Sayfa yolu
TKP MK üyesi Sarı Osmaniye'de yaşananları anlattı: 'Bir adım geri atmayacağız'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 01.03.2023 , 16:40 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye Komünist Partisi Merkez Komite üyesi Savaş Sarı Osmaniye'de dün akşam saatlerinde Yunus Emre Semt Evi'ne düzenlenen baskınla TKP üyelerinin gözaltına alınmasına ilişkin Artı TV'nin sorularını yanıtladı.
Depremin başından beri TKP'nin ve ilerici, devrimci, komünist unsurların halkla dayanışma adına önemli bir sınav verdiğini vurgulayan Sarı, iktidarın uyguladığı baskının deprem sırasında ortaya çıkan olumsuz tabloyu örtmeye dönük de bir refleks olduğunu dile getirdi.
Sarı gözaltındaki TKP'lilere "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamasının yöneltildiğini belirterek "Biz bir siyasi partiyiz. Ne olağanüstü hal koşulları ne de Türkiye'deki genel durum bizim siyaset yapma hakkımızı elimizden alma gibi bir gündemi yaratamaz. Oradaki arkadaşlarımız bir siyasi partinin üyesi olarak hem dayanışmayı örgütlediler hem de partinin doğrularını, halkı bir araya getirmek, bu yaşanan olumsuzluklar karşısında dirayetli kılabilmek için söylemekten geri durmayacaklardı ve durmamamız gerekiyor zaten" dedi.
Osmaniye'de TKP'lilere ilk müdahale 15 Şubat'ta
Sarı şunları söyledi:
"15 Şubat günü daha şiddetli bir gözaltı müdahalesi sözkonusu olmuştu. 15 Şubat akşamı bizim dayanışma merkezimizin olduğu Osmaniye'deki Yunus Emre Mahallesi'ne içinde terörle mücadelenin de bulunduğu 100'e yakın polis bir baskın düzenledi. O baskında ilk sözlü olarak ifade ettikleri gerekçe AFAD yardım malzemelerini oradaki arkadaşların çaldığına dair bir ithamdı. Oradaki müdahalenin hem fiziksel hem sözlü olarak şiddetli ve provoke edici bir müdahaleydi. Arkadaşlarımızı kelepçeyle gözaltına aldılar, hakaret ettiler, birkaç arkadaşımızı yere yatırdılar, yarım saat bir saate yakın o pozisyonda beklettiler. Ve bütün bu sürecin içerisinde aslında belli ki bizim orada yürüttüğümüz dayanışma çalışmasını engellemeye dönük veya ondan duydukları rahatsızlığa ilişkin bir müdahaleydi. Sonrasında mesele şeye döndü, polise mukavemet üzerinden savcılığa ifadeye dönük bir şey yaşandı. Savcılık da ifadeye almaya gerek duymadan arkadaşlarımızı o zaman serbest bırakmıştı.
Mahalleliye baskı ve dünkü gözaltılar
Biz 22 Şubat'ta o dayanışma merkezi olarak kullandığımız yeri parti binası haline getirdik, Yunus Emre Semt Evi'ni açmış olduk orada. O semt evinde yürüttüğümüz çalışmalara bu hafta başında yeniden emniyet güçlerinin müdahalesi gündeme geldi. Arkadaşlarımızı sürekli olarak takibe alma, GBT, kimlik kontrolü yapma, mahallenin giriş çıkışını tutma, bizle iletişime geçen mahalleliye gene benzer müdahalelerde bulunma, hatta trafik cezası kesme şeklinde müdahaleler gündeme geldi.
Dün ise akşam saatlerinde tekrar 15-20'ye yakın güvenlik şube görevlisi polis semt evimize gelip arkadaşlarımızı haklarında şikayet olduğunu belirterek gözaltına aldılar. 7 arkadaşımız gözaltına alındı. Dün gece boyunca ifadeleri alındı. Gerekçe 'halkı yanıltıcı bilgiyi yayma' suçu. Bu da biliyorsunuz geçen sene Ekim ayında gündeme gelen bu Dezenformasyon Yasası diye ifade edilen yasanın uzantısı. 217'ye a maddesi diye geçiyor sanırım. Ceza Kanunu'na ek ile ilgili bir madde. Bunun üzerinden bir suçlamada bulunuyorlar. Güya oradaki arkadaşlarımız halkı tahrik, kışkırtmaya yönelik girdide bulunuyorlar.
'İlerici unsurlar halkla buluşma açısından çok önemli bir sınav verdi'
Şimdi tabii burada meselenin iki boyutu var. Birincisi şu: Gerçekten siz de bilirsiniz, depremin başından beri Türkiye Komünist Partisi de ilerici, devrimci, komünist unsurlar da halkıyla dayanışma adına çok önemli bir sınav verdiler. Bu sınavın şöyle bir çıktısının Türkiye'de aslında kolay kolay da silinmeyecek şekilde işlendiğini biz parti olarak düşünüyoruz. Halkın eşitlik, özgürlük, adalet talebine TKP de dediğim gibi ilerici unsurlar da halkla buluşma açısından göstermiş oldu.
Meselenin bir başka boyutuysa şu: Elbette ki aslında şu anda deprem öncesinde alınması gereken tedbirler açısından da deprem sonrasındaki afet yönetimi açısından da aslında sorumluluk devletindir. Ve sonuçta devlet halkına sahip çıkmalıydı, AKP iktidarı bir yürütme erki olarak bunu yerine getirmeliydi. Burada çok ciddi hatalar veya yanlışlar ortaya kondu. Ve bu insanlarımızın hayatı pahasına bazı olumsuz sonuçların yaşanmasına yol açmış oldu.
Burada ortaya çıkan olumsuz tabloyu örtmeye dönük de bir refleks sanırım gündemde. Ve buna dönük bir müdahale de belli açılardan gündemde olabilir.
'İyiyi ve doğruyu savunanların haklı ve güçlü olduğu bir fotoğrafla karşı karşıyayız'
Ama en nihayetinde iyiyi, güzeli, doğruyu, eşitliği savunanların, örgütlülüğü savunanların haklı ve güçlü olduğu bir fotoğrafla karşı karşıyayız. Biz TKP olarak ne Osmaniye'de ne deprem bölgesinin bütününde ne de Türkiye'de bu meşru pozisyondan bir adım geri atmayacağız. Bunun hem bizim iddiamız açısından hem de halkın ihtiyaçları açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.
Şunu açık söylemek gerekiyor, elbette sorumluluk devletindir ve elbette devletçi çözümler gündemde olmadığı için bütün bu sorunlar yaşanmıştır. Eğer tüm bu süreç merkezi olarak devlet eliyle planlansaydı, eğer devletin bütün kaynakları o afete müdahalede devreye anında, hemen sokulabilseydi bütün bu sorunlar yaşanmayacaktı. Ama gericiliğin, piyasacılığın hakim olduğu bir süreci yaşıyoruz. Ve maalesef bu olumsuzluklar yaşandı.
'Önemli olan halkın çıkarlarının esas alınmasıdır, bu konuda ısrarcı olacağız'
Biz bir siyasi partiyiz. Ne olağanüstü hal koşulları ne de Türkiye'deki genel durum bizim siyaset yapma hakkımızı elimizden alma gibi bir gündemi yaratamaz. Oradaki arkadaşlarımız bir siyasi partinin üyesi olarak hem dayanışmayı örgütlediler hem de partinin doğrularını, halkı bir araya getirmek, bu yaşanan olumsuzluklar karşısında dirayetli kılabilmek için söylemekten geri durmayacaklardı ve durmamamız gerekiyor zaten. Çünkü önemli olan halkın çıkarlarının esas alınmasıdır. Önemli olan, halkın bu yaşanan mağduriyetten bir an evvel çıkmasını sağlamaktır. Biz bu konuda ısrarcı olacağımızı belirtmiş olalım.
'Milim geri adım atmamamız gerekiyor'
(Bölgede sosyalistlere yönelik bazı algılar kırıldı. Bu müdahalenin sebeplerinden birisi olarak bunu görebilir miyiz?) Elbette görmek gerekiyor. Meselenin iki boyutu var. Başta da söyledim. Bir, AKP iktidarı süreci yönetmede inanılmaz bir zaaf göstermiştir. İkincisi ise bazı doğrular maalesef ki bu kadar acı bir sonucun uzantısı olarak da olsa yaşanarak görülüyor, halkımız tarafından da fark ediliyor. Halkımız insanca bir yaşam istiyor. Halkımız belli haklarının karşılanmasını istiyor, sağlıklı, güvenli konutlarda yaşamak istiyor. Eğitim, sağlık, barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasını istiyor. Bunlar çok hayati öneme sahip haklar ve bu hakların maalesef bu düzende karşılanmadığını bu kadar acı bir tabloyla birlikte yaşamış oldular. Ve burada bahsettiğiniz gibi belli doğruları ve değerleri savunanlar, TKP de dahil olmak üzere, bu doğruları ve değerleri halka hem ulaştırmada hem de bunların çok somut ve doğal çıktısı olan o dayanışmayı, birlikteliği örgütlemede önemli bir sınav verdiklerini düşünüyorum.
Biz en azından kendi adımıza bu sınavı verdik. Elbette ki yaptıklarımız çok sınırlı ve yetersiz. Hele iktidarın elindeki güç ve kaynakları düşünürsek. Ama şu da ortaya çıktı ki Türkiye'deki kaynaklar halkın çıkarları doğrultusunda kullanılırsa, eşitçe hakça devlet eliyle halkın çıkarlarına sunulursa yani halkın devleti gerçekten de sözkonusu olursa aslında bu yaşadığımız tabloyu yaşamayabilirdik. Enkaz altında kalmamak için bunu başarmak zorundayız. Bunu ben buradan başta deprem bölgesindeki insanlar olmak üzere bütün yurttaşlarımızın yürekleriyle de akıllarıyla da gördüklerini, hissettiklerini düşünüyorum. O yüzden de milim geri adım atmamamız gerekiyor. Doğruyu, iyiyi, güzeli savunuyoruz. Bunda ısrarcı olmak zorundayız.
'Bu doğruları ve değerleri savunan çizginin seçimlere yansıması gerekiyor'
(İktidarın halktan kopmuş olduğu bir kez daha görüldü. Bunun seçimlere yansıyacağını düşünüyor musunuz?) Elbette ki biz parti olarak bu yaşanan acı deneyimin seçimlere de yansıyan boyutları olacağını düşünüyoruz. Bazı doğrular ve değerler öne çıktı. O doğru ve değerler etrafında yani laikliği, bağımsızlığı, devletin halkın çıkarları doğrultusunda devletçi politikaların hayata geçireceği politikaları savunan bir çizginin elbette ki bu seçimlerde bir karşılığının ve yansımasının olması gerekiyor. Ben bunun hissedileceğini, seçimlere de uzanacağını düşünüyorum."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
