Sayfa yolu
TKP’den Eskişehir’de ‘101. yıl’ buluşması: ‘101 yıl önce kurulan cumhuriyetten ilham alıyoruz’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 27.10.2024 , 20:31 Güncelleme Tarihi: 27.10.2024 , 22:55
Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101. yılı nedeniyle düzenlediği halk buluşmalarının Eskişehir ayağı Taşbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Eskişehir’de düzenlenen halk buluşmasında TKP Merkez Komitesi adına Senem Doruk İnam, Kadın Dayanışma Komiteleri (KDK) adına Şevval Eroğlu, TKP Eskişehir gençlik örgütleri adına Ege Bağcı konuşurken tiyatro sanatçısı Latif Tiftikçi de tek kişilik oyunuyla buluşmada yer aldı.
‘İşçi sınıfı iktidarıyla taçlandırılmayan bir cumhuriyet çürümeye mahkumdur’
İlk konuşmayı TKP Eskişehir gençlik örgütleri adına 11. sınıf öğrencisi Ege Bağcı yaptı.
Yeniden yaratılacak cumhuriyette gençliğin son derece kritik bir rolü olduğunu söyleyen Bağcı, Cumhuriyetin ilanına giden süreçte sarayın işgalcilere teslim olduğunu ve bunun karşısında da “bu toprağın sahiplerinin dövüştüğünü” ifade etti. Bağcı, ülkeyi sarayın elinden alıp cumhuriyete götüren güçlerden birinin de gençliğin iradesi olduğunu söyledi.
Bağcı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün geldiği noktayı şu sözlerle anlattı:
“Şimdi bakıyoruz ve görüyoruz ki başta gençlere özgür bir yaşam vadeden bu değerli mücadele bir avuç asalağın kârı uğruna, dünyayı savaş alanına çeviren NATO’ya, eğitimde dinciliğe ve piyasacılığa, tarikatlaşmaya, her gün yaşanan kadın cinayetlerine, bebek katili çetelere, çocuk işçiliğe, bilinçli olarak durdurulmayan uyuşturucu satışına ve bağımlılığına ve hepsine neden olan etmen, emek sömürüsüne yerini bırakmış durumda.”
Türkiye’de patronlar ve onların işbirlikçileri dışında kalan bütün kesimlerin sömürüden paylarını aldığını söyleyen Bağcı, eğitim sisteminin her geçen gün bilimsellikten, laiklikten ve aydınlanmacılıktan uzaklaştığını belirtti.
Ülkede bir toplumsal çürüme olduğuna değinen Bağcı “Tam bir toplumsal kurtuluşla, yani işçi sınıfı iktidarıyla taçlandırılmayan bir cumhuriyet çürümeye mahkumdur” dedi ve bugünkü tablonun bu sözlerin kanıtı olduğunu söyledi.
“Emek özgür olmadıkça hiçbir çocuk özgür doğmayacak” diyen Bağcı, bugünkü sömürü düzenine karşı savaşta büyük görevler düşen gençliğin hiç durmadan gericiliğe karşı savaşması, mücadele etmesi gerektiğini söyledi.
Bugün gençlerin bireyciliğe, korkaklığa ve bağımlılığa itildiğini kaydeden Bağcı buna karşı yaşamayı bilen ve seven, boyun eğmeyen bir gençlik yaratmak istediklerini ifade etti. Bağcı, sözlerini salonda bulunan bütün gençleri Türkiye Komünist Partisi’nde örgütlenmeye davet ederek noktaladı.
‘KDK, bu düzenin karşısına sosyalizmi koyuyor’
KDK adına söz alan Şevval Eroğlu, ülkede son zamanlarda yaşanan kadın cinayetlerinin herkesi derinden etkilediğini söyledi, cinayetlerin politik yanlarına vurgu yaptı. “Cinayetlere karşı duyulan öfkenin ve üzüntünün karşısına bir direniş koymamız gerektiğinin farkındaydık” diyen Eroğlu, ülkenin dört bir yanında gerçekleştirilen eylemleri hatırlattı.
İnsanın insanı sömürmeye başladığı günden beri kadın sorunundan bahsedilebildiğini söyleyen Eroğlu, tarih ilerledikçe kadınların verdikleri mücadeleler sonucu seçme-seçilme ve kürtaj gibi çeşitli kazanımlar elde ettiğini kaydetti.
KDK’nın, kadın sorununun asıl nedeni olarak insanın insanı sömürdüğü düzeni gördüğünü ifade eden Eroğlu bu düzende kadınların payına taciz ve eşit olmayan ücret dağılımının düştüğünü söyledi.
Eroğlu, “Kadın Dayanışma Komiteleri insanın insanı sömürdüğü, küçük bir azınlığın kârına kar kattığı, tarikatların düzenin tüm unsurları tarafından palazlandırıldığı bu düzenin karşısına insanın insanı sömürmediği, eşitlikçi ve özgür bir düzeni, yani sosyalizmi koyuyor” sözleriyle KDK’nın hedefini anlattı.
Eroğlu, sözlerini salonda bulunanları KDK ve TKP’de örgütlenmeye çağırarak sonlandırdı.
‘Kapitalizm her şeyi çürüttüğü gibi cumhuriyeti de çürüttü’
TKP Merkez Komite Üyesi Senem Doruk İnam, cumhuriyetin 101. yılını selamlayarak sözlerine başladı.
İşçi sınıfının yöneteceği bir ülkenin de idare biçiminin cumhuriyet olacağını ve bu nedenle de cumhuriyet başlığının kendileri için önemli olduğunu söyleyen İnam, cumhuriyet tanımının kendileri için çok sade olduğunu, bunun eşit yurttaşlık, toplumsal adalet, bağımsızlık ve laiklik demek olduğunu ifade etti.
“Kapitalizm her şeyi çürüttüğü gibi bugün dünyada ve Türkiye’de de cumhuriyetin değerlerini, cumhuriyetin ilkelerini, cumhuriyetin kendisini çürütmüştür ve yerle bir etmiştir” diyen İnam, Türkiye’nin bu yıpratmadan en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin burjuva karakteri nedeniyle kurulduğu günden bu yana çürümeye başladığını belirten İnam, buna rağmen muazzam bir tarihsel ilerleme olduğunu söyledi, darbelerin ve AKP’nin cumhuriyeti yıkıma götüren sürecin mimarlarından olduğunu kaydetti.
İnam, cumhuriyetin toplumu tebaa olmaktan çıkartıp halk yaptığını, eşit yurttaşlık kavramının önünü açtığını söyledi.
‘Bugün artık eşit yurttaşlık Türkiye’de sadece zenginler için vardır’
“Türkiye’nin bu hale gelmesinin nedeni cumhuriyetin değerlerinin ve ilkelerinin yerle bir edilmiş olmasıdır. Bunların başında da eşit yurttaşlık hakkı gelir. Bugün artık eşit yurttaşlık Türkiye’de sadece zenginler için vardır” sözleriyle eşit yurttaşlığın silindiğini söyleyen İnam “kaliteli eğitim ve sağlıktan” sadece zenginlerin yararlanabildiğini belirtti.
Cumhuriyetin aynı zamanda toplumsal adalet olduğunu söyleyen İnam, bugün Türkiye’de adaletten söz edilemeyeceğini “Adalet kavramı artık bugün bu ülkede inandırıcılığını tamamen yitirmiş durumdadır” sözleriyle ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti’nin anti emperyalist bir mücadeleyle kurulduğunu hatırlatan İnam, artık Türkiye’nin bağımsız bir ülke olmadığını söyledi, Türkiye’deki ABD ve NATO varlığını hatırlattı.
Sovyetler Birliği ve Ankara’nın işgale karşı ittifak kurduğunu söyleyen İnam, o dönem devrim cephesinde bu iki gücün yan yana durduğunu belirtti. Cumhuriyet kurulduktan sonra Türkiye’nin devrim cephesini terk ettiğini belirten İnam Kore Savaşı’na Türkiye’nin asker göndermesini ve akabinde NATO’ya girişini hatırlattı.
İnam, sermaye sınıfının Türkiye’nin bağımsızlık anahtarını Amerika Birleşik Devletleri’ne, NATO’ya teslim ettiğini ve bugün Türkiye’de bağımsızlığın olmadığını söyledi.
Laikliğin de çürütüldüğünü belirten İnam diğer partilerin laiklik konusunda takındığı tavrı eleştirdi. “Laiklik ne demek?” sorusunu soran İnam, şu yanıtı verdi: “Bizim için dinin toplumsal yaşamdan, siyasetten kapı dışarı edilmesidir. Bugün bakıyoruz, toplumsal yaşamın tümünde din var. Tarikatlar, cemaatler ülkemizin dört bir yanını sarmış, sarmalamışlar. Çocuklarımız tarikatların eline, cemaatlerin eline mahrum bırakılmış. Siyasette din var mı yok mu? Bugün bütün siyasetçiler dini sözlerle lafa başlıyorlar. Bugün Meclis kürsüsünde, yani o cumhuriyetin kurulduğu Meclis kürsüsünde dini sözlerle birbirlerine hitap ediyorlar, değil mi?”
İnam, kadın ve çocuk cinayetlerinin asıl sorumlusunun tarikatlar ve düzen siyaseti olduğunu söyledi.
Sağlık sistemindeki çarpıklığa da değinen İnam, son zamanlarda ülke gündemine giren “yenidoğan çetesi”ni yaratan koşulları anlattı. “Bebeklerimizin para uğruna, kâr hırsı uğruna ölmesini hep birlikte izledik” diyen İnam bu tarz çeteleri yaratan etkenin düzen olduğunu söyledi.
İstanbul’da katledilen iki kadını hatırlatan İnam, Eskişehir’de KDK öncülüğünde gerçekleştirilen eylemin bütün Türkiye’ye umut olduğunu kaydetti.
İnam, geçtiğimiz hafta ABD’de ölen Fethullah Gülen’in Komünizmle Mücadele Dernekleri geçmişini hatırlattı ve antikomünizmin bugün tarikatlar eliyle yürütüldüğünü söyledi. Gülen’in, hesap vermemesi nedeniyle ölümüne sevinemediklerini söyleyen İnam, bütün gericilerden hesap sordukları zaman sevinebileceklerini belirtti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ı Meclis’te konuşma yapmaya davet etmesi üzerinden alevlenen “çözüm süreci” gündemine dair de konuşan İnam “Düzen siyasetinin Kürt sorununu çözme ehliyeti yoktur” dedi. İnam, bu düzenin savaş ve kandan beslendiğini, Kürt sorununun sınıfsal bir sorun olduğunu, olası bir sürecin kapalı kapılar ardında görüşülerek çözüme kavuşturulamayacağını söyledi.
Çözüm süreci gündemiyle birlikte “yeni anayasa” tartışmalarında TKP'nin tavrının çok net olduğunu belirten İnam, “Biz bu sürecin yeni anayasaya bir çözüm olarak sunulmasının karşısında durmak zorundayız. Bu iktidar, AKP iktidarı yeni anayasa falan yapamaz. Böyle bir ehliyeti yoktur” dedi.
Sürecin bir yanıyla da "din kardeşliği, İslam" üzerinden ilerlediğini söyleyen İnam, TKP’nin buna da karşı olduğunu söyledi. İnam, Kürt sorununun çözümünün sosyalist Türkiye’de olduğunu ifade etti.
‘101 yıl önce kurulan cumhuriyetten ilham alıyoruz’
1923 Cumhuriyetinden ilham alarak yeni bir cumhuriyet kurmanın zorunlu olduğunu belirten İnam, “101 yıl önce kurulan cumhuriyetten ilham alıyoruz” dedi.
Yeni bir cumhuriyet için Türkiye’de yeterli kaynağın ve gücün olduğunu söyleyen İnam, bu gücü ayağa kaldırmak gerektiğini belirtti.
“Ayağa kalkmazsak bu düzen bizim üstümüze yıkılacak ama eğer ayağa kalkarsak biz bu düzeni hep birlikte yıkabiliriz. Tarikatları ortadan kaldırabiliriz, imam hatipleri kapatabiliriz, özel hastaneleri, özel okulları devletleştirebiliriz. Ülkenin en önemli kaynaklarını, sanayisini devletleştirebiliriz. Koç ailesine peşkeş çektikleri TÜPRAŞ’ı yeniden halkın yapabiliriz. Kadınların öldürülmediği bir Türkiye’yi kurabiliriz. Çocukların ölmediği bir Türkiye kurabiliriz. Hep birlikte sosyalist bir Türkiye kurabiliriz. 101 yıl önce yapıldı, yeniden yaparız” diyen İnam, buluşmaya katılanları TKP’de örgütlenmeye çağırarak sözlerini noktaladı.
Buluşma, tiyatro oyuncusu Latif Tiftikçi'nin tek kişilik oyunuyla noktalandı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.




