Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Uçum tarih verdi: '2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği büyük ölçüde netleşti'

Adalet Bakanı Gürlek, AKP’nin son dönemde sıkça gündeme getirdiği yeni anayasa tartışmalarına değinerek mevcut anayasanın ülkeye "dar geldiğini" savundu. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum ise seçimlerin 2028 yılının mart veya Nisan ayında yapılacağının büyük ölçüde netleştiğini söyledi, yeni anayasanın referanduma sunulması için 2029 yılına işaret etti.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 15.10.2026 , 19:46

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu tarafından Çankaya Köşkü'nde düzenlenen "Türkiye'nin Yeni Anayasa Gündemi" başlıklı toplantıda, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum açıklamalarda bulundu.

AKP iktidarının son dönemde sık sık gündeme taşıdığı anayasa değişikliği tartışmalarına değinen Adalet Bakanı Akın Gürlek, konuşmasında mevcut anayasanın yetersiz kaldığını öne sürerek, "Bugün gelinen noktada Anayasa ülkemize dar gelmektedir. Türkiye Yüzyılı'nda, Türkiye'nin, askeri müdahale etiketini üzerinden atmış, çağın ihtiyaçlarına cevap veren demokratik yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise yeni anayasa hazırlıklarının takvimine ve genel seçim tarihine ilişkin açıklamalarda bulundu. Mevcut Meclis döneminde sürecin fikri hazırlık aşamasında kalabileceğine işaret ederek asıl adımın 2028 seçimlerinden sonra atılacağını söyleyen Uçum, seçimlerin 2028 yılının mart veya nisan ayında yapılacağının büyük ölçüde netleştiğini ve yeni anayasanın 2029’da referanduma sunulmasının gerçekçi bir hedefe dönüşebileceğini ifade etti.

Gürlek: 1982 Anayasası sürekli sorun üreten bir işlev gördü

Toplantıdaki konuşmasında 1982 Anayasası'nın 12 Eylül 1980 darbesinin ruhunu taşıyan antidemokratik bir metin olduğunu söyleyen Akın Gürlek, bu anayasanın darbenin baskıcı, otoriter ve olağanüstü şartlarında hazırlandığını ifade etti.

Hazırlık sürecine hiçbir siyasi partinin ve toplumsal kesimin katılmasına izin verilmediğini söyleyen Gürlek, şu ifadeleri kullandı:

"Oysa bir anayasanın meşruluğunu, demokratikliğini ve toplum tarafından benimsenmesini sağlayan husus sadece içeriğinin özgürlükçü ve demokratik olması değil, hazırlanma yönteminin de katılımcı, uzlaşmacı ve demokratik olmasıdır. Darbenin üzerinden 46 yıl geçmiş olmasına rağmen, darbe ürünü olan 1982 Anayasası maalesef hala yürürlüktedir. 12 Eylül darbesinin otoriter ve antidemokratik gölgesinden kurtulmak için tamamen milli iradeden doğan, geniş katılımlı, çoğulcu, özgürlükçü, baştan sona milletin temsilcilerinin hazırlayacağı yeni anayasaya ihtiyaç bulunmaktadır."

1982 Anayasası'nın, toplumsal sorunları çözmek yerine sürekli sorun üreten bir işlev gördüğünü savunan Gürlek, metnin yürürlüğe girdiği günden bu yana tartışıldığını ifade etti. Geçen süreçte yapılan değişikliklere dikkat çeken Gürlek, "Anayasa'nın ilk yürürlük tarihinden son değişiklik tarihine kadar yapılan değişiklikler nedeniyle Anayasa'nın sistematiği bozulmuş, birçok hüküm arasında uyum kaybolmuş ve Anayasa adeta yamalı bohçaya dönmüştür. Öte yandan bilim ve teknolojinin yanı sıra siyasi ve sosyal yapılarda da köklü değişikliklerin yaşandığı bir dönemden geçmekteyiz" diye konuştu.

'Çağımızın tüm hastalıklarına karşı en önemli aşı' iddiası

Yeni anayasa için yükselen talep ve beklentilerin herkes tarafından bilindiğini ve siyasi partilerin yanı sıra yurttaşların da bu yönde düşündüğünü iddia eden Gürlek, hedeflerini şu sözlerle savundu:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi Türkiye Yüzyılı hedefimizin unsurlarından biri olan yeni anayasayı milletimize kazandırana kadar çalışmayı, gayret etmeyi, mücadele etmeyi asla bırakmayacağız. Ülkemizi yeni, sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasaya kavuşturacağız. Yeni anayasa bir daha hiç kimsenin başörtüsü zulmü gibi çağ dışı uygulamalara, zorbalık ve baskılara tevessül etmesine dahi izin vermeyecektir. Irk, din, mezhep, dil, renk, kültür farkı gözetmeksizin herkesi kuşatan, insan onuru ortak temelinde buluşturan, kucaklayıcı, bütünleştirici, çeşitlilikte birliği savunan, herkesin birinci sınıf vatandaş olduğu yapıda olacaktır."

Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Gürlek, "Bu müstesna devletin ve bu aziz milletin bütünsel yapısının çağımızın tüm hastalıklarına karşı en önemli aşısının varlığı yeni bir anayasanın kalıcı şekilde bu vücuda enjekte edilmesinden geçmektedir. Bu sebeple her kesimin yeni anayasa ihtiyacını önceleyip bu konudaki katkılarını kesintisiz talep etmesi gerekmektedir. Milletimize borcumuz olan daha demokratik, daha insancıl ve daha huzurlu yarınları taahhüt altına alan milli bir anayasal mutabakat sözleşmesini ortaya koymamız şarttır" diye konuştu.

Mehmet Uçum: Yeni anayasa tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluk

Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum ise yeni anayasanın Türkiye'nin her zaman olağan gündemi olduğunu savundu. 

"Türkiye Yüzyılı" vizyonunun en büyük hedeflerinden birinin yeni bir anayasa olduğunu belirten Uçum, "Zaman zaman yeni anayasanın bir ihtiyaç olup olmadığı gündeme getiriliyor. Vurgulamak isterim ki yeni anayasa aktüel siyasetin ötesinde Türkiye'nin nesnel ihtiyacıdır. Yeni anayasa kimsenin şahsi konusu değil, hepimizin milli meselesidir" iddiasında bulundu.

Yapılan değişikliklere rağmen mevcut metnin "vesayetçi darbe zihniyetini" taşımaya devam ettiğini söyleyen Uçum, sözlerine şöyle devam etti:

"Hem darbe ürünü olup hem de bu kadar çok değişikliğe uğrayıp bütün iç tutarlığını, dil ve terim uyumunu yitirmiş yamalı bohçadan beter bir Anayasa'yla yaşamak Türkiye Yüzyılı'na yakışmıyor. Milli ve yerli potansiyelimiz ile tarihsel birikimimiz en büyük gücümüzdür. Tüm değişikliklere ve iyileştirme çabalarımıza rağmen vesayetçi kimliğini terk edemeyen, ihtiyaçlara tam manasıyla cevap veremeyen mevcut Anayasa miadını çoktan doldurdu. Dolayısıyla, ülkemiz için yeni anayasa tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur."

Uçum'dan seçim ve referandum takvimi: 2028'e işaret etti

Yeni anayasa yapma yetkisinin temsili kurucu irade olan TBMM'ye ait olduğunu belirten Uçum, "Vurgulanmalıdır ki TBMM, her döneminde bu konuyu ele almaya muktedirdir. Bununla birlikte, yeni anayasa yapma hakkı aslen halka ait olduğu için Meclis'in halkın verdiği görev gereği yapacağı yeni anayasayı halkın onayına sunması da yeni anayasanın meşruiyeti açısından zorunludur" ifadelerini kullandı.

"Bugün artık geldiğimiz noktada dönem artık Türkiye Yüzyılı'dır, vakit artık yeni anayasa vaktidir" diyen Uçum, süreç ve seçim takvimine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"TBMM'nin 28. döneminin kalan süresinde yeni anayasanın yapılma ihtimali de Meclis'imizin değerlendireceği bir husustur. Bu ihtimal asla dışlanamaz ancak bu dönemde konu muhtemelen yeni anayasanın temel yaklaşımları hususunda bir fikri olgunluk oluşturma seviyesinde kalabilir. Bu dahi önemli bir ilerleme olur. Bununla birlikte 2028 seçimlerinden sonra, yani Meclis'in 29. döneminde yeni anayasanın en geniş mutabakatla kabul edilip halkın onayına sunulması artık kaçınılmaz bir adım olarak ifade edilebilir. Tabii ki nihai karar, demokratik siyasi liderliğin ve Meclis'imizindir."

Uçum ayrıca konuşmasında, yeni anayasanın "2023 ruhuna sahip, 2053 ve 2071 vizyonlarına uygun olarak" daha geniş güvenceler sağlayan milli bir perspektifle hazırlanacağını savundu.

'2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği netleşti, 2029’da halkoyuna sunulabilir'

Yeni anayasa meselesinin "jenerik tartışma alanı" olmaktan çıkıp daha somut konuların tartışıldığı bir zemine oturacağını ileri süren Uçum, 28. dönemin kalan süresinde fikri olgunlaşma sürecinin yaşanabileceğini öngördüklerini söyledi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un 28. dönemde istenirse yeni anayasanın yapılabileceği yönündeki yaklaşımına da değinen Uçum, bunun tamamen Meclis'in takdirinde olduğunu ve yeni anayasayı yapma kararlılığı ortaya çıkarsa bu seçeneğin dışlanamayacağını ifade etti.

Konuya ilişkin farklı bir değerlendirme yapmanın da mümkün olduğunu belirten Uçum, seçim tarihine ve referandum takvimine dair açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

"Şimdi seçimlere yaklaşık 18 ay civarında kaldı. Yani 2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği artık büyük ölçüde netleşmiş durumda. Bu 18 ay içerisinde partiler bir mutabakat sağlayıp Cumhurbaşkanımızın dediği 'Büyük Türkiye Mutabakatı' çerçevesinde hareket edip bir yeni anayasa çalışması yapabilirler mi? Tabii ki yapabilirler. Ancak baktığımızda bu sürenin daha çok yeni anayasanın hangi parametrelerle, ilkelerle, temellerle ve sütunlarla ele alınması gerektiğine ilişkin fikri çalışmanın öne çıkacağı belki bir teklif taslağının ortaya çıkmayacağı ama yeni anayasayla ilişkin geniş bir fikri müktesebatın daha somut olarak oluşabileceği bir süreç yaşanabilir. 2028’de yapılacak seçimden sonra da 2029’da yeni anayasanın artık yüksek bir mutabakatla yapılıp halkoyuna sunulması artık son derece gerçekçi bir hedefe dönüşebilir."


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.