Sayfa yolu
Ucuz emek ve emperyal ajanda buluştu: Hak-İş’ten Suriye'yle sömürü iş birliği
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 21.07.2025 , 18:32 Güncelleme Tarihi: 21.07.2025 , 18:33
"Sarı sendika”, işçiden çok işverenin menfaatlerini kollayan, sermaye çevreleriyle iş tutan, işçinin direnmesini, mücadele etmesini engelleyen sendikacılık anlayışını karşılayan bir deyim.
Bu deyimin hakkını veren Hak-İş konfederasyonu ile Suriye İşçi Sendikaları Federasyonu (GFTU) arasında iş birliği protokolü imzalandı. İmza töreninde konuşan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın açıklamaları, hem daha fazla Suriyeli göçmen işçinin ucuz işgücü olarak kullanılmasına zemin hazırlandığını hem de emperyalizmin bölgesel hedefleriyle uyumlu bir hattın izlendiğini ortaya koydu.
Çalışma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan bir protokolle geçici koruma altındaki 1 milyon 575 bin Suriyeli göçmenin çalışma izni almasının kolaylaştırıldığını aktaran Mahmut Arslan, bu protokolün Hak-İş'in katkısıyla hazırlandığını vurguladı. Göçmen işçilere yönelik yeni düzenlemeler için faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Arslan, şu ifadeleri kullandı:
"Özellikle geçici koruma altındaki kardeşlerimizin çalışma izinleriyle çalışmaya başladıkları andan itibaren bazı sosyal yardımların kesilmesi konusunda bir sıkıntı yaşıyoruz. Hem bu sosyal desteklerin sağlanması hem de çalışma izinlerinin verilmesi, oturum haklarının sağlanması Suriyeli kardeşlerimiz için önemli süreçlerdir. Biz bunların muhataplarıyla görüşmeleri devam ettiriyoruz."
Hak-İş, geçtiğimiz günlerde kamu işçilerine yönelik toplu iş sözleşmesi sürecinde izlediği pasif ve uzlaşmacı tutumla bir kez daha "sarı sendika" kimliğini ispatlamıştı. Grev hakkını kullanmak bir yana tabanın taleplerini görmezden gelen konfederasyon, konu patronların çıkarları olunca devreye girmekte gecikmedi.
Suriyeli göçmenlere çalışma izni verilmesi, onların yaşam koşullarını iyileştirmekten ziyade, sermayenin “ucuz, sessiz ve örgütsüz” işgücü talebine yanıt veriyor. Patronların “onlar olmazsa üretim durur” dediği göçmen işçiler fabrikalarda, inşaatlarda, tarımda ve hizmet sektöründe neredeyse tamamen kayıt dışı isthidam ediliyor, kayıtlı işçilerin aldığı ücretin yarısına denk düşen ücretlere çalıştırılıyor.
Mücadeleyi bırakıp patronlara akıl verdiler: 'Suriye'de fabrika açın'
İktidar değişiminin ardından inşaattan enerjiye birçok sektörde çok sayıda patron gözünü Suriye'deki yeni pazara dikmişti. Patronlar için gerekli işgücünü ülkede yeniden tesis etme görevine de Hak-İş talip oldu.
Mahmut Arslan, ülkesine dönmek isteyen Suriyeliler için de "kolaylaştırıcı düzenlemeler" yapıldığını söyleyerek, "Ülkemizdeki Suriyeli kardeşlerimizin haklarının ilerletilmesi, dönüş sürecinde karşılaştıkları zorlukların giderilmesi ve Suriye’ye dönen kardeşlerimizle ilgili yapılması gereken adımlar konusunda da Hak-İş olarak hem inisiyatif almak hem de o konuda da destek sağlamak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye sermayesinden Suriye’ye yatırım yapmasını isteyen Arslan, patronları bu konuda teşvik ettiklerini söyledi.
'Terörsüz Türkiye' söylemiyle ABD çizgisine selam
Hem Türkiye hem Suriye'de milyonlarca emekçiyi "çalışma koşullarını iyileştirme" bahanesiyle daha ucuza çalıştırmanın yollarını arayan Hak-İş, bu hedeflerinin siyasi doğrultusunu da açıkça ilan etti.
Yeni "çözüm süreci"nin Suriye ve Irak'ı da kapsadığını söyleyen Mahmut Arslan, aktörleri "daha ileri adımlar atmaya" çağırarak, ABD merkezli dönüşüm projesini desteklediklerini şu sözlerle göstermiş oldu:
"Özellikle Süveyda’da, daha önce Golan Tepeleri’nde yapılan işgaller. Buna izin verilmeyecektir. Suriye’ye yönelik herhangi bir şekilde işgal girişimine karşı da Suriye’nin bütünlüğünü savunmaktadır. Bu noktada değerli dostum, kardeşimle birlikte kuzeydoğu Suriye’deki gelişmeleri de yakından takip etmekteyiz. YPG’nin Ahmed Şara ile yapmış olduğu anlaşmaya uymasını istiyoruz. Bu anlaşmalarda Suriye’yi bir bütün olarak kabul ettiklerini ve merkezi hükümete bağlılıklarını ifade etmişlerdi. Ama hâlâ bu konuda ileri adımları atmadılar. Türkiye’deki 'Terörsüz Türkiye' projesi aynı zamanda Suriye’yi de kapsamakta, Irak’ı da kapsamakta. Kuzey Suriye’de olup bitenlerin de barışçıl yollarla çözülmesini destekliyoruz ama bu ayak sürümeler, bu geciktirmeler bazı başka hesapların olduğunu da gösteriyor."
| Suriye'de enerji paylaşımı hızlandı: ABD sermayesi akın etti |
|
| 'Sermaye barışı'nın Türkiye sermayesi cephesi |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.