Sayfa yolu
TKP: 12 Eylül'ü sürdürenler yeni anayasa yapamaz, Türkiye'nin ihtiyacı eşitlikçi bir düzen
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 12.09.2026 , 11:50
46 yıl önce bugün gerçekleşen 12 Eylül darbesi aslında ABD'nin, TÜSİAD'ın ve sermaye düzeninin işçi sınıfına ve sola indirdiği darbeydi.
12 Eylül öncesi ve sonrasında yaşananlar, dış politikadan ekonomiye, kültürel politikalardan eğitime kadar tam anlamıyla sağ bir programın söz konusu olduğunu gösterdi. Kenan Evren'in açtığı yolu ardından gelen iktidarlar da yürüdü. Sonuncu da AKP iktidarı ve Erdoğan oldu.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) 12 Eylül'ün yıldönümünde "12 Eylül'ü Sürdürenler Yeni Anayasa Yapamaz" başlıklı bir açıklama yayınladı.
Açıklamada, darbenin asıl hedefinin, emekçi halkın ülkenin geleceğine el koyma iradesini kırmak ve sermaye sınıfının egemenliğini güvence altına almak olduğu hatırlanarak, "Türkiye'nin ihtiyacı makyaj değil, eşitlikçi bir düzendir" denildi.
Bugün işçilerin sendikasız, güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılmasında; kamu işletmelerinin ve ülkenin kaynaklarının patronlara devredilmesinde; eğitimin dinselleştirilmesinde; tarikatların devletin bütün kurumlarına yerleşmesinde; gençliğin geleceksizliğe mahkûm edilmesinde 12 Eylül’ün izi olduğu vurgulandı.
Açıklamada, "12 Eylül düzeni sona ermemiştir. İktidarlar değişmiş ama düzen korunmuş ve güçlendirilmiştir. AKP ise 12 Eylül’le hesaplaşmamış, onun açtığı yoldan yürümüştür. Darbenin piyasacı ve gerici programını daha ileri taşımış; işçilerin haklarını gasp etmiş, laikliği tasfiye etmiş, ülkemizi emperyalizme ve sermayeye daha bağımlı hâle getirmiştir" ifadelerine yer verildi.
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
Açıklamanın tamamı şöyle:
"12 Eylül'ü Sürdürenler Yeni Anayasa Yapamaz
Türkiye'nin ihtiyacı makyaj değil, eşitlikçi bir düzendir.
12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen faşist darbenin üzerinden 46 yıl geçti.
Darbe, işçi sınıfının örgütlülüğünü dağıtmak, devrimcileri ve yurtseverleri ezmek, Türkiye’yi uluslararası tekellerin ve patronların sınırsız yağmasına açmak için harekete geçti.
Darbenin asıl hedefi, emekçi halkın ülkenin geleceğine el koyma iradesini kırmak ve sermaye sınıfının egemenliğini güvence altına almaktı.
Bugün işçilerin sendikasız, güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılmasında; kamu işletmelerinin ve ülkenin kaynaklarının patronlara devredilmesinde; eğitimin dinselleştirilmesinde; tarikatların devletin bütün kurumlarına yerleşmesinde; gençliğin geleceksizliğe mahkûm edilmesinde 12 Eylül’ün izi vardır.
12 Eylül düzeni sona ermemiştir. İktidarlar değişmiş ama düzen korunmuş ve güçlendirilmiştir.
AKP ise 12 Eylül’le hesaplaşmamış, onun açtığı yoldan yürümüştür. Darbenin piyasacı ve gerici programını daha ileri taşımış; işçilerin haklarını gasp etmiş, laikliği tasfiye etmiş, ülkemizi emperyalizme ve sermayeye daha bağımlı hâle getirmiştir.
Şimdi aynı iktidar, bir kez daha 'yeni anayasa”'dan söz ediyor. Anayasayı ve yasaları tanımayanların, mahkeme kararlarını uygulamayanların, seçme ve seçilme hakkını gasp edenlerin, muhalifleri hapse atanların halkımıza özgürlükçü ve demokratik bir anayasaya imza atabileceğinin inandırıcı bir tarafı bulunmamaktadır.
AKP 'Türkiye darbe anayasasından kurtulmalıdır' kılıfına sığınarak yeni Osmanlıcı çözüm süreciyle ülkemizi emperyalizm için dikensiz gül bahçesine çevirmeye çalışıyor.
AKP’nin yeni anayasa yapma hakkı da ehliyeti de meşruiyeti de yoktur.
Kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelerin, içeriği halktan saklanan pazarlıkların ve neyi tartışacağı dahi açıklanmayan komisyonların Türkiye’nin sorunlarını çözeceği söyleniyor. Oysa emekçilerin geleceği holdinglerin, tarikatların ve emperyalist merkezlerin çıkarlarına göre şekillendirilen pazarlıklara bırakılamaz.
Türkiye’nin ihtiyacı, 12 Eylül düzenine yeni bir anayasa makyajı yapılması değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı; işçilerin örgütlenme, siyaset yapma ve hak arama özgürlüğünün güvence altına alındığı, laikliğin tartışmasız biçimde egemen olduğu, ülkenin kaynaklarının toplum yararına kullanıldığı, bağımsızlık ve egemenliğin esas olduğu eşitlikçi bir düzendir."
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.