Sayfa yolu
Tahran'dan izlenimler: İran halkı ABD ve İsrail planlarını nasıl boşa çıkardı
Fotoğraf: AA
Yayın Tarihi: 30.07.2026 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 30.07.2026 , 00:12
İran, ABD ve İsrail savaşıyla birlikte Türkiye'nin yakından takip ettiği gündemlerden biri oldu.
Bu durum, hem Gazze'deki büyük yıkımdan sonra Türkiye'de AKP iktidarının ABD ve İsrail cephesinde nasıl bir pozisyon yakalayacağı ile ilgiliydi hem de İran'ın kimi ABD üslerine yaptığı saldırılardan Türkiye'nin nasibini alıp almayacağı sorusunu gündeme getirdi.
Türkiye'de ana akım medyada bir yandan İran düşmanlığı ve açıktan yapılan ABD destekçisi içerikler öne çıkarken, diğer yandan İran'a sahip çıkmanın İslamcılıkla paydaş görüldüğü örneklere rastlandı.
Oysa emperyalistlerin İran'a olası müdahalesinin İran'daki molla rejimiyle hiçbir ilişkisi olmadığı, asıl meselenin İran'ın petrol kaynakları ve Hürmüz Boğazı üzerinden yaşanan gerilimler olduğu kısa zamanda ortaya çıkmıştı.
İran halkının "Mollalara karşıyız ama bunun için topraklarımızın ABD tarafından çiğnenmesine izin vermeyiz" çıkışı ABD planlarını boşa düşürdü. ABD'nin ilk zamanlarda kurguladığı "saldırı sonrası İran'da meydana gelecek bir halk ayaklanması" planı karşılık bulmadı.
Yaşanan saldırılardan sonra İran'ın siyasi ve dini lideri Hamaney bir bombalı saldırı neticesinde yaşamını yitirmişti. Bu süreci takiben aylar sonrasında Hamaney, geçtiğimiz haftalarda büyük bir cenaze töreniyle defnedildi. Bu süreç aynı zamanda İran'ın ABD'ye karşı bir gövde gösterisine dönüştü.
Süreci yakından takip ederek İran'a giden gazeteci Mustafa Kemal Erdemol, izlenimlerini ve deneyimlerini soL'a anlattı.
'Dışarıdan gelecek olana karşı harekete geçebileceğini göstermesi Batı'ya verdiği en net siyasi mesajdır'
Tahran'a gittiniz ve oradaki gözlemlerinizi İran'ın bir direniş merkezi olduğu yönünde aktardınız. Bu milyonluk kalabalığın dünyaya ve özellikle Batı'ya verdiği en net siyasi mesaj sizce neydi?
Mustafa Kemal Erdemol: Bazı merkezlerde hazırlanan planların gerçekleşmediğini gösterdi her şeyden önce. Emperyalizm İran yönetiminin demokrasiye uzak oluşunu dert ettiğinden değil, enerji koridorlarında, doğal gaza, petrole ulaşmada -Rusya’yı da müttefiksiz bırakacak- Batı yanlısı bir rejim inşa etme amacıyla, ülkedeki toplumsal hareketleri de bahane ederek girişimlerde bulundu.
Girişimler başarısız oldu diyebilir misiniz?
Birçok açıdan evet.
Başarısız olan bu girişimler hem İran yönetimini güçlendirdi hem de toplumsal muhalefeti/itirazı bastırmasında yönetime moral güç vermiş oldu. Gençlerin, kadınların hoşnutsuzluğunun belki de “sosyal bir altüst oluşa” evrilmesini de böylece durdurmuş oldu dolaylı olarak. İran’ın emperyal çullanma girişimine karşı toplumların kendi dinamiklerinin olduğu, bunların çoğu zaman “dışarıdan” gelecek olana karşı harekete geçebileceğini göstermesi Batı'ya verdiği en net siyasi mesajdır bence.
'Düşmanı görüldüğü yerde vurma tutumu hayata geçirilmiş oldu'
Uzun yıllardır devam eden kontrollü gerilim, son süreçte açık bir savaşa dönüştü. Bu kırılma noktası direniş ekseninin stratejisini nasıl değiştirdi?
ABD ile İsrail’in uzun bir kuşatmadan sonra İran’ın çevresini destekçilerinden (başta Hizbullah olmak üzere) arındırması açık savaşın koşullarını bu iki devlet lehine kolaylaştırdı.
Kırılma noktası İran’ın “vekil güçleri”nin etkisiz hâle getirilmesidir öncelikle.
Ardından “açık savaş” başlatıldı. Bu ABD/İsrail açısından “taktik” bir başarıdır kuşkusuz. Ancak “uzun yıllardır devam eden kontrollü gerilim” süreci boyunca İran da savunma olanaklarını hayli geliştirdi. Nükleer dışı silahların geliştirilmesinde ne kadar başarılı olduğu İsrail’in Demir Kubbesi’ni aşmasıyla görüldü.
Bunun yarattığı etki ne oldu peki? Yani İran'ın İsrail'i vurabilme potansiyeli neyi ortaya çıkarmış oldu?
Bu “lideri” konumunda olduğu direniş ekseninin artık sadece savunma değil, saldırı da yapabilecek potansiyele sahip olduğunu gösterir. Dolayısıyla değişen bir stratejiden çok var olana eklenen yeni bir strateji olarak “düşmanı görüldüğü yerde vurma” tutumu hayata geçirilmiş oldu. ABD’nin onca gücüne, İsrail desteğine rağmen İran’ı istediği gibi vuramaması bunun kanıtıdır.
Şu anda ABD - İran savaşı, ABD’nin askeri hedeflerden çok Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemileri sözüm ona koruma pozisyonuna düşmüştür. İran ise saldırı olduğu anda karşılık verme tutumunu sürdürüyor. Sonuç olarak, çevresi (Yemen’deki Ensarullah Hareketi hariç) boşaltılmış olmasına rağmen İran öncülüğünü yaptığı ekseni “savunma-saldırı” ikili stratejisine oturtmuş görünüyor.
'İsrail’in güçlü olmadığı, hedef topraklara askeri operasyonlar yapamamasından belli'
Söyleşilerinizde İsrail'in sanıldığı kadar güçlü olmadığını, bilhassa kara savaşında zayıf kaldığını vurguluyorsunuz. Bu bağlamda İsrail'in yenilmezlik mitinin yıkılmasında direniş ekseninin rolünü askeri ve sosyolojik açıdan nasıl yorumluyorsunuz?
İsrail’in aslında resmedildiği kadar güçlü olmadığı, zayıf Lübnan ile korumasız Gazze dışındaki “hedef” topraklara askeri operasyonlar yapamamasından belli. Örneğin Yemen’deki Ensarullah Hareketi’ni (Husiler) hâlâ durduramamıştır. Suriye’ye Esadlar yönetiminde 61 yıl boyunca hava saldırıları dışında karadan girememiştir. Ortadan kaldırmaya gücü yetmediği en büyük düşmanı İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’yi, Irak’ta ABD’ye öldürtmüştür, en son açık savaşta İran’a ABD savaş uçakları ile saldırabilmiştir. Tüm bunlar bulunduğu yerde “elinin uzanabileceği” alanlarda “güçlü” olduğunu gösteriyor. Bir de kimi ülkelere “sızarak” provoke saldırılar, suikastlar yapmaya gücü yeter.
Direniş ekseni için savunma/saldırı ilk kez denediği bir taktik oldu. Sonuç da aldı, çünkü elbette Çin ile Kuzey Kore’nin de yardımıyla İran hedefleri belirlemede, ardından da vurmada bu ilk “testi” başarıyla geçti.
'Sosyalistler İran’a yapılacak askeri bir dış müdahaleyi kurtarıcı gibi göremez'
Türkiye'deki solun bir kesiminin İran'ın dini yapısını eleştirirken İsrail'in radikal dinci yapısını göz ardı etmesini emperyalizm okuması açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Buna dair oradaki deneyimlerinizde aktarabileceğiniz şeyler var mı?
“Solumsular”ın yaklaşımını ikiyüzlü buluyorum elbette.
ABD ile İsrail, İran gibi din devletidirler. İsrail’in din devleti olduğunun örneklerini “İran-İsrail Savaşı” kitabımda belirttim. ABD’nin nasıl bir din devleti olduğunu da yakında çıkacak olan “Manifest Destiny - ABD’nin Kutsal Doktrini” kitabımda yazdım.
Sosyalist sol İran konusunda, toplumsal muhalefete desteğini de esirgemeden, doğru tutum aldı. Suriye için söylediğimi burada da tekrarlayayım; emperyalizm bir ülkeye çullanırken, “diktatörlük” olduğunu düşündüğü yapıyı yok etmiyor sadece, toplumsal muhalefeti de silip süpürüyor.
O nedenle İran’a da yapılacak askeri bir dış müdahaleyi kurtarıcı gibi göremez sosyalist sol. İran’da, kadınların mücadelesinin kimi sonuçlarının olduğuna tanık oldum. Çok sayıda çarşafsız, türbansız hatta düpedüz “Batılı” denen kıyafetler giymiş kadın gördüm. Sıradan gibi geliyor ama bu önemli bir aşamayı gösteriyor. Hem Mahsa Amini’de somutlaşan kadın direnişinin hem de yönetimin dış müdahale tehlikesi karşısında iç cepheyi “rahat” bırakma tutumunun etkisi var bunda. Ama ne olursa olsun toplumsal anlamda İran yönetimine geri adım attırılan bir konudur kapalılık konusu.
'İran halkı yönetime muhalefet etse bile dış müdahaleye karşı ortak bir duruş sergiliyor'
Hamaney'in cenazesindeki toplumsal atmosferi yerinde solumuş biri olarak, İran halkının ambargolara, dış tehditlere ve savaş psikolojisine karşı sergilediği direnci nasıl tanımlarsınız?
İran halkının bazı örneklerden ders aldığını sanıyorum. O dersler sayesinde İran yönetiminden bağımsız olarak, ona muhalefetini de sürdürerek dış müdahalelere sıcak bakmadığını anlamak mümkün. Mısır’da halkın muhalefetini, Batı'nın da yardımıyla General Abdülfettah es-Sisi liderliğindeki Mısır ordusunun çaldığını biliyor İran halkı.
Yapılacak dış müdahalenin İran yönetimini bertaraf etse bile yeni bağımlılık ilişkilerine yol açacağının farkında. O nedenle müdahale karşıtı bir konumda.
İkincisi İran’da halk talepleri, bölgenin büyük ticaret burjuvazisi olan İran ticaret burjuvazisinin talepleriyle aynı düzleme geldi. Bu doğal bir “büyük ittifak” var demektir. İran yönetimini önceki muhalif kalkışmalardan daha fazla tedirgin eden de bu ortaklık zaten. Dolayısıyla dış müdahale tehdidi, halk muhalefeti ile ticaret burjuvazisinin geriletilmesinde İran yönetimine fırsat da vermiş olacak. Bunun istenmediği çok açık muhalifler tarafından. Bu nedenle dış müdahale çok fazla kazanımın geri alınması anlamına da geleceğinden İran halkı yönetimle birlikte karşı duruyor bu müdahaleye.
'Suudi Arabistan geleneksel karşıtlığını sürdürse de İran'ı partner olarak görme eğiliminde'
Emperyalizmin desteği çekildiği takdirde İsrail'in mevcut saldırganlığını sürdüremeyeceğini sıklıkla dile getiriyorsunuz. Sizce bu desteğin kırılmasında bölge ülkelerinin atması gereken en acil diplomatik adım nedir?
Bölge ülkelerinden kasıt gerici Arap rejimleri ise onlardan bir adım beklediğim yok. Ancak mevcut durumun aleyhlerine olduğu anda bir eksen oluşturmaları mümkün. İran’ın baş düşmanı Suudi Arabistan’ın Trump’ın “Abraham Anlaşmaları”na katılmaması bir olumluluk arz ediyor.
İran’a fazla taviz verildiğini düşündüğü için imzalamadı ayrı mesele.
Bu arada Rusya ile Çin’in İran’a desteği bölge ülkelerini de yeni pozisyonlar almaya itiyor. Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmı İran’ı “modern dünyanın bir parçası” olarak kabul etmişlerdi Barack Obama döneminde. (ABD artı 5 anlaşmalarını anımsayın.) Dünya petrol piyasasında Suudiler de İran’ı artık “düşman” olmaktan çok bir “partner” olarak görme eğiliminde. Rusya’yla beraber bu üç ülke dünya petrol piyasasında söz sahibi durumundalar. Suudi Arabistan geleneksel, mezhep kökenli karşıtlığını içten içe sürdürse de İran’ı partner olarak görmekten hayli yararlı çıkacak. Bu, dengeleri İran lehine değiştirmiş durumda. Dolayısıyla bölge ülkeleri bir adım atacaklarsa bu yeni durumu hesaba katmak zorunda.
Gerçeklerin üstünün örtülmediği, emeğin ve halkın sesinin en gür şekilde duyurulduğu bağımsız gazetecilik için soL'a abone olun. Karanlığa karşı aydınlık bir geleceği birlikte kuralım.
'İran hayli hırpalansa da ABD/İsrail karşıtı direniş ekseninin lideri durumunda'
Son olarak, İran'ın devlet kademesindeki önemli kayıpların ve katıldığınız cenaze töreninin ardından, ülkenin hem kendi içindeki politik dengeleri hem de komşularıyla ilişkilerini önümüzdeki dönemde nasıl bir çizgiye oturtmasını bekliyorsunuz?
İran hayli hırpalansa da ABD/İsrail karşıtı direniş ekseninin lideri durumunda. Son saldırılarda ezilmemiş İran bölgede güçlü olmuş durumda. Bölge ülkeleri bu gerçeğin farkındalar. Derin mezhep ayrılıkları başta olmak üzere İran karşıtlığına yol açan sorunlar var olmaya devam etmekle birlikte bölge ülkeleri İran’la diplomatik ilişkilerini geliştirmek zorundalar. Rusya, Çin faktörünü de hesaba katmalılar.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.