Breadcrumb
Trump Venezuela'da neyi amaçlıyor, Karakas'a saldıracak mı?
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 01.12.2025 , 16:15 Güncelleme Tarihi: 01.12.2025 , 20:15
ABD Başkanı Donald Trump, önceki gün Venezuela hava sahasının "kapalı" olduğunu açıklayarak, Washington ile Karakas arasındaki gerilimi tırmandırdı.
Venezuela ise buna karşılık ABD'nin Latin Amerika'da sömürgeci bir tehdit olduğunu vurguladı. Devlet Başkanı Nicolas Maduro daha önce Washington'ın Venezuela'ya askeri müdahaleyi meşrulaştırmak için asılsız iddialar ortaya attığı konusunda uyarmıştı.
Son birkaç haftadır düzenli tatbikatlar düzenleyen Venezuela, olası bir saldırıya hazırlık olarak geniş çaplı bir seferberlik ilan etti.
Trump yönetimi, Eylül ayı başlarında uyuşturucu taşıdığını iddia ettiği gemilere yönelik bir dizi saldırı başlattığından beri Güney Karayipler'e deniz kuvvetlerini konuşlandırdı. Washington, hedef alınan gemilerin uyuşturucu kaçakçılığına karıştığına dair herhangi bir kanıt sunmadı. Bu saldırılarda en az 83 kişi hayatını kaybetti.
Washington, geçen hafta da Maduro'ya yönelik baskısını artırarak, Venezuelalılar arasında Cartel de los Soles veya İngilizce'de "Güneşler Karteli" olarak bilinen oluşumu "yabancı terör örgütü" ilan etti.
Trump yönetimi, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Venezuela'yı hedef aldığını iddia ederken, Washington'un Maduro'yu iktidardan devirmek için zemin hazırladığı yönündeki düşünceler yaygın.
ABD, Venezuela'ya savaş açacak mı?
Trump, Ocak ayında iktidara döndüğünden beri Maduro'ya karşı söylemini yoğunlaştırırken, Karakas'ı uyuşturucu kaçakçılığı ve Venezuela'dan gelen göçmen akını iddiasıyla hedef alıyor.
ABD Başkanı, ikinci döneminin başlamasından birkaç hafta sonra, selefi Joe Biden tarafından verilen Venezuela petrol imtiyazlarını iptal etti, Venezuela'dan petrol satın alan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi koydu ve Maduro'yu "küresel terörist lider" ilan ederek kendisinin tutuklanması için verilecek ödülü ikiye katlayıp 50 milyon dolara çıkardı.
Trump, son haftalarda yönetiminin dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R Ford'u, diğer savaş gemilerini, binlerce askeri ve F-35 hayalet uçaklarını Karayipler'e konuşlandırmasının yanı sıra, CIA'in Venezuela'da gizli operasyonlar yürütmesine yetki verdiğini doğruladı.
Trump, geçtiğimiz perşembe günü de ülkeye dönük kara saldırılarının yakın zamanda gerçekleşebileceğini öne sürdü.
The New York Times ve The Wall Street Journal'ın iddiasına göre, askeri gerilim artarken, Cartel de los Soles'e yönelik yaptırımlar yürürlüğe girmeden önce Trump'ın geçen hafta Maduro ile görüştü.
25 Kasım'da da, Air Force One uçağında bulunan Trump'a gazeteciler tarafından Maduro ile görüşmeyi planlayıp planlamadığı soruldu. Trump "Onunla konuşabilirim. Göreceğiz. Ama bunu farklı ekiplerle görüşüyoruz. Konuşabiliriz" yanıtını verdi.
Trump, neden "yabancı terör örgütü" olarak tanımladığı bir örgütün lideriyle görüşmek istediği sorulduğundaysa şu yanıtı verdi:
"Hayat kurtarabiliyorsak, işleri kolay yoldan halledebiliriz, sorun değil. Zor yoldan yapmak zorunda kalırsak da sorun değil."
ABD'nin operasyonları yasal olarak haklı gösterilebilir mi?
Trump yönetimin Karayipler'deki askeri operasyonları, büyük ölçüde uluslararası yasaların yanı sıra ABD Anayasası'nın da bir ihlali olarak görülüyor. İnsan hakları gözlemcileri ve hukuk uzmanları, ölümcül tekne saldırılarının "yargısız infaz" ve insan hakları ihlali anlamına geldiğini vurguluyor.
The Washington Post'ta yer alan bir iddiaya göre, Savunma Bakanı Pete Hegseth, uyuşturucu taşıdığından şüphelenilen bir teknedeki tüm yolcuları öldürme emri verdi. Hegseth ise bu iddiaları reddederek haberi "sahte" olarak nitelendirdi. Pentagon şefi, ayrıca Karayipler'deki saldırıların "yasal" olduğunu ileri sürdü.
Bu arada, ABD Kongresi geçtiğimiz cumartesi günü olayla ilgili bir soruşturma başlattı. Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Ekim ayında Fox News Sunday'e verdiği demeçte, Karayipler'deki operasyonlar için "Bu noktada bunlara yargısız infazlar derim" dedi.
ABD anayasa uzmanı Bruce Fein de bu konuda Paul'la aynı fikirde. Ronald Reagan döneminde eş başsavcı yardımcısı olarak görev yapan Fein, "Trump anayasaya aykırı davranıyor ve cinayet işliyor" diye konuştu.
Fein, "Ordunun saldırgan amaçlarla kullanılmasına yalnızca Kongre izin verebilir" dedi ve Trump'ın bu konudaki başkanlık kararnamelerinin yasal bir dayanağı olmadığını ekledi.
Trump yönetimi ise buna karşılık, Washington'un Venezuela devletiyle özdeşleştirdiği Cartel de los Soles'i "yabancı terör örgütü" olarak nitelendirerek bunun artık Kongre deklarasyonu gerektiren iki ulus arasındaki bir savaş değil, devlet dışı bir aktöre karşı yürütülen bir terörle mücadele operasyonu olduğunu öne sürüyor.
Cartel de los Soles, 1990'larda Venezuelalı generallerin ve üst düzey subayların uyuşturucu kaçakçılığı ve ilgili suçlardan soruşturulmasıyla ortaya çıktı. Venezuela'da ise bir kartel değil, yolsuzluk ve diğer yasadışı faaliyetlere karışan askeri subaylar ve yetkililer için kullanılan yaygın bir ifade.
Venezuela Devlet Başkanı nasıl tepki verdi?
Karakas, Trump'ın Venezuela üzerindeki ve çevresindeki hava sahasını fiilen kapatan açıklamasını kınadı.
Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Trump'ın açıklamasının "Venezuela hava sahasının egemenliğini etkilemeyi amaçladığını ve Venezuela halkına karşı aşırı, yasadışı ve haksız bir saldırı teşkil ettiğini" belirtti.
Bu arada, Temmuz ayındaki seçim zaferi Washington tarafından tanınmayan Maduro, savaşı reddederek barış çağrısında bulundu ve devlet televizyonu yayınlarında yaptığı konuşmalarda ilişkilerde normalleşmeyi savundu. Maduro, İspanyolca ve İngilizce karışık bir dille, "Savaş yok... Evet, sonsuza dek barış" dedi.
15 Kasım'da Maduro, destekçilerinin katıldığı bir mitingde şarkıcı John Lennon'ın barış şarkısı "Imagine"i andı. Venezuela lideri, "John Lennon'ın dediği gibi, barış için her şeyi yapın. Tüm insanları hayal edin" dedi.
İki gün sonra ise, ABD'nin güç kullanımını veya askeri tehditlerini kınayan Maduro, "Diyalog çağrısı evet. Barış evet. Savaş hayır. Asla, asla savaş değil" ifadelerini kullandı.
Gerilim tırmanmaya devam ederken, Maduro geçen hafta ülkeyi her türlü "emperyalist tehdide" karşı savunacağına söz verdi. Venezuela lideri, Fuerte Tiuna askeri akademisinde, Venezuela'nın ulusal kahramanı Simon Bolivar'a ait bir kılıcı sallayarak, askeri üniformayla kalabalığa hitap etti.
Trump'ın Maduro'ya karşı düşmanca politikasını ne yönlendiriyor?
Trump'ın Venezuela hükümetine yönelik saldırgan politikalarının, ülkenin dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olmasından ve Batı Yarımküre'de ABD üstünlüğünü kurma hedefinden kaynaklandığı düşüncesi yaygın.
Venezuela, 1970'lerde ABD'nin güvenilir bir Soğuk Savaş müttefiki olarak görülüyordu. Ancak iktidardaki Birleşik Sosyalist Parti'nin kurucusu ve eski cumhurbaşkanı Hugo Chavez'in 1998'de seçilmesiyle Washington ile ilişkiler bozulmaya başladı.
2002'deki başarısız darbe girişiminin ardından Chavez, ABD'li uyuşturucuyla mücadele teşkilatlarıyla iş birliğini sonlandırdı ve ABD askeri danışmanlarını sınır dışı etti. Ayrıca petrol sektörünü devletleştirdikten sonra ABD'li petrol devi ExxonMobil ve ConocoPhillips'i de ülkeden sınır dışı ederek bağımlılık ilişkilerine güçlü bir darbe vurdu. (Bir diğer ABD petrol devi Chevron, Venezuela'da hâlâ faaliyet gösteriyor.)
Chavez, ABD'nin Latin Amerika'daki müdahalesini eleştirdi ve eski Devlet Başkanı Evo Morales döneminde Bolivya ve Küba gibi ülkelerle yakınlaştı. Ayrıca Rusya ve Çin ile daha yakın ekonomik bağlar kurdu.
Maduro'nun 2013'te görevi devralmasının ardından ABD'nin saldırganlığı daha da arttı. Trump, ilk döneminde Maduro'nun siyasi rakiplerini destekledi ve 2019'da Juan Guaido'yu "geçici devlet başkanı" olarak tanıdı.
Trump'ın 'ABD'ye giden uyuşturucunun ana kaynağı' iddiaları doğru mu?
Trump yönetimi, Venezuela'yı "narko-terörist" ağlarıyla ilişkilendirme söylemini öne sürdü. Ancak ABD'de ölümlere yol açan fentanil krizinin Karakas ile neredeyse hiçbir bağlantısı yok.
ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) ve Dışişleri Bakanlığı verileri, özellikle Sinaloa ve Jalisco Yeni Nesil kartelleri başta olmak üzere Meksika'yı, Çin'den ithal edilen öncülleri kullanan sentetik opioidlerin üretim merkezi olarak tanımlıyor.
Venezuela, ABD'ye büyük ölçüde güneybatı kara sınırından giren uyuşturucu için önemli bir geçiş koridoru dahi oluşturmuyor.
Kokain söz konusu olduğunda da, Venezuela bir geçiş merkezi gibi görünse de, ne bir ana üretici ne de bu süreçte baskın bir aktör.
Kolombiya, uyuşturucunun yetiştiği önde gelen ülke olarak biliniyor.
Dünya liderleri ne diyor?
ABD'nin Avrupa'daki müttefikleri de Trump yönetiminin Karayipler'deki saldırılarına karşı çıkıyor.
Kanada'nın Niagara bölgesinde düzenlenen G7 Dışişleri Bakanları toplantısında, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, saldırıların "uluslararası hukuku ihlal ettiğini" ve Fransa'nın bölgedeki topraklarını da ilgilendirdiğini belirtti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da toplantıda hazır bulundu. Rubio, toplantıdan ayrılmadan önce gazetecilere, uyuşturucuların Venezuela üzerinden Avrupa'ya da gönderildiğini, bu nedenle kaçakçı olduğu iddia edilen kişileri öldürdüğü için ABD'ye teşekkür edilmesi gerektiğini öne sürdü.
Rubio, "Avrupa Birliği'nin uluslararası hukukun ne olduğunu belirleme yetkisine sahip olduğunu düşünmüyorum. Amerika Birleşik Devletleri'nin ulusal güvenliğini nasıl savunacağını belirleme yetkisi kesinlikle onlara ait değil" dedi.
Venezuela ile 2 bin 219 kilometre sınırı olan Kolombiya da, ABD'nin eylemlerine karşı sesini yükseltti.
Ocak ayında Maduro'nun yeniden seçilmesini tanımayı reddeden Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, ABD ile teknelere yönelik saldırılar konusunda güvenlik iş birliğini fiilen kesti.
Petro, ABD medyasına verdiği röportajlarda Trump'ı "kendilerini korkutmak isteyen bir barbar" olarak nitelendirdi. Kolombiya lideri, ayrıca ABD'nin Karayipler'deki askeri yığınağını "şüphesiz Latin Amerika'ya yönelik bir saldırı" olarak nitelendirdi.
Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da, Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde gazetecilere verdiği demeçte, daha diplomatik ama aynı derecede kararlı bir tavır sergiledi ve "Başka hiçbir ülkenin devlet başkanı Venezuela'nın nasıl olacağı konusunda varsayımlarda bulunmamalı" dedi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da, televizyonda yaptığı açıklamada ABD saldırılarını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve "Genel olarak kanunsuz ülkeler ve kendilerini kanunun üstünde görenler böyle davranır" diye ekledi.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping de, Kasım ayı sonlarında Maduro'ya yazdığı bir mektupta, iki ülkeyi "yakın dostlar, sevgili kardeşler ve iyi ortaklar" olarak teyit ederek, "Çin, dış güçlerin Venezuela'nın içişlerine herhangi bir bahaneyle karışmasına kararlılıkla karşı çıkıyor" dedi.
Venezuela operasyonları MAGA tabanını bölüyor mu?
Bu yıl iktidara geri dönen Trump, "sonsuza dek sürecek savaşlardan" kaçınma sözü vermişti. Bu mesaj, Amerika'yı Yeniden Büyük Yap (MAGA) hareketini destekleyenler arasında büyük yankı bulmuş gibi görünüyordu.
Trump'ın kanadındaki birçok kişi, yurt dışında uzun süreli askeri angajmanlara şüpheyle yaklaşıyor. Hareketin büyük bir bölümü, bunları iç meselelerden maliyetli bir şekilde uzaklaşma ve ülke kaynaklarını tüketme olarak görüyor. ABD'nin bu yılın başlarında İran-İsrail çatışması ortasında İran'ı bombalaması sırasında MAGA içerisinde buna dair ciddi bir tartışma yaşandığı görülmüştü.
MAGA'nın en çok ses getiren isimlerinden Marjorie Taylor Greene, Trump yönetiminin Amerikalıların karşı karşıya olduğu yaşam maliyeti krizi de dahil olmak üzere acil ekonomik sorunları göz ardı ederek dış çatışmalara odaklanması gerekçesiyle tepkisini dile getirmişti. Greene daha sonra Kongre'den istifa kararı almıştı.
Bunun yanında, MAGA içerisinde, kamuoyunun ülkeye herhangi bir askeri müdahaleye karşı çıkması nedeniyle Venezuela hükümetine yaptırımlar veya küçük çaplı operasyonlar yoluyla baskı yapılmasını destekleyen sesler de var.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.