Sayfa yolu
Suriye'de Alevi işçilere kontrol noktasında infaz: Önce 'Alevi misiniz' diye sordular, sonra ateş açtılar
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 03.10.2026 , 00:25
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin (SOHR) aktardığına göre, Suriye Hama'da, 1 Ekim akşamı işten evlerine dönen 7 Alevi işçi, içinde bulundukları minibüste öldürüldü. Saldırıda 4 işçi de ağır yaralandı.
Saldırıdan sağ kurtulan yaralı bir işçi yaşananlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Kontrol noktasındaki HTŞ güvenlik güçlerinin önce dinlerini ve mezheplerini sorduğunu, Alevi olduklarını öğrenince de üzerlerine ateş açtığını söyledi. Bu tanıklık Suriye'de geniş yankı uyandırdı.
Birçok kentte toplanan kalabalıklar, işten dönerken öldürülen işçiler için protesto gösterileri düzenledi. Suriye ve Yurtdışı Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Gazal Gazal, olayın ardından üç günlük yas ilan etti.
Saldırı, HTŞ'nin 8 Aralık 2024'te iktidara gelmesinden bu yana Alevilere yönelik artan şiddetin yeni bir halkası olarak okunuyor.
Bölgeyi takip eden uzmanların ve Alevi örgütlerinin paylaştığı bilgilere göre bu dönemde iki binden fazla Alevi öldürüldü, on binlercesi yerinden edildi. Yüz binlerce Alevi ise yaşadığı yerlerde can güvenliğinden yoksun, kaygı ve öfke içinde gelişmeleri izliyor.
'İsrail bile katliam yaparken bu kadar rahat değil'
Gelişmeleri soL'a değerlendiren gazeteci Musa Özuğurlu, "bitti" denilen katliamların aslında hiç durmadığını dile getirdi. Zaman zaman yatışır gibi görünse de saldırıların devam ettiğine işaret eden Özuğurlu'ya göre daha da kötü olan, bu şiddetin çok kolay biçimde uygulanabilmesi.
Konunun anlaşılması için bir karşılaştırma yapan Özuğurlu, İsrail'de polisin herhangi bir Filistinliyi gerekçe göstermeden gözaltına alabilmesinin kanunla düzenlendiğini hatırlattı. "Oysa Suriye'de yaşananların hukuken bir adı dahi yok" diyor Özuğurlu.
Suriye'de yazılı olmayan ama fiilen işleyen bir kural bulunduğunu belirten Özuğurlu, kimliğine bakılarak bir Alevi'nin infaz edilebildiğini, yani fiilen "öldürme hakkı"nın da tanındığını vurguladı. Özuğurlu, yaşananları "İsrail bile katliam yaparken bu kadar rahat değil" sözleriyle yorumladı.
Özuğurlu'ya göre HTŞ Alevleri katlederken artık gerekçe göstermeye bile ihtiyaç duymuyor.
Suriye'de Alevi işçilerin katledilmesi gibi ana akım medyanın görmezden geldiği haberleri, işçilerin ve emekçilerin sesinden okumak için soL'a abone olun.
Bu rahatlık nereden geliyor?
Özuğurlu, HTŞ yönetiminin ve Colani'nin bu rahatlığını mevcut cezasızlık uygulamalarıyla ve Alevi toplumunun "sahipsizliğiyle" açıklıyor.
Bugüne kadar Alevilere yönelik suçlar için caydırıcı bir yaptırım uygulanmadığına dikkat çeken Özuğurlu, daha önce açıklanan soruşturma ve komisyon vaatlerinden de somut bir sonuç çıkmadığını hatırlattı.
Özuğurlu, bunun şiddeti hem teşvik ettiğini hem de bir tür zımni izin gibi görüldüğünü ifade etti.
Yine Özuğurlu'ya göre Hristiyanlara karşı bu tür suçları işlemek kolay değil, çünkü bu toplumun dünya kamuoyundaki sesi güçlü. Kürt örgütleriyle HTŞ arasında bir anlaşma var, Dürzilerin ise kendi bölgeleri ve karşı koyabilecek bir toplumsal gücü var. Oysa Alevilerin arkasında kimse yok, muhatap alınabilecek bir kurumsallık da yok.
Özuğurlu bu durumu "Aleviler çırılçıplak" sözleriyle anlatıyor ve Alevilerin kolay hedef haline geldiğini söylüyor.
Öldürmelerin yanı sıra kaçırmaların, dükkân ve konutlara el konulmanın da sürdüğünü belirten Özuğurlu, bunların Alevilerin herhangi bir vatandaşın sahip olduğu temel haklardan yoksun bırakılması anlamına geldiğini ifade ediyor.
'Soykırım devam ediyor'
Bölgeyi yakından takip eden araştırmacı yazar Hamide Rencüs de saldırıyı Esad hükümetinin düşüşünden sonra yaşanan toplu katliamların devamı olarak değerlendiriyor.
Rencüs'e göre bu saldırı, kimliği belirsiz kişilerin değil doğrudan HTŞ'nin güvenlik birimlerinin eseri. Çünkü işçiler güvenlik noktasında durdurulmuş, mezhepleri sorulmuş ve ateş edilmişti.
Rencüs, bölgede hiçbir Alevi'nin güvenli biçimde geçemeyeceği bir noktaya gelindiğini belirtiyor.
Süreci Alevi soykırımının bir parçası olarak tanımlayan Rencüs, "Soykırım devam ediyor. Bu sadece Esad'ın düştüğü süreçte yaşanmadı. O günden beri farklı biçimlerde devam ediyor" dedi.
Rencüs'e göre Aleviler yalnızca toplu katliamlara değil, yerinden edilmeye, evlerine ve tarlalarına zorla el konulmasına ve tehcire de maruz kalıyor.
'Bütün dünya sessiz': Medya neden görmüyor?
Rencüs'ün değerlendirmesinde öne çıkan bir diğer konu da olayların medyadaki karşılığı oldu. Rencüs'e göre dünya kamuoyunun sessizliği tesadüf değil, tutarlı biçimde yürütülen bir tutumun parçası. Bu tutumu "HTŞ'ye bir şans tanıma" çizgisi olarak tanımlayan Rencüs, Batılı ülkelerin kitleleri HTŞ'nin Suriye'nin geleceği için en iyi seçenek olduğuna ikna etmeye çalıştığını ifade ediyor.
Rencüs'e göre bu yaklaşım Batı'dan başlayarak bölgedeki basına da yansıdı. HTŞ'nin katliamları görünmez kılınıyor, HTŞ ise kabul edilebilir bir vizyonla kamuoyuna sunuluyor.
Türkiye'de basının tavrına dair de benzer bir tablo çizen Rencüs, Türkiye'nin Suriye'deki süreçte taraf olması nedeniyle ana akım medyanın taraflı davrandığını ve HTŞ'yi güzelleyen bir çizgi izlediğini söyledi. Rencüs, Alevi kurumlarının ses çıkardığını ama yetersiz kaldığını, katliamın daha çok sosyal medya üzerinden duyurulabildiğini belirtti.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.