Breadcrumb
Suriye’nin çöküşünde ‘boş tencere’nin rolü
Atilla ÖZSEVER
Yayın Tarihi: 24.02.2025 , 13:20 Güncelleme Tarihi: 25.02.2025 , 00:11
Gazeteci, yazar ve televizyon programcısı Mustafa Kemal Erdemol, dış politika alanındaki uzmanlığına yeni bir kitap çalışmasıyla bir katkı daha sağladı. Erdomol’un “Suriye: Çöküşün Öyküsü” ismini taşıyan kitabı, Ocak 2025 tarihinde Yazılama Yayınevi’nden çıktı.
Mustafa Kemal Erdemol, bu çalışmasında Esad rejiminin çöküşündeki faktörleri, dış ve iç faktörler olarak sıraladıktan sonra bugünkü cihatçı rejimin açmazlarını ve muhtemel gelişmeleri de somut veriler halinde ortaya koymaya çalışıyor.
115 sayfalık kısa sayılabilecek kitap, Suriye’nin dünü, bugünü, yarını olarak adlandırabileceğimiz gelişmeleri, bir rehber niteliğinde sistematik bir tarzda inceliyor.
Kitapta, Suriye’nin jeopolitik öneminden ABD’nin Suriye planlarına, cihatçı unsurların saldırısına, İsrail’in savaşçı saldırganlığına, Rusya’nın ve İran’ın bu saldırı karşısında neden sessiz kaldığına, Türkiye’nin bu çullanmadaki rolüne, Esad’ın ülkede uyguladığı neoliberal politikaların yol açtığı yoksullaşmaya ve çöküş sonrası sorunlara titiz bir şekilde değiniliyor.
Rejimin kısa sürede çöküşü
27 Kasım 2024 günü HTŞ (Heyet Tahrir Şam) önderliğinde başlayan cihatçı saldırılar, 8 Aralık 2024 günü Suriye’nin başkenti Şam’ın düşmesiyle sonuçlanmıştı. 2011’de emperyalist kışkırtmalarla başlayan iç savaş da, 13 yıl sonra Esad rejiminin yıkılmasıyla sonuçlanıyordu.
Mustafa Kemal Erdemol, Arap Baharı’nda emperyalist kışkırtmaları atlatan Suriye’nin HTŞ’nin cihatçı saldırılar karşısında nasıl kısa sürede çöktüğünü ilk değerlendirme olarak şöyle açıklıyor:
“Suriye savaş alanında Hizbullah’ın yorulması, Rusya’nın Ukrayna’da çıkmaza girmesi, İran’ın kendi sorunlarıyla meşgul olması nedeniyle muhalifler saldırmak için uygun anı yakalamış oldular. Bunlar görünen nedenlerdi”.
Erdemol, Ukrayna’da savaşa tutuşmuş bir Rusya’nın, İsrail saldırılarıyla boğuşan Lübnan Hizbullahı’nın HTŞ’nin Şam’a yürüyüşüne karşı müdahalede pek de istekli olmadığını vurguluyor.
Suriye’de Esad yönetiminin çökmesinde en büyük kaybedenin Rusya ile İran olduğunu belirten Erdemol, bu iki ülkenin küresel ayak oyunlarına karşı koyacak güçte de olmadığını hatırlatıyor.
Neoliberal reformların etkisi
Dış politika uzmanı Mustafa Kemal Erdemol, iç faktörler açısından Beşar Esad’ın babası Hafız Esad’ın aksine neoliberal politikalara önem vermesinin Suriye’nin çöküşünde önemi rol oynadığını belirtiyor.
Baba Esad zamanında sağlık hizmetleri ve eğitimin ücretsiz olduğuna dikkat çeken Erdemol, yine o dönemde temel gıda madde fiyatlarının da düşük tutulması nedeniyle halkın yaşam standardının da iyi olduğunu ifade ediyor.
Başer Esad ise, neoliberal reformlar adı altında kamu işletmelerini özelleştirdi, ülkede yabancı yatırımcıların özel banka kurmalarına izin verdi, tarım çiftliklerinde ve sağlıkta özelleştirmeye gitti.
Mustafa Kemal Erdemol, Esad’ın bu uygulamalarının halkta yoksullaşmaya ve hoşnutsuzluklara yol açtığını, cihatçı grupların da bu hoşnutsuzluklardan yararlandığını kaydediyor.
Klasik tanımıyla “boş tencere”nin bir iç faktör olarak Esad rejiminin çökmesinde önemli bir rol oynadığı anlaşılıyor. Zaten Suriye ordusunun HTŞ karşısında - ABD, İsrail ve Türkiye’nin planlarının yanı sıra – yetersiz lojistik destek ve beslenmeyle savaşmasının da zorluğu ortadaydı.
Günümüzde de El Şara liderliğindeki HTŞ yönetiminin halkın bu yoksulluğunu giderecek önlemleri almaması halinde ekonomik sorunların cihatçı yönetimi ciddi biçimde zora sokacağı ihtimal dahilinde gözüküyor.
İsrail’in düşmanlığı
Gazeteci, yazar Erdemol, Suriye’de emperyalist çullanmanın ABD ve müttefiklerince 2011 yılında başladığına işaret ettikten sonra Amerikan emperyalizminin planlarını adım, adım ortaya koyuyor.
Keza Erdemol, İsrail’in “en kararlı düşman” olarak Şam’ın düşüşündeki rolünü Başbakan Netanyahu açısından bir “zafer” olarak değerlendiriyor. Bu bölümde de İsrail’in planlarının nasıl adım, adım uygulandığına dikkat çekiliyor.
Orta Doğu’daki İsrail düzeni detaylı olarak açıklandıktan sonra Türkiye’nin rolü üzerinde duruluyor. Erdoğan ve AKP iktidarının Esad’la iyi ilişkiler içinde başlayan ancak daha sonra “düşmanlık” noktasına gelen gelişmeler, tarihsel bağlamında açıklanıyor.
Erdemol, Türkiye’nin Suriye’deki özerk Kürt oluşumuna farklı bir gözle baktığını, HTŞ yönetimi ve ABD ile bu konuda sorun yaşanabileceğine de değiniyor.
Çöküşün sonuçları
Mustafa Kemal Erdemol, kitabının son bölümünde, Suriye’de rejimin çöküşünün sonuçlarını ve çöküş sonrası muhtemel sorunları da ortaya koyuyor. Bu çerçevede, Rusya’nın Suriye’deki deniz üslerini kaybetmemek için HTŞ yönetimiyle olumlu ilişkiler kurulabileceği dile getiriliyor.
Suriye’de kaybedenler arasında yer alan İran’ın da cihatçı yönetimle ilişki kurmasının da şaşırtıcı olmayacağı belirtiliyor.
Tabii ki Suriye’de artık laik bir anlayışın egemen olamayacağı da vurgulanıyor. Erdemol, ülkedeki laiklik mücadelesinin daha önceden kanla verildiğine işaret ettikten sonra aslında Esad yönetiminde Suriye’nin tüm dinlere karşı laiklik ilkesi çerçevesinde hoşgörüyle baktığını da hatırlatıyor. Şeriatçı anlayış ve uygulamalar, Suriye’de uzun vadede sorun yaratacak gibi de gözüküyor.
Ufukta çatışma var
Mustafa Kemal Erdemol, HTŞ lideri El Şara’nın dört yıl boyunca ülkede seçim yapılmayacağına ilişkin açıklamasını Suriye’de istikrarın zor sağlanacağı ve çeşitli çatışmalara gebe olunacağının işareti olarak yorumluyor.
Yine ABD tarafından desteklenen Kürt unsurlu Suriye Demokratik Güçleri ile Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu arasında zaman zaman çıkan çatışmaların ileride daha da büyüyebileceği öngörülüyor. Erdemol’un bu konudaki yaklaşımı da şöyle:
“Kuzeydoğu’daki Kürt özerk yapısı ile Suriye geçici hükümeti arasında bir uzlaşmanın gerçekleşmesi zor gibi görünüyor. Bu iki kesimin çatışacağı anlamına geliyor. Böyle bir çatışmada Kürt yapıları destekleyen ABD’nin Türkiye ile karşı karşıya gelme olasılığı da hayli yüksek”.
Ayrıca savaş yüzünden ekonominin çökmesi nedeniyle hiper enflasyonun ve ciddi bir yoksullaşmanın yaşandığı ülkede, durumun düzelip düzelmeyeceği veya nasıl düzeleceği de büyük merak konusu.
Erdemol, tüm bu gelişmeler sonucunda ABD’nin belli bir süre sonra El Şara’dan vazgeçebileceğini, onun yerine İsrail’in de kabul edebileceği bir yönetimin iş başına gelebileceğini bir ihtimal olarak ortaya koyuyor.
Kısa anlatımlarla detaylı analizlerin bulunduğu ve de geleceğe ışık tutan öngörülerin yer aldığı Erdemol’un ”Suriye” isimli kitabının ülkemizin konumunu da dikkate alarak okunmasında yarar var…
| Beyrut’ta yüz binler Nasrallah için buluştu, İsrail savaş uçakları alçak uçuş yaptı |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.