Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Tarihin doğru tarafı: İtalya’dan Gazze’ye işçi sınıfının ortak belleği

Tarihin sayfalarını tekrar gözden geçirip, İtalya'daki genel grevi, emperyalizm ve faşizmin büyük suçları ve katliamlarına karşı işçi sınıfının büyük acılara rağmen kahramanlık gösterdiği diğer olaylarla karşılaştırmak yararlı olacak.

Armağan Sarp Kazezoğlu

Yayın Tarihi: 08.10.2025 , 01:24 Güncelleme Tarihi: 08.10.2025 , 12:44

İtalya’da 2 milyondan fazla yurttaş, Gazze’deki insanlık dramına karşı seslerini yükseltmek için ve İsrail’in Küresel Sumud Filosuna karşı saldırılarını kınamak için geçtiğimiz günlerde sokağa çıktı[1]

İtalyan sendikaları, Küresel Sumud Filosuna bir saldırı olursa genel grev başlatacaklarını ilan etmişti. Emperyalizmin koşulsuz şartsız desteği sebebiyle kendini dokunulmaz gören Siyonist İsrail yönetimi, yapılan tüm ikazlara ve insanlığın ortak duygularına rağmen Küresel Sumud Filosuna saldırdıktan sonra İtalyan sendikaları verdikleri sözü unutmayıp genel grev başlattılar. 

Başlattıkları genel grev, İtalya’nın sağcı ve İsrail yanlısı Meloni yönetimini de zor durumda bırakmış gibi gözüküyor. Meloni yönetiminin genel grevi kınadığını ve İtalya'daki işçi sınıfı mücadelesini Gazze'deki insanlık dramından ve emperyalizme karşı mücadeleden ayırmaya çalıştığını şimdiden görüyoruz[2]

Bu nedenle, tarihin sayfalarını tekrar gözden geçirip, İtalya'daki genel grevi, emperyalizm ve faşizmin büyük suçları ve katliamlarına karşı işçi sınıfının büyük acılara rağmen kahramanlık gösterdiği diğer olaylarla karşılaştırmak yararlı olacak.

Kurtuluş Savaşı: Düşman kimdi?

Kurtuluş Savaşı, Yunanistan birliklerinin 15 Mayıs 1919’da İzmir’e ayak basmalarıyla başladı. Her ne kadar Yunan burjuvazisi ve emperyalizm, Yunan ordusunun verdiği yayılma ve işgal savaşını halkın büyük çoğunluğunun desteğine sahip bir "halk savaşı" olarak lanse etse de aykırı sesler de çıkıyordu. 

O dönem SEKE yani Yunanistan Sosyalist İşçi Partisi olarak faaliyetlerini yürüten Yunanistan Komünist Partisi (KKE), savaş başlar başlamaz parti organlarında “Küçük Asya’da esir kardeşlerimizin özgürleşmesi için değil, Boğazların ve Musul petrollerinin hakimiyetiyle ilgilenen İngiliz emperyalizminin çıkarları için paralı jandarma olarak savaşıyoruz” diyerek tavrını belli etmişti[3]. Orada da kalmayıp, aktif olarak savaşı sabote etme ve engelleme kararı almıştı komünistler. Mayıs 1921’de kurulan “Cephedeki Komünist Askerler Merkez Komitesi”, Anadolu’da çarpışan Yunan askerler arasında zaten var olan hoşnutsuzluğu savaş karşıtlığına çevirmek ve bizzat ordu içinde savaş karşıtı bir muhalefet yaratmak için kurulmuştu[4]

Yunan işçi sınıfı da tüm baskılara rağmen savaşa karşı mücadelede rol oynadı. 1921 yılının Mart ayında Yunan demiryolu işçilerinin daha yüksek ücretler ve iş güvenliği için başlattığı grev, savaş hali sebep gösterilerek yasaklanmıştı. Yasağı tanımadıklarını söyleyen işçilerin birçoğu tutuklandı ve 300 işçi zorla cepheye sürüldü. Cephede Yunan ordusu için lojistik işlerle meşgulken bile mücadelelerine devam ettiler. İşçilerin savaş ve yayılmacılık karşıtı fikirleri, “Savaşa hayır!” sloganıyla vücut buldu[5].

İspanya İç Savaşı: Enternasyonalizmin simgesi

İspanya Halk Cephesinin seçim zaferine bir tepki olarak gelişen, subayların, İspanyol tekellerin ve büyük toprak sahiplerinin desteklediği bir faşist darbe ile başlayan, o darbenin savuşturulması ve özellikle Madrid’in savunulmasıyla bir iç savaşa evrilen İspanya mücadelesi, kısa sürede Avrupa tekellerinin, gericilerinin ve faşistlerinin bir taraf, Avrupa ilericilerinin, barış severlerin, devrimcilerinin ve işçi sınıfının diğer taraf olduğu küresel bir mücadele oluverdi. 

Elbette bu amansız savaşta işçi sınıfının en unutulmaz katkısı Franco rejimini örtülü olarak destekleyen Fransız ve İngiliz hükümetlerine karşı yapılan grevler ve protestolardan ibaret değil, Uluslararası Tugayların ortaya çıkışıydı. Uluslararası Tugaylar deneyimi, bugün hâlâ enternasyonalizm için en gerçek ilham kaynaklarından biri olmaya devam ediyor[6]

İspanyol gazeteci Victor Alba’ya göre sadece Haziran 1937’de 25 bin Fransız, 5 bin Polonyalı, 5 bin ABD’li ve İngiliz, 3 bin Belçikalı, 2 bin Yugoslavyalı ve 5 bin Alman ve İtalyan işçi ve gönüllü savaşçıdan oluşuyordu[7]. Tarihçi Pierre Broué’ye göre bu Uluslararası Tugaylar, SSCB’den gelen askeri yardımlarla birlikte İspanyol anti-faşist direnişinin 1936 yılından sonra devam edebilmesini sağlayan yegâne faktörlerdi[8]

Bu anti-faşist savaş, her ne kadar faşizmin zaferiyle ve Franco diktatörlüğünün kendini sağlamlaştırılmasıyla bitse de gelecek mücadeleler ve özellikle Sovyet Büyük Anavatan Savaşı için büyük bir deneyim kaynağıydı. Yine tarihçi Pierre Broué’ye Cumhuriyetçi mücadeleye destek vermek için gelen Sovyet subayları, 1941-1945 Büyük Anavatan Savaşında büyük roller oynadılar[9]. İşçi sınıfının faşist saldırı koşar adım gelirken gösterdiği bu ilkeli ve enternasyonalist irade, özellikle bugün enternasyonalizme karşı indirilmeye çalışılan darbelere ve kapitalizmin bencillik aşılamasına karşı muazzam bir örnek olmaya devam ediyor.

Şubat Grevi: Nazi işgaline karşı açılan ilk bayrak

Öncelikle 1940-1941 yıllarında Avrupa’daki durumu hatırlamamız gerekiyor. Avrupa tekelleri ve egemen sınıfları, Sovyetler Birliğinde sosyalizmin ve devrimin mutlak yenilgisi için işgali, aşağılanmayı ve hatta soykırımı kabul etmişti. Bu sebeple Hitler’in işgal orduları, sanki ordusu olmayan bölgelerden geçiyormuş gibi Fransa’yı, Benelux ülkelerini ve Avrupa’nın diğer bir sürü kısmını adeta kan dökmeden işgal etmeyi başarmıştı. 

Bu yetmediği gibi aynı burjuvazi, içinden işbirlikçi lider çıkarmasını da biliyordu. Alman faşistleri “bir süreliğine” Avrupa’yı işgal edecek, o sırada Yahudileri ve komünistleri katledecek, bunun karşılığında da Avrupa burjuvazisi Sovyetler Birliğinden ve devrim tehlikesinden kurtulacaktı! 

Ancak bir sorun vardı. Avrupa halkları ve işçi sınıfı, Nazilerin soykırım savaşına ve sözde “Komünizme karşı Haçlı Seferine” işbirlikçi olmayı o kadar kolay kabul etmeyecekti. Fransız, İtalyan ve Yugoslav partizan savaşlarını herkes biliyordur, o yüzden pek de bilinmeyen, Hollanda burjuvazisi tarafından bastırılmaya çalışılan bir greve bakalım. 

Alman işgal kuvvetleri ve işbirlikçi “Hollanda Nasyonal Sosyalist Hareketi” mensupları Amsterdam’da Yahudi karşıtı pogromlar ve saldırılar düzenledikten sonra, işgal koşullarına rağmen yeraltı örgütlenmesine devam eden Hollanda Komünist Partisi 25 Şubat’ta genel grev ilan etti[10]. Bu grev, Yahudi soykırımına karşı örgütlenmiş bir grevdi. Sadece Amsterdam’da 300 bin işçinin katıldığı greve sonraki günlerde Utrecht, Zaanstad ve Kennemerland gibi diğer Hollanda şehirlerinden ve bölgelerinden de destek geldi. Alman işgal kuvvetleri grevleri ve protestoları anca kana boğarak kontrol altına alabildi. Bu grev ve diğer direniş faaliyetleri yüzünden binlerce Hollanda Komünist Partisi üyesi kurşuna dizildi, öldürülenlerin arasında Hannie Schaft ve Jan Bonekamp gibi Hollanda Komünist Partisi ve işçi sınıfı önderleri de vardı[11].

Tarihimiz ve görevlerimiz

Dünyada Filistin’deki vahşete ve emperyalizmin diğer bütün uçsuz bucaksız suçlarına karşı tepkiler, protestolar ve grevler artarken aynı zamanda tekellerin, holdinglerin ve onların siyasi temsilcilerinin benzer bir argümanı kullanmaya çalıştığını görüyoruz: “Filistin’den bize ne?”. 

Bu argümanın körlüğü bir yana (çünkü emperyalizmin dünyanın diğer yerlerinde sergilediği saldırganlıklar ve suçlar, her yerde, bilhassa Türkiye'de halkların güvenliğine, egemenliğine ve refahına yönelik birçok tehdidi daha da körüklüyor), işçi sınıfının enternasyonalizminin ve kahramanlığının bu tarihsel örnekleri, emperyalizmin saldırganlık düzeyini artırdığı ve işçi sınıfının da buna karşı mücadelesini yoğunlaştırmak zorunda olduğu bu dönemde, izlenecek ve ilham alınacak örnekler olarak kullanılabilir.


[7] Pierre Broué ve Emile Témime, The Revolution and the Civil War in Spain, çev. Tony White (Cambridge, MA: MIT Press, 1972), s. 377.

[8] age., s. 366.

[9] age., s. 373.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.