Sayfa yolu
TKP İstanbul Afet Koordinasyonu: İstanbul rant alanı olmaktan kurtarılmalı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 16.10.2026 , 21:21 Güncelleme Tarihi: 16.10.2026 , 22:25
Türkiye Komünist Partisi (TKP) İstanbul Afet Koordinasyonu, İstanbul’da yaşanan sel felaketine ilişkin 16 Ekim tarihli bir rapor yayımladı. Raporda, yaşanan yıkımın yıllardır sürdürülen rant odaklı kentleşme politikaları, doğal alanların tahribatı, altyapı yetersizlikleri ve afet risklerinin yeterince yönetilmemesiyle bağlantılı olduğu vurgulandı.
Raporda, 16 Ekim itibarıyla yapılan resmî açıklamalara göre İstanbul’da 4 kişinin hayatını kaybettiği, 3 bin 57 kişinin kurtarılarak güvenli alanlara taşındığı belirtildi. Kent genelinde 48 toprak kayması ve 53 istinat duvarı yıkımı meydana geldiği, afet koordinasyon merkezine ulaşan 9 bin 755 ihbarın 7 bin 800’üne müdahale edildiği aktarıldı. İstanbul İtfaiyesi’nin ise 15 Ekim akşamına kadar 2 bin 105 olaya müdahale ettiği ifade edildi.
soL Haber, görünenin arkasındakilere, gerçeklere odaklanıyor. Hiçbir yerde görmediğiniz içerikler hazırlıyor. Bu haberlerin daha da artması, güçlenmesi okurumuzun verdiği destekle mümkün. Siz de abone olun, soL'un haberlerine güç verin.
Yeni yağış uyarıları karşısında önlem çağrısı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 16 Ekim sabahından 17 Ekim gecesine kadar İstanbul için yaptığı kuvvetli yağış uyarısına dikkat çekilen raporda, önceki yağışların yarattığı olumsuz koşulların sürdüğü hatırlatıldı.
TKP İstanbul Afet Koordinasyonu, riskli bölgelerde yaşayan ve çalışan yurttaşların güvenliği için hangi somut önlemlerin alındığını sordu. Raporda, riskli bölgelerde tahliye hazırlıklarının yapılması, gerekli durumlarda yolların ve iş yerlerinin kapatılması, güvenli barınma alanlarının hazırlanması ve konuma özgü erken uyarı sistemlerinin kurulması gerektiği belirtildi.
Afet yönetiminin felaket yaşandıktan sonra başlamaması gerektiği vurgulanan raporda, İstanbul’daki taşkın riski taşıyan bölgelerin bilimsel veriler ve taşkın haritalarıyla bilindiği ifade edildi. Ayazağa’daki Şeytandere ile eski bir dere yatağı olan Dereboyu Caddesi, tarihsel taşkın riski taşıyan alanlara örnek gösterildi.
'Dereler yola, ormanlar betona dönüştürülüyor'
Raporda, İstanbul’daki yıkımın arkasında onlarca yıldır sürdürülen kentleşme politikalarının bulunduğu belirtildi. Menderes döneminden itibaren derelerin yollara dönüştürülmesi, kıyı alanlarının doldurulması ve doğal alanların yapılaşmaya açılmasıyla ilerleyen kentleşme anlayışının, AKP iktidarı döneminde de büyük ölçekli projelerle sürdürüldüğü kaydedildi.
Derelerin, vadilerin, ormanların, sulak alanların ve su havzalarının kentin doğal drenaj sisteminin parçaları olduğu hatırlatılan raporda, bu alanların betonla kaplanmasının yağmur suyunun toprağa sızmasını engellediği ve taşkın riskini artırdığı vurgulandı.
Vadistanbul, Kuzey Marmara Otoyolu ve kuzey ormanlarındaki taş ocakları gibi büyük ölçekli müdahalelerin doğal su döngüsü ve havza bütünlüğü üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Yağmur suyu ve atık su altyapısının yetersiz kaldığı bölgelerde taşkınların halk sağlığını da tehdit ettiği belirtildi.
İstanbul’un kuzeyi ve su havzaları korunmalı
TKP İstanbul Afet Koordinasyonu, İstanbul’un kuzeye doğru büyümesini sınırlamayı ve doğal alanlarını korumayı amaçlayan 2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nın koruma yaklaşımının sonraki yıllarda yapılan plan değişiklikleri ve büyük ölçekli projelerle aşındırıldığını savundu.
Kanal İstanbul projesi ve Sazlıdere Havzası’ndaki yapılaşma girişimlerinin kentin su kaynakları ve ekolojik geleceği açısından ciddi sorunlar yarattığı belirtilen raporda, su havzalarının ve ormanların korunmadığı bir kentleşme anlayışının İstanbul’un gelecekteki su güvenliğini de tehlikeye attığı kaydedildi.
Raporda, iklim değişikliğiyle birlikte aşırı hava olaylarının etkilerinin arttığına dikkat çekilerek bilimsel verilerin planlama kararlarına yansıtılması, doğal alanların korunması ve kamusal yatırımların bu doğrultuda gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulandı.
'Kentsel dönüşüm, müteahhitlerin kârına bırakılamaz'
Kentsel dönüşüm politikalarının bina ölçeğine ve deprem güvenliğine indirgenmesinin sel, taşkın, heyelan ve altyapı risklerinin göz ardı edilmesine yol açtığı belirtilen raporda, altyapı kapasitesi artırılmadan yapılaşma yoğunluğunun yükseltilmesinin yağmur suyunun tahliyesini güçleştirdiği ifade edildi.
Yol kotunun altında kalan bodrum katlarının iskâna açılmasının da taşkın sırasında can kaybı ve maddi zarar riskini artırdığına dikkat çekildi.
Raporda, “Bir binayı depreme dayanıklı hâle getirirken bulunduğu mahalleyi sel baskınlarına açık bırakmak, gerçek anlamda afetlere hazırlık değildir” denilerek kentsel dönüşümün müteahhitlerin kâr beklentilerinden ve piyasa koşullarından kurtarılması gerektiği belirtildi. Dönüşümün mahalle, havza ve kent ölçeğinde bilimsel, bütünlüklü ve kamucu bir planlama anlayışıyla yürütülmesi çağrısı yapıldı.
Acil önlem talepleri
TKP İstanbul Afet Koordinasyonu,raporunda şu talepleri sıraladı:
- İstanbul’daki taşkın ve heyelan riski taşıyan bölgelerin bilimsel verilerle belirlenmesi ve risk haritalarının kamuoyuyla paylaşılması.
- Yeni yağış uyarıları doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması; riskli alanlarda tahliye, ulaşım kısıtlaması ve güvenli barınma uygulamalarının hayata geçirilmesi.
- Afet tehlikesi bulunan dönemlerde zorunlu hizmetler dışındaki çalışmaların durdurulabilmesi, emekçilerin ücretlerinin ve sosyal haklarının güvence altına alınması.
- Dere yataklarının, su havzalarının, ormanların, sulak alanların ve doğal drenaj koridorlarının yapılaşmadan korunması; tahrip edilen alanların ekolojik işlevlerinin yeniden kazandırılması.
- Yağmur suyu ve atık su altyapısının iklim değişikliği ve nüfus yoğunluğu dikkate alınarak yenilenmesi; geçirgen yüzeylerin ve yeşil alanların artırılması.
- Kentsel dönüşümün parsel bazlı rant üretiminin aracı olmaktan çıkarılarak toplumun ihtiyaçlarını ve güvenliğini esas alan kamucu bir planlama anlayışıyla yürütülmesi.
- Sel felaketinin nedenlerinin, alınmayan önlemlerin ve altyapı eksikliklerinin bilim insanları ile ilgili meslek örgütlerinin de katılacağı bağımsız bir kurul tarafından incelenmesi ve sonuçların kamuoyuna açıklanması.
- Afetten etkilenen yurttaşların barınma, sağlık, beslenme ve diğer temel ihtiyaçlarının devlet güvencesinde karşılanması.
Raporun sonunda, sel felaketlerinin yalnızca doğa olaylarının sonucu olmadığı belirtilerek kentleşme politikaları, altyapı eksiklikleri ve yönetimsel tercihlerin yıkımın boyutlarında belirleyici rol oynadığı vurgulandı.
TKP İstanbul Afet Koordinasyonu, kentlerin geleceğinin sermayenin kâr beklentilerine bırakılamayacağını belirterek derelerin, ormanların, su havzalarının ve yaşam alanlarının korunması; afetlere karşı güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir kentler için kamucu ve bilimsel planlama yapılması çağrısında bulundu.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.