Sayfa yolu
Tahıl koridoru kime hizmet ediyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Aras Demir
Yayın Tarihi: 22.08.2022 , 12:32 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Dünyanın yoksul halkları için imzalandığı belirtilen Tahıl Anlaşması ile açılan koridorun asıl amacı gıda ve tarım tekellerinin ellerindeki ve ticaretini yaptıkları tahılın piyasaya ulaştırılmasıdır. “Tahıl Koridoru” ile BM Başkanı, Ukrayna, Türkiye ve Rusya hükümetlerini bir masaya oturtan gıda ve tarım tekellerinin çıkarları oldu.
Ukrayna’da başlayan savaşın üzerinden neredeyse altı ay geçti. Bu sürede bugüne kadar tarafların üzerinde anlaşmaya vardıkları tek somut konu, Ukrayna tahılının dünya piyasalarına ulaştırılması meselesi oldu. Konuya ilişkin tarafların kararlılığı sürüyor.
Geçen hafta Perşembe günü Ukrayna’nın Lviv kentinde gerçekleşen üçlü zirvede, üzerinde daha önce anlaşılmış olan “Tahıl Koridoru”nun genişletilerek sürdürülmesi yönünde irade ortaya konuldu.
BM Başkanı Antonio Guterres ve Tayyip Erdoğan tarafından büyük bir başarı olarak lanse edilen “Tahıl Koridoru” anlaşması 23 Temmuz’da imzalanmış, ilk sevkiyat 1 Ağustos’ta başlamıştı. Sevkiyatla birlikte gelişen birkaç gündem anlaşmayla ilgili soru işaretleri doğurmasına rağmen, bu konuların üzerine gidilmedi.
Ukrayna’dan tahıl çıkarılmadığı takdirde dünyada açlık sorunuyla karşı karşıya kalacak nüfusun artacağı argümanıyla meşruiyet kazandırılan “Tahıl Koridoru”nun asıl olarak kime hizmet ettiği konusu sorgulanmadı.
Türkiye tahılı indirimli mi alıyor?
Gıda krizini çözeceği iddia edilen “Tahıl Koridoru” anlaşması uyarınca başlayan daha ilk sevkiyatta sorun yaşandı.
1 Ağustos’ta Ukrayna’nın Odesa Limanı’ndan yola çıkan Sierra Leone bandralı Razoni adlı geminin Lübnan’ın Trablusşam limanına 27 bin ton mısırı teslim etmesi gerekiyordu.
Ancak “ticari bir anlaşmazlık” çıktığı belirtildi ve Lübnan’daki “tahıl tüccarı” teslimatın gecikmesi gerekçesiyle mısırı almaktan vazgeçti.
Uzun süre Akdeniz’de dolaşıp ardından Mersin Limanı’na demirleyen gemi, günler sonra Suriye’nin Tartus Limanı’na geçti.
Bu olay, “Tahıl Koridoru” anlaşmasının belirtildiği gibi “Afrika’daki açlık sorunu” ile ilgisinin bulunmadığını, meselenin tamamen ticaret ve piyasa konusu olduğunu açıkça göstermeye yetiyordu.
Öte yandan tartışma konusu olan bir diğer husus, Türkiye’nin anlaşmadan sonra Ukrayna tahılını indirimli alıp almadığı idi.
İddialar, Türkiye’nin tahılı yüzde 25 daha ucuz alacağı yönündeydi. 10 Ağustos’ta bu iddialara BM Sözcüsü Stephane Dujarric yanıt verdi.
BM Sözcüsü konu ile ilgili detaylı araştırma yaptıklarını ve Türkiye’nin herhangi bir indirim aldığı bilgisine ulaşamadıklarını söyleyerek anlaşma çerçevesinde bir indirimin söz konusu olmadığını belirtti.
Bu iddialar durduk yere çıkmamıştı. İddiaların kaynağı bizzat Türkiye Tarım Bakanı Vahit Kirişçi’nin Haziran ayı başında “İki ülke de bize güveniyor. Tahılda yüzde 25 indirim yapılması için Ukrayna ile mutabakata vardık” şeklindeki açıklamasıydı.
Anlaşılan o ki, AKP hükümeti “tüm insanlık” yararına yapıldığı iddia edilen anlaşmayı ve bu anlaşmadaki Tayyip Erdoğan’ın rolünü gölgelemesin diye “indirim” konusunu hiç açmamayı tercih etti.
BM Sözcüsü dahi konuya ilişkin bir açıklama yaparken AKP hükümetinden bu iddiayı doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama henüz gelmiş değil.
'Tahıl Koridoru' anlaşmasının gerçek mimarı kim?
BM Başkanı Guterres’in bizzat bulunduğu imza töreninde, “Karadeniz’de bir umut ışığı, bir çare ışığı var” diyerek selamladığı anlaşma uzun bir ön çalışma ve tartışma sürecinden sonra olgunlaştı.
Ukrayna savaş öncesi tahıl ihracatının yüzde 98’ini Karadeniz üzerinden yapıyordu. Savaşın ilk günlerinde Ukrayna hükümeti tahıl ihracatı için alternatif rotalar bulmaya çalıştı.
Tahılın demiryoluyla Polonya ya da Litvanya’ya taşınması üzerine maliyet çalışmaları yapıldı.
Rusya, Belarus üzerindeki yaptırımların kaldırılması ve Belarus üzerinden demiryolu ile tahılın çıkarılması önerisi de yapmıştı.
Arkasından Ukrayna limanlarına yakın mesafedeki Romanya’nın Köstence limanı, sevkiyatlar için bir alternatif olarak gündeme geldi. Ancak bu çabalar ve senaryolar sonuç vermedi.
Çünkü bu güzergahlar hem taşıma maliyetlerini arttıracak hem de öncesinde bir altyapı çalışması yapılması gerektiğinden tahılların kısa sürede Ukrayna’dan çıkarılmasını sağlamayacaktı.
13 Mayıs’ta son olarak G7 Dışişleri Bakanları Zirvesi’nde masada Ukrayna tahılının transferi için demiryolu bağlantısıyla Baltık Limanları ve Romanya bir güzergah olarak gündeme geldi.
Ancak bu alternatifleri rafa kaldıran Karadeniz üzerinden sevkiyat seçeneği oldu. Bu alternatifi, net ve güçlü biçimde ilk dile getirenlerden birisi Andrey Stavnitser oldu.
Ukrayna’nın genç milyarderlerinden Stavnitser, ülkenin en büyük yükleme ve depolama hizmeti veren şirketlerinden birisi olan TransInvestService (TIS) şirketinin sahibi. Yaptığı iş gereği, ülkenin tüm stratejik liman, demiryolu ve diğer lojistik merkezlerinde faaliyet gösteriyor.
Stavnitser “Tahıl Koridoru” anlaşması kapsamında yer alan üç limandan birisi olan Yuzhne limanının işletmeciliğini yapıyor.
Stavnitser, G7 masasında farklı alternatifler henüz konuşulmaya devam edilirken, tahılların transferinde Karadeniz rotasını 15 Mayıs’ta çizmişti.
Amerikanın Sesi ve Radio Liberty destekli Current Time adlı Rusça kanala, Yuzhne limanı işletmecisi sıfatıyla açıklama yapmıştı.
Stavnitser, BM gözetiminde Türkiye’nin savaş gemilerinin eşliğinde ve denetiminde Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden tahliye edilebileceğini söyledi.
Bu transferin BM tarafından bir “insani koridor” olarak planlanabileceğini belirtti. BM’yi göreve çağırarak tahılın tahliyesi için kamuoyu oluşturmaya başladığı o sırada Stavnitser’in yani “tahıl tüccarlarının” tarafları çoktan bağladığını varsayabiliriz.
Nitekim tahıllar, tam da bu çizilen çerçeve ve rotada dünya pazarlarına ulaştırılmaya başlandı.
“Tahıl Koridoru”nu ilk somutlayan isimlerden olan Stavnitser’in asıl özelliği ise Amerikan gıda ve tarım tekeli Cargill’in Ukrayna’daki iş ortağı olması.
Dolayısıyla Karadeniz üzerinden “Tahıl Koridoru” önerisinin ve çözümün ivedilikle bulunması ihtiyacının asıl kaynağının Amerikan sermayesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ukrayna’nın tarımı Cargill’e emanet
Odesa bölgesinde yer alan Yuzhne limanında Ukrayna ve Karadeniz’in en büyük tahıl terminali olan Neptune terminali bulunuyor.
Bu terminal, Stavnitser’in şirketi MV Cargo ile Cargill ortaklığında faaliyet gösteriyor. 2016 yılında inşa edilmeye başlanan ve 2019’da işletmeye alınan terminal, 5 milyon ton kapasiteli.
2021 Temmuz ayında Cargill yeni hisse alımı yaparak payını yüzde 51’e çıkardı ve çoğunluk hissesine sahip oldu.
Cargill’in Ukrayna tahılına ilgisi sadece bu yatırımla sınırlı değil. Gıda tekeli Ukrayna’daki yatırımlarını, her ne kadar ABD eğitimli ve zamanında USAID gönüllüsü ve stajyeri olmuş olsa da, tek başına Stavnitser’e bağlamayı elbette tercih etmemişti.
Cargill’in ülkedeki faaliyetleri çok daha gerilere gidiyordu.
Sosyalizmin çözülmesinin hemen ardından 1991 yılında Ukrayna’ya yatırım yapan Cargill, yüksek oleik asitli ayçiçek yağı yetiştirilmesi ve işlenmesi alanında programlar başlattı.
Ülkede bu doğrultuda iki ayçiçeği işleme tesisi satın aldı. İlerleyen yıllarda ülkede yağlı tohum ezme, bitkisel yağ üretimi, yağ, un ve tahıl ticaretinde önemli oyunculardan birisi oldu.
Ancak Cargill’in Ukrayna tarımında tuttuğu asıl önemli yer, tahılın ve tarımsal ürünlerin ihracatında belirleyici olmasından kaynaklanıyor. Ukrayna’nın tahıl ve tarım ürünleri depolama, nakliye, ticaret ve ihracatında ülkenin adeta kapılarını tutuyor.
Bu nedenle, Ukrayna tarım sektöründe Batı sermayesi ile çeşitli bağları da olan oligarklarla birlikte uyumlu biçimde çalışıyor.
Ülkede faaliyet gösteren tarım ve gıda tekelleri, milyonlarca Ukraynalı çiftçiye göre hayli az bir toprağı işliyor olsalar da tarımsal piyasa işleyişinde tuttukları yer nedeniyle milyonlarca çiftçinin toplamından çok daha fazla gelir elde ediyorlar.
Cargill, Ukrayna’daki faaliyetlerini ve 500 milyon doların üzerine çıkan yatırımlarını garanti altına almak için devlet yetkilileri ile yakın mesai yürütmeyi ihmal etmiyor.
Son olarak 2020 yılındaki Davos toplantılarında Cargill CEO’su David MacLennan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky ile bir araya gelmişti. Görüşmede konuşulanlar arasında, Cargill’in finansal iştiraki olan Cargill Financial Services International (CFSI) vasıtasıyla çiftçilere kredi mekanizması kurulması konusundaki teklifi de vardı.
Ama daha ilginç bir başka gelişme oldu. Savaşın başlamasından dört ay kadar önce, 2021 Kasım ayında onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla Ukrayna Cargill’in iştiraki CFSI’dan 250 milyon Avro düzeyinde kredi aldı!
Yani Cargill, çiftçilerle beraber Ukrayna devletini de finansal olarak kendine bağlıyordu.
Savaşın patlak vermesinden sonra ise Cargill, Ukrayna’ya dönük uluslararası yardım çalışmalarına 40 milyon dolar bağışlayacağını açıkladı.
Cargill hem savaştan hem tahıl koridorundan kazanıyor
Rusya’nın Ukrayna’ya müdahale ettiği 24 Şubat günü yaşanan bir olay, Cargill’in Ukrayna’daki aktivitesini göstermesi açısından dikkat çekici olmuştu.
Cargill’in üç yıllığına Sabancı ailesinden Yalçın Sabancı’nın sahibi olduğu YA SA Holding’den kiraladığı Marshall bandralı “YASA Jupiter” adlı gemi savaşın ilk günü vuruldu. Gemi Odesa limanından Romanya’ya gidiyordu.
Sonraki günlerde ise Ukrayna limanlarındaki faaliyetler tamamen durdu. Savaştan önce dünyada tahıl fiyatları artmaya başlamış ve gıda krizi Ukrayna gündeminden önce konuşulmaya başlamıştı.
Tarım ürünleri ve gıda fiyatları üzerindeki finansal spekülasyonlar, savaşla birlikte daha da şiddetlenmişti.
Tarım ve gıda ürünlerinin fiyatlarının artması en başta tarım ve gıda tekellerinin işine yaradı. 2021 ve 2022 yılının ilk yarısında tüm dünyada bu tekeller kârlarını arttırdılar.
Cargill, 2021 yılında 4,9 milyar dolar ile tarihinin en yüksek kârını elde etti. Forbes’a göre Cargill’in sahibi olan Cargill-MacMillan ailesi halen Amerika’nın en zengin 4. ailesi durumunda.
Cargill’in Rusya’da da toplamı 1,1 milyar doları aşan bir yatırımı bulunuyor. Bu nedenle savaşın çıkmasının ardından Rusya’ya yaptırımlara katılma çağrılarına en tereddütlü yaklaşan şirketlerden birisiydi.
Cargill, savaşın çıkmasından bir ayı aşkın bir süre sonra 30 Mart’ta açıklama yapmış ve Rusya’daki faaliyetlerinde gıdada “insani ihtiyaçları” gözeterek “ölçek küçülteceğini” belirtmişti.
Bu açıklamada dolaylı olarak BM’ye işaret ederek, gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunun da altını çizmişti!
Sadece bir yılda milyarlarca dolar kazanıp, kazandığı geliri ve emek sömürüsünü “insan hakları” kılıfıyla meşrulaştıran Cargill, şimdi “Tahıl Koridoru” ile kazanmaya devam edecek.
Çünkü tarım ve gıda fiyatları “Tahıl Koridoru”nun açılması ile yükseldiği hızla düşmüyor, düşmeyecek.
Ayrıca anlaşmanın taraflarından birisi olan Rusya’dan da, hem gıda ve tarım ürünleri hem de gübre ihracatında bazı gevşemeler yapıldı. Cargill ve diğer tekeller, buradaki canlanan ticari trafikten de kazanç sağlayacaklar.
Ukrayna Tarım Bakanı Türkiye’de patronlarla buluştu
Haziran ayı itibariyle Ukrayna’daki Cargill’in sahip oldukları dahil tahıl terminal ve siloları tamamen dolmuştu.
Bu tahıllar ya depolarda çürüyecek ya da bir yol bulunup piyasaya sürülecekti. “Tahıl Koridoru” anlaşması o yolun bulunması anlamına geliyordu ve iddia edildiği gibi bu koridordan Ukrayna çiftçisi değil kapitalist tekeller kazançlı çıkıyordu.
Çünkü depolardaki tahıl, zaten tarım tekelleri tarafından çiftçiden satın alınmış ürünlerdi.
Ukrayna Tarım Politikası ve Gıda Bakanı Mykola Solsky, halen Ukrayna’da ellerinde 10 milyar dolar değerinde tahılın bulunduğunu açıklamış ve yıl sonuna kadar 20 milyar dolara değerinde tahıl ihraç etme potansiyellerinin olduğunu belirtmişti.
Solsky, anlaşmanın imzalanmasından birkaç gün sonra Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu. Bu ziyaret, tahıl anlaşmasının gölgesinde kaldı ve gündem olmadı. Belki de böyle tercih edilmişti.
Ziyarette Türkiye’deki mevkidaşı Vahit Kirişçi ile yaptığı görüşmede, Kirişçi’nin Haziran ayında “Ukrayna tahılını indirimli alacağız” yönündeki eski açıklaması doğrultusunda konunun masada olup olmadığını bilmiyoruz.
Ancak Solsky’nin Türkiye’de sadece Tarım Bakanı Kirişçi ile görüşmediğini biliyoruz. 29 Temmuz’da Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) üyesi patronlarla Ukraynalı Bakan Solsky, Ukrayna ile Türkiye arasında tahıl ticareti alanında iş birliği olanaklarını görüşmek üzere bir araya geldi.
Dikkat çeken Ukraynalı bakanın da bir ‘tarım patronu’ olması. Ukraynalı Tarım Bakanı Mykola Solsky, ülkesinde 50 bin hektara sahip, yılda 200 bin ton tahıl işleyen, bu tahılın lojistiğini gerçekleştiren ve 1200’ün üzerinde çalışanı olan Ukranian Agrarian Holding adlı şirketin kurucusu ve ortağı durumunda.
Şimdi yeniden sorabiliriz, “Tahıl Koridoru” anlaşması aslında kime hizmet ediyor?
Afrika’da açlık sorunu yaşayan yoksullara mı yoksa “insan hakkı olan” gıdaya erişim işinden para kazanan tekellere ve onların temsilcisi olan siyasetçilere mi?
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.