Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tarih ters yüz edilirken Buchenwald ve komünistler

Katliamları yaşayanlar ölmüş, bu konuda yazılmış kitap ve romanlar ise tozlu raflarda zamanlarını bekliyorlar. Nazilerin neredeyse kurban olarak gösterildikleri romanlar her yerde övülürken AfD’nin birkaç ay sonra bu eyalette yapılacak seçimlerden birinci parti olarak çıkması kimi şaşırtır? Anti-komünizmin, DDR düşmanlığının devlet doktrini olduğu bir ülkenin anti-faşizmi de ancak bu kadar oluyor.

Buchenwald Toplama Kampı Anıtı. Anıt, kampın hemen yanındaki Ettersberg tepesinde yer alıyor.

Haluk Arıcan

Yayın Tarihi: 28.05.2026 , 12:55

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


Geçen pazartesi günü, TKP Almanya Örgütünün düzenlediği gezi ile Almanya’nın doğusundaki Buchenwald İmha (Toplama) Kampı ziyaret edildi. Kesin rakam tam olarak bilinmese de, Buchenwald’da 1937 ile 1945 arasında 280 bin civarında tutuklu, HASAG vb. özel şirketlerin silah mühimmatı üretiminde zorla çalıştırılmışlardı.

Buchenwald’ın faaliyette bulunduğu 8 yıl içinde 15 bini Sovyet yurttaşı olmak üzere 56 bin civarında insan, yetersiz beslenme, hastalık, işkence ve kurşuna dizme sonucu öldürüldü.

Buchenwald, sadece katliamlarla değil, Alman ve Sovyet komünistleri başta olmak üzere her ülkeden ilerici tutukluların, komünistler öncülüğündeki örgütlülükleri ve mücadeleleriyle de ünlü bir kamp. Hatırlatmaya gerek yok, bahsettiğimiz Nazilerin yönetimindeki bir imha kampı. En ufak kişisel hata işkence ve ölüm; örgütlü mücadelede hata ise, toplu katliam anlamına geliyordu.

TKP Almanya örgütü 23-25 Mayıs'ta düzenlediği “Parti Güçlenirken: Almanya Örgütü” başlıklı kampı kapsamında Buchenwald İmha (Toplama) Kampı'nı da ziyaret etti.

1933-1945 faşist Almanya’sında Nazilere başta komünistler olmak üzere, sosyal demokratlardan, pasifistlere ve katoliklere kadar birçok insan direnmiş, en azından pasif kalsalar da Nazilerin peşine takılmamışlardı.

Bütün bu direnişlerde, komünistlerle diğer öbekler arasındaki en büyük fark, komünistlerin, yani KPD üyelerinin, yetersiz de kalsa örgütlü olarak, yani KPD önderliğinde mücadele ederken, başta sosyal demokratlar olmak üzere diğer kesimlerin, merkezi bir direniş örgütleri olmadan, bazı yerelliklerde öne çıkan kişi veya gruplar öncülüğünde, bulundukları yerellikle sınırlı kalan bir direniş sergilemeleriydi.

1945 sonrası Naziler, Almanya içindeki mücadele ve direniş sonucu yıkılmamış olsalar bile, direnen tek örgütlü güç olan KPD, itibar kazanmıştı.

Komünistlerin mücadelelerinin en somut görüldüğü ve hayatta kalan on binlerce tutuklunun anlatımları, yazdıkları anılarla somutlandığı alanlar, Buchenwald gibi imha kamplarıydı.

Bu mücadele Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin (DDR) özel bir önem verdiği anti-faşist geleneğin, önemli bir alanını oluşturuyordu.

Federal Almanya’nın buna karşı yapabilecekleri sınırlıydı. Bütün devlet aygıtı Nazilerden oluştuğu için, ya da sadece Federal Almanya içinde değil, diğer ülkelerdeki katliamlarıyla ünlü SS taburlarında görev almış her faşiste maaş bağlarken, imha kamplarından kurtulmuş kişilerin KPD üyesi oldukları gerekçesiyle maaşlarını kesmesi de sorundu.

Ama en önemlisi nazi zulmünden kurtulabilmiş olan on binler, sadece sosyalist ülkelerde değil, batıdaki diğer Avrupa ülkelerinde de yaşıyor ve bu zulmü ve buna karşı direnişi, Soğuk Savaş koşullarında bile hatırlatmayı sürdürüyorlardı.

Bu yüzden, sadece Buchenwald’i yılda 350 bin ile 500 bin kişi ziyaret ediyor.

Almanya'da, yaklaşık 300 imha kampı anıtı ve tarihî anma mekânı bulunmaktadır.

Her yıl milyonlarca kişinin ziyaret ettiği bu kamplar ve anma mekanları, nazi zulmünü ziyaretçilere hatırlatırken, Almanya'da bugün de faaliyette bulunan büyük tekellerin bu katliamlardaki rolleri gölgede bırakılıyor. Bunun başarılı olmadığı durumda ise, bu durumun geçmişte kaldığı teması işleniyor.

Alman egemenlerini asıl rahatsız eden ise, komünistlerin nazi direnişindeki etkileri ve DDR’in varlığı süresince anti-faşist mücadeleyi kararlılıkla sürdürmesiydi.

Gerçek değişmez, ama mücadelesi verilmiyorsa çarptırılabilir

Tekrar TKP’lilerin Buchenwald ziyaretine dönersek, ancak geçen pazar yapılana değil de iki yıl önce yapılan geziye.

Birçok kişi hatırlıyor olsa gerek. Hücrelerin bulunduğu daracık koridorlar rehber eşliğinde gezilirken, resmi rehberler eşliğinde gezen diğer gruplarla karşılaşılıyor, bir dehlizden diğerine geçerken diğer grubun rehberinin açıklamasını bitirmesini beklemek gerekiyordu.

Bu anların birinde, rehberlerden biri, 1945 sonrası Buchenwald’ın birkaç yıl Kızıl Ordu tarafından da hapishane-kamp olarak kullanıldığını belirttikten sonra, burada bu sefer Almanların hapis yattığını söylemişti. Sonrasında ise ‘“Bu durum DDR’de konuşulabiliyor muydu?” diye sorduktan sonra parmağını ağzına götürüp "sus" işareti yaparak, bunun yasak olduğuna gönderme yapmıştı.

Ziyaret bittikten sonra, TKP’li grup dağınık bir şekilde toplanma alanına doğru giderken, bu gruptan bir iki kişi çıkışa doğru gitmekte olan rehberi görmüş ve kendisiyle konuşmuşlardı. Rehberin içerde söylediklerini hatırlatıldıktan sonra ‘“Kızıl Ordu’nun sokaklardan Almanları toplayıp intikam için mi hapse attıkları sorulmuştu?” Rehber şaşırmış “Olur mu öyle şey, bunlar ya kampta çalışanlar ya da diğer Nazilerdi” demişti. “Peki niye öyle anlatmadınız" denildiğinde orada onlarca kişi önünde söylediklerini inkar etmişti.

Bu arkadaşlarımız haklı olarak bunda ısrar etmediler. Resmi olarak çalışan bu rehber farklı bir şey söylese, emeklilik veya işsizlik maaşına katkı için kazandığı üç beş kuruştan olurdu. Resmi söylem buydu.

Üstelik günümüz faşistlerinin de ellerini kollarını sallayarak terör estirdikleri biliniyor. Buchenwald başta olmak üzere, bu kampların resmi sayfalarında bile, kampı ziyaret edenlerin Neo-Naziler tarafından taciz edildiğine, kamp duvarlarına çoğunlukla anti-semitist, Yahudi karşıtı sloganlar yazıldığıyla ilgili haberler sıklıkla yer alıyor.

Bütün bunlar yetmez olacak ki, bu yılki Leipzig Kitap Fuarı'na yetiştirilen DDR kökenli yazar İnes Geipels’in Buchenwald’le ilgili yazdığı roman epey öne çıkarıldı. İnceleme kitabı olarak tanıtılan "Tanıksız Manzara: Buchenwald ve Hafızadaki Çatlak" adlı kitapta, bütün tanıkların öldüğüne güvenilerek tarih çarpıtılarak, hafızamızda gerçekten çatlak yaratılmaya çalışılıyordu.

Geipes’in "DDR’nin anti-faşist mitosunu yıkan eser" diye övülen kitabında, Buchenwald’de komünistlerin en az Naziler kadar suçlu olduğu, ölüm listeleri hazırladıkları ve diğer tutukluluklara baskı yaptıkları anlatılıyordu. 333 sayfalık kitabın aşağı yukarı 220 sayfası komünistlerin Buchenwald’deki “suç”larına ayrılmış.

Katliamları yaşayanlar ölmüş, bu konuda yazılmış kitap ve romanlar ise tozlu raflarda zamanlarını bekliyorlar. Nazilerin neredeyse kurban olarak gösterildikleri romanlar her yerde övülürken AfD’nin birkaç ay sonra bu eyalette yapılacak seçimlerden birinci parti olarak çıkması kimi şaşırtır?

Anti-komünizmin, DDR düşmanlığının devlet doktrini olduğu bir ülkenin anti-faşizmi de ancak bu kadar oluyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.