Sayfa yolu
Türkiye-Yunanistan hattında 'deniz parkı' gerilimi: Ege'de 'sakin sular' dönemi sona mı eriyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 26.08.2026 , 15:40 Güncelleme Tarihi: 26.08.2026 , 16:10
Türkiye ile Yunanistan arasında 2023'ün sonundan bu yana sürdürülen "sakin sular" politikası, Ege ve Doğu Akdeniz'deki yeni karşılıklı hamlelerle yeniden sınanıyor.
Türkiye'nin 15 Ağustos'ta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle Kuzeydoğu Ege ve Doğu Akdeniz'de iki "milli deniz parkı" oluşturması, Atina'nın tepkisine neden oldu.
Fransız Le Monde gazetesi, gelişmeleri yaklaşık üç yıllık görece yumuşama döneminin ardından iki ülke arasındaki temel anlaşmazlıkların yeniden su yüzüne çıkması olarak değerlendirdi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin ilan ettiği alanların Türkiye karasularının dışına taştığını savundu.
Atina yönetimi, parkların bazı bölümlerinin açık denizde, bazılarının ise Yunanistan'ın kıta sahanlığı olarak kabul ettiği alanlarda bulunduğunu belirterek kararın "uluslararası hukuk açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmadığını" öne sürdü.
Yunanistan açıklamasında Ankara'nın girişiminin iki ülke arasındaki karşılıklı anlayışın korunmasına yönelik çabaları "ciddi biçimde baltaladığı" ifade edildi.
Deniz parkları karşılıklı egemenlik hamlesine dönüştü
Tartışmanın geçmişi ise Türkiye'nin son kararından önceye uzanıyor.
Yunanistan Temmuz 2025'te biri İyon Denizi'nde, diğeri Ege'de olmak üzere iki deniz parkı ilan etmişti.
Ankara o dönemde Yunanistan'ın Ege'deki park planına tepki göstermiş, uluslararası antlaşmalarla egemenliği Yunanistan'a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkları da kapsayabilecek tek taraflı uygulamaların Türkiye açısından hukuki sonuç doğurmayacağını bildirmişti.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ayrıca Ege gibi yarı kapalı denizlerde çevrenin korunmasına ilişkin girişimlerin kıyıdaş ülkeler arasında işbirliğiyle yürütülmesi gerektiğini savunmuştu.
Le Monde'a konuşan eski Türk amirali Cihat Yaycı da Türkiye'nin yeni deniz parklarını Yunanistan'ın 2025'teki kararına doğrudan yanıt olarak değerlendirdi.
'Mavi Vatan' tartışması yeniden gündemde
İki ülke arasındaki anlaşmazlık yalnızca parkların sınırlarından kaynaklanmıyor.
Ege'deki karasularının genişliği, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge, hava sahası, adaların silahlandırılması ve bazı ada ile kayalıkların statüsü uzun yıllardır Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki başlıca gerilim alanlarını oluşturuyor.
Ankara'nın önümüzdeki sonbaharda deniz yetki alanlarına ilişkin yeni bir yasal düzenlemeyi de gündeme getirebileceği konuşuluyor. Yunanistan'daki kimi çevreler düzenlemeyi "Mavi Vatan yasası" olarak nitelendiriyor.
Ankara ise Yunanistan'ın Ege'deki adaların deniz yetki alanları üzerinden Türkiye'nin açık denizlere erişimini sınırlandıran "maksimalist" taleplerde bulunduğunu savunuyor.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de daha önce Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'de sorunların diyalog yoluyla çözümünden yana olduğunu belirtirken, "oldubitti oluşturmayı amaçlayan maksimalist girişimlere" kayıtsız kalınmayacağını söylemişti.
Atina'nın İsrail'le askeri yakınlaşması
Ege'deki gerilimin bir başka boyutunu ise Yunanistan'ın son yıllarda hızlandırdığı silahlanma programı ve özellikle İsrail'le geliştirdiği askeri ilişkiler oluşturuyor.
Yunanistan Savunma Konseyi temmuz ayında İsrail'den yaklaşık 3 milyar avro değerinde entegre hava savunma sistemi satın alınmasını onayladı.
İsrail yapımı sistemlerin tercih edilmesi, iki ülke arasında yaklaşık 15 yıldır gelişen askeri yakınlaşmanın yeni aşamalarından biri.
Yunanistan ile İsrail'in 2026 yılı içerisinde yaklaşık 55 ortak askeri tatbikat yapmasının planlandığı, İsrail'in Kalamata'da Yunan savaş pilotlarının eğitiminde rol aldığı ve iki ülkenin ortak savunma sanayii projeleri geliştirdiği belirtiliyor.
Atina ayrıca nisan ayında İsrailli Elbit Systems tarafından üretilen PULS hassas roket sistemleri için yaklaşık 656 milyon avroluk anlaşma imzalamıştı.
Sistemlerin bir bölümünün Ege'deki Yunan adalarına konuşlandırılması planlanıyor.
Bu durum Ankara açısından ayrıca hassasiyet taşıyor. Türkiye, bazı Doğu Ege adalarının uluslararası anlaşmalar uyarınca gayri askeri statüde olduğunu ve Yunanistan'ın bu adaları silahlandırmasının anlaşmalara aykırı olduğunu savunuyor.
Atina ise Türkiye'den kaynaklandığını öne sürdüğü güvenlik tehdidini gerekçe göstererek adaların savunulmasının meşru olduğunu ileri sürüyor.
Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs arasında enerji tesisleri gibi "kritik altyapıları" korumak amacıyla ortak bir hızlı müdahale mekanizması kurulması da gündemde.
Türkiye-İsrail gerilimi de denklemin parçası
Yunanistan-İsrail yakınlaşması, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin son yıllarda hızla kötüleştiği bir döneme denk geliyor.
Gazze savaşıyla birlikte başlayan diplomatik gerilim, Suriye'deki nüfuz mücadelesiyle askeri-stratejik bir rekabete de dönüşmüş durumda.
İsrail yönetimi Türkiye'nin Suriye'deki HTŞ yönetimiyle geliştirdiği askeri işbirliğini kendi güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirirken Ankara İsrail'in Suriye'deki saldırılarını ve bölgesel politikasını "yayılmacı" olarak nitelendiriyor.
Son olarak İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssünü vurmasının ardından iki ülke arasındaki gerilim daha da yükseldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Türkiye'nin Suriye'de askeri olarak daha fazla yerleşmesine izin vermeyeceklerini söylerken Ankara söz konusu üste Türk askeri bulunmadığını açıkladı.
Yeni sınav: Yunanistan-Kıbrıs elektrik kablosu
Önümüzdeki dönemde iki ülkeyi karşı karşıya getirebilecek bir başka proje ise Yunanistan ile Kıbrıs arasında yapılması planlanan denizaltı elektrik kablosu.
"Büyük Deniz Elektrik Bağlantısı" olarak bilinen hatla Kıbrıs'ın Yunanistan üzerinden Avrupa elektrik sistemine bağlanması, ilerleyen aşamada hattın İsrail'e uzatılması planlanıyor.
Fransız yatırım şirketi Meridiam'ın 5 Ağustos'ta projede çoğunluk hissedarı olacağını açıklamasının ardından deniz tabanı araştırmalarının sonbaharda yeniden başlaması bekleniyor.
Ancak kablonun güzergâhı Ankara ile Atina'nın deniz yetki alanları konusunda karşı karşıya geldiği bölgelerden geçiyor.
Benzer bir gerilim Temmuz 2024'te yaşanmıştı. Kablo projesi için Kerpe Adası yakınlarında araştırma yapan Ievoli Relume adlı geminin bulunduğu bölgeye Türk savaş gemilerinin gönderilmesi üzerine çalışmalar ertelenmişti.
Üç yıllık 'sakin sular' dönemi
Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler 2020-2022 döneminde Doğu Akdeniz'deki enerji aramaları, savaş gemilerinin karşı karşıya gelmesi ve karşılıklı sert açıklamalar nedeniyle son yılların en gergin dönemlerinden birini yaşamıştı.
Şubat 2023'te Türkiye'de meydana gelen depremlerin ardından ilişkilerde başlayan yumuşama aynı yıl siyasi diyaloğa dönüştü.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Aralık 2023'te Atina'da imzaladığı Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi, karşılıklı gerilimin düşürülmesinin simgesi haline geldi.
İki ülke arasında "siyasi diyalog ve güven artırıcı önlemler" yeniden başlatılırken Ege'deki askeri gerilim de belirgin biçimde azaldı.
Ancak temel anlaşmazlıkların hiçbiri çözülmedi.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.