Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

TKP: ABD’nin saldırganlığı karşısında Küba’nın yanındayız!

Türkiye Komünist Partisi (TKP), ABD’nin Küba’ya yönelik artan baskı, ekonomik abluka ve askeri müdahale tehditlerine karşı dayanışma açıklaması yayımlayarak olası bir saldırı durumunda tüm imkanlarıyla Küba’nın yanında olacağını ilan etti.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 12.05.2026 , 22:55 Güncelleme Tarihi: 13.05.2026 , 10:57

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.


Amerikan emperyalizminin Küba Devrimi’nden bu yana Domuzlar Körfezi işgali, CIA operasyonları, sabotajlar, biyolojik saldırılar ve yüzlerce suikast girişimi gibi yöntemlerle Küba halkını teslim almaya çalıştığı hatırlatılan açıklamada Kübalıların 67 yıldır boyun eğmediği vurgulandı.

TKP Merkez Komite imzalı açıklamada, askeri saldırı durumunda Amerikalıların karşılarında sadece düzenli orduyu değil, vatanını savunan milyonlarca örgütlü insanı bulacağı ifade edildi.

TKP’nin Küba ile dayanışmayı tarihsel bir görev olarak gördüğüne dikkat çektiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Biz Türkiye Komünist Partisi olarak bu konuda en küçük bir tereddüt taşımıyoruz. Dün olduğu gibi bugün de Küba’nın yanındayız. ABD emperyalizminin her türlü saldırısına, kuşatmasına ve askeri müdahale tehdidine karşı Küba halkıyla dayanışmayı büyütmeyi tarihsel bir görev kabul ediyoruz.

Ve açıkça ilan ediyoruz: Emperyalist bir saldırı durumunda, Küba’nın savunulması için elimizdeki tüm siyasal, örgütsel ve toplumsal imkanları seferber etmeye hazırız.
Küba’yı yalnız bırakmayacağız. Emperyalist zorbalık, insanlığın onurunu ve sosyalizmin bayrağını taşıyan Küba halkının direncini aşamayacak. TKP, dünyanın dört bir yanında bu direnci desteklemek için büyüyen enternasyonalist dayanışmanın öncü kuvvetlerinden olmaya devam edecek. Yaşasın Küba!  Kahrolsun emperyalizm!”

Kemal Okuyan: ABD işgalin peşinde, yenilecekler!

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan da sosyal medya hesabından Küba ile dayanışma mesajı paylaştı. Okuyan, “ABD yönetimi Küba’yı işgalin peşinde. Eskiden saldırganlıkları için yalandan da olsa gerekçe ileri sürerlerdi, şimdi buna zahmet bile etmiyorlar. Çünkü Küba örneğinde en saf, en kandırılmaya açık kesimleri bile ikna edecek bir mazaret bulamazlar. Haksız ve alçaklar. Yenilecekler!” ifadelerini kullandı.

TKP Küba'yla dayanışma açıklamasının tamamı şu şekilde: 

“ABD’nin saldırganlığı karşısında Küba’nın yanındayız!

Amerikan emperyalizmi Küba Devrimi’nden bugüne, 67 yıldır, Küba halkını teslim almak için akla gelebilecek her türlü kötülüğe başvurdu.

67 yıla, Domuzlar Körfezi işgalini, CIA operasyonlarını, sabotajları, tarım arazilerine dönük biyolojik saldırıları, Küba liderliğine yönelik yüzlerce suikast girişimini, paramiliter güçlerin terörist faaliyetlerini, diplomatik kuşatmayı, medya operasyonlarını, ticari, finansal ve ekonomik ablukayı, ülke içinde karşı devrim yaratma girişimlerini sığdırdı.

Hepsinde başarısız oldu. Amerikan egemenlerinin Küba’yı çökertmek için koparttıkları onca gürültü, tahsis ettikleri onca kaynak çöpe gitti.  Çünkü karşılarında makbul bulmadıkları bir “rejim” değil, bağımsızlığını devrimle kazanmış örgütlü bir halk vardı.

Ancak yıkıcı politikalarından vazgeçmediler.

Çünkü burunlarının dibinde,  uyduları olarak gördükleri bir adada egemen, kamucu, planlamacı ve sosyalist bir iktidarın altmış yılı aşkın süredir ayakta kalmasını tarihsel bir yenilgi olarak görüyorlar. Çünkü Küba Devrimi, Latin Amerika halklarına başka bir yolun mümkün olduğunu gösterdi; emperyalizmin “arka bahçe” düzenine meydan okudu. Vaşington’un bitmeyen öfkesi ve kuyruk acısı tam da buradan kaynaklanıyor.

ABD yönetimleri bu kuyruk acısıyla Küba karşısında başarısız oldukça vites yükseltti, saldırganlığın dozunu arttırdı. Sovyetler Birliği çözülürken de, Küba Devrimi’nin lideri Fidel Castro hayatını kaybettiğinde de Küba’yı boğabileceklerini düşündüler, ama olmadı.

Bugün ABD emperyalizmi zayıflayan uluslararası hegemonyasını tahkim etmek için başlattığı saldırganlık dalgasının parçası olarak bir kez daha Küba’yı teslim almayı deniyor. İnsan hakları ve demokrasi sosuyla süslenmiş eski diplomatik dili tamamen bir kenara bırakıp vahşi bir sömürgeci ağzıyla Küba’ya tehditler savuran Donald Trump 67 yıllık “Amerikan rüyasını” gerçekleştiren başkan olarak tarihe geçmek istiyor.

Trump yönetiminin Küba politikası kamuoyunca bilinmektedir. Son aylarda özellikle enerji alanına yoğunlaşan yaptırımlar, yakıt tedarik zincirlerini hedef alan müdahaleler, üçüncü ülkelere uygulanan baskılar ve finansal kuşatma araçlarının genişletilmesi; Küba’yı ekonomik felç noktasına sürüklemeyi amaçladı. Gerçekten de, uzun elektrik kesintileri, ulaşım krizleri, üretimde aksamalar ve temel ihtiyaç maddelerine erişimde yaşanan güçlükler Küba’da gündelik hayatı olağanüstü zorlaştırdı, ülke insanının sağlığını, geleceğini tehdit eder bir noktaya getirdi.  ABD yönetiminin hesabı Kübalıların haklı olarak “soykırım” olarak nitelendirdiği bu politikalarla Küba halkına boyun eğdirmek, Küba’daki devrimci iktidarı bu şekilde yok etmektir.

Kübalı kardeşlerimizin bu saldırganlık karşısında havlu atmak yerine, ablukanın sebep olduğu karmaşık sorunlarla var güçleriyle  mücadele ettiklerini, toplumsal seferberlik ve dayanışma içinde yaratıcı çözümler ürettiklerini, günü kurtarmanın ötesinde uzun vadeli planlar çerçevesinde ülke ekonomisini ve enerji güvenliğini Amerikan emperyalizminin cenderesinden kurtaracak stratejik adımlar attıklarını biliyoruz. Küba Komünist Partisi ablukaya rağmen kamusal sağlık sistemini, eğitimini ve sosyalizmin diğer kazanımlarını savunmaya devam ediyor. Emperyalizmin beklediği toplumsal çözülme gerçekleşmedi. Küba halkı diz çökmedi. Bunun en açık ifadesi milyonlarca Kübalının imzasını verdiği  “İmzam Vatan İçin” kampanyası ve Adanın her yerinde halkın kararlı direnişini gösteren kitlesel 1 Mayıs mitingleri oldu.

İstediği sonucu elde edemeyen Trump yönetimi bu kez doğrudan askeri müdahale tehdidini daha şiddetli dile getirmeye başladı.  Özellikle siyasi kariyerini Küba düşmanlığı ile şekillendirmiş Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve çevresinde kümelenen Küba düşmanı çevre, Amerikan devletinin zaten tarihsel olarak saldırgan olan Küba politikasını daha kontrolsüz, daha intikamcı ve daha savaşçı bir çizgiye itmektedir. Miami merkezli ilhakçı çevrelerle, Cumhuriyetçi Parti’nin aşırı sağ kanadıyla ve devlet bürokrasisi içindeki müdahaleci odaklarla iç içe geçmiş bu yapı; ekonomik soykırımın yetmediği yerde doğrudan askerî seçeneklerin tartışılmasını teşvik etmektedir.

Amerikan gericilerinin Küba’ya askeri bir saldırıya yeltenmesi durumunda, Küba halkı devrimin bütün tarihsel birikimiyle, örgütlülüğüyle ve anti-emperyalist bilinciyle ülkesini savunacaktır.  Böyle bir saldırı durumunda, Amerikalılar karşılarında yalnızca Küba’nın silahlı kuvvetlerini değil, devrimci anavatanlarına sahip çıkan milyonları bulacaktır.

Biz Türkiye Komünist Partisi olarak bu konuda en küçük bir tereddüt taşımıyoruz.

Dün olduğu gibi bugün de Küba’nın yanındayız. ABD emperyalizminin her türlü saldırısına, kuşatmasına ve askeri müdahale tehdidine karşı Küba halkıyla dayanışmayı büyütmeyi tarihsel bir görev kabul ediyoruz.

Ve açıkça ilan ediyoruz:

Emperyalist bir saldırı durumunda, Küba’nın savunulması için elimizdeki tüm siyasal, örgütsel ve toplumsal imkanları seferber etmeye hazırız.

Küba’yı yalnız bırakmayacağız. Emperyalist zorbalık, insanlığın onurunu ve sosyalizmin bayrağını taşıyan Küba halkının direncini aşamayacak. TKP, dünyanın dört bir yanında bu direnci desteklemek için büyüyen enternasyonalist dayanışmanın öncü kuvvetlerinden olmaya devam edecek. Yaşasın Küba!  Kahrolsun emperyalizm!”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.