Breadcrumb
Trump'tan acziyet itirafı: Kendi çıkardığı yangını söndürmek için dünyaya suç ortaklığı teklif ediyor
Yayın Tarihi: 15.03.2026 , 02:19 Güncelleme Tarihi: 16.03.2026 , 01:43
İran'ın stratejik bir hamleyle Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri kısıtlayacağını öngöremeyen ABD ve İsrail yönetimi, büyük bir plansızlık içinde. Washington’un petrol fiyatlarını dizginlemek için dünya rezervlerini apar topar piyasaya sürmesi de krizi dindirmedi. Sıkışan Trump, şimdi hayali bir koalisyonla dünyayı kendi çıkardığı yangına ortak etmeye çalışıyor.
Hürmüz Boğazı’nı "öyle ya da böyle" açacağını iddia eden Trump, bir yandan uluslararası bir koalisyonun hazır olduğunu öne sürerken, diğer yandan en yakın müttefiklerini bile ikna edemediğini itiraf ederek büyük bir çelişkiye imza attı.
Artan enerji maliyetleri karşısında köşeye sıkışan Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada bölgeye dair yeni "planlarını" anlattı.
Hani herkesle anlaşılmıştı?
Trump açıklamasında, boğazı açmak için dev bir uluslararası koalisyonun yolda olduğu imajını çizmeye çalıştı. "Özellikle İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma girişiminden etkilenen birçok ülke, Boğaz'ın açık ve güvenli kalmasını sağlamak amacıyla, ABD ile eşgüdüm içinde bölgeye savaş gemileri gönderecek" diyen Trump, sanki tüm dünya Washington’un arkasında hizalanmış gibi konuştu.
Ancak bu iddianın hemen ardından gelen "Umarım Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve diğer ülkeler de bölgeye gemiler gönderir" ifadesi, aslında ortada bağlanmış bir anlaşma olmadığını, Trump’ın her zamanki üslubuyla gerçeği çarpıttığını kanıtladı. Dünyada bu ölçekte bir krize savaş gemisi gönderebilecek kapasitedeki sınırlı sayıda ülkeyi, hatta en yakın müttefiki İngiltere’yi bile "umarım" listesine koyan Trump, Hürmüz’de beklediği desteği göremediğini gizleyemedi.
Çin çıkmazı: Tayvan'da düşman, Hürmüz'de bekçi
Trump’ın en dikkat çekici ve absürt çıkışı ise Çin’i bölgeye davet etmesi oldu.
Henüz birkaç ay önce, Kasım 2025’te bizzat kendi yönetimi tarafından yayımlanan Ulusal Strateji Belgesi’nde Çin, "ABD’nin küresel liderliğine karşı en büyük varoluşsal tehdit" ve "uluslararası düzeni değiştirmeye niyetli tek stratejik rakip" olarak tanımlanmıştı. Pasifik’te, özellikle Tayvan çevresinde Çin’i kuşatmak için her türlü provokasyona imza atan, ticaret savaşlarını körükleyen ve Çin’in deniz gücünü bir tehdit olarak gören Trump, şimdi aynı gücü Hürmüz’de bekçilik yapmaya çağırıyor.
İşin asıl ironik ve trajikomik tarafı ise sahadaki gerçeklikte gizli. İran, Çin ile imzaladığı 25 yıllık stratejik iş birliği anlaşması ve enerji ortaklığı nedeniyle zaten Çin gemilerinin boğazdan geçişine hiçbir zorluk çıkarmıyor. Kendi başlattığı saldırılar nedeniyle boğazı kullanamayan ABD, Çin’e "gel ve benim adıma burayı güvenli hale getir" diyerek içine düştüğü stratejik çıkmazı da tescillemiş oldu.

Hem 'yok ettik' dedi hem yardım dilendi
Trump’ın konuşmasındaki en büyük çelişki ise İran’ın askeri gücüne dair yaptığı değerlendirmelerde ortaya çıktı.
Bir yandan İran'ın askeri gücünün tamamen yok edildiğini iddia eden Trump, "Ne kadar yenilmiş olsalar da Hürmüz Boğazı'na mayın döşemek ya da dronlarla saldırmak onlar için kolay" diyerek kendi yalanını saniyeler içinde çürüttü.
Madem İran "tamamen etkisizleştirilmiş" bir ülke, o halde neden dünyanın en büyük donanmalarının bölgeye yığılması gerekiyor?
Trump’ın "yenilmiş" dediği bir gücün, dünyadaki petrol trafiğinin yüzde 20’sini tek başına durdurabilme kapasitesine sahip olması, ABD’nin askeri "zafer" tanımlarının sahadaki karşılığının olmadığını belgeliyor.
Bu durum, Trump’ın daha önce "60 İran gemisini batırdık, bölgeyi temizledik" yönündeki abartılı iddialarının da koca bir balondan ibaret olduğunu gösteriyor.
Dünyanın en büyük donanmasına sahip olmakla övünen ABD, "etkisiz" dediği bir gücün mayınları ve dronları karşısında tek başına hareket edemez hale gelmiş durumda.
Kendi yangınına itfaiyeci arıyor
Esas mesele ise Hürmüz Boğazı'nın neden kapandığı gerçeğinde yatıyor.
Aslında Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri kısıtlayan sadece İran donanması olmadı; krizin bir diğer kaynağı bizzat sermayenin ve özel sektörün kendisi. Dünyada ticari yük taşımacılığının yüzde 90’ını sigortalayan 12 büyük şirketten 7’si Basra Körfezi’nde savaş riski teminatlarını iptal etti. Gemiler sigortasız kalınca hareket edemez hale geldi.
Körfez sermayesinin istediği gibi diplomasi yarın devreye girse ve savaş bugün bitse dahi sigorta şirketlerinin kısa vadede eski düzene dönmeleri mümkün değil. Yeni duruma göre her geminin yeniden sigortalanması ve şirketlerin "yeni fiyatı" belirlemesi aylar sürecek. Hatırlanacağı üzere, 2023’te İsrail’in Gazze’de soykırıma başlamasının ardından Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’i kapatmasıyla fırlayan sigorta primlerinin eski seviyesine dönmesi yaklaşık 2 yıl almıştı. Üstelik bu defa yaşanan kriz, basit bir prim artışı değil, küresel sigorta sisteminin neredeyse tamamen kapanması anlamına geliyor. Trump’ın "normale dönüş" vaatleri, kapitalizmin kendi yarattığı bu enkazın altında çoktan ezilmiş durumda.
Uluslararası hukuku hiçe sayarak dünyanın her köşesine göz diken, İsrail’le birlikte Ortadoğu'yu ateşe veren Trump yönetimi, şimdi bu yangının faturası halkın cebini yakınca suçlu aramaya başladı. “Öyle ya da böyle Hürmüz Boğazı'nı yakında açık, güvenli ve özgür hale getireceğiz” diyen Trump’ın kastettiği şey, aslında dünyayı kendi çıkardığı savaşa ortak etmekten başka bir şey değil.
Dünya ekonomisinin krize sürükleyen politikaların bedelini, diğer ülkelerin askerlerini ve gemilerini bölgeye sürerek ödetmek isteyen Trump, "Umarım diğer ülkeler de gemiler gönderir ve böylece Hürmüz Boğazı, tamamen etkisizleştirilmiş bir ülke tarafından artık tehdit oluşturmaz" diyerek topu taca atıyor.
Ancak ne müttefiklerin ne de rakiplerin, Trump’ın bu tutarsız ve saldırgan "seçim kurtarma operasyonuna" gönüllü yazılmayacağı görülüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.