TKP Ankara'da Halkın Kürsüsü'nü kurdu

Türkiye Komünist Partisi, Ankara'da düzenlediği mitingle 'Halk Kürsüsü'nü kurdu.

Haber Merkezi

Türkiye Komünist Partisi (TKP) salgın önlemlerine dikkat ederek Ankara Anıtpark'ta "Halk Kürsüsünü Kuruyor" başlıklı bir miting düzenledi.

Anıtpark'ta yapılan mitingde TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, TKP MK üyesi Senem Doruk İnam, Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı Temsilcisi Selahattin Kural, Türkiye Komünist Gençliği adına Mert Doğan, tiyatro sanatçısı Levent Üzümcü birer konuşma yaptı. Sanatçı Gülcan Altan da şarkılarıyla mitinge katıldı.

TKP Genel Sekreteri Okuyan yaptığı konuşmada "Aman provokasyona gelmeyin diyorlar, sinmeyeceğiz! Biz sokağa, mahallelere, fabrikalara sahip çıkacağız ki, provokatörler sinsinler, kaçsınlar. Örgütleneceğiz, daha fazla örgütleneceğiz" dedi.

Miting alanına gelişler sürerken, sık sık "Boyun eğme memlekete sahip çık", "Şeriata faşizme karanlığa geçit yok", "Fabrikalar tarlalar siyasi iktidar her şey emeğin olacak" ve "Yağma yok sosyalizm var" sloganları atıldı.

 

Mitingde ilk olarak sanatçı Gülcan Altan sahneye çıktı ve mitinge katılan yurttaşlarla "Boyun Eğme" şarkısını söyledi. 

'Ülkemiz büyük bir saldırı altında'

Altan'ın ardından kürsüye TKP MK üyesi Senem Doruk İnam çıktı.

"Karanlığı Yırtıp Atacağız demek için bugün buradayız, hep birlikteyiz" diyen Doruk İnam, "On yıllardır ülkemizin yaşadığı karanlığı konuşuyoruz, hep birlikte bu karanlığın içinde yaşamaya çalışıyoruz. Emek sömürüsü üzerine kurulu bu düzen içinde, her birimiz hayatta kalmak için çırpınıyoruz. Ülkemiz büyük bir saldırı altında, Türkiye AKP eliyle büyük bir karanlığın ve çürümenin içerisine doğru çekildi. Emekçiler çok daha büyük bir yoksullukla boğuşuyor. Türkiye akıl almaz bir yağma ülkesi haline getirildi." ifadelerini kullandı.

'Dik duran kadınların sesi olmak için bu kürsüdeyim'

İnam, sözlerine şöyle devam etti:

"Sömürücülerin, tarikatların, halk düşmanlarının, mafyaların, çetelerin sesleri birbirine karışıyor. Hep birlikte duyduğumuz bu gürültülü ses karanlığın sesidir dostlar, bu kanımızı emmeye çalışan, gün geçtikçe pisliğe batan suç düzenin sesidir. 

Aklımızı, vicdanımızı rahatsız eden o koku bu düzenin çürümüşlüğünün kokusudur. 

Evet, tablo karanlık. Ama bu karanlığa bakınca biz onların görmemizi istediklerini görmüyoruz, Bu karanlığa bakarken onun değişebilir, değiştirilebilir olduğunu da görüyoruz.

Biz ülkemize bakınca karanlığın içinden doğacak aydınlığı görüyoruz. Ben buradan sizlere baktığımda karanlığı yırtıp atacak, ayağa kalkmış, boyun eğmeyen insanlar görüyorum. 

Dimdik duruyoruz bu karanlığın karşısında. Dimdik duruyoruz bu sömürücülerin, gericilerin, bir avuç azınlık ve onların şakşakçılarının karşısında. Sadece bugün değil üstelik. Tarih boyunca savaş kışkırtıcılarının karşısında, yobazların karşısında, kan emici patronların karşısında hep boyun eğmeyenler vardı ve o boyun eğmeyenlerin arasında en önde hep kadınlar vardı.

Ben bugün burada, mücadele eden kadınların, boyun eğmeyen, dik duran kadınların sesi olmak için bu kürsüdeyim.

Hepimiz biliyoruz, yaşıyoruz, emek düşmanı bu düzen gericilik silahını en çok biz kadınlara doğrultuyor. Kadınlar boyun eğmedikçe onlar çıldırıyorlar. Bekliyorlar ki kadınlar dizini kırsın otursun, gericilere, yobazlara, emek düşmanlarına sesini çıkarmasın, geride dursun, sussun. Bu beklentiye cevabımız çok açık. Çok beklersiniz!"

'Mutlaka kazanacağız'

"Kadınların ölmediği bir düzenin mümkün olduğunu biliyoruz" diyen Doruk İnam, "Bu gerici düzeni alaşağı ettiğimizde eşitlik ve özgürlük bizim olacak. Hep birlikte kol kola omuz omuza yürüyeceğiz, Biz yıllardır bu topraklarda mücadele ediyoruz, hiçbir zaman teslim olmadık, bu ülke için bu ülkenin güzel insanları için direndik. Şimdi hepimize çok daha fazla sorumluluk düşüyor, bu ülkenin tarihinde sadece direndiler diye yer almayacağız, tüm dünya bizim nasıl kazandığımızı konuşacak. Biz Kazanacağız, Mutlaka Kazanacağız!" ifadesini kullandı.

'İşçi sınıfı güçlüdür, saraylar yıkar, diktatörler devirir'

İnam'ın ardından kürsüye Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı Temsilcisi Selahattin Kural çıktı.

"Son dönemde yürüyen tartışmalarda konuşulmayan bir şey var. Hatta tek ve en önemli şey: Emek... Emekçiler... Bu ülkenin zenginliklerini yaratanlar..." diyerek sözlerine başlayan Kural, şöyle konuştu: 

"Ekonomik kriz ve salgın boyunca emekçilerin üzerine çöken patronlar karlarını artırırken, emekçiler her geçen gün fakirleşti. Patronların karlarının kaynağını o meşhur sözcükle analım: Ne deniyordu, marinaya çöküldü, gazeteye çöküldü, otele çöküldü... Hayır, asıl emekçilerin emeğine, haklarına çöküldü.  

Patronlar, kriz ve pandemi fırsatçılığı yaparak emekçilerin hayatlarına, yaşamlarına çöktü.

İşsizliği gösterip maaşlarına, kıdem tazminatlarına, alın terine, emeğine çöktü 2 işçinin yapacağı işi 1 işçiye yükleyip emekçinin 8 saatlik iş gününe çöktü. 

Patronlara yeni kaynaklar yaratmak, teşvik yağmuruna tutmak için İşsizlik Fonuna çöktü.  Patronlar ve siyasi iktidar bir olup emekçilerin, işçilerin üzerine çöktü. İşte bu tartışmalarda konuşulmayan şeyler bunlar. Bu sorunların kenarından köşesinden dolaşmak. İktidarıyla muhalefetiyle yapılan tartışmalar bunlardan ibaret."

İşçilere 'cambaza bak' diyemezler

"Yok öyle yağma, işçilere 'cambaza bak' diyemezler. Yapılan tartışmalarda emekçilerin sesini kesemezler. Her gün işçiler iş cinayetlerinde hayatını kaybederken, her gün işçilerin hakları gasp edilirken işçilerin gündemini kenara atamazlar. Koç'lar, Sabancı'lar, 5 li çete, mafyalar, tarikatlar...  Yok bunlar arasında bir fark. Rantçısı, doğa katliamcısı, işçi düşmanı, hepsi bu düzeni temsil ediyor. Bütün suçları birkaç kişiye yükleyerek kurtulamayacaklar. Çöken iktidarıyla, sermaye sınıfıyla bu düzendir. Bu düzene karşı verilen mücadelenin ertelenmesine izin vermeyeceğiz. Bu düzeni yıkacağız, yerine yenisini, emekçilerin ülkesini kuracağız.

Bunca eşitsizliğe ve patronların fırsatçılığına karşı işçiler yalnız kalmadı. Patronların Ensesindeyiz Ağı işçilerin tutunabilecekleri bir dal oldu. Hak kayıplarına uğrayan işçiler, PE'nin uzmanları ve avukatları ile birlikte mücadele etti. İşçiler, mesai arkadaşlarıyla birlikte işyerlerinde dayanışmayı geliştirdi ve birçok örnekte haklarını kazandı. Dayanışmanın emekçiler için ne kadar önemli olduğunu patronlara karşı verdiğimiz mücadeleden ve elde ettiğimiz kazanımlardan gördük. Patron fırsatçılığına karşı işçilerin yanında, patronların ensesinde olmaya devam edeceğiz. 

Ne diyorduk.

İşçi sınıfı güçlüdür, saraylar yıkar, diktatörler devirir; sömürüye ve gericiliğe son verecek olan odur. 

Bu karanlığı yırtıp atacak olan da, asalakların iktidarına son verecek olan da, emeğin ülkesini kuracak olan da odur!"

'TKP umudu ve geleceği kimin inşa edeceğini göstermektedir'

Kural'ın ardından kürsüye Türkiye Komünist Gençliği adına Mert Doğan çıktı.

"Burada halkın kürsüsünde gençliğin sözünü söylemek için sizlerin karşısındayım" diyen Doğan, "Bu kürsünün bugün ifade ettiği anlam bizler için çok önemli. Çünkü gençlik denildiğinde düzen siyasetinin anladığı yeni oy kaynakları, daha kolay ikna edilecek seçmenler geliyor. Biz ise bugün bu kürsüde, Türkiye Komünist Partisi’nin kurduğu Halkın Kürsüsü’nde yaşadığımız mahallelerdeki, yarı zamanlı çalıştığımız iş yerlerindeki, okuduğumuz amfiler ve liselerdeki arkadaşlarımız adına söz alıyoruz. İktidarın ya da benzerlerinin oy kaynağı değiliz, hayatın her alanında karartılan geleceklerini kendi ellerine almak için mücadele eden gençler olarak buradayız" ifadesini kullandı.

Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşyerleri ise zaten bizler için emek cehenneminden başka bir şey değildi. Kimimiz kurumsal şirketlerde staj adı altında ek mesaiyle, kimimiz bir kafede veya barda temel haklarımız dahi olmadan çalışıyorduk. Elimizdeki bu işleri bile kaybettik.

Bugün ise milyonlarca genç geleceğine dair endişe altında yaşarken, ülkemizde mafya-tarikat-hükümet üçgeninde gerçekleşen yağma ve talanın saklanamayacak boyuta geldiği bir sürece tanıklık ediyoruz. Pandemide yalnızca iktidarın ülkeyi akılcı biçimde yönetmekten aciz olduğunu değil, bu acizliğin yanında devasa bir rant organizasyonunu ihmal etmediğini biliyoruz.

Twitch yayınlarında boy gösteren, internet fenomenleriyle şirinlik yapmaya çalışan muhalefet bunların karşısında ne mi yapıyor? Memleketimizde olan biteni ekranlardan takip etmeye devam etmemiz için elinden gelen her şeyi!

Bu nedenlerle gençliğin meclis kulislerindeki dedikodulara pazarlıklara değil halk kürsülerindeki mikrofonlara ihtiyacı var. Türkiye Komünist Gençliği’nin mücadelesini bu yüzden değerli, önemli görüyoruz.

Mücadeleyi bu yüzden yükselteceğiz!

Her tarafından pislik akan düzen, kendisini devam ettirebilecek yetenekten ve yeni bir gelecek sunma inandırıcılığından son derece uzakta. Bu düzenin geleceğinde ancak daha çok yağma, daha çok talan, daha çok sömürü, daha çok gericilik var.

Halkı, bizleri siyasetten kapı dışarı etmeye çalışanlara karşı Anıtpark’ta, İstanbul’da, Iğdır’da, Patnos’ta Mersin’de Samsun’da, yurttaşlarımızın ayağının bastığı her yerde TKP umudu ve geleceği kimin inşa edeceğini göstermektedir.

'Düzenin hiçbir partisinin sorunlarımızı çözemeyeceği ortadadır'

"Düzenin hiçbir partisinin sorunlarımızı çözemeyeceği ortadadır" diyerek sahneye çıkan tiyatro sanatçısı Levent Üzümcü, sosyalizm mücadelesi için büyük bir olanak olduğunu vurguladı.

En önemli şeyin sosyalistlerin halka ulaşması olduğunu vurgulayan Üzümcü, "O zaman değiştireceğiz, o zaman sosyalizm mücadelesine giden yolu paylaşacağız. Hepimizin içinde öfke var ve umut var. Bu umudu yaymak için mücadeleye, hepinizi selamlıyorum" diye konuştu.

'Onur Gencer bir katil, örgütlü bir katil. Meczup falan değil'

Levent Üzümcü'nün ardından TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan kürsüye çıktı.

Okuyan, HDP binasına yapılan saldırıya ilişkin konuşarak sözlerine başlarken, "Bir meczup kişisel olarak hareket ediyor diyorlar, ne meczubu. Toplumu kinle nefretle dolduracaksınız, din adına, vatan adına öldürmeye yönlendireceksiniz, sonra meczup, yok öyle şey. Onur Gencer bir katil, örgütlü bir katil. Meczup falan değil" dedi.

'Temiz sermaye olmaz'

Milliyetçilikten, dincilikten halk yararına hiçbir şey çıkmayacağını vurgulayan Okuyan, "Bu çete organizasyonlarının aynısı tarikat ve cemaatlerde örgütleniyor. Bunlar da vatan adına değil, din adına öldürüyor. Bu son katil ikisi birlikte, bir tarafı ÖSO'cu, bir tarafı bozkurt. Dinin siyasete karışmasına sıfır tolerans, herkesin inancı, ibadeti kendine. İnsanların inancına, ibadetine karışamazsınız ama dini devlet işlerinden ayırmazsanız daha çok cinayet işlenir, dinciliğe, milliyetçiliğe sıfır tolerans. Arka planda ne var, paranın gücü. Şimdi Sedat Peker konuşuyor, hangi zenginin hangi zenginin malına çöktüğünü anlatıyor. Orada anlatılmayan başka bir şey var. Sezgin Baran Korkmaz kim, bir patron. Say say girmediği iş, yemediği halk yok. Sezgin Baran Korkmaz Kürt bir patron, Digorlu. Digor'da durum ne, orada emekçiler büyük bir yoksullukla karşı karşıya. Orada çöktükleri emekçinin kanıdır, halkın tepesine çökmüşler. Bize ne patronların birbirlerinin malına çökmesinden, asıl suç halkın tepesine çökenlerdir. Mafya ona çökmüş, buna çökmüş, ölen işçiler ne olacak, onun hakkını kim arayacak? Bizler arayacağız!" diye konuştu.

Temiz sermaye olamayacağını vurgulayan Okuyan, "Sermaye ile emekçiler arasında bir kan davası var, hep emekçiler ölüyor" dedi.

'Ülkemizdeki üsler er geç kapanacak. İncirlik'ten defolup gidecekler'

Okuyan, "temiz patron" aramak yerine emekçi halkın bir an önce örgütlenmesi gerektiğine vurgu yaptı.

İlhakçılığın ve başka ülkelere asker yollamanın keskin bir bıçak olduğuna işaret eden Okuyan, "Biz bu ülkede yabancı, işgalci asker istemiyorsak, başka ülkelerde de olamayız. Ne işimiz var Suriye'de, ne işimiz var Libya'da? Bunu sormak bizim boynumuzun borcudur" ifadesini kullandı.

Okuyan, "Biz bu ülkede de yabancı asker istemiyoruz, ülkemizdeki üsler er geç kapacak. İncirlik'ten defolup gidecekler" diye konuştu.

'Bu kez emekçiler sosyalizmi kuracak'

Okuyan, Mustafa Kemal'in Osmanlıcılara, saltanatçılara yönelik sözlerine atıf yaparak, "Şimdi de, Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, egemenlik ve saltanatını, isyan ederek kendi eline açıkça almış bulunuyor. Bu bir olupbittidir. Söz konusu olan; millete saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmıyacak mıyız? Meselesi değildir. Mesele zaten olupbitti haline gelmiş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, mutlaka olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, yine gerçek gerektiği şekilde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir" alıntısında bulundu.

Okuyan, saltanat özlemcilerine yanıt vererek, bu kez emekçilerin sosyalizmi kuracağını vurguladı.

'Dincilik dışarı, patronlar dışarı, emperyalistler dışarı'

TKP'nin temiz siyaset ilkelerini aktaran Okuyan, TKP'nin her zaman emekçilerin yanında olduğunu, patronlar ve para babalarıyla asla hareket etmediklerini söyledi.

Okuyan, "Temiz toplum için ilkeler bunlar, dincilik dışarı, patronlar dışarı, emperyalistler dışarı" dedi.

Son dönemdeki "provokasyon" tartışmalarına ilişkin de konuşan Okuyan, "Aman provokasyona gelmeyin diyorlar, sinmeyeceğiz! Biz sokağa, mahallelere, fabrikalara sahip çıkacağız ki, provokatörler sinsinler, kaçsınlar. Örgütleneceğiz, daha fazla örgütleneceğiz" dedi.

Okuyan'ın konuşmasının ardından sanatçı Gülcan Altan yeniden sahneye çıkarak "Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez" marşını mitinge katılan yurttaşlarla birlikte söyledi.