Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

TEKNOFEST ya da AKP’yi sevmeyi nasıl öğrendim

'İdeolojik çerçeve, bazı noktalardan incelse bile ne TEKNOFEST’e özgü ne de AKP’ye özgü referanslar ile şekilleniyor. Sunulan çerçeve piyasa ideolojisidir.'

Efe Ardıç

Yayın Tarihi: 12.08.2023 , 13:35 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

2018’den beri düzenlenen TEKNOFEST bu sene öncelikle 27 Nisan-1 Mayıs arasında İstanbul’da düzenlendi. 30 Ağustos-3 Eylül arasında Ankara, 27 Eylül-1 Ekim arasında da İzmir’de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Selçuk Bayraktar’ın planlanmasında önü çektiği organizasyon genellikle muhalefet tarafından ihale usulsüzlükleri ve “AKP’nin seçim stratejisine göre şekillenmesi” gibi dar bir siyasal perspektiften ele alınıyor. Halbuki bu organizasyonun siyasi ve ideolojik etkisi bu perspektifin kavrayabildiğinin çok ötesinde.

Nedir bu TEKNOFEST?

Kendi tanımlamaları ile “Türkiye’de milli teknolojinin geliştirilmesi konusunda kritik rol oynayan birçok kuruluşun paydaşlığıyla düzenlenen Türkiye'nin ilk ve tek havacılık, uzay ve teknoloji festivali”. Bu 4‘er günlük organizasyonlarda BAYRAKTAR TB2, AKINCI, ATAK HELİKOPTERİ gibi araçlar ve SOLO TÜRK, TÜRK YILDIZLARI gibi gösteri ekipleri hava gösterileri düzenlerler. Açık mikrofon konserler, sanal gerçeklik tünelleri, sergiler, planetaryum ve uzay temalı şişme çocuk parkları gibi etkinlikler ile bu tema içerisinde bir festival havası oluşturulur.

Festivalin bir diğer ve belki de en önemli kısmı festival çerçevesinde düzenlenen yarışmalardır. İlkokul çağından üniversite mezunlarına kadar geniş bir skaladan insanların katılabildiği helikopter tasarımı, dikey inişli roket, jet motoru yarışması, biyoteknoloji inovasyon yarışması gibi başlıklara sahip para ödüllü yarışmalar düzenlenir. Bu yarışmalar önemlidir çünkü TEKNOFEST’in birazdan tarif edeceğim temel ideolojik işlevi burada kendini göstermeye başlar. Ancak buraya geçmeden önce gençlik ile alakalı bir parantez açmamız gerekiyor.

Gençliği 'nereye koyacağız'?

Festivalin hem yarışmalarında hem de eğlence kısımlarında gençleri kendine çekmek için özel bir çabaya girmesi, “savaş uçakları ve helikopterler” ile ilgili bir festivalde, yaşlı adamlar değil genç ve dinamik bir katılımcı kitlesi görmemize sebep oluyor.

Gençliğin AKP’nin gidişinde, sandıkta, özel bir yeri olacağı yıllarca yazılıp konuşuldu. Bu tartışmalarda en başta metodolojik bir hata vardı ve gençlik yekpare bir yapı olarak algılanıyor, bu şekilde onun tamamına pozitif ya da negatif özellikler atfediliyordu.

Gençliğin (sandığa sıkıştırılmış bir perspektifte dahi) AKP’nin gidişinde özel bir yere sahip olacağı düşüncesi tamamen temelsiz değildi. Mesela gençler AKP’yi iktidara taşıyan tartışmaların parçası değillerdi, buraya dair duyarlılıkları ya da referansları yoktu. Ya da “hayat kötüydü” ve gençler için “hayat” AKP’ydi. Alternatifi görülmemişti. Ancak gençliği tek ve bütün görme eğilimi buraya siyaset taşıma ihtiyacını görünmez kıldı.

AKP’nin sızabileceği çatlaklar yok sanıldı, belki de görmezden gelindi. Gençliğe yapılan vaatler muhalefet bloğunun kendi içindeki, pek de umursanmayan bir rekabeti olarak kaldı ve dalga geçilecek seviyede karikatür söylemlere sebep oldu. Bu sırada AKP sızabildiği çatlaklardan sızdı. Gençliğin içinden kendine gerçekten ne kadar oy ya da destek toplayabildiğinden bağımsız olarak “Üretken, çalışkan, memleketine bağlı” bir gençliğe “sahip olmanın” ideolojik gücü ile yoluna devam etti. Bu başarının birincil adı TEKNOFEST’tir.

TEKNOFEST kuşağı

AKP “üretken, çalışkan, memleketine bağlı” bir gençliğe mi sahip? Buradan neyin kastedildiğinin açılması lazım. Ancak bunu açabilmek için önce TEKNOFEST’i biraz daha yakından incelememiz gerekiyor.

TEKNOFEST, AKP’nin başarılar vitrinidir. Bu seneden örnek vermek gerekirse TOGG, Uluslararası Uzay İstasyonuna gidecek astronotların açıklanması, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in festivalde Erdoğan’a verdiği destek konuşması ilk göze çarpan öğeler olabilirler. (Bu sonuncusunun önemini, Bayraktar SİHA’larının 3 sene önce Azerbaycan’a savaş da kazandırdığını hatırlarsak daha iyi kavrayabiliriz) Bunlar zaman zaman muhalefetin ikna etmeye çalıştığı gibi yaşlı, gerçeklikten kopmuş bir adamın kuruntuları değillerdir. Türkiye kapitalizminin gelişimi açısından çok gerçek adımlardır.

Bu festival genç katılımcıları ile AKP’nin “kazanımları” arasında bir bağ kurmayı amaçlıyor. Kurulmaya çalışılan bağ da uzaktan izleyip takdir etmek sığlığında değil. Erdoğan gençliği bir sürecin aktif ve sahiplenici bir parçası haline getirmeye çalışıyor. Bu gençlik bilim ile ilgilenecek ve teknoloji üretmek isteyecek. Ürettikleri ölçüde de AKP’nin ideolojik gücüne güç katacak.

Ülkelerinin kendilerine vadettiği “imkanları” görüp yükseköğretimde Havacılık ve Uzay bölümlerine yönelecek, hem bu “imkanlar” ile kariyerini ilerletirken hem de bu sırada vatana millete hayırlı bir iş yapmış olacaklar. AKP Türkiyesi ile bağlarını yeniden üretecekler.

Bu açıdan belli bir ölçüde yol katettiklerini görebiliyoruz. Bunu gösteren önemli bir veri mühendislik bölümleri arasında “Havacılık ve Uzay Mühendisliği” bölümünün yeni bir popülerlik kazanması. Bölümün ODTÜ’de 2018’de 8000 bandında olan YKS taban sıralaması 2019’da 6000 bandına çıkıyor ve 2022’de 5000 bandına kadar yükseliyor.

AKP Gençlik Kolları Başkanı da çıkıp “Z kuşağı yoktur, TEKNOFEST kuşağı vardır. Kimsenin şüphesi olmasın, bu kuşak üretir bu kuşak çalışır yarının Türkiye'sini Recep Tayyip Erdoğan ile inşa eder” diyerek siyasi niyetlerinin adını koyuyor. Erdoğan, bu sayede hem normal şartlarda kendisini desteklemeyecek gençleri, kendi siyasi doğrultusunda yönlendirebileceği bir ideolojik çerçeveye oturtmuş oluyor hem de yukarıda da belirttiğimiz gibi “Üretken, çalışkan, memleketine bağlı” bir gençliğe yön verebilmenin siyasi gücünden faydalanıyor.

TEKNOFEST kuşağının arka planı

Buraya kadar çizilen tablo zorlanırsa pozitif bir şekilde yorumlanabilir. Birçok başlığın yanında gençlere bir gelecek sunamamakla eleştirilen bir siyasi iktidarın buraya dair “gerçek” adımlar attığı iddia edilebilir. Tabi ki durum böyle değil. TEKNOFEST kuşağını bekleyen geleceği anlamak için Türkiye kapitalizminin nesnel ihtiyaçlarına göz atmamız lazım. 

AKP, kurulduğu ilk günden beri ülkenin patronlarına hizmet ediyor. Bunun uçsuz bucaksız örneklerini burada sıralamayacağım ancak Bayraktar SİHA’larının, elektrikli arabaların, balistik füze teknolojisinin geliştirilmesine paravan edilmiş uzay programlarının sermaye sınıfının kontrolünde bulunduğu sürece Türkiye’nin emekçi halkına bir faydası olmadığı/olmayacağı bariz. Bu açıdan Türkiye’de de özel silah sanayi sektörünün gelişiyor oluşu başlı başına büyük bir problem. 

Ancak konunun bu yazıda vurgulamak istediğim yanı AKP’nin saydığımız alanlardaki başarıları ile Türkiye’deki yoksullaşma arasındaki bağ.

Türkiye bugün bir ucuz emek cehennemi (eğer patronsanız cennet) haline gelmiş durumda. Üretilen malların maliyetinin düşük tutulabilmesi, uluslararası pazarlarda rekabet gücü elde edebilmesi temelde bununla alakalı. Ulusal silah sanayi söz konusu olduğunda da bu durum değişmiyor. Örnek olarak Bayraktar SİHA’larının satılabilmesinde uçakların niteliği ve sahada sınanmışlığı da önemli etkenler olmakla birlikte, yeni pazarlar bulabilmesinde kritik bir etken kendi kalibresindeki SİHA’lardan çok daha ucuza satılabiliyor oluşu. Örnek olması açısından İsrail’in HERON SİHA’ları için ortalama 15 milyon dolar gibi bir fiyat tahmin edilirken Bayraktar TB2 SİHA’ları için ortalama 5 milyon dolar gibi bir ihracat fiyatı tahmin ediliyor. Yine karşılaştırmak için 2021/2022 civarında Türkiye’de yıllık ortalama gelir 8 bin 100 dolar iken İsrail’de 41 bin dolar.

Selçuk Bayraktar’ın her çıktığı programda kendi SİHA’larının İsrail’li HERON SİHA’larından katbekat daha ucuz olduğunu vurgulamasına bir de bu gözle bakılmalı. AKP’nin teknoloji ve silah teknolojisi alanındaki girişimlerinin sürdürebilmesi için büyük bir ucuz mühendis ihtiyacı var. Bu ihtiyaç bugün karşılanıyor ve bu gidişle karşılanmaya da devam edecek. Dolayısıyla memleketin kendine sağladığı imkanları(!) değerlendirmek isteyen, bunu yaparken de memleketi ve insanlığı ileri(!) çeken TEKNOFEST ruhlu genç mühendislerimiz, farkında bile olmadan, teknoloji patronları kârlarına kâr katabilsin diye ucuz iş gücü ordusundaki yerleri almış oluyorlar.

Muhalefet ve piyasa ekonomisi

Kemal Kılıçdaroğlu 2022’de TEKNOFEST stantlarını ziyaret edip organizasyona ve arka planındaki teknolojik yatırımlara desteğini açıklamıştı. Muhalefet lideri olarak kendine bunu uygun görmüştü. Uygundu da zaten. Hatta farklı bir çıkış yapamazdı.

Yukarıda bahsi geçen ideolojik çerçeve, bazı noktalardan incelse bile ne TEKNOFEST’e özgü ne de AKP’ye özgü referanslar ile şekilleniyor. Sunulan çerçeve piyasa ideolojisidir. Sınıflı olmayan bir ulus fikri, inandırıcılığını arttırmak için sınıf atlama yalanı ile paketlenmiştir. Festivaldeki yarışma başlıklarından birinin girişimcilik olması ya da festivalin parçası olarak katılımcılara kariyer yolları çizilmesi buraya yorulmalıdır. Kitaptaki en eski numara. Piyasacılığı karşısına almayan bir muhalefet pek tabi TEKNOFEST’i de karşısına alamayacaktır.

Sonuç 

Toparlamak gerekirse; teknoloji alanı zaten uzun süredir piyasacı ideoloji ile en iç içe geçmiş alanlardan bir tanesi. Herhangi bir mühendislik bölümünde okuyan herkes bunun ya farkındadır ya da farkına varamayacak kadar bu ideolojinin içine gömülmüştür. Bu durum piyasadan yana herhangi bir siyaset için gençliğin içine sızmak açısından iyi bir imkân sağlıyor. AKP de bunu kullandı.

TEKNOFEST sayesinde:

  1. Gerçekten de kendisinden büyük ölçekte desteğini çekmiş bir kesim ile (gençlik), dar da olsa arasına bir köprü kurmayı başardı, 
  2. “Üretken ve çalışkan” bir gençlik görüntüsünün enerjisini arkasına aldı. Bunu siyasi güce dönüştürdü,
  3. Türkiye kapitalizminde çok önemli bir yer kaplayan teknoloji ve silah teknolojisi alanında ihtiyaç duyduğu ucuz nitelikli iş gücünü sürekli kılmak için önlemlerini arttırmış oldu.

TEKNOFEST gençliğini ne bekliyor? Büyük ihtimalle büyük hayallerle çıkılan bir yolda ucuz iş gücü olarak kalmak, ama bunun farkına bile varamamak. En iyi ihtimalle patronlara dünyayı kana bulamakta kullanabilecekleri yeni oyuncaklar tasarlayarak ilerletilecek bir kariyer. Sınıf perspektifi olmadan ne bu gerçeklik görülebiliyor ne de muhalefet örneğinde olduğu gibi AKP’nin ideolojik basınç noktalarına karşı konabiliyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.