Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Türkiye’nin dış politikası patronlara da yarıyor

'AKP iktidarı, kendisine yakın sermaye gruplarını ihya etmek için uluslararası ilişkileri de bir kaynak dağıtma biçimi olarak kullanıyor.'

Murat Akad

Yayın Tarihi: 19.08.2023 , 18:11 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

AKP’nin uzun bir süredir sürdürdüğü dış politika, Türkiye’nin uluslararası düzlemde daha aktif olmasını ve “oyuna daha fazla dahil olmasını” beraberinde getirdi. Kapitalizmin hüküm sürdüğü dünyada başka ülkelere açılım yapmak, tanım gereği sermayenin de o ülkelere giriş yapması anlamına geliyor. AKP’nin ilk kez iktidara gelişinden bu yana Türk sermayesinin yurtdışı yatırımlarında büyük bir artış meydana geldi. Örneğin 2003 yılında Türkiye’den Afrika kıtasına doğrudan yatırım 100 milyon ABD doları düzeyindeyken, bu rakam 2021’de 6,5 milyar dolar düzeyine ulaştı.1 

AKP hükümetinin başka ülkelere yönelik yatırımları yaparken benimsediği yol, genellikle devlete ait kurumları oyuna dahil etmemeyi, bu yatırımları özel şirketlerin üstlenmesini beraberinde getiriyor. Bu durum bir yanıyla, Türkiye’de devlet kurumlarının zayıflatılmasının ve özel sermayenin devlet eliyle palazlandırılmasının bir yansımasını oluşturuyor. 

Özellikle cumhurbaşkanlığı düzeyinde yapılan dış gezilere katılan heyetler, çok sayıda holding patronunu da içeriyor. Bu gezilerde sıklıkla patronların ticari ilişkiler geliştirmesini ve anlaşmalar yapmasını sağlamak amacıyla toplantılar düzenleniyor. Ortaya çıkan olanaklardan en fazla yararlananların, yandaş şirketler olarak bilinenler olması şaşırtıcı değil.

Türkiye kökenli özel sermayenin uluslararası ilişkilerde nasıl bir rol üstlendiği, AKP döneminde ülkenin en büyük sermayedarlarından biri haline gelen Mehmet Cengiz’in kısa bir süre önce Özbekistan’a yaptığı ziyaretle görüldü. Özbekistan devlet başkanı Şevket Mirziyoyev’in bir devlet başkanına uygun protokolle ağırladığı Cengiz, Mirziyoyev’e toplam değeri 5,2 milyar doları aşan üç proje sundu. Mirziyoyev, daha önce de bu ülkede büyük yatırımlar yapan Cengiz’in bu önerilerini derhal uygulanacak şekilde kabul etti. 

Devlete ait şirketler bir yatırıma dahil olsa bile, bu şirketler genellikle bir özel şirketle birlikte projelere dahil oluyor. Yine kısa bir süre önce yaşanan örnekte, devlete ait bir savunma sanayisi şirketi olan ASFAT, özel inşaat şirketi YDA Group ile birlikte Kazakistan’ın Hazar Denizi kıyısında yapmayı öngördüğü askeri liman projesini üstlendi. Projeye Kazakistan devlet şirketi Uralsk Plan “Zenit” JSC de dahil oldu. 

1954’te kurulan YDA çok sayıda kamu binasının yapım ihalesini üstlendi. Ayrıca ulaşım yapıları, hastaneler, AVM’ler, lüks plazalar gibi inşaat projeleri yaptı. Ancak şirketin faaliyet raporunda dikkat çeken bir nokta, yurtdışında, özellikle de Kazakistan’da çok sayıda projeyi üstlenmiş olması. YDA Group'un ismi son olarak Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra Hatay Defne Hastanesi'ndeki "hayali temel atma töreni" ile gündeme gelmişti. YDA da bir dizi başka şirket gibi AKP döneminde önü açılan şirketlerden bir diğeri. 

Yabancı ülkelerdeki yatırımlarda inşaat projelerinin ağırlığı dikkat çekiyor. Madencilik de bir başka yatırım alanı. 

Son yıllardaki yükselişi dikkat çeken şirketlerden biri de Çorum merkezli Ahlatçı Kuyumculuk. 39 yıl önce küçük bir kuyumcu dükkânı olarak kurulan şirket, özellikle son 5 yılda hızla büyüdü ve Türkiye’nin en büyük 10 şirketi arasına girmeyi başardı. Şirketin bu denli hızlı büyümesini sağlayan şey ise, 2018’den bu yana Venezuela’dan gelen altının, kendi rafinerisinde işlenerek bir bölümünün Venezuela’ya geri gönderilmesi bir bölümününse iç piyasaya sürülmesi. Ahlatçı Kuyumculuk dışında Ahlatçı Metal Rafineri isimli şirket de aynı sürecin sonunda en büyük şirketler listesinde ilk 15’e girmeyi başardı. Bu şirketleri bünyesinde toplayan Ahlatçı Holding, bu ölçekteki büyümesini Adabank’ı satın alarak taçlandırdı. Kısaca özetlediğimiz sürecin başlangıcında, yani 2018’de holdingin sahibi Ahmet Ahlatçı, Tayyip Erdoğan’ın Venezuela’ya yaptığı ziyarette yer almıştı. Buradaki anlaşma ile holdingin önü açılmış oldu ve böylece bir başka şirket daha AKP eliyle büyümeyi başardı.2

2005’ten sonraki ihale süreçlerini ve projeleri inceleyen CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, AKP’ye yakınlığıyla bilinen 11 şirketin, ihale yasasındaki özel uygulamalardan yararlandırılarak “davet edildikleri” ihaleleri aldıklarını belirtmişti.  Söz konusu 11 şirketin, toplam 444 ihaleden yalnızca yüzde 19’unu açık ihaleyle aldığını söyleyen Yavuzyılmaz, belirli isteklilerin davet usulü kabul edildiği ve herkesin bulunamadığı ihale oranının yüzde 81 olduğunu, istisna olması gereken bir usulün genel olarak uygulandığını ve devasa bir kamu zararı oluştuğunu vurgulamıştı. Adı geçen şirketler Limak, Kolin, Cengiz, Kalyon, IC İçtaş, Makyol, Bayburt Grup, YDA, Çelikler, Yapı ve Yapı İnşaat, Rönesans’tı. 

Limak Holding’e bağlı Limak İnşaat’ın faaliyetlerinin yüzde 70’inden fazlası uluslararası nitelik taşıyor ve bu projeler 14 ülkede yürütülüyor. Havalimanları dahil ulaşım projeleri gibi büyük projeler yapan şirket en çok Pakistan, Kuveyt ve Rusya’da ihale almış. Şirketin 2015-2020 arasında Rusya’da üstlendiği projelerin toplam parasal büyüklüğü 1,6 milyar doları bulmuştu.  

Kolin’in uluslararası projelerinde Azerbaycan ve Afganistan, IC İçtaş’ın projelerinde Rusya, Makyol’un projelerinde Fas öne çıkıyor.

Limak İnşaat yönetim kurulu başkanı Ebru Özdemir, 3 yıl önce verdiği ve Afrika’nın yeni pazar olacağını vurguladığı bir röportajda, Libya ile ilgili soruya verdiği yanıtta “Müteahhitler en az altyapısı olan yerlerde çok aktif olmak zorunda. Devletimiz de orada çok güçlü, ben yeni imkânlar olacağına inanıyorum. Aynı şekilde Suriye’de öyle, Suriye yeniden yapılanmaya girdiği an, Türk müteahhitler yine bu işi yapmaya aday ve en başarılı şirketler olacaklar” demişti.  Bu ifadeyle, Türkiye’nin müdahil olduğu ülkelerde Türk özel sermayesine nasıl alan açıldığı açık bir şekilde belirtilmiş oluyor. Özdemir aynı röportajda Eximbank’ın rolüne de değinerek Afrika’da Türk müteahhitlerin Eximbank’la ciddi işler yapacağını düşündüğünü vurguluyor. 

Bilindiği gibi bir kamu kuruluşu olan Eximbank, büyük firmaların uluslararası projelerde finansman gereksinimini karşılıyor. Bir diğer deyişle kamudan özel şirketlere kaynak aktarılmış oluyor. 

AKP iktidarı, kendisiyle benzer özellikler taşıyan bazı başka iktidarlar gibi, kendisine yakın sermaye gruplarını ihya etmek için uluslararası ilişkileri de bir kaynak dağıtma biçimi olarak kullanıyor. 

  • 1Fabricius, Peter, “Making Turkey Great Again”, 12.03.2021, https://issafrica.org/iss-today/making-turkey-great-again
  • 2https://www.birgun.net/makale/finans-sermayesine-corum-muhru-459665

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.