Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Suriye'de HTŞ iktidarının birinci yılı: Mezhepçi şiddet, emperyalizme teslimiyet

Suriye'de Batı destekli cihatçı grupların iktidara gelmesi, yalnızca bir hükümet değişikliği değil; Suriye halklarının ortak yaşama dair tüm kazanımlarının tasfiyesi anlamına geldi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 08.12.2025 , 00:13

Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ve cihatçıların iktidara gelmesinin üzerinden tam bir yıl geçti.

Batı’nın ve bölgesel müttefiklerinin yıllara yayılan hedefi, sonunda gerçekleşti: “Esad gitti, demokrasi geliyor” propagandasıyla kamuoyuna sunulan, Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) öncülüğündeki cihatçı blok iktidara geldi.

Bugün gelinen noktada ortada ne demokrasi ne de istikrar var. Aksine, ülkenin siyasal egemenliği parçalanmış, toplumsal dokusu daha da yıpranmış, güvenlik, ekonomik yaşam ve halkların karşılıklı barış içinde var olabilme koşulları neredeyse tamamen ortadan kalkmış durumda.

Bir yıl önce yaşanan, bir “iktidar değişimi”nden öte Suriye’nin kaderini emperyalist müdahalelere ve onların taşeronu yapılara teslim eden bir kırılmaydı.

İç savaş dönemi: Cihatçılar nasıl palazlandı?

Esad yönetimi, 2011’den itibaren Batı merkezli operasyonlarla karşı karşıya kaldı. Arap Baharı döneminde, ABD, Türkiye, Körfez ülkeleri ve Avrupa, Suriye'de “ılımlı muhalefet” adı altında çeşitli cihatçı gruplara lojistik, istihbarat ve silah desteği sağladı.

Ülke bu dönemde Batı tarafından ekonomik yaptırımlarla boğuldu. Ayrıca Türkiye dahil olmak üzere yabancı ülkelerden gelen askeri müdahalelerle ülkenin toprak bütünlüğü, emperyalist projelerin paramparça ettiği bir savaş coğrafyasına dönüştürüldü.

Suriye ordusu, bu dönemde yıllarca süren kuşatmalar, ekonomik yaptırımlar ve dış müdahaleye rağmen ayakta kalmaya çalıştı.

HTŞ ve benzeri yapılarsa bu dönemde defalarca sahada yenilgiye uğradı. 2019 yılında İran, Rusya ve Türkiye tarafından gerilimi azaltma bölgesi ilan edilen İdlib’e sıkışan cihatçı gruplar ara sıra kendi aralarında çatışma yaşasalar da, burada toparlanma fırsatı da yakaladılar. İsrail'in Gazze'ye ve Lübnan'a dönük saldırılarıyla Hizbullah'ın ve İran destekli grupların zayıflaması, HTŞ öncülüğündeki cihatçı grupların yeniden harekete geçebileceği koşulları sağladı. Bu grupların Şam'a ilerlemesi ise beklenenden çok kolay oldu. Bu süreçte Esad'ın müttefikleri İran ve Rusya'dan bu harekata dönük çok az direniş belirtileri görüldü.

hts
İdlib'de bir HTŞ birliği.

HTŞ’nin iktidar yılı: Mezhepçilik, şiddet ve kaos

HTŞ, iktidarı ele geçirdiği ilk günden beri mezhepçi bir “temizlik” siyaseti izledi. Örgüt, ulusal birliği sağlama taahhüdü verse de, icraatları bunun aksi yönde ilerlediğini gösterdi.

Bu yıl içerisinde Alevi, Hıristiyan, Dürzi topluluklara yönelik baskılar, sürgünler ve mülkiyet gaspı sistematik hale geldi. Bu saldırılar yalnızca dini grupları değil, seküler yaşamı savunan tüm Suriyelileri hedef aldı.

Geçtiğimiz Mart ayında, ülkenin kıyı şeridinde Alevilere dönük büyük bir katliam gerçekleşti. Bu mezhepçi saldırılarda en az 1300 Alevi öldürüldü. Katliama Şam'a bağlı güvenlik güçlerinin karıştığına dair birçok veri ortaya çıktı.

Ülkedeki bir diğer etnik saldırı Dürzilere yönelik oldu. Geçtiğimiz bahar aylarından itibaren HTŞ rejimine bağlı güçler hem Şam kırsalında, hem de güneydeki Süveyda vilayetinde Dürzilerle çatıştı. En geniş çaplı çatışma ise Temmuz ayında oldu. Bedevi aşiretleriyle Dürzi gruplar arasındaki çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Durumu kontrol altına alma iddiasıyla bölgeye gelen güvenlik güçleri çatışmaları daha da körükledi. 

sd
Suriye güvenlik güçleri, 15 Temmuz'da Suriye'nin güneyindeki çoğunluğu Dürzilerden oluşan Süveyda kentine girmişti.

HTŞ, Suriye Demokratik Güçleri'yle (SDG) de normalleşme mutabakatı yapmasına rağmen, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt siyasal yapılarıyla da henüz hiçbir noktada ortaklaşmadı. Müzakereler sonuçsuz kalırken, sınır hattında yeni çatışma dinamikleri doğdu.

İsrail anında fırsat bildi

HTŞ'nin iktidara gelmesi, İsrail için daha ilk günden fırsat oldu.

İsrail, yeni rejimin ilk gününden Suriye’ye yönelik hava saldırılarını artırdı ve ülkedeki askeri noktaları bombaladı. İsrail, Golan Tepeleri'ndeki işgalini de anında genişletti.

Sözde “askeri noktalar” gerekçesiyle yapılan bu operasyonlar, aslında Suriye’nin egemenlik kapasitesinin tamamen yok edildiği bir dönemeç olarak kayda geçti.

Stratejik askeri noktaların vurulması, HTŞ iktidarının ülkeyi koruma iradesine sahip olmadığını değil, böyle bir iradeye hiç sahip olmadığını gösterdi.

İsrail, HTŞ yönetiminin Şam kırsalında ve güneydeki Süveyda vilayetinde yaşayan Dürzi topluluklarla anlaşmazlık yaşamasını da fırsat bildi. Netanyahu yönetimi, bu süreçte Dürzilerin haklarını koruyacağı iddiasıyla ülkenin güneyine tanklarla girerken, gerilim, İsrail füzelerinin Şam'da Savunma Bakanlığı binasını bombalamasına kadar vardı.

samisrail
İsrail'in Şam'da savunma bakanlığını vurduğu an.

'Demokrasi' masalının çöküşü

Batı’nın Irak, Libya ve Afganistan'daki başarısız deneyimlerinden tanıdığımız "rejim değiştirme" mühendisliği, Suriye’de de aynı sonuçları üretti.

Esad sonrası dönemin bir “özgürlük baharı” olacağını söyleyenler, bugün HTŞ’nin uyguladığı şeriat pratiğini, mezhepçi şiddeti ve çökmüş bir devleti görmezden geliyor.

HTŞ, Batı’nın diplomatik desteğiyle “ılımlılaştırılmış” gibi gösterilmeye çalışılsa da ideolojik ve pratik açıdan El Kaide geleneğinin devamı olduğuna dair hiçbir şüphe bırakmadı.

Bugün Suriye, bir yıl önce olduğundan daha parçalı, daha yoksullaşmış ve daha güvencesiz.

Suriye halklarının kaybı: Barış, egemenlik ve laik yaşam

Suriye'de Batı destekli cihatçı grupların iktidara gelmesi, yalnızca bir hükümet değişikliği değil; Suriye halklarının ortak yaşama dair tüm kazanımlarının tasfiyesi anlamına geldi.

Laik hukuk düzeninin yerini mezhepçi kurallar alırken, ülkenin bağımsızlığı, dış müdahalelere daha açık hale geldi.

Toplumsal barış ihtimali ise, halkların birbirine düşmanlaştırıldığı bir atmosfere sıkıştı.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.