Breadcrumb
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi'nden devrim yasalarının yıldönümünde Milli Eğitim Müdürlükleri önünde basın açıklaması
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 03.03.2026 , 15:11 Güncelleme Tarihi: 03.03.2026 , 20:25
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM), 3 Mart 1924'te halifeliğin, Şer'iye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması ile eğitim ve öğretimde birlik yasalarının kabul edilmesinin yıldönümünde Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde bir araya geldi.
Laikliği aşındırmaya ve eğitimi gericileştirmeye yönelik politikalara karşı düzenlenen eylemde, Cumhuriyet'in temelini oluşturan kazanımların savunulacağı vurgulandı. Etkinlikte THTM adına Oğuz Oyan, THTM Çankaya Temsilcisi Arzu Kayhan, Eğitim-İş adına öğretmen İnci Gül ve THTM akademi inisiyatifi adına Özgür Aydın birer konuşma yaptı.
Yine gün içinde toplam yedi ilde devam edecek eylemlilikler için çağrıda bulunuldu.
Oğuz Oyan: Eğitim laiklikten uzaklaştı, çocuklar ucuz iş gücü oldu
Basın açıklamasında THTM adına konuşan Oğuz Oyan, THTM'nin son genel kurulunda karara bağlanan laiklik bildirisini okudu.
Geçtiğimiz yıl aynı yerde İsrail'in Filistin halkına yönelik soykırımına karşı toplandıklarını hatırlatan Oyan, bugün de benzer bir süreçten geçildiğini ifade etti. Oyan, Türkiye'nin ulusal varlığını Cumhuriyet devrimlerine ve laiklik temeline borçlu olduğunu belirterek güncel dış politikadaki emperyalist tehditlere dikkat çekti.
Mevcut siyasi iktidarın eğitim sistemini laik kimliğinden uzaklaştırarak çocukları ucuz iş gücü haline getirdiğini ve anayasal ilkeleri çiğnediğini belirten Oyan, Öğretim Birliği ve hilafetin kaldırılması gibi temel kanunları korumanın anayasal bir zorunluluk olduğunu dile getirdi.
Oyan konuşmasında, gericiliğe karşı laik eğitimi yeniden tesis etme ve devrim yasalarını yaşatma kararlılığını yineleyerek mücadele çağrısında bulundu.
'Yalnızca bir idari düzenleme değil, uygarlık yönünü belirleyen tarihsel bir kırılma noktası'
THTM Çankaya Temsilcisi Arzu Kayhan, 3 Mart 1924 tarihinin yalnızca idari bir düzenleme değil, uygarlık yönünü belirleyen tarihsel bir kırılma noktası olduğunu belirtti.
Kayhan konuşmasında halifeliğin kaldırılmasıyla kutsallık zırhına bürünmüş siyasal otoriteye son verildiğini ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bilimsel ve kamusal eğitim anlayışının egemen kılındığını ifade etti. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının Türkiye'nin yönünü dogmadan akla, kulluktan yurttaşlığa çevirdiğini söyleyen Kayhan, bu mirasın bugün açık bir kuşatma altında olduğunu vurguladı. Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakan Yusuf Tekin'in uygulamalarını eleştiren Kayhan, Ramazan ayı bahanesiyle okullara dayatılan gerici etkinliklerin eğitimin inanç temelli bir alan haline getirilmesi anlayışının son hamlesi olduğunu savundu.
Kayhan 3 Mart 1924'ün ülke tarihinde ve aydınlanma mücadelesindeki yerini şu sözlerle ifade etti:
3 Mart 1924, Türkiye Cumhuriyeti'nin yalnızca bir idari düzenleme değil, uygarlık yönünü belirleyen tarihsel bir kırılma noktasıdır. O gün kabul edilen devrim yasaları; halifeliğin kaldırılması, eğitim birliğinin sağlanması ve devletin laik karakterinin güçlendirilmesiyle Cumhuriyet'in özünü inşa etmiştir. Bugün, Cumhuriyet'in yalnızca adı korunurken özünün giderek daha da aşındırıldığı bir süreç yaşanmaktadır. Kamusal alanın dinselleştirilmesi, eğitimin piyasalaştırılması ve bilimsel içeriğin geriletilmesi; Cumhuriyet'in aydınlanmacı birikimini tasfiye etmiştir. Bu nedenle 3 Mart'ı anmak, yalnızca tarihsel bir hatırlama değil; devrimi savunma ve ilerletme sorumluluğudur.
Konuşmasında öğretmenlerin can güvenliği sorununa da değinen Kayhan, İstanbul Çekmeköy'de bir meslek lisesinde öğrencisi tarafından bıçaklanarak yaşamını yitiren öğretmen Fatma Nur Çelik'i hatırlattı. Okulların sahipsiz bırakıldığını ve güvenliğin sağlanamamasıyla eğitim emekçilerinin korumasız bırakıldığını belirten Kayhan, okulların güvenliğinin kamusal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. Kayhan sözlerini, laiklikten ve kamucu eğitimden vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, "Kahrolsun saltanat, yaşasın Cumhuriyet" sloganıyla tamamladı.
'Gerici etkinliklere değil eğitime bütçe'
Eğitim-İş Sendikası adına konuşan öğretmen İnci Gül, mevcut eğitim sistemindeki aksaklıkları sert bir dille eleştirdi.
Gül, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılmasını, okulların dini grupların etkisine bırakılmasını ve öğretmenlerin can güvenliğinin hiçe sayılmasını temel sorunlar olarak sıraladı. Bütçenin öğrencilerin temel ihtiyaçları yerine dini etkinliklere aktarılmasını eleştiren Gül, eğitimde yaşanan bu tabloya karşı Devrim Yasaları'nın hayati bir koruma kalkanı olduğunu belirtti. Eğitim emekçilerinin yalnız bırakılmayacağını ve toplumsal eşitlik için aydınlanmacı bir eğitimin şart olduğunu ifade etti. Etkinlikte ayrıca THTM akademi inisiyatifi adına Özgür Aydın da bir konuşma gerçekleştirerek sürece ve bilimsel eğitimin önemine dair tepkileri dile getirdi.
Antalya'da eğitimde gerici kuşatmaya tepki
Antalya'da eylemin adresi İl Milli Eğitim Müdürlüğü önü oldu. THTM Antalya Öğretmen İnisiyatifi, 3 Mart Devrim Yasaları ve Çekmeköy'de çalıştığı okulda öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik için bir araya geldi.
THTM Öğretmen İnisiyatifi adına söz alan Duygu öğretmen, 3 Mart Devrim Yasaları'nın tarihsel ve güncel değerine işaret etti. Duygu öğretmen, eğitimdeki gerici kuşatmaya karşı öğretmenlerin, velilerin, öğrencilerin ve tüm Cumhuriyetçi yurttaşların bir arada mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
Çanakkale: 'Karanlığa teslim olmayacağız'
Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen eylemde THTM Öğretmen İnisiyatifleri tarafından hazırlanan açıklamayı Çanakkale THTM üyesi Gülseren Eren okudu. Sık sık "Karanlığa teslim olmayacağız", "Kahrolsun saltanat, yaşasın Cumhuriyet" sloganlarının atıldığı eylemde şu ifadelere yer verildi:
"Eğitim ve Öğretim Birliği, Halifeliğin kaldırılması yasalarının kabul edildiği bu tarihin önemini tekrar hatırlamamız gerekiyor. Katledilen öğretmenlerimiz için, gerici eğitim müfredatına karşı çıkmak için, yoksulluğun, işsizliğin pençesine itilen öğretmenlerimiz için, can güvenliği olmayan, uydurma soruşturmalar açılan eğitim emekçileri için bugünü bir kez daha hatırlatıyoruz."
Açıklama, eşit, laik ve bilimsel eğitimin temelinin mücadeleden geçtiği vurgulanarak, "Bu nedenle devrim yasalarına sahip çıkmak ve bir daha yıkılmayacak şekilde yeniden kurmak için mücadelemizi büyüteceğiz, THTM Öğretmenler İnisiyatifinde örgütleneceğiz" çağrısıyla sona erdi.
Eskişehir'de eğitim emekçilerinden ortak ses
Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önündeki eylemde Eğitim-İş Odunpazarı İlçe Temsilcilik Başkanı Ergin Kurşun kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Ardından THTM adına emekli öğretmen Sunay Akarsu basın açıklamasını okudu.
Akarsu, konuşmasında mevcut eğitim politikaları ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın uygulamaları, Cumhuriyet'in aydınlanmacı değerlerine karşı sistematik bir kuşatma olarak nitelendirildi. Okullardaki güvenlik zafiyetlerine ve bir öğretmenin öldürülmesine dikkat çekilerek devletin sorumluluklarını yerine getirmediği eleştirildi.
Eğitimin siyasal İslam'dan arındırılması ve laiklik ilkesinin korunması için toplumsal mücadele çağrısı yapılan açıklamada, çağdaş eğitim sistemini savunmanın yalnızca bir eğitim meselesi değil, Cumhuriyet mirasına sahip çıkma sorumluluğu olduğu belirtildi.
İstanbul THTM: 'Eğitimde gericiliğe izin vermeyeceğiz'
THTM'ye bağlı yerel meclisler, meslek ve öğrenci inisiyatifleri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya geldi.
Eylemin açılış konuşmasını yapan Filiz Açar, Çekmeköy'de öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik'i andı.
THTM Öğrenci İnisiyatifleri adına söz alan Sıla Bozköy, okullarda laikliğin aşındırıldığını, eğitimin parçalandığını ve kamusal, bilimsel, parasız eğitimin tasfiye edildiğini belirterek MESEM ve ÇEDES gibi projelerle eğitim alanının gericiliğin ve piyasanın eline bırakıldığını ifade etti.
THTM Yürütme Kurulu Üyesi Aydemir Güler ise devrim yasalarının ortadan kaldırıldığı bir ülkede yok edilenin yurttaşların yaşam hakkı olduğunu vurguladı. Ülkenin her yanını saran tarikatların daha önce dağıtıldığını hatırlatan Güler, "Bir daha ağlarını öremeyecek şekilde yeniden dağıtılması bir görevdir" dedi. Cumhuriyet düşmanlarının yıllardır örgütlendiği ve yönettiği bir tarihten gelindiğini belirten Güler, bu tarihteki aydınlık sayfalar üzerinde mücadelenin yükseleceğinin altını çizdi. Eylem, "Aydınlık bir ülke kuracağız", "Kahrolsun saltanat yaşasın Cumhuriyet" ve "Laik bir ülke kuracağız" sloganlarıyla sona erdi.
İzmir: 'Bu yıkım gericilik, piyasacılık ve emperyalizmin yarattığı bir yıkımdır'
İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde düzenlenen eyleme THTM'nin yanı sıra Eğitim-İş 3 No'lu Şube, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve çeşitli kurum temsilcileri katıldı.
İlk sözü alan İzmir Eğitim-İş 3 No'lu Şube Başkanı Barış Düdü, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e seslenerek, "Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?" sorularını yöneltti. Şiddetin tek bir faili olmadığını belirten Düdü, "Bu yıkım gericilik, piyasacılık ve emperyalizmin yarattığı bir yıkımdır" diyerek öğretmeni ötekileştiren ve hedef gösteren anlayışı eleştirdi.
THTM Yürütme Kurulu Üyesi Emel Diril ise öğretmen Fatma Nur Çelik'in katledilmesinden bölgedeki savaşlara kadar yaşanan gelişmelerin, gericilik, emperyalizm ve piyasacılığın yarattığı yıkımı açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Gençlerin geleceksizliğe itildiği, çocukların tarikatların karanlığına mahkum edildiği bir düzene karşı anti-emperyalist, laik ve emekten yana örgütlü bir mücadele hattının kurulmasının zorunlu olduğunu söyledi.
THTM adına İzmir Eğitim-İş Bornova Temsilcilik Başkanı Duygu Çakmak tarafından okunan basın açıklamasında ise, 3 Mart 1924'ün yalnızca idari bir düzenleme değil, uygarlık yönünü belirleyen tarihsel bir kırılma noktası olduğu vurgulandı. Çakmak, "Laiklikten, bilimsel ve kamucu eğitimden vazgeçmeyeceğiz. Cumhuriyet'in aydınlanmacı birikimini ileriye taşımak için mücadele edeceğiz" dedi.
ÇYDD İzmir Şube Başkanı Aslı Tamtürk de Fatma Nur Çelik'in öldürülmesini "açık bir ihmaller zinciri" olarak nitelendirerek, "Buradan açıkça söylüyoruz, bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa, orada kamu otoritesinden söz edilemez" şeklinde konuştu.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.