa kaldırıyoruz. Bunun için yenilik gerektirmeyen, temeli yakıtla çalışan dağıtık üretime dayanan bir plan var. Bu plan Energás’ı, zamanında devreye giren pik santralleri, yüzer santralleri, Mariel ve Moa tesislerini kapsıyor. Tabii ki yakıt temin edilmiş olmak şartıyla.

Bir fotovoltaik güneş parkı enerji depolama kapasitesi olmaksızın tek başına bir termik santrali çalıştıramaz. Neden? Çünkü parkların enerji üretimi daima dalgalıdır. Santralin devamlı çalışması için stabil enerjiye, depolanmış enerjiye ihtiyacı vardır.

-Birçok insan kendi şehirlerine, yerleşim yerlerine yakın olan bir güneş parkının senkronizasyonunun oradaki kesintileri sona erdireceğini düşünüyor. Mesela La Sabana’da yeni kurulan park Bayamo’yu enerji bakımından besleyebilir mi? Çalışma prensibi bu şekilde mi?

Bugün bütün parklar ulusal elektrik sistemine direkt katkıda bulunuyor. Bütün parkların toplamı, termik santraller, dağıtık üretimin kendisi ve kurulumunu gerçekleştirdiğimiz her unsur sistemde enerji açığı oluşmamasını amaçlıyor.  “Eğer bizim tarafa bir park inşa ediliyorsa, inşa sona erdiğinde artık elektrik kesintisi yaşamayacağım” diyenleri anlıyoruz. İnşa sona erdiğinde parkların ulusal elektrik sistemine verdiği enerji desteğiyle beraber kesintiler azalacak. İstisnai bir durum yaşandığında elbette parklar bulunduğu en yakın çevreye enerji desteği sunabilir ve bu parkların batarya deposu da varsa bu destek çok daha güçlü hale gelebilir.   

Güneş parklarının inşasının dışında, ulusal elektrik sistemini toparlamak için geliştirilen planda bu sene içerisinde elektrik sisteminin temeli olan bazı termoelektrik santrallerin kapsamlı onarımı, hatta modernizasyonu da bulunuyor mu?

Halkımızın sorduğu mantıklı soruya geri dönelim: “Eğer 1.500 MW’lık bir açığım varsa ve bu sene 1000 MW’lık bir kurulum yapılırsa, elimde 500 MW’lık bir açıkla mı kalacağım?” Hayır. Bu yıl 1000 MW üretecek fotovoltaik güneş parkı inşa ediyoruz fakat aynı zamanda termoelektrik santrallerin tamir edileceği bir süreç de yürütüyoruz. Örneğin, Cienfuegos’daki Céspedes Termik Santrali… Ulusal elektrik sisteminin omurgasının bir parçası olan Carlos Manuel de Céspedes Termik Santrali’nin iki biriminden ilki nisan ayında senkronize oluyor.

Buraya ek olarak mart ayı sonuna kadar altı yeni senkronize park daha açılacak. Geçen hafta Bayamo'da açılan park en sonuncusuydu, ancak ayın 31'ine kadar beş tane daha açılacak; bunlara halihazırda açılmış olan iki parkı da ekleyelim. Nisan ayında Céspedes'in de dahil olması ve dört parkın daha eklenmesi halinde nisan ayında tablo değişecek, mayıs ayında ise vaziyet çok daha iyi hale gelecek.

Bütün kesintiler tamamen bitecek demek istemiyorum. Bu, kademeli, maliyetli, yolun sonunda ışığın görülebileceği ve sadece 1000 MW’lık kurulum ile bitmeyen bir yatırım süreci. Bunun gibi bir sene içerisinde yürürlüğe girmeyecek, fakat önümüzdeki yıllarda kurulumu yapılacak başka bir 1000 MW’lık sözleşme daha yaptık. Aslında, ikinci sözleşme kapsamındaki bazı parklar bu yıl içerisinde kuruldu bile. Ve 46 parkı kapsayan programa ek olarak, enerji depolama sistemiyle birlikte gelen parkların da önemli bir kısmı şu anda kurulum aşamasında.

-İnsanlar hesap yapıyor. Bir zamanlar “yılda 1000 MW, sonraki yıl da yine bin MW kapasiteli kurulum yapılacak” deniyordu. Sonraki yıl yine bin, yine bin derken kalanlar da kademeli olarak kurulacaktı. Programı uzatmayı gerekli kılan herhangi bir gecikme oldu mu?

Hayır. Bu ilgi çekici bir soru. Sözleşmeye bağlanan ilk 1000 MW'ın yedi yılda alınacağı ve ilk yıldan itibaren kurulum yapılacağı hep söylendi. Bu sözleşmeyle beraber hemen kurulumuna başlanacak olan 1000 MW'lık bir sözleşme daha imzalandı. Dolayısıyla bir yıl içerisinde 1000 MW’lık kurulumla beraber bunun ötesine geçip diğer sözleşmeden de bir “parça”yı tamamlamış, yedi yıllık planının ilkini gerçekleştirmiş olacağız. Ayrıca ülkemizde başka anlaşmalar da mevcut. 

Küba’nın dışındaki etkenler de oldu tabii. Bu süreç devasa bir lojistik gerektiriyor; çok sayıda konteyner, gemi... Ama Küba içerisindeki yatırım süreci takvime uygun ilerliyor. Peki ne oldu o zaman? Geciken şey, konteynerlerin bize gelişi oldu.

Fikir vermesi için söyleyeyim, anlaşmalarımızdan birisi 8000 konteyneri kapsıyordu; 2 milyon 200 bin güneş paneli, binlerce ton çelik, binlerce ama binlerce kilometre fiber optik kablo, iletken kablo… Bu konteyner hepsini içeriyordu.

Küba’ya gelecek konteynerler bir noktada ortadan kaybolduğu için sevkiyatlarda gecikmeler yaşandı. Yani, malzemeleri yerleştirecek konteyner bulmanın imkânı kalmadı. Bu yüzden konteyner satın almak zorunda kaldık. Bu sorunu çözdükten sonra ise Küba limanlarına uğrayacak gemi bulamadık; bu nedenle gemi kiralamak, hatta yatırım sürecini durdurmamak için kendi gemilerimizi temin etmek zorunda kaldık. Sonrasında gemileri başka limanlara yönlendirdiler, biz de yükleri başka limanlarda boşaltmak zorunda kaldık. Bu durum elbette kaynakların Küba’ya ulaşmasını geciktirdi. Ancak bugün Küba’daki kaynaklar, denizde olan konteynerlerle birlikte bu projeler için öngörülen malzemenin %100’ünü oluşturuyor.

Yatırım süreci devam ediyor. Ülkemizin yönetimi bu meseleyi öncelikli hale getirdi. Tüm illerde, limanlarda boşaltma işlemlerinden taşımacılık için gereken yakıta, bu büyük hacimli malzemeler için gereken tüm lojistikten toprak çalışmalarına ve inşaat ekipmanlarına kadar her şey, bütün illerde birinci öncelik sırasında olacak şekilde organize edildi. Parkların inşası da takvime uygun şekilde ilerliyor. Şu ana kadar plana sadık şekilde ilerledik.

-Aynı şekilde dağıtık üretim ağı da onarılıyor, doğru mudur?

Evet. Sistemimiz çöktüğünde -ki yalnızca sistemin çökmesi değil, zaten öncesinde de bugün olduğu gibi uzun saatler süren kesintiler yaşanıyordu- dünyada Küba’daki duruma dair bir endişe oluştu. Çünkü, başka etkenler bir yana, Enerji Devrimi döneminde bile buna benzer bir durumda 1.000 MW’lık üretim fazlamız olmuştu…

-Kurulu kapasite 6000 MW civarına ulaşmıştı, değil mi?

Kurulu evet. Termik santrallerde bakım, onarım ve büyük çaplı tadilat süreçlerini işletmemizi sağlayacak kadar enerji rezervimiz oldu. Çünkü diğer bir meselemiz de buydu. Büyük çaplı termik santral tadilatıyla fotovoltaik güneş parkı kurulumu ya da dağıtık üretim motorunun tamiri aynı anda gerçekleştirilemez.

Bir termoelektrik santralinin tamiri müthiş bir zaman, kaynak ve insan seferberliği anlamına gelir. Örneğin, Guiteras Termoelektrik Santrali’ni baştan aşağı tadilata sokmak için 600 personel ve 8-10 aylık bir süre gerekir.  

-Ki zaten artık yapılması da gerekiyor…

Yıllar önce yapılması gerekiyordu. Guiteras’ın rotorları 2004 yılındaki arızadan beri açılmadı. Gerisini siz hesaplayın. 2004’ten beri iki büyük tadilat yapılması gerekirdi ama hiç yapılamadı. Diğer üniteler ise çok daha uzun süredir aşırı kullanıma maruz kalıyor. Dolayısıyla Enerji Devrimi ile gelen büyük enerji girişi termoelektrik santrallerin bakımını yapmamıza imkân sağlamıştı. Şu an gerçekleşen şey de aslında tam olarak bu. Dağıtık üretimle gücü artırmamız gerekiyor. Bu aslında programın bir parçası ve sonuçları şimdiden görülmeye başlandı. Teknik olarak dağıtık üretimde bir toparlanma var. Bu sayede Felton Termoelektrik Santrali kullanım dışıyken o anda gece saatlerindeki enerji açığını karşılayabildik.

-Sadece yakıtımız olduğu için değil, aynı zamanda jeneratör gruplarında teknolojik kapasitelere sahip olduğumuz için de...

Kesinlikle. Geçen yılın eylül ve ekim aylarında bir yakıt gemisi gelmişti ama elektrik üretemiyorduk çünkü dağıtık üretim kullanılamıyordu. Ve sonra toparlamaya, iyileştirmeye başladık. Felton devre dışı kaldığı gün 200 MW’lık enerji üretiyordu ve yarım saat içinde, dağıtık üretimle, yakıtı verdiğimizde Küba Petrol Birliği’ndeki (CUPET) yoldaşlarımızın büyük seferberliğiyle 350 MW kullanılabilir kapasiteyi geri kazandık. Yani kaybedilen enerjinin 150 MW fazlasını.

Peki bu nasıl mümkün oldu? Çünkü ulusal elektrik sistemini toparlama programının bir parçası olan dağıtık üretimi geri kazanmış olduk. Bu kapasite, Céspedes Termik Santralleri’nin devreye girmesi ve fotovoltaik güneş parklarıyla birlikte, yaşadığımız 1500 MW’a varan açığı aşmamızı sağlayacak.

Ulusal elektrik sistemini toparlamaya dönük kapsamlı programa Çin’in kararlı katılımıyla beraber dünyadaki diğer dostlarımızın katılımını da görecek miyiz? Güç kapasitesini artırmanın ötesinde Küba’nın altyapısında, özellikle termik santraller alanında daha fazla teknolojik egemenlik kazanma yolunda bir ilerleme var mı? Felton Termik Santrali’nin yıkıcı bir yangınla yok olan 2. ünitesinde neler yapılıyor?

Maden ve Enerji Bakanı ile yapılan röportajın bir sonraki kısmında bu soruların cevaplarını bulacaksınız. 

2025 yılında elektrik üretim tesislerinde neler olacak?

  • Fotovoltaik güneş parklarında 1.200 MW üretim kapasitesi oluşturulacak ve 200 MW enerji depolama sistemi kurulacak.
  • Cienfuegos’daki Carlos Manuel de Céspedes Termoelektrik Santrali’nin 3 ve 4. ünitesinin, Santa Cruz del Norte’deki Ernesto Guevara Termoelektrik Santrali’nin 2. ünitesinin, Santiago de Cuba’daki Antonio Maceo Termoelektrik Santrali’nin 5. ünitesinin bakımları tamamlanacak.
  • Holguín’deki Lidio Ramón Pérez de Felton Termoelektrik Santrali’nin 2022 yılında yok olan ikinci ünitesinin bakımına başlanacak.
  • Matanzas’daki Antonio Guiteras Termoelektrik Santrali’nin tadilatı ve finansmanı garanti altına alınacak.
  • Dağıtık üretimde 850 MW’lık kullanılabilirlik geri kazanılacak: bunun 520 MW’ı dizel yakıtla çalışan motorlardan, 330 MW’ı ise fuel oil ile çalışan motorlardan sağlanacak.
  • Las Tunas’taki Herradura I rüzgar enerjisi santralinin inşasında ilerleme kaydedilecek. Planlanan 33 jeneratörden 22’si kurulmuş durumda.

Yazar: Dilbert Reyes Rodríguez
Yayınlandığı yer: Cubadebate
Yayın tarihi: 25 Mart 2025
Çeviri: İlhan Şendil

DOSYA | Küba Gerçeği yazıları
kuba

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.