Sayfa yolu
TKP İzmir’den Cemil Tugay açıklaması: 'Zübük siyasetini hak etmiyoruz, derhal istifa etmeli!'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 07.10.2026 , 14:27 Güncelleme Tarihi: 07.10.2026 , 15:38
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifa edip bağımsız kaldıktan sonra AKP’ye katılması üzerine Türkiye Komünist Partisi (TKP) İzmir İl Örgütü bir açıklama yayımladı.
Aylardır sürdürülen pazarlıkların ve yapılan hesapların bir noktaya bağlandığı belirtilen açıklamada, uydurulacak kılıf ne olursa olsun İzmir halkının çıkarlarının yok sayıldığı vurgulandı.
'CHP ile AKP anlayışı arasında emekçiler açısından fark yok'
TKP İzmir İl Örgütü, Cemil Tugay’ın belediyecilik anlayışını eleştirerek şu değerlendirmelere yer verdi:
“Cemil Tugay’ın CHP’deyken savunduğu belediyecilik anlayışıyla AKP’de savunacağı anlayış arasında emekçiler açısından, İzmir halkı açısından hiçbir fark yoktur. Cemil Tugay, başından beri kendisini kentin patronu, büyükşehir belediyesini de büyük bir holding olarak tarif etti ve hep böyle davrandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 23 bin işçi ‘eşit işe eşit ücret’ talebiyle greve çıktığında, Cemil Tugay işçilerin yanında durmadı. İşçilerin haklı taleplerini tartışmak yerine onları İzmir halkıyla karşı karşıya getirmeye çalıştı, grev kırıcılığı yaptı, işten çıkarmaları gündeme getirdi. Taşeron işçiler güvenceli çalışma talep ettiğinde ‘muhatap değiliz’ dedi. İşçiler belediye önünde haklarını ararken onları tehdit etti.”
soL Haber, görünenin arkasındakilere, gerçeklere odaklanıyor. soL, hiçbir yerde görmediğiniz, göremeyeceğiniz içerikler hazırlıyor. Bu haberlerin daha da artması, güçlenmesi okurumuzun verdiği destekle mümkün. Siz de abone olun, soL'un haberlerine güç verin.
'Sermayenin ve müteahhitlerin çıkarları gözetildi'
Belediye kaynaklarının kullanımında sermayenin korunduğunu ifade eden ilçe örgütü, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Belediye kaynaklarının nasıl kullanılacağı söz konusu olduğunda sermayenin, taşeron şirketlerin ve müteahhitlerin çıkarlarını gözeterek hareket etti. Şimdi Cemil Tugay AKP’ye geçiyor ve bu ilkesiz siyaset ikliminde, bu ilkesiz transferlere konu olmuş yüzlerce isimden yalnızca biri oluyor. Şimdi siyaseti ve oy verme tercihlerini ilkelerle değil matematik hesaplarla ele alıp AKP karşısındaki ‘en güçlü’ adayı işaret ve tercih edenler de ‘Biz hiç sorumlu değil miyiz?’ diye sormalıdır. Cemil Tugay yüzlerce zübükten sadece biridir, bu siyaset kültürünün kendisine ise isyan edilmelidir.”
'Halkın seçme ve seçilme hakkı gasp edilmiştir'
Siyasi yetkinin kişisel hesaplarla başka bir partiye taşınmasının kabul edilemeyeceğini belirten TKP İzmir İl Örgütü, Cemil Tugay’ı istifaya çağırdı:
“Çünkü mesele yalnızca Cemil Tugay’ın hangi partiye geçtiği değildir. Mesele, bir partinin adayı olarak seçilen kişinin, kendisine verilen siyasi yetkiyi kendi siyasi hesabı doğrultusunda başka bir partiye taşıyabilmesinin normalleştirilmesidir. Mesele, hep kazanmak ya da daha fazla hizmet almak adına gerçeklerin ve ilkelerin göz ardı edildiği, çürümüşlüğün normalleştirildiği bu tabloda ortada yaşanacak bir Türkiye ve İzmir’in de kalmayacağının bilinmesi gerektiğidir. Halkın oyuyla seçildiği görevi siyasi pazarlıkların ve kişisel hesapların konusu haline getiren, halkın seçme ve seçilme hakkını gasp eden Cemil Tugay derhal istifa etmelidir.”
Açıklamanın son bölümünde İzmir halkına ortak mücadele çağrısında bulunuldu: “Bizler bu Zübük siyasetini hak etmiyoruz. Siyaseti oy vermeye indirgeyenleri de bizim oylarımızla bizim olanı patronlara peşkeş çekenleri de hak etmiyoruz. Hayatımızı zehir eden, insanca yaşamayı unutturan, her tarafından pislik akan bu çürümüş ilkesiz düzeni hak etmiyoruz. Bu çirkin düzene karşı gelin, birlikte mücadele edelim. Ülkemiz için, güzel İzmir için, çocuklarımız için, sevdiklerimiz için İnsanca yaşanacak bir ülkeyi yeniden inşa edelim.”
'Zübüklerden kurtulmak için bu düzenden kurtulmalıyız'
"Zübüklerden kurtulmak için bu düzenden kurtulmalıyız" başlıklı açıklamanın tamamı şu şekilde:
"İki aydır İzmir’in gündemini meşgul eden soru artık yanıtını buldu.
Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna CHP adayı olarak oturduktan, CHP’den istifa edip bağımsız kaldıktan sonra bugün AKP’ye katıldı.
Böylece aylardır sürdürülen pazarlık da, yapılan hesaplar da bir yerlere bağlandı. Uydurulacak kılıf ne olursa olsun, İzmir halkının çıkarlarının yok sayıldığı çok açık.
İki ay önce söylemiştik: Cemil Tugay AKP’ye geçse de geçmese de mesele yalnızca bir kişinin hangi partinin rozetini taşıdığı değildi. Mesele, İzmir’i yöneten anlayışın ne olduğuydu.
Bugün artık daha açık konuşabiliriz.
Cemil Tugay’ın CHP’deyken savunduğu belediyecilik anlayışıyla AKP’de savunacağı anlayış arasında emekçiler açısından, İzmir halkı açısından hiçbir fark yoktur.
Cemil Tugay, başından beri kendisini kentin patronu, büyükşehir belediyesini de büyük bir holding olarak tarif etti ve hep böyle davrandı.
O yüzden, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 23 bin işçi ‘eşit işe eşit ücret’ talebiyle greve çıktığında, Cemil Tugay işçilerin yanında durmadı. İşçilerin haklı taleplerini tartışmak yerine onları İzmir halkıyla karşı karşıya getirmeye çalıştı, grev kırıcılığı yaptı, işten çıkarmaları gündeme getirdi. Taşeron işçiler güvenceli çalışma talep ettiğinde, ‘Muhatap değiliz’ dedi. İşçiler belediye önünde haklarını ararken onları tehdit etti.
O yüzden, belediye kaynaklarının nasıl kullanılacağı söz konusu olduğunda sermayenin, taşeron şirketlerin ve müteahhitlerin çıkarlarını gözeterek hareket etti.
Şimdi Cemil Tugay AKP’ye geçiyor ve bu ilkesiz siyaset ikliminde, bu ilkesiz transferlere konu olmuş yüzlerce isimden yalnızca biri oluyor.
Şimdi siyaseti ve oy verme tercihlerini ilkelerle değil matematik hesaplarla ele alıp AKP karşısındaki ‘en güçlü’ adayı işaret ve tercih edenler de, ‘Biz hiç sorumlu değil miyiz?’ diye sormalıdır. Cemil Tugay yüzlerce zübükten sadece biridir, bu siyaset kültürünün kendisine ise isyan edilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca Cemil Tugay’ın hangi partiye geçtiği değildir. Mesele, bir partinin adayı olarak seçilen kişinin, kendisine verilen siyasi yetkiyi kendi siyasi hesabı doğrultusunda başka bir partiye taşıyabilmesinin normalleştirilmesidir. Mesele, hep kazanmak ya da daha fazla hizmet almak adına gerçeklerin ve ilkelerin göz ardı edildiği, çürümüşlüğün normalleştirildiği bu tabloda ortada yaşanacak bir Türkiye ve İzmir’in de kalmayacağının bilinmesi gerektiğidir.
Halkın oyuyla seçildiği görevi siyasi pazarlıkların ve kişisel hesapların konusu haline getiren, halkın seçme ve seçilme hakkını gasp eden Cemil Tugay derhal istifa etmelidir.
İzmir halkına çağrımızdır:
Bizler bu Zübük siyasetini hak etmiyoruz.
Siyaseti oy vermeye indirgeyenleri de bizim oylarımızla bizim olanı patronlara peşkeş çekenleri de hak etmiyoruz.
Hayatımızı zehir eden, insanca yaşamayı unutturan, her tarafından pislik akan bu çürümüş ilkesiz düzeni hak etmiyoruz.
Bu çirkin düzene karşı gelin, birlikte mücadele edelim.
Ülkemiz için, güzel İzmir için, çocuklarımız için, sevdiklerimiz için İnsanca yaşanacak bir ülkeyi yeniden inşa edelim.”
soL TV, Cemil Tugay'ın AKP'ye uzanan bu çarpıcı öyküsünü ve şaşırtıcı olmayan sonu tüm yönleriyle masaya yatırdı:
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.