Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Türkiye merkezli ABD teopolitiğinde Trump Doktrini

Bir bütün olarak bölge dinamikleri ile oynamaya kararlı ABD emperyalizminin bölgeye dair yeni teopolitiğinde Türkiye'nin özel bir yer tutacağı netlik kazanmıştır.

Tevfik Taş

Yayın Tarihi: 18.08.2025 , 00:15 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13

Resmi düzeyde ABD'nin Ankara Büyükelçisi olmasına karşın bir bütün olarak Orta Doğu'nun gayrı resmi sömürge valisi gibi hareket eden Tom Barrack, büyük patronu Donald Trump gibi her ağzını açtığında züccaciyeci dükkanındaki fil gibi yıkıp dağıtma devam ediyor. Barrack'ın açıklamaları ve hamleleri ile Orta Doğu ve bir bütün olarak bölgemizin emperyalist yeni şekillendirilmesinde din kurşununun da namluya sürülmeye heves edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Sömürge valisi olmanın kibirli dobralığı ile çakma diplomat olmanın patavatsızlığı arasında gidip gelen Tom Barrack, "Bugün Ekümenik Patrik I. Bartholomeos ile bir araya gelmekten onur duydum. Trump ile görüşmek üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne yapacağı seyahati ve Türkiye, Suriye ve bölge genelinde geniş kapsamlı bir ekümenik diyaloğu destekleme konusundaki kararlılığını konuştuk; ne kadar büyük ve bilge bir lider" sözleriyle hazırlanmakta olan planı dillendirmiş oldu.

Fener Rum Ortodoks Patriği I. Bartholomeos, 2019'da anayasayı ve Lozan hükümlerini hiçe sayarak ''ekümenik'' sıfatıyla Ukrayna Ortodoks Kilisesi'ne otosefal (kendi kendini yönetme hakkı) tanıdı. Bu gelişmeler sonrasında Fener Rum Ortodoks Kilisesi Patriği Bartholomeos'tan güç alan Ukrayna rejimi, Moskova Patrikhanesi'nin Ukrayna bölümünü tamamen yasaklama kararı aldı. ''Ekümenik Patrik'' ifadesinin Lozan Antlaşması kaynaklı anayasaya aykırılığı açık olmasına karşın Dışişleri Bakanlığı'ndan herhangi bir tepki gelmedi. Bartholomeos, İsviçre'nin ev sahipliğinde 15 - 16 Haziran 2024'de düzenlenen Ukrayna Barış Zirvesi'ne Türk Dışişleri Heyeti'nden ayrı olarak ''ekümenik'' unvanıyla katılıp bildiriye imza atmıştı. Dışişleri Bakanlığı'nın tepki göstermemesi kamuoyunda kınanınca, durumu savuşturma babında meseleye el atan Dışişleri Bakanlığı'nın uyarısı sonucu, Bartholomeos sözü geçen bildiriden imzasını çekmek zorunda kalmıştı. Zelenskiy, Fener Ortodoks Patriği Bartholomeos'un Moskova'ya karşı Kiev ortodoksuluğuna kıyak geçmesi üzerine kendisi ile 22 Ağustos 2024'de yaptığı telefon görüşmesinde Bartholoemos'a ''ekümenlik patrik'' sıfatıyla hitap ederek bir yanıyla teşekkür etmiş, diğer açıdan da Türkiye'ye dolaylı bir uyarı mesajı göndermişti. Her kukla aktörde olduğu gibi kural bozulmamış, Zelenskiy, kulağına fısıldananı yüksek sesle dile getirmiştir.

Bir siyasal planlamanın nesnesi olarak dinsel farklılıkları kullanıma sokmanın hacimli bir geçmişi var. Yakın dönem itibariyle kuşbakışı bakıldığında antikomünist ''yeşil kuşak'' (Carter Doktrini) ve ardından New York'daki Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan programlı sabotajı (Bush Doktrini) dillendirmek bilinen gerçekleri yinelemektir elbette. Ancak Tom Barrack üzerinden ifade edilen ABD merkezli din siyasetinde kimi yenilikler ile karşılaşılacak gibi görünmektedir. Bir bütün olarak bölge dinamikleri ile oynamaya kararlı ABD emperyalizminin bölgeye dair yeni teopolitiğinde Türkiye'nin özel bir yer tutacağı netlik kazanmıştır. Ancak bu çizginin ayrıntıları için Eylül ayı sonunu beklemek gerekiyor.

15 – 25 Eylül 2025 tarihleri arasında ABD'de de gözlerden kaçmaması gereken bir toplantı düzenlenme kararı alındı. Amerika'da yerleşik Yunan Ortodoks Kilisesi'nin aktif düzenleyicileri arasında yer aldığı bu etkinlik, doğrudan Trump hükümetinin örgütlediği bir iş. Öyle ki, Trump'ın doğrudan davet ettiği Fener Rum Ortodoks Patriği I. Bartholomeos ile 16 Eylül'de buluşulacak. Tom Barrack'ın ''büyük ve bilge lider'' diye nitelendirdiği I. Bartholomeus'un diplomatik krize yola açması gereken ''ekümenik patrik'' sıfatı ile karşılanıp karşılanmayacağı kesin olarak açığa çıkmasa da ABD siyaseti nezdinde son derece önemli bir dini aktör olarak görüldüğü kuşku götürmez. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her vesilede ''dostum Trump'' diye niteleyip, Trump'dan randevu beklediği bir süreçte Fatih Kaymakamlığına bağlı Fener Rum Ortodoks Patrikliği'nin temsilcisine özel davetiye göndermesi son derece ilginç olsa gerek...

Fener Rum Ortodoks Kilisesi'nde ABD/İngiltere operasyonu

Soğuk Savaş'ın ilk evresinde Rus Ortodoks Kilisesi'nin Moskova'yı Ortodoksluğun merkez üssü olarak yeniden inşa etme çabasında Vatikan'a karşı koalisyona girdiği Protestanlık ile ilişkilerin kapsadığı alanı genişletiyordu. Dönemin İstanbul Fener Patriği Athenagoras, 1958'de Moskova'da yapılan toplantıyı överek, ''Kilise tarihindeki en önemli toplantılardan biri'' olarak tanımlıyordu. Fener Patriği Athenagoras'ın bu hedefli abartısını belirleyen şey, sözü geçen Ortodoks Konsili'nin ABD açısından yaratabileceği fırsatların antikomünist heyecanıydı. Athenagoras bir ABD/İngiltere operasyonuyla New York Başpiskoposluğundan İstanbul'a "atanmış"tı ve Vatikan ile uyumlu çalışması için sıkı sıkı tembihlenmişti. Rus Ortodoks Kilisesi'nin Yunan eş deyişle Konstantinopel/Fener ayrılmasının 500. Yıldönümü dolayısıyla Moskova'da düzenlenen etkinliklerin Sovyetler Birliği tarafından Soğuk Savaş'ın kendileri üzerindeki kuşatmayı yarma konusunda işlevsel olduğunu düşünerek desteklenmesi ABD'yi endişelendirmişti. İkinci Dünya Savaşı'nda antifaşist tutum alan Rus Patrikliği, Sovyetler Birliği'nin barış siyasetini destekliyordu. Bu amaçla dönemin ABD Başkan'ı Harry Truman süreci baltalamak amacıyla NATO müttefiği Türkiye üzerindeki etkili konumunu kullanarak Fener Patrikliği'ne dönük kapsamlı bir operasyon başlatmıştı.

Kıbrıs'ın İngiliz yarı sömürgesi olmasına karşı muhalif tutumu ile tanınan Fener Patriği V. Maximos (Sinop doğumlu) Soğuk Savaş'ın ABD/İngiliz cephesinde istenmiyordu. Patrik V. Maximos bir ABD/İngiltere operasyonu ile görevden uzaklaştırılarak yerine bir ABD yurttaşı da olan New York Başpiskoposu Athenagoras (Epir doğumlu) getiriliyordu. Patrik olmak için zorunlu olan Türkiye doğumlu olma koşulu kitabına uydurularak Osmanlı coğrafyası üzerinden CIA eliyle bir nüfus kütük bilgisi türetildi. ABD/İngiltere için kullanılışlı Athenagoras, Vatikan ile Fener Patrikliği'nin 'iyi' ilişkiler geliştirme konusunda da son derece isabetle seçilmiş bir 'din adamı'ydı. Soğuk Savaş'ın etkili ikinci Papası VI. Pius'un ABD ile birlikte eşgüdümlü olarak yönettiği antisovyet kuşatmada yine Fener Patriği Athenagoras ile karşılaşıyoruz. ABD sponsorlu Fener Patriği Athenagoras, yalnızca Rus Ortodoks Kilisesi'nin içine dönük operasyonda görev almıyor aynı zamanda Katolik Kilisesi ile de aşırı samimi pozlar veriyordu.

Fener Patriği Athenagoras, NATO'nun ileri karakolu Türkiye'de NATO'nun eksik bıraktığı alanı doldurmak için ABD tarafından gönderilen ruhani ajan gibi çalışarak, hem Ortodoks Kilisesi hem de Katolik Kilisesi ile antikomünist ruhani cepheyi örgütlemeye çalışıyordu. Türk hükümeti ve MİT'in tüm bu işlerden bihaber olduğunu varsaymak ya da dahilinin olmadığını ileri sürmek için ya safdil ya da antikomünist safta duruyor olmak gerekiyor. Trumancı ''Katolik Ekseni'' Fener Patriği üzerinden Ortodoks Kilisesi'ni de antikomünizm mevzilerine yerleştirmeye çalışıyordu ve Türkiye bu misyon için mükemmel bir teopolitik konum sunuyordu. Türkiye, NATO'nun içindeydi ve aynı zamanda da Hristiyanlığın çeperinde duruyordu. Türkiye egemen sınıfları için utanmaz bir övünç başlığı olarak kullanılan, "jeopolitik konum pazarlamacılığı" bu kez Soğuk Savaş'ın "teopolitik aracılığı" pozisyonunun da keşfediyordu! 

Türkiye kapitalizminin ilk dönem bağımsızlıkçı reflekslerini yitirip, NATO'nun stratejik konum pazarlamacısı eklentisi durumuna evrilmesi ile başlayan süreç, teopolitik eksende de yeni bir düzleme taşınmıştı. ABD'nin başını çektiği Batı emperyalizminin ulus devlet öncesi dinsel farklılıkları yeniden siyasal alana taşımadaki kabarık kriminal sicili biliniyor. Farklılıklardan düşmanlık türetme becerisi emperyalist siyasetin neredeyse alameti farikasıdır ve bölgenin yeni sömürge valisi Tom Barrack ile bu niyet yeterince görünür hale gelmiştir. AKP iktidarının iç politikada gündem kaydırma ve yobaz kitleleri konsolide etme aracı olarak yaptığı Aya Sofya Müzesi'nin 86 yıl sonra camii olarak ibadete açılması hamlesinin, sağ siyasetteki karşılığı dinin daha fazla kullanılır kılınması olarak yankı sağlayacağı son derece netti.

1948'de bir ABD/İngiltere operasyonu ile tasfiye edilen V. Maximos'un yerine getirilen Athenagoras 1972'de doğal ölümü ile yerine seçilen Demetrios (Tarabya doğumlu) ve onun 1991'de ölümünden sonra bu makama seçilen Gökçeadalı I. Bartholomeos ile ABD/İngiliz siyasetinin Türkiye teopolitik siyaseti sabit kalmıştır. Oysa Batı emperyalizmi açısından şimdi taşların yerinden oynatılma zamanı. ''Dinlerin Nobel Ödülü'' olarak anılan Templeton Ödülü sahibi I. Bartholomeos'un Trump – Barrack konseptine uyum sağlamada tek güçlüğü, ileri yaşı olsa gerek.

Şimdi camiyi egemenlik savaşlarında kalkan olarak kullananlar ile kiliseyi kalkan olarak kullananların sahne aldığı ama her durumda yoksul kitlelerin birbirine karşı düşmanlaştırıldığı bir döneme adım atılıyor. Trump'tan randevu alanlar ve Trump'tan randevu bekleyenler olarak...

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.