Sayfa yolu
THTM’den Ankara'da Cumhuriyet buluşması: 'Cumhuriyeti mücadele ederek kazanacağız’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.10.2026 , 07:58 Güncelleme Tarihi: 24.10.2026 , 08:28
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM), 29 Ekim'e giderken Cumhuriyetçiler Kurultayı bileşenlerinden aydın, gazeteci, akademisyen ve yazarların katılımıyla Türkiye'nin birçok noktasında “Cumhuriyeti Nasıl Kazanacağız?” başlıklı toplantılar düzenliyor. Geçtiğimiz hafta İzmir-Bornova'da Oğuz Oyan ve Ali Rıza Aydın'ın katıldığı toplantının ardından ikinci büyük toplantı dün Ankara’da düzenlendi.
"Ülkemizi nasıl ayağa kaldıracağımızı birlikte tartışmaya çağırıyoruz" ifadesiyle duyurulan etkinlik, Makina Mühendisleri Odası Kültür Merkezi'nde gerçekleşti.
Yüzlerce kişinin katıldığı buluşmanın moderatörlüğünü Hülya Küçükaras yaparken, forumda Ömer Faruk Eminağaoğlu, Gamze Yücesan Özdemir, Emrah Maraşo, Ali Rıza Aydın, Erhan Nalçacı, Ali Ufuk Arikan ve Kaan Eroğuz konuşmacı olarak yer aldı.
Cumhuriyet'in kuruluşunun 103'üncü yıldönümüne giderken gerçekleştirilen etkinlikte, Cumhuriyet'in bu topraklardaki tarihsel önemi vurgulanarak onun yeniden ayağa kaldırılması ve yaşatılması için atılması gereken adımlar tüm boyutlarıyla ele alındı. Tarikatlar ve laiklik, emekçilerin mücadelesi, fon vurgunu, savaş tehlikesi, halkın demokrasisi, yeni anayasa gibi konulara değinen konuşmacılar ilgiyle dinlendi.

'Tarikatların alanını daraltmak için örgütlenmek gerek'
Eski yargıç, Cumhuriyet savcısı ve YARSAV kurucu başkanı, hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu sözlerine "Tarikatlar ne zaman ön plana çıkıyor?" sorusuna yanıt vererek başladı. "Örgütlenme özgürlüğünün çok etkin olarak kullanılamadığı zamanlarda tarikatların topluma nüfuz ettiğini, kendi değer yargılarını ve düşünceleriyle toplumu biçimlendirdiğini ve yönlendirdiğini görüyoruz" diyen Eminağaoğlu, toplumun örgütlenme özgürlüğünü etkin kullanmasıyla tarikatların alanının daralacağını ifade etti.
Örgütlenme özgürlüğünün temelinde laikliğin yattığını belirten Eminağaoğlu, "Laikliğin en doğru tanımı egemenliğin kime ait olduğu ve kim tarafından nasıl kullanıldığıdır" sözleriyle egemenliğin halka ait olması gerektiğine dikkat çekti ve laikliğin eşitliğin güvencesi olduğunu vurguladı.
AKP iktidarı döneminde tarikatların devlet içinde birbiriyle yarışır hale geldiğini hatırlatan Eminağaoğlu, "Laik olmayan programına kutlu dava diyen bir siyasi parti yönetimindeki ülkede ne derece laiklik yaşanılabilir" diyerek hukukun etrafından dolanılarak yapılan düzenlemelere tepki gösterdi.
soL Haber, Yeni Osmanlıcı saldırıya karşı emekçilerin cumhuriyeti mücadelesinin safında gerçekleri yazmaya devam ediyor. soL Haber'le dayanışma içinde olan tüm okurlarımızı abone olmaya davet ediyoruz.
'Cumhuriyetin geleceğini emekçi sınıfların devrimci iradesi yazacak'
Akademisyen Prof. Dr. Gamze Yücesan konuşmasında, cumhuriyeti toplumsal sınıflarla düşünmek gerektiğini belirtti. Yücesan, bugün cumhuriyetin kazanımlarına yönelik bütün saldırıların aslında emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarına yönelik saldırılar olduğunu ifade etti. Türkiye'nin artık bir asgari ücret toplumu haline geldiğini söyleyen Yücesan, "Laikliğin tasfiyesi, kamusal eğitimin aşınması, sağlığın piyasalaşması, kamusal varlıkların özelleştirilmesi, sosyal hakların geriletilmesi ve yurttaşlığın içinin boşaltılması bu ülkenin emekçileri için en büyük tehdittir" sözleriyle cumhuriyetin bağımsızlıkçı ve kamucu birikiminin tasfiye edilmesine karşı çıktı.
İşçi sınıfının bu saldırılar karşısındaki örgütlenme ve direncinin önemine işaret eden Yücesan, "Umut geleceğin kendiliğinden güzelleşeceğine inanmak değildir. Umut geleceği değiştirecek gücü bugünden örgütlemektir. Cumhuriyet eşitliğin cumhuriyeti olacak. Cumhuriyetin geleceğini emekçi sınıfların devrimci iradesi yazacak" diyerek sözlerini noktaladı.
'Emperyalizmden ve kapitalizmden kurtulmak için halk gücünü arkamıza almalıyız'
Gazete Bilim Genel Yayın Yönetmeni Emrah Maraşo, demokrasi kavramının tarihsel gelişimine ve Türkiye'deki yansımalarına değindi.
"Bugün sivil toplumcuların, emperyalist işgalcilerin ağzında sakız ettiği 'halk düşmanlarının demokrasisi' var. Türkiye'yi küçük Amerika yapmak isteyenler hep demokrasi söylemiyle, 'demokrat' adını taşıyan bir partiyle örgütlendiler ve halkımızın bu şekilde özlemlerini istismar ettiler" diyen Maraşo, gerçek demokrasinin halkın demokrasisi olduğunu belirtti.
Cumhuriyet devriminin emperyalizme karşı bir halk hükümetiyle kurulduğunu hatırlatan Maraşo, "Büyük Millet Meclisi'nin gayesi Türk halkını emperyalizmin ve kapitalizmin tahakkümünden kurtarmak ve iradeyi, hakimiyeti onun eline vermek, ona teslim etmektir" ifadeleriyle cumhuriyetin kurucu felsefesine atıfta bulundu.
Kurallı bir neoliberalizmin ve kapitalizmin olamayacağını vurgulayan Maraşo, "Bizim yapmamız gereken o devrimci programı, devrimci siyaseti halkın iradesiyle savunmak ve sandığı, anayasayı korumaktır. Onların arkasına güçlü cumhuriyetçi, devrimci, halkçı, toplumcu bir halk gücü koyarak ancak bu kazanımları hayata geçirebiliriz" sözleriyle mücadele çağrısını yineledi.
'Fon krizi bütünüyle sömürücü kapitalist düzenin krizidir'
Hukukçu ve eski Anayasa Mahkemesi raportörü Ali Rıza Aydın, son dönemde gündemi meşgul eden fon vurgunlarına sınıfsal bir perspektiften yaklaştı.
"Fon soygunu dediğimiz başlık aslında bütünüyle kapitalizmin, bütünüyle sömürünün krizi, onlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Emek nasıl sömürülüyorsa finans piyasasıyla sömürü, para üzerinden sömürü de böyle yapılıyor" diyen Aydın, bu tür krizlerin kapitalist düzenin doğal bir sonucu olduğunu ifade etti.

Sermaye piyasalarının halktan toplanan paraları köpükler ve balonlar şeklinde büyüterek sömürücülerin kasasına aktardığını söyleyen Aydın, Cumhuriyeti tekrar ayağa kaldırmak için sömürü düzeninin sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.
Aydın, "Nasıl bir cumhuriyette yaşarsak bu yaşananları engelleriz, nasıl bir cumhuriyet bizi bu soygun üzerinden kurtarır, nasıl bir cumhuriyet bizi bu sömürü düzeninden kurtarır sorusunu sorup onun kavgasını vermek zorundayız" sözleriyle devrimci bir cumhuriyetin inşası için çağrıda bulundu.
'Savaşa sürükleyenlere kesilecek ceza, emekçi cumhuriyetidir'
Akademisyen ve Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi kurucu üyesi Prof. Dr. Erhan Nalçacı, cumhuriyeti yıkan karşı devrimcileri yenmek üzerine bir mücadele hattı örülmesi gerektiğini ifade etti.
"Cumhuriyetçiler barıştan yanadır. Ama bunun için, cumhuriyet için, devrimci bir cumhuriyeti gerekirse savaşmak gerektiğini de biliyoruz. Tarihte cumhuriyeti savaşarak kazandık" diyen Nalçacı, Türkiye'nin bugün cumhuriyet düşmanları tarafından emperyalist savaş planlarına sürüklendiğini belirtti.

Karadeniz'deki NATO provokasyonlarına ve Ortadoğu'daki bölgesel çatışma risklerine de değinen Nalçacı, "Emperyalist savaş aslında tekelci sermayenin bütün dünyanın emekçi halklarına karşı açtığı bir savaştır. Bunun milliyeti vesairesi olmaz" dedi.
Cumhuriyetçiliğin temel ölçütlerinden birinin antiemperyalizm olduğunu vurgulayan Nalçacı, "NATO karşıtı olmayan cumhuriyetçi değildir. Bu bir yere yazılsın. Biz sonuna kadar ülkemizin, halkımızın kendisine ait olmayan bir savaşa sürüklenmesine karşı duracağız" diyerek olası bir savaşa sürüklenmenin faturasının egemen sınıf açısından bir emekçi cumhuriyeti olacağını belirtti.
'İşçi sınıfının devrimci cumhuriyeti eşitlik ve kardeşliği temsil edecek'
Gazeteci ve soL Haber Genel Yayın Yönetmeni Ali Ufuk Arikan, konuşmasında Kürt sorunu ve yeni çözüm süreci tartışmalarına değindi.
İkinci çözüm sürecinin Suriye'de yürütülen operasyon ile çakıştığına dikkat çeken Arikan, "Belli ki İsrail, İngiltere, ABD, AKP iktidarı, HTŞ ve cihatçı çeteler Suriye halkını alt etmeye karar verdiler" diyen Arikan, bu sürecin Türkiye sermaye sınıfının Yeni Osmanlıcı stratejisiyle göbekten bağlı olduğunu ifade etti.
Arikan, çözüm süreci görüşmelerinin içeriği gizlense de gerek Meclis Başkanı, gerek Cumhurbaşkanı ve İmralı'nın İdris-i Bitlisi İttifakı ve Çaldıran Savaşı göndermeleriyle Yeni Osmanlıcı doğrultuyu teyit ettiğini söyledi.
"Cumhuriyetçiler Kürt düşmanı olamaz. Herhangi bir ulusa, herhangi bir halka düşman olamaz. Sınıf düşmanlarımıza, bu ülkeyi yöneten sermaye sınıfına düşman oluruz" sözleriyle milliyetçi tuzaklara düşülmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.
Cumhuriyeti ayağa kaldırmak için Kürt emekçileriyle ortak mücadele edilmesi gerektiğini belirten Arikan, "İşçi sınıfının devrimci cumhuriyeti eşitlik, özgürlük, kardeşlik sloganını temsil edecek. Sosyalist Türkiye bu ülkenin emekçilerinin, bu ülkenin halkının cumhuriyeti olacak" dedi.

'Cumhuriyetçi özgüveni ayağa kaldırmalıyız'
Sosyalist Kültür Yayın Kurulu üyesi Kaan Eroğuz, anayasa konulu konuşmasına "cumhuriyeti nasıl koruyacağız" sorusunun artık geride kaldığını, temel meselenin "cumhuriyeti nasıl kazanacağımız" olduğunu vurgulayarak başladı.
"Bugün cumhuriyetin bütün kurumları, kazanımları büyük ölçüde hırpalanmış, tahrip edilmiş durumda. O yüzden bugün hâlâ cumhuriyeti nasıl koruyacağız sorusu üzerinden örülecek bir siyasi hattın bir nostaljinin ötesine geçemeyeceğini ortaya koymak gerekiyor" diyen Eroğuz, yeni anayasa tartışmalarının da karşı devrim sürecinin bir parçası olduğunu ifade etti.
Sermaye düzeninin ve iktidarın tüm ilerici kazanımları hedef aldığını söyleyen Eroğuz, "Foncuları, vurguncuları, soyguncuları aklayacaklar. Onun hukuki altyapısını oluşturacaklar ama maden kazalarında hâlâ daha toprağın altında olan işçileri daha da yoksullaştıracaklar" sözleriyle anayasa hazırlıklarının sınıfsal karakterine dikkat çekti.
Yüz yıl önce cumhuriyeti kuranların emperyalizme karşı büyük bir özgüvenle hareket ettiğini hatırlatan Eroğuz, "Bizim yapmaya çalıştığımız o özgüveni yeniden ayağa kaldırmak. Bu anayasa tasarısına karşı bir mücadele veremeyiz. Bunun yeri yeniden meydanlardan geçiyor, sokaklardan geçiyor. Kazanacağımız bir memleket, kazanacağımız bir cumhuriyet var" diyerek sözlerini tamamladı.
Etkinlik, konuşmacıların sunumlarının ardından katılımcıların soru ve cevap bölümüyle devam etti. Salonda bulunan yurttaşların katkılarıyla zenginleşen forum, aydınlık bir gelecek ve devrimci bir cumhuriyet için ortak mücadele çağrısı ile sona erdi.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.