Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Süleymancıların dostu' Arınç'tan uyarı: 'AKP'yi destekleselerdi başlarına böyle bir iş gelir miydi?'

Süleymancılar cemaatine yönelik soruşturmayı eleştirip cemaati savunan AKP kurucularından Bülent Arınç'tan dikkat çeken çıkış: "Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi?"

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.08.2026 , 18:51

AKP kurucularından eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Süleymancılar cemaatine yönelik soruşturma hakkında açıklama yaptı.

Süleymancılarla uzun zamandır "dostane ilişkiler içinde olduğunu" belirten Arınç, yalnızca "Kuran eğitimi yaptıklarını" öne sürerek cemaatçileri savunmaya girişti.

Arınç, soruşturma sürecinin özensiz şekilde yürütüldüğünü ve şüphelilerin geri dönülmez şekilde damgalandığını öne sürdü, Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar olduğunu savundu.

Ayrıca Arınç, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye de "Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi? Böyle bir operasyon olur muydu?" sorularını yöneltti.

'Çok açık aykırılıklar var'

Süleymancılar Cemaatine yönelik soruşturmaya dair "birkaç şey söylemek istediğini" belirten Arınç, konuya ilişkin sosyal medya üzerinden açıklama yaptı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin söz konusu soruşturmanın cemaate yönelik olmadığını, kişilere ait adi suç işlendiği iddiasıyla başlatıldığına dair açıklamalarını hatırlatan Arınç, "Bu beyanlara itibar ederim. Sayın bakanlarımızın bu ifadelerinde samimi olduklarını ve özen gösterdiklerine inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Açıklamasının devamında "Ancak devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar var" diyen Arınç, bahse konu aykırılıklar neticesinde masumiyet karinesinin ortadan kalkmış olabileceğini öne sürdü.

Arınç, "Bildiğiniz gibi soruşturmanın gizliliği esastır. CMK bunu gerektirir. Kovuşturma aşamasına geçmeden, yani iddianame tanzim edilip kovuşturma başlamadan ve iddianame mahkemece kabul edilmeden bu konularda gizlilik yasağına uygun hareket edilmesi gerekir. Çünkü masumiyet karinesi esastır; kişilerin haklarında hüküm verilinceye kadar masum olduklarına inanılır" ifadelerini kullandı.

Yaşanan süreçte şüphelilerin sosyal medyada "infaz edildiğini" savunan Arınç, "Yazılı ve görsel basında da konuyla ilgisi ve bilgisi olmayan insanlar hüküm vermekte, birtakım görsellerle kişilerin mal varlıkları veya ne yaptıkları konusunda çarpık ifadeler kullanılmaktadır" dedi.

Arınç açıklamasına şöyle devam etti:

"Elbette basının özgürlüğü esastır. Halkın da haber alma hakkı vardır ama adil yargılama da adil soruşturma ve kovuşturma da insanlar için temel bir haktır. Bugün delilden hareket ederek kişiye yönelmek ne kadar doğruysa, birtakım suçlamalar yaparak onlara göre delil aramak fevkalade yanlıştır. Bugüne kadar bazı soruşturmalarda bu konu belki gözden kaçırılmış olabilir."

'Cemaat ve tarikatlar kapatılsın diye koro halinde konuşmaya başladılar'

Süleymancılara yönelik operasyonla birlikte "içlerinde kin ve garaz taşıyan CHP'li zihniyete sahip insanların" koro halinde "cemaat ve tarikatlar kapatılsın" diye konuşmaya başladığını söyleyen Arınç, söz konusu talebin "çok yanlış olduğunu" iddia etti. Arınç söz konusu iddiasına gerekçe olarak da cemaat ve tarikatların "sosyolojik yapılar" olmasını gösterdi. Arınç, "Bütün dünyada da böyledir. Kaldı ki Türkiye'de de cemaatler ve tarikatlar her zaman var olmuştur" dedi.

İddiasını, 1961 Anayasası'nı hazırlayan komisyonun sözcüsü ve Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurucularından Muammer Aksoy'la meşrulaştırmaya çalışan Arınç şu ifadeleri kullandı:

"Muammer Aksoy, 12 Eylül'den sonra yargılanan cemaatin lideri Kemal Kaçar'ın da avukatlığını yapıyordu. Herkes buna şaşırmıştı. Muammer Aksoy 'Ben bunları yakinen tanıyorum. Yurtlarına gittim, Kur'an kurslarına gittim. Bunlar İslam'ın ve Kur'an'ın öğretilmesi dışında herhangi bir iş yapmıyorlar. Ben bunların masum olduklarına inanıyorum' demişti. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı olan bu zatın fikirleri birileri tarafından kabul görecekse, rahmetliyi de bu yönüyle anmış olalım."

'Süreç o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor'

Arınç, soruşturma sürecinin özensiz şekilde yürütüldüğünü ve şüphelilerin geri dönülmez şekilde damgalandığını öne sürdü.

Süleymancılar cemaatinin eski lideri ve eski bakan Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin açılan soruşturma kapsamında Alihan Kuriş hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturma başlatılmasına atıfla, "Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar geldi. Fethikabir yapılmasının ardından ne hukuk ne de adli tıp konusunda hiçbir bilgisi olmayan insanlar yeni suçlular bulmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.

'Her yerde onlarla dostane ilişkiler içinde oldum'

Süleymancıları eskiden beri tanıdığını, fakat cemaat mensubu olmadığını söyleyen Arınç, yalnızca "Kuran eğitimi yaptıklarını" öne sürerek cemaatçileri savunmaya girişti: "Bunların Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan liderliğinde, Kur'an okumanın ve öğretmenin yasak olduğu dönemlerden başlayarak Türkiye'de Kur'an kursları adıyla Kur'an eğitimi ve öğretimi yaptırdığını biliyorum ve onlara inanıyorum."

Arınç, bulunduğu şehirlerin hepsinde ve gittiği her yerde Süleymancılarla dostane ilişkiler içinde olduğunu belirtti ve "Çünkü onlar, hakikaten Kur'an hizmetkârı birer insandılar. İmam hatip düşmanlıklarının da zaman içerisinde köreldiğini biliyorum" iddiasında bulundu.

Cemaatin kurucusu Arif Ahmet Denizolgun'la aynı yıl milletvekili olduğunu hatırlatan Arınç, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Alanya'daki dostluklarımızı da zaman zaman dile getirdiğimiz olurdu ama bunu ayrıca belki bir canlı yayında açıklamak isterim. 2011 seçimleri sırasında Genel Başkanımızın da bilgisi dâhilinde kendisiyle üç dört defa özel görüşmelerim olmuştu. Kendisinden AK Parti'ye bir destek sağlayamadım ama pek çok konuyu ortaya koyarak konuşma imkânımız olmuştu.

Süleymancılarla aramızdaki mesafenin açılması, iki kardeşten birinin AK Parti'ye gelip milletvekili olması, diğerinin de buna karşı çıkması ile oldu. Aradan yıllar geçti, bu sefer de kavga, kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştü. Biz, bunlarda taraf olamayız. Ama hukuka, kanuna açıkça aykırı eylemleri varsa şüphesiz hâkimlerimiz, savcılarımız davalarını açarlar, kişiler yargılanırlar. Ancak bu soruşturma içerisinde ismi geçen o kadar temiz ve mükemmel insanlar var ki, onların bir şekilde isimlerinin geçmesini bile ben kendileri açısından mahzurlu buluyorum. O zaman ısrar ediyorum, lütfen savcılarımız, kolluk kuvvetlerimiz, hâkimlerimiz ne olur soruşturmanın gizliliği konusunda çok titiz davransınlar. Hukukun gereğini yapsınlar ve sonucunu hepimiz alkışlarla karşılayalım."

'Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi?'

Kendisine, "Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi? Böyle bir operasyon olur muydu?" sorularının yöneltildiğini aktaran Arınç, şu ifadeleri kullandı:

"Ben onlara rahatlıkla şunu söyleyebilmeliyim: 'Hayır, bizim şu veya bu cemaate, şu veya bu tarikata peşin hükümlü bir düşmanlığımız yok. AK Parti'yi desteklesin veya desteklemesin. Kendi işlerine iyi baksınlar, kendi işlerinde iyi olsunlar, ülkeye, millete faydalı hizmetler yapsınlar. Ama bunlardan hangisi olursa olsun eğer kanuna göre açıkça suç teşkil eden işler yapıyorlarsa biz bunların üzerine gideriz, gitmeye mecburuz' diyebilmeliyim."

Arınç açıklamasını, "Adalet Bakanımızdan ve İçişleri Bakanımızdan bu hassasiyeti bekleme hakkını kendimde görüyorum" diyerek sonlandırdı.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.