Sayfa yolu
TKP’li yoldaşları Hüseyin Duman’ı andı: ‘Borcumuz bu ülkeyi mümkün olan en yakın zamanda değiştirmek’
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 17.04.2026 , 14:44 Güncelleme Tarihi: 17.04.2026 , 15:04
18 Nisan 1999 seçimlerinden bir gün önce, 17 Nisan 1999 tarihinde, İstanbul Küçükbakkalköy'de Sosyalist İktidar Partisi'nin (SİP) seçim konvoyuna MHP'liler tarafından saldırılmış, Hüseyin Duman arkadaşlarını korurken eski ülkü ocakları başkanı İhsan Bal’ın silahından çıkan kurşunla kalbinden vurularak yaşamını yitirmişti.
14 yaşından itibaren tekstil işçisi olarak çalışan Hüseyin Duman, öldürüldüğünde 28 yaşındaydı.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) İstanbul İl Örgütü’nün düzenlediği anmada yoldaşları Hüseyin Duman’ın Yenibosna Çobançeşme Mezarlığı'nda bulunan mezarına yürüdüler.
Anma sırasında konuşma yapan TKP Parti Meclisi Üyesi Aydemir Güler, komünistlerin mücadelelerinde yaşamlarını bir feda kültürüyle değil emekçiler için yaşanası bir dünya kurmayı gözeterek ortaya koyduklarını vurgulayarak şunları söyledi:
Ölümünün üzerinden 27 yıl geçmiş oldu. Yaşadığı kadar süreyi aşağı yukarı toprağın altında geçirdi. Ve bugün buradaki buluşan partili yoldaşları olarak galiba 27-28 yaşının altında olanlar çoğunluğu oluşturmuş. Sevgili yoldaşlar, bizim kültürümüzde bu büyük dava için insanlar kendilerini feda ederler. Devrimciler kendilerini feda eder. Bakarız ve hedeflediğimiz şey o kadar büyükse deriz ki içimizden veya birbirimize ‘en fazla ölüm vardır.’
Ama sevgili yoldaşlar, bizde bir feda kültürü yoktur. Biz yaşam için mücadele ediyoruz. Hayatta kalmak için mücadele ediyoruz. Emekçilere bu dünyayı daha yaşanası bir yer haline getirmek için mücadele ediyoruz. Buna kendi hayatlarımız, yoldaşlarımızın hayatları da dahil. En başta onlar dahil.
Hüseyin o gün, 99'da Sosyalist İktidar Partisi'nin katıldığı ilk seçim kampanyasında bir araç konvoyunda, Küçükbakkalköy'de faşistlerle göğüs göğüse geldiğinde bütün bunları aklından geçirmemişti muhtemelen. Neyi göze aldığını, neyi almadığını, başına ne gelebileceğini, bunları tartacak bir zaman yoktu zaten. Öylece aktı gitti. Ama herhalde Hüseyin de biraz önce söylediklerime hak verirdi. Eğer böyle salim kafayla sakin sakin düşünecek zaman olsaydı. Her şeye değer, her şeyi feda edebiliriz ama feda etmek için değil, hayatı yüceltmek için mücadele ediyoruz ve yaşıyoruz.

‘Bu kabusu bitirmeye her sene kendimizi daha yakın hissetmekle görevliyiz’
Türkiye’nin her gün yeni acılara uyandığı bir "ölüm ülkesi" haline getirildiğini belirten Güler, insanların sadece çarkları dönsün diye hayatlarını kaybettiği düzeni değiştirmenin bir borç olduğunu söyledi:
Bunca yıl sonra bu mücadeleyi yalnızca daha büyüterek, daha güçlü hale getirerek her yıl Hüseyin'in mezarının başına gelmeyi biz hak ederiz ve bunun bir anlamı olur. Bu mücadeleyi büyütemediğimiz durumda Türkiye'de okula giderken, işe giderken, sokakta yürürken feda olanlar var. Bu berbat düzene, bu sömürü düzenine sıradan, onun çarkları dönsün, kayışları dönsün diye insanların ölmeleri gerekiyor. Türkiye bir ölüm ülkesi ve biz yılda bir, bir sevgili ölümüzün, yoldaşımızın mezarı başında buluşuyoruz. Bu kabusu bitirmeye her sene kendimizi daha yakın hissetmekle görevliyiz.
Kendimize görevimiz bu, Hüseyin'e görevimiz bu. Bunu yapamayıp, kendimizi bu ölüm döneminin, bu acılar döneminin sonuna daha yakın olduğumuzu hissedemeden her sene bir kere değil, her gün burada buluşsak ne fark eder? Her gün burada buluşsak Hüseyin'e olan borcumuzu ödeyebilir miyiz? Ve bir borç, bu mücadelede gencecik yaşında bir kurşunla ölenlere değil; bu mücadeleye elinden geldiğince emek vermiş, parçası olmuş, inanmış; bugün ayağımızı bir zemine basıyorsak o zeminin oluşmasına bir taş bir tuğla da o koymuş binlerce, on binlerce yoldaşımız var. Onlara borcumuz ne? Onlara borcumuz bu ülkeyi mümkün olan en yakın zamanda değiştirmek. Bu ülkenin her sabah yeni acılara doğmasına, uyanmasına son vermek. Buna son vermeye hep daha yaklaştığımızı hissetmek.

‘Hüseyin için, bu memleketin acılarını söndürmek için çok daha kalabalık olmalıyız’
TKP PM Üyesi Aydemir Güler, sözlerine şöyle devam etti:
Hüseyin öldüğünde biz seçimin arifesiydi. Daha sonra defalarca olacağı gibi Hüseyin'in partisi o seçimlerde de çok düşük bir oy aldı. Dedik ki 'Aldığımız oy neyse o artık o kadar önemli değil. O kadar önemli değil.' Laf olsun diye değil. Hepimizin hayatı, hepimizin emeği üst üste konuyor, yan yana geliyor ve bizi bir şeye yaklaştırıyor. Arkadaşlar, 27 yıl öncesi için konuşmak kolay. Hem zor hem kolay. Bir acıyı tazeliyorsunuz ve bir şeyler boğazınızda düğümleniyor, dolayısıyla zor. Ama geçmişte kalan bir hayat için, geçmişte kalan yıllar için laf üretmek kolay. Eğer boğazınızdaki düğümlenmeyi çözerseniz.
Ama asıl gelecek, asıl gelecek. Hüseyin'in o oyu artı 1’di. O artı 1’ler çok çok önemli. Artı 1’leri saya saya bu kabus düzeninin sonunu görmeye yaklaşacağız. Artı 1’leri sayacağız. Her artı 1’i sayacağız. Yoldaşlar her artı 1’i saymaya devam edelim. Önümüzdeki 1 Mayıs için saymaya devam edelim. Küba ile dayanışmak için saymaya devam edelim. Daha yeni ölen çocuklarımız ve öğretmenlerimiz için. Eksilenler için. Onların yerine başka kuvvetleri, başka hayatları koyabilmek için bir, bir, bir saymaya devam edelim.
Gelecek sene, ondan sonraki sene yine geleceğiz. Siz olmazsanız başka 27 yaşından küçükler olsun. Ama hep bilelim ki Hüseyin'in artı 1’ini şöyle aklımızdan geçirdiğimizde bu bir yıl nice artı bir ekledik. Onu biliyorsak alnımız açık, göğsümüz açık, geleceğe inanarak tekrar tekrar gelelim. O zaman Hüseyin'i anmanın bir manası var. Bugüne kadar oldu ama yetmiyor. Yetmiyor. Seneye, seneye daha fazla. Burası için yeter. Ama bu ülke için, bu memleketin acılarını söndürmek için çok çok, çok daha kalabalık olmalıyız, Hüseyin için.
Güler’in konuşmasının ardından “Hüseyin’e sözümüz devrim olacak”, “Hüseyin’e sözümüz sosyalist iktidar” sloganları atıldı.
Mücadelesini büyütme sözü veren yoldaşları Duman'ın mezarına karanfiller bıraktı.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.