Sayfa yolu
Üç Ahmet tek rota
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Serbest Kürsü
Yayın Tarihi: 19.11.2023 , 08:18 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Haziran 2023’te Aladağlar’da bir tırmanış sırasında yaşamını yitiren Ahmet Nişanot’un ardından üç dostunun soL’a ilettiği mektubu paylaşıyoruz.
* * *
2018 baharı... Ülke genel seçime gidiyor. Bir oldu bittiyle Partimizin seçime girmesi engellenmiş. Ahmet, Partinin seçime girmesinin engellendiğini öğrenir öğrenmez arıyor, çok öfkeli. Diyor ki, "Bunlar bizi ne sanıyor? Madem öyle bağımsız aday çıkaralım, Bursa’dan da çıkaralım!”
Aklı ve kalbi Partisiyle aynı çalışıyor. TKP o yıl bağımsız adaylarla seçime giriyor.
Tam da bu süreçte, uzun süredir Partiyi takip eden bir dostumuz üyelik başvurusunda bulunuyor. El ele tutuşmaktan, omuz omuza durmaktan gurur duyulası bir kadın… Üyeliğini izleyen gün elinde bir saksı çiçeğiyle Parti binasına geliyor. Bulunduğu yeri güzelleştirmek istiyor. Ahmet çiçeğe bakıp yoldaşımıza dönüyor, “Bu epey su ister, suyunu vermek için her gün gelmen lazım” diyor. Bir süre sessizlik sonra hep bir ağızdan kahkahalar... Ahmet, herkesin, hep en sevdiğinin yakınında olmasını istiyor. Ahmet en çok Partisini seviyor.
Çok yüksek yaşadı Ahmet, azı komünistlikten saymazdı. Bu irtifa onu zaman zaman anlaşılması güç biri kıldı, komünistler için beklenmedik şey değil. En yüksek duygusu da öfkeydi, kederi depresif-pasif bulurdu. Umutlu, kavgacı ve kavgalıydı.
Umutlu bir ruh, kavgacı bir karakter ve halka zulmedenlere karşı mücadeleye adanmış genç bir ömür Ahmet…
Ahmet’le tanışmak çok geç, veda çok erken oldu.
Tıpkı Ahmet gibi…
Akranlarından çok yaşamış, onlardan erken veda etmiş oldu Ahmet.
Hande
En son vermek isteyeceğim haberlerden birini verdim o sabah Partiye. Dostunun, yoldaşının hayatını kaybettiğini Partiye hangimiz haber vermek ister?..
Dostum ve yoldaşım...
İkisinin tek insanda, tek bir bedende buluştuğu insanlardandı Ahmet. İnsan denilen canlının, farklı varyasyonlarıyla yaşıyoruz. Kimisi bize iyi geliyor, kimisi de kötü gelmekten de öte canımızı sıkan, ruhumuzu daraltan, hayatımızı zorlaştıran işler başarabiliyor. Ahmet bize hep iyi gelenlerdendi, Ahmet’i ansızın hatırladıkça hâlâ iyi geliyor.
Sadece bize değil, kendini tanıtabildiği, temas edebildiği çok insana iyi geldiğine emindim ama bunu Ahmet'in cenazesinde görmek hiç istemezdim. Tabutun başındaki insanların büyük çoğunluğu iyi Ahmet'i, ''insan'' Ahmet'i uğurladılar. Biz ise üç Ahmet'i birden uğurladık.
İnsandı, dağcıydı, yoldaşımızdı.
İnsan Ahmet'i anlatması kolay değil. Yılların dostluğunu, yoldaşlığını, her hafta araştığın insanı hangimiz kaç kelime ile anlatabiliriz. Anlatamayız. Tarif edebilme becerilerimiz, kalemimi oynatabildiğim kadar eksik olur, oynatamadığım kadardan fazlasını barındırdığına emin olun diyebilirim. Biraz tarif denesem, sanırım bir kelime kullanırdım onun için, ondan en çok duyduğum kelime: N'abıyon? Kurduğumuz bağın kelimesi komik gelebilir tanımayanlar için, tanıyanlar ise okudukları anda kulaklarında o sesi hatırlayacaktır. Ahmet'in yedi harfli üç heceli bu kelimeye kırk elli yıllıkmışçasına samimiyet sığıdırabildiğini hatırlayacaklardır. Hatırlayacaklardır yan yanayken ya da telefonda ''Dostum görüşürüz'' diye vedalaştıklarını. Hatırlayacaklardır içten kahkahasını, esirgemediği laflarını, öfkesindeki kararlı heyecanını.
Dağcılar dağların pusulasıdır: Uğur Uluocak, Ahmet'ten tanıdığım Efe Sarp ve Ahmet. Dağlara ve onlara hiç kızgın değilim. Yaşasalar yine âşık oldukları iki şeyin peşinden koşmak isteyeceklerine de eminim: biri dağlar, biri de sosyalizm. Bizim taraftan bakınca tehlike, onlar için ise yaşam. Sosyalizm de dağlar da kararlılıktı Ahmet'e bakınca. Sosyalizm öfkesini besledi, dağlar ise sakinleştirdi. Denge önemliydi, o kendi dengesini bu ikisinde buldu. İyi ki ikisinden de vazgeçmedi.
Ahmet, otuz beş yıllık ömrüne insanlığı, dağcılığı ve mücadeleyi sığdırmış bir dost, bir pusula...
Olgaç
Dört ay oldu Ahmet’i kaybedeli. Yokluğuna alışmak çok zor. Biz tanışalı beş sene olmuş ama on senelik anı biriktirmişizdir. Dağda kurulan dostluklar bir başkadır çünkü.. Otuz beş yaşındaydı Ahmet, daha çok gençti. Ama o genç ömrüne o kadar çok insan sığdırmıştır ki… Sevdikleri için emek verir ve onlara yardımcı olmak için çabalardı. Çok fazla insanın hayatına dokunmuştur. Ben de onlardan biriyim.
Dağcılık zor bir spor. Ancak değinmek istediğim zorluk fiziksel koşullardan bağımsız bir zorluk. Kendinizi geliştirmek için düzenli antrenman yapmalı ve dağa gitmelisiniz. Dağa gidebilmek, gelişmek için de bir ekibe, partnere ihtiyacınız var. Birlikte hedefler koymadıkça, deneyimlerinizi paylaşmadıkça, birbirinizi besleyip birbirinize destek olmadıkça gelişmeniz çok zor. Birçok nedenden dolayı Türkiye’de yeteri kadar popüler olmayan bu sporu yapmaya çalışırken sizinle aynı anlayışa, değerlere sahip bir partner bulmak ya da böyle bir ekibe dahil olmak hayli zor. Genel olarak sporda bireysel menfaat ön plana çıkınca kimse bir başkası için çaba göstermiyor.
Ahmet bencillikten nefret ederdi. O örgütlü bir komünistti ve sporun toplumsal bir olgu olduğunu ancak emekle gelişeceğini asla unutmadı. Etrafındaki tüm dağcılarla hep dayanışma içindeydi. Gençleri, dağcılığa yeni başlayanları dağa götürmeyen, onlara eğitim vermeyen ve üretmeyen bencil dağcılara hep söylenirdi. Hep söylenirdi Ahmet ama söylendiğinin on katı kadar da çalışırdı, sorumluluk almaktan asla kaçınmazdı. Genç yaşında bir dağcılık kulübü kurdu, eğitim faaliyetleri düzenledi, dağa gitmek isteyen insanlara elinden geldiği kadar yardımcı oldu, malzemelerini paylaştı. Dağcılık etiği üzerine de kafa yorardı, okurdu. Kendisini hep geliştirdi.
Yaptığı her işi özenle yapan, yaşamayı ciddiye alan iyi bir insandı Ahmet. Herhangi birini delirtebilecek ama benim çok sevdiğim takıntı seviyesinde bir düzeni, disiplini vardı. İşini asla şansa bırakmazdı, tüm faaliyeti en ince ayrıntısına kadar planlardı. Ahmet yaşamayı çok ciddiye alan bir insandı, hep dikkatliydi. Başına gelen şey maalesef bir kazaydı, çok talihsiz bir kaza.
Seninle dağlar başka güzel, sofralar başka keyifliydi. Seni çok özleyeceğiz yoldaşım.
Fidan
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.