Sayfa yolu
İzmir'de siyasi ilkesizlik, vurgun düzeni ve çözüm yolları konuşuldu: Barış Terkoğlu ve Kemal Okuyan İzmirlilerle buluştu
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.10.2026 , 00:27 Güncelleme Tarihi: 24.10.2026 , 00:28
Gazeteci-Yazar Barış Terkoğlu ile Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, İzmir Mimarlar Odası Alsancak binasında düzenlenen söyleşi ve imza gününde İzmirlilerle bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte kentin siyasi gündemini oluşturan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişi, çürüyen toplumsal düzen, finansal vurgunlar ve halkın örgütlü mücadelesi masaya yatırıldı.
Söyleşinin gerçekleştiği salonda hakları için direnişte olan Manşetiz dijital haber platformu emekçileri, Digel Tekstil ve Atamay Tekstil işçileri ile İzmir Büyükşehir Belediyesi taşeron modüler tuvalet işçileri de yerlerini aldı.
soL Haber'de yer alan haberleri desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.
'Direnişteki Manşetİz, İzBB taşeron tuvalet ile Digel ve Atamay Tekstil işçileri selamlandı'
Söyleşide sözlerine kentte ve ülkede hak arama mücadelesini sürdüren emekçileri selamlayarak başlayan Okuyan, salonda bulunan direnişteki işçilere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
Benim de kentim olan İzmir'de mücadele ederek kazanmaya çalışan, ekmeğini, geleceğini ve adalet duygusunu savunmaya çalışan işçileri selamlamak istiyorum: SGK mesajıyla, KOD 48 gerekçesiyle işten çıkarılan, patronların baskısına karşı iletişim alanında mücadele eden Manşetiz işçileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden taşeron modüler tuvalet işçileri ile Atamay ve Digel Tekstil işçileri aramızda.
Bu direnişlerde mücadele eden işçi kardeşlerimizin bir bölümü haklarını alıyorlar. Ancak ben buna sadece, 'Hak almak' demiyorum çünkü emeğin ve işçinin hakkı ödenmez. Yine de mücadele ederek kazana kazana geleceğimizi ve yaşamımızı eninde sonunda inşa edeceğiz. Bu sabah yine can kayıplarıyla uyandık. Özellikle yerin altında emeği sömürülerek yaşamak zorunda kalan maden işçilerine de selamlarımı gönderiyorum.
'Seçildikten sonra parti değiştirmek ahlaki değildir, seçmen iradesine dönük hırsızlıktır'
Söyleşide en çok öne çıkan başlıklardan biri, CHP'den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra AKP'ye katılan Cemil Tugay'ın transferi ve bunun yarattığı siyasi ahlak tartışmaları oldu. Siyasetçilerin seçildikten sonra parti değiştirmesinin ahlaki bir temeli olmadığını vurgulayan Okuyan, İzmirlilere iradelerine sahip çıkma çağrısında bulunarak şunları kaydetti:
Meseleyi sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nden ya da başka bir partiden iktidar partisine geçiş olarak değerlendirmeyelim. Bir siyasetçinin seçildikten sonra parti değiştirmesi ahlaki değildir. Mesele sadece iktidara kapı atmak değil; kendisini Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçen seçmenin iradesini ve fikrini muhafaza etme sorumluluğudur.
Komünizm aynı zamanda insani ve ahlaki bir değerler sistemidir. Biz son iki yerel seçim öncesinde belediye başkan adaylarımızla bir protokol imzaladık. O protokoldeki maddelerden biri şuydu: 'Türkiye Komünist Partisi'nden seçilirsem, başka bir partiye geçmek istediğimde belediye başkanlığı görevimi bırakırım.'
Bu durum, bugünkü sömürü düzeninin temelindeki hırsızlığa benzer bir ahlaksızlıktır. Biri genel bir hırsızlıktır, diğeri ise yurttaşın iradesine dönük bir hırsızlıktır. Sevgili İzmirliler, iradenize sahip çıkın. 'Adam artık AKP'li oldu' diyerek geçiştirmeyin ya da 'CHP bir şey yapmıyor, belki iktidar partisi yatırım yapar' türünden bir yaklaşıma girmeyin. Öncelikle İzmirlilerin 'Benim iradem çalındı, öyle rahat rahat yola devam edemezsiniz' diyerek hesap sorması ve yüzleşmesi gerekir.
Aynı sermaye yaklaşımı, aynı yönetme şekli ve aynı biçim devam ettiği sürece siyasi rozetlerin değişmesi hiçbir şeyi değiştirmez. Bu siyaset tarzı değişmediği müddetçe İzmir'de kalıcı bir çözüm bulunamaz. Parti içi kavgaların ve düzen siyasetinin sonucunda makam sahibi olanlar, zorda kaldıklarında kendi ikballeri için parti değiştirmeye devam edeceklerdir.
'Bahis nasıl yasal da olsa bir hırsızlıksa, borsa da aynı mantıkla çalışır'
Son dönemde kamuoyunu meşgul eden borsa, portföy ve fon skandallarına da değinilen söyleşide, kapitalist sistemin halkın birikimlerini nasıl yağmaladığı anlatıldı:
Hisse, endeks derken ekonomi bir üretim ve bölüşüm meselesidir, cumhuriyetçiler böyle bakar. Ancak borsanın, fonların ve bunlarla ilgili yönetim biçimlerinin halkı bizzat devleti yönetenler ve iktidar partisi eliyle nasıl bir vurguna dönüştürdüğünü, sistemin kendisinin doğrudan bir vurgunculuk üzerine kurulduğunu görmek gerekir.
Kapitalizm elbette bir hırsızlıktır. Ancak borsa ve bankacılık sistemi paranın parayı ürettiği, üretimden kopuk bir mekanizmadır. Burada bir üretim yok, asıl mekanizma, büyük paranın küçük parayı yutup içeri çekmesidir. Bahis nasıl yasal da olsa bir hırsızlıksa, borsa da aynı mantıkla çalışır. Sosyalizmde borsa ve kumar olmaz, sosyalizmde üretim, fabrikalar, çiftlikler, eğitim ve sağlık hizmetleri olur.
Son dönemde gündeme gelen fon ve portföy vurgunları buna somut bir örnektir. Dini değerleri ve 'faizsiz kazanç' söylemlerini istismar ederek yoksul yurttaşlardan para toplayan yapılar, kurdukları şirketler ve dernekler aracılığıyla devasa bir vurgun düzeni inşa etmişlerdir. Bu münferit bir dolandırıcılık vakası değil, mevcut sistemin doğrudan kendisidir.
'Cumhuriyet fazilettir, korkuya dayanan bir düzen değildir'
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesinde Cumhuriyet kavramının tarihsel ve toplumsal özüne dikkat çekilen bölümde, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1925 yılında İzmir Kız Öğretmen Okulu'nda yaptığı tarihi konuşma hatırlatıldı:
İzmir, tarihsel ve kültürel bağlamıyla Cumhuriyet'in en önemli kalelerinden biridir. Cumhuriyet kavramı yüzeysel sloganlara indirgenemeyecek kadar köklü bir değere sahiptir. Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında İzmir Kız Öğretmen Okulu'nda yaptığı konuşmada Cumhuriyet'in özünü şöyle ifade etmiştir: 'Cumhuriyet fazilettir. Çünkü sultanlık korkuya dayandığı için rezil ve sefil insanlar yetiştirir. Cumhuriyet ise korkuya dayanan bir düzen değildir; ahlaklı insanlar yetiştirir.'
Korkuya dayanan tek adam düzenlerini mahkûm eden bu anlayış, Cumhuriyet'in temel niteliğidir. Cumhuriyet demek; eşitlik, laiklik ve halk iktidarı demektir. Kurulacak yeni Cumhuriyet; emekçilerin sırtında yükselen, laik, aydınlık, çağdaş ve sömürünün olmadığı bir Cumhuriyet olacaktır.
'Zahmetsiz kurtuluş mümkün değildir, örgütlü mücadeleyi büyütmeliyiz'
Söyleşinin son bölümünde kahramanlara ve kurtarıcı figürlere umut bağlamak yerine halkın kendi örgütlü gücüyle siyasete müdahale etmesi gerektiği vurgulandı:
Zahmetsiz kurtuluş mümkün değildir. Haklar ve cumhuriyet, geçmişte olduğu gibi ancak mücadeleyle ve örgütlülükle kazanılabilir. Kahramanların ya da figürlerin peşinden gitmek yerine, halkın kendi örgütlü gücüyle siyasete müdahale etmesi gerekir. Umutları tekil isimlere bağlamak yerine, örgütlü bir toplumsal mücadeleyi büyütmek tek gerçek çıkış yoludur.
Etkinliğin tamamlanmasının ardından Gazeteci-Yazar Barış Terkoğlu ve TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, okurlarıyla bir araya gelerek "Komünistliğin Ne Lüzumu Var?" söyleşi kitabını imzaladı.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.