Sayfa yolu
TOKİ köylünün toprağına da göz dikti: Rant politikaları sofradaki ekmeği tehdit ediyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 07.10.2026 , 00:43 Güncelleme Tarihi: 07.10.2026 , 00:49
Emlak Yönetim, 47 ilde yüzlerce araziyi satışa çıkardı.
TOKİ'nin yaptığı duyuruya göre satış 1 milyon 767 bin metrekare büyüklüğündeki 405 arsayı kapsıyor. Toplam tahmini bedeli 10,8 milyar lirayı aşan bu araziler için geçtiğimiz hafta açık artırmaya gidildi.
Birçok kentte bilboardlar ve panolarla duyurulan satışlar, tarım ve hayvancılıkla geçinen köylülerin üretim faaliyetlerini olumsuz etkileme riski taşıyor.
Satış listesinde konut, ticaret, turizm, eğitim, sanayi ve spor alanlarının yanı sıra tarım alanı niteliğindeki arsalar da bulunuyor.
Üstelik bu satışlar tek seferlik değil. Birçok kez tekrar eden satışlar için hâlâ ilan duyuruları yapılıyor, yeni araziler görücüye çıkarılıyor.
TOKİ'nin benzer ihaleleri düzenli aralıklarla yinelendi: Nisan 2025'te 44 ilde 552 arsa, Haziran 2026'da ise 45 ilde 343 arsa satışa çıkarıldı.
'Yarın onca koyunu geçiren çiftçiye kim ne diyecek?'
Konuya dair soL'a konuşanlardan Seçkin Aydemir, Balıkesir'in Bandırma ilçesinde bir köyde yaşıyor. Kendisi de tarım ve hayvancılıkla uğraşan Aydemir, köy arazilerinde yapılan satışların basit bir mesele olmadığını, bu satışlarla birlikte atılan adımların tarım ve hayvancılığı engellediğini söylüyor.
Aydemir durumu şu sözlerle ifade ediyor:
"Şimdi Büyükşehir Yasası'ndan sonra buralar köy yerine mahalle olarak geçiyor yasal olarak. Ama buraya köy değil mahalle deyince üretim faaliyeti değişmiyor. Buradaki insanlar tarımla uğraşıyor, hayvancılıkla uğraşıyor. Mesela burada satılan arazilerden birinde zeytinlik var. Şimdi ben zeytinliğin olduğu yerde ilaçlama yapınca buradaki ev sorun yaşamayacak mı? Yetkililer seçeneği arsayı satmaktan yana kullanınca anlaşılıyor ki hikayenin sonunda burada zeytinliğin bitmesi lazım. Yarın onca koyunu, keçiyi buradan geçiren bir çiftçiye kim ne diyecek? 'Burayı kirletmeyin' mi diyecek arsayı satın alan kişi?"
Aydemir ayrıca köylerde satılan bazı arazilerde yüz yıllık ağaçların bulunduğuna, bu örneklerin tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin bütünlüğüne zarar verdiğine dikkat çekiyor.

Türkiye tarımında yaşanan yıkım ve toprağıyla bağı koparılan köylülerin giderek derinleşen sorunları büyüyor. Tarladaki emeğin ve üreticinin haklı mücadelesinin sesini daha güçlü duyurmak için soL'a abone olun.
'Kırsal arazi arsaya dönüştürülüp rant alanı yapılıyor'
Konuya dair soL'a konuşan Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kapıkıran ise bu tür uygulamaların bir rant devşirme yöntemi olduğunu söylüyor. Kapıkıran'a göre Büyükşehir Yasası sonrasında kentler yeniden kurgulanan çevre düzeni planlarıyla yeni yerleşim alanları yaratarak büyütülüyor ve bu süreç tarım arazilerine sıçrıyor.
Kapıkıran süreci şöyle anlatıyor:
"Bunu da TOKİ eliyle yapıyorlar. Toplu konut yapılacak, yeni yerleşim alanları yapılacak. Kimi yerde rezerv yapı alanı olarak değerlendiriliyor. Bu tür yerler Toplu Konut İdaresi'nin kontrolüne geçiyor. Sonra idare, bir başka yeri finanse edebilmek için buraları elden çıkarmaya başlıyor. Oralara imar da çıkarmış oluyor imarlı arsa olarak."
Kapıkıran, TOKİ'nin bu yolla elde ettiği kaynağın özellikle seçim dönemlerinde kullanıldığını ifade ediyor.
"Kırsal alandaki arazi arsaya dönüştürdükten sonra oluşan o büyük imar rantını satışa çıkararak parasal hale getiriyorlar. O parayla da örneğin bir bölgede, kritik bir bölgede seçimlerde bir propaganda çalışması olarak sosyal konut ya da toplu konut veya TOKİ'nin yapabileceği herhangi bir yatırım ihtiyacı varsa mevzuatına uygun, orada yaptırıp oradan oy devşirmiş oluyorlar. Bu bir finansal kaynak yaratma konusu aslında."
Kapıkıran, sürecin üreticiyi doğrudan etkilediğini belirtiyor ve tarım arazilerinin bütünlüğü sorununa işaret ediyor. Tarım arazisinin tarım dışı amaçla kullanımı Toprak Koruma Kurulu'na geldiğinde, arazinin bütünlük arz edip etmediğine bakıldığını anlatıyor:
"Bu tür faaliyetler gelecekte daha büyük sorunlara yol açıyor. Yanından yol geçiyorsa, yanında orman varsa, yanında bir yerleşim alanı varsa bu tarım arazisinin bütünlüğü yoktur. Dolayısıyla tarım dışına çıkarılabilirliğini kolaylaştıran bir unsur haline geliyor. Yanındaki, civarındaki tarım arazilerinin de ilerleyen bir dönemde arazi vasfını kaybedip arsaya dönüştürülmesinin, plan dahiline alınmasının önü açılmış oluyor."
Kapıkıran'a göre ikinci risk ise kentlerin kırlara yaklaşmasından doğuyor. Kent büyüdükçe tarım arazileri kirliliğe ve ısı adası etkisine daha açık hale geliyor. Kırsalda kullanılan tarım ilaçlarının da yaklaşan kente olumsuz etkisinden söz etmek mümkün.
'Toprak yenilenemez bir kaynaktır'
Konuya dair soL'a konuşan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden tarım ekonomisti Dr. Burak Öztornacı, Türkiye'de tarım alanlarının amaç dışı kullanımının çok büyük bir sorun olmaya devam ettiğini söylüyor. Öztornacı, çayır ve mera alanları dahil toplam tarım alanının 2002'de 41 milyon dekardan fazlayken 2025'te 38 milyon dekara gerilediğini belirtiyor ve ekliyor: "Yaklaşık 25 yılda 3 milyon dekar tarım arazimizi kaybetmiş görünüyoruz."
Öztornacı, kaybın yalnızca toprakla sınırlı kalmadığını vurguluyor:
"Tarım alanlarının üstüne beton döküp orayı mühürlemek sadece toprak kaybına yol açmıyor. Tarım alanları dediğimiz alanlar sıradan toprak parçaları değildir. O topraktan ürettiğimiz gıdayı, tarımsal ürünleri kaybediyoruz. O toprağın bağlı bulunduğu ekosistemi, su ve karbon döngülerini kaybediyoruz."
Öztornacı, 2005'te yürürlüğe giren Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun tarım arazilerinin planlanması ve amaç dışı kullanımının engellenmesi için yasal güvence oluşturduğunu hatırlatıyor. Ancak yetki ve sorumlulukların çok sayıda kurum arasında dağıldığına, koordinasyon eksikliği bulunduğuna dikkat çekiyor: "Rant odaklı pek çok politikaya tarım arazileri kurban edilirken maalesef bu yasa çok da yürürlükteymiş gibi davranılmıyor."
Öztornacı, kuraklık ve su kıtlığı gibi iklim krizinin etkilerinin yaşandığı bir dönemde tarım arazilerinin inşaat alanlarına açılmasının hem geleceği tehdit ettiğini hem de gıda güvenliği açısından hayati bir sorun oluşturduğunu söylüyor. Buna rağmen tarımsal üretim ve ihracatta artış yaşandığına dikkat çeken Öztornacı, bu tablonun arazi kaybını gölgelememesi gerektiğini belirtiyor:
"Şunu unutmamak lazım. Toprak yenilenemez bir kaynaktır. Her santimetresinin oluşması binlerce yıl sürer. Verimli toprakları beton dökerek mühürlemek geri dönüşü olmayan bir kayıptır. Toprak Koruma Kanunu kesinlikle tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır. Bunun için de bu kanunu uygulamak isteyen, Türkiye'nin tarım topraklarını korumak isteyen bir siyasi irade gerekir. Tarım arazilerinin rant uğruna amaç dışı kullanımına bir an önce son verilmelidir."
soL'a konuşan köylüler, yasal haklarını bilmediklerini ifade ediyor ve bu duruma dikkat çekiyor. Köylüler satıştan çoğunlukla satış gerçekleştikten sonra haberdar oluyor. Bu nedenle itiraz haklarını da kullanamıyorlar.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.