Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Türkiye’de dolar kaç lira?

Döviz piyasasında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Dövizde önümüzdeki dönemde kontrolden çıkmış bir yükseliş, yeni bir enflasyon sarmalına yol açarak emekçilerin daha da yoksullaşmasına yol açacak.

ERKAN BİLGİN

Yayın Tarihi: 18.04.2023 , 17:10 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Geçtiğimiz yıl Ağustos ayından bu yana Merkez Bankası dolarda bir artış yaşanmaması için mücadele veriyor. Gerek piyasaya yapılan arka kapı döviz satışları, gerekse bir biri ardına gelen düzenlemeler ile dövize kaçışı engellemeye çalışıyor. Seçim yaklaşırken iktidar, kur kaynaklı yeni ekonomik sorunlar istemiyor. Ancak son günlerde dövizi tutmanın oldukça zorlaştığı da görülüyor. Bankalararası piyasada dolar kuru 19,40 TL düzeyine geldi. Ancak bu kurdan işlem yapmak neredeyse imkânsız. Bireysel müşteriler için zaten Merkez Bankası belli bir marj üzerine konulmasını bir süredir istiyordu. Bu marj giderek açıldı.

En son bugün bazı bankaların internet şubelerinde döviz satış fiyatları 20,25 TL’ye kadar yükseldi. Ancak bu durum bireysel müşterilerin döviz alım satımı ile sınırlı değil. Kurumsal yatırımcılar ve ticari işletmeler de bankalara gittiklerinde istedikleri dövizi ya alamıyorlar ya da 20,00 TL civarı kurlardan sınırlı miktarda alabiliyorlar. Oysa resmi TCMB kuru 19,38 TL düzeyinde hâlâ. 

Döviz talebi Kapalıçarşı’ya yöneliyor

Merkez Bankası uyguladığı düşük faiz politikasının dövize kaçışa dönüşmesini engellemek için geçtiğimiz yıl makroihtiyati tedbirler adı altında döviz alımını zorlaştıracak, TL likiditesini kısıcı birtakım tedbirler uygulamaya başlamıştı. Ağustos ayından itibaren de kurun faiz getirisinin bile altında neredeyse sabit seyretmesini başarmıştı. Bu sayede enflasyonun kontrol altında olduğu izlenimi verilecek, son iki yılda yaşanan hızlı yoksullaşmanın etkilerinin azaltılması, en azından seçimlere kadar bir ekonomik toparlanma hissi yaratılmaya çalışılacaktı. 

Ancak 2023 yılının girmesi ve yaklaşan seçimlerle birlikte dövizi sabit tutmak imkansızlaştı. Önceleri aylık bazda neredeyse sabit olan dövizin artış hızı aylık yüzde 2’nin üzerine çıktı. Reel döviz talebinin yanında, bu gidişin sürdürülemez olduğu, seçim sonrası her koşulda dövizin yükseleceği beklentisi de yatırımcıların spekülatif döviz talebinde bulunmasına yol açıyor. Ancak bankalar talep edenlere istedikleri kadar döviz satmadığından bankacılık sistemi dışına çıkan talep Kapalıçarşı’ya yöneliyor. Bu talep de Kapalıçarşı diye adlandırılan tezgahüstü döviz piyasasında bankalararası piyasadan farklı fiyatlar oluşmasına neden oluyor. 

Örneğin bugün itibariyle bankalararası piyasada döviz kuru 19,40 TL olarak görünüyor. Ancak elindeki dövizi satmak isteyen bir kişi Kapalıçarşı piyasasında 20,00 TL civarına alıcı bulabilirken, dolar almak istediğinde kur 20,20 TL seviyesine ulaşıyor. Merkez Bankası’nın uyguladığı politikaların sonucu olarak ortaya çıkan bu ikili kur sisteminin (resmi kur ve serbest piyasa) ise birçok yan etkisi olacak. Yatırımcıların yavaş yavaş sistem dışına çıkması, farklı yatırım alternatiflerini aynı anda değerlendirebilecek yatırımcıların bu durumdan fayda sağlaması, Kur Korumalı Mevduat (KKM) gibi enstrümanlara giriş ya da çıkış tercihlerinin değişmesi gibi yan etkiler olacaktır.  Resmi kur ile döviz satmak zorunda olan ihracatçı patronların da bu durumdan şikâyet ettiğini görebiliriz yakın zamanda. İhracatçıların Merkez Bankası’na satmak zorunda oldukları dövizler için piyasa kurunun yüzde 2 üzerinde döviz satma imkânı getirilmişti. Ancak aynı gün içerisinde şu anda yüzde 3’lere veren fark oluşmakta. 

Cari açık büyüyor

Döviz talebinin reel kaynağında cari açık bulunuyor. Geçtiğimiz hafta açıklanan Şubat ayı Ödemeler Dengesi verilerine göre cari açık Şubat ayında 8,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu değer Ocak ayındaki 10 milyar dolar olan tarihi rekorun ardından en yüksek üçüncü aylık veri. 12 aylık birikimli cari açık da böylece 55 milyar dolara ulaştı. Geçmiş yıllarda olan AKP’nin alıştığı ve sevdiği yabancı yatırımcı akışı da uzun zamandır görünmediğinden dış borçlanmanın dışında tek finansman kaynağı yabancılara ev satışı olarak görünüyor. 12 aylık doğrudan yabancı yatırım 8,3 milyar dolar olurken bunun 6,5 milyar doları yabacılara ev satışından geliyor. Bunun dışında finansman tarafında Net Hata Noksan kalemi dışında anlamlı bir döviz girişi bulunmuyor.  Şubat ayı cari açığı Merkez Bankası’nın 4,7 milyar dolar rezerv kaybı ile sonuçlanmış. 

Seçim sonrası yüksek döviz-enflasyon sarmalı ihtimali

Yatırımcıların döviz talebini Döviz Tevdiat Hesapları (DTH) ve KKM ile izleyebiliyoruz. En son geçen hafta yayınlanan ve 7 Nisan ile biten hafta verilerine göre DTH ve KKM’nin bir haftadaki artışı 7 milyar dolar olmuş. Geçtiğimiz yıl sonuna doğru 75 milyar dolar seviyesinde tavan yapan ve o civarda seyreden KKM, bu yıl başından itibaren yeniden yükselmeye başlayarak 90 milyar doları geçti. Yılbaşından bu yana DTH’lar ise yatırımcıların döviz taleplerinin azalmasından ziyade bankaların döviz hesapları yüzünden cezalandırılması ve yatırımcıların döviz fon, altın gibi diğer döviz cinsi enstrümanlara yönelmesinden kaynaklanıyor. 

Dövizde önümüzdeki dönemde kontrolden çıkmış bir yükseliş, yeni bir enflasyon sarmalına yol açarak emekçilerin daha da yoksullaşmasına yol açacak. Seçim sonrası sonuç ne olursa olsun, yeni ekonomi yönetiminin faizleri artırarak kuru belli bir seviyede tutmasının önünde ise hane halkının ve şirketlerin yüksek borçluluğu nedeni ile ortaya çıkacak ekonomik durgunluk ve faiz yükü riski bulunuyor. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.