Sayfa yolu
Süleymancılar cemaatinde liderlik savaşı: 'Dayısının öldürüleceğini biliyordu'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 20.08.2026 , 12:10 Güncelleme Tarihi: 20.08.2026 , 12:13
AKP iktidarının "cemaate yönelik değildi" diyerek "suç örgütü" olarak lanse etmeye çalıştığı Süleymancılar'a operasyonunda yeni gelişmeler yaşanıyor.
Cemaatin AKP'li kanadının "Eski lider Denizolgun öldürüldü" iddiası sonrası "fethi kabir" (mezar açma) işlemi yapılacağı duyurulmuştu.
Aynı zamanda eski Ulaştırma Bakanı olan Arif Ahmet Denizolgun'un "şüpheli" ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi doğrultusunda başlatılan mezar açma işlemi dün tamamlandı.
Karar kapsamında Arif Ahmet Denizolgun'un kabri açılarak ölüm nedeninin kesin tespiti için adli inceleme süreci başlatıldı. Denizolgun'un ölümüne ilişkin dosyada yer alan ve uzun süredir tartışma yaratan şüpheli unsurlar şöyle sıralandı:
Ölüm olayının resmi makamlara bildirilmesindeki şüpheli gecikme, ceset üzerinde bulunduğu ileri sürülen dikkat çekici bulgular, dönemin Adli Tıp incelemelerinin eksik veya hatalı yapıldığına yönelik iddialar.
Süreci, faili meçhul ve şüpheli ölüm dosyalarının yeniden incelenmesinde başsavcılıklarla koordinasyon görevi yürüten Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı da yakından takip ediyor.
Kısa süre önce Denizolgun ailesinin de söz konusu Daire Başkanlığına resmi başvuruda bulunduğu öğrenildi.
'Dayımı öldürdüler' dedi
Yandaş Sabah'ın haberine göre, Bakırköy Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma kapsamında, Denizolgun'un ölüm dosyası Beykoz Başsavcılığı'ndan yetkisizlik kararıyla celp edildi.
Dosyaya yeni ifadeler girdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında ifade veren Rüstem Şahin, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın ailesine ve cemaate çocukluğundan beri bağlı olduğunu belirtti. Şahin, cemaatin mevcut lideri Alihan Kuriş hakkında bazı iddialarda bulundu.
Buna göre olay günü Alihan Kuriş'in yanında bulunan cemaat mensubu Yunus K., Kuriş'e gelen bir telefona tanıklık etti. Telefonda konuşan Alihan Kuriş, telefonu kapattıktan hemen sonra yanındakilere dönerek henüz olay kimse tarafından bilinmiyorken "Dayımı öldürdüler" dedi.
'Kuriş cemaat dışı bir ekiple cenazeyi binadan çıkardı'
Kuriş, Yunus K.'yi acilen Beykoz'daki çiftliğe cenazenin başına gönderirken, kendisi başka kişilerle buluşmaya gitti. Yunus K. çiftlikte cenazeyi beklerken, Alihan Kuriş cemaat dışından bir grupla cenazenin olduğu yere gelip Yunus K.'yi binadan dışarı çıkardı.
'Dayısının öldürüleceğinden haberi vardı'
Şahin ifadesinde ayrınca "Alihan Kuriş'in dayısının öldürüleceğinden kesinlikle haberi vardı. Ahmet Arif Denizolgun, 2016 yılında Beykoz'da at çiftliğinde öldürüldü. Öldürüldü diyorum çünkü bu olay yaşanmadan önce Alihan Kuriş'in arkadaşı Doktor H.R.T. arkadaşı İsmail Ü.'ye Alihan Kuriş'in kendisini cemaatin başına getireceklerini, kendisinin altyapısı yok diye dert yandığını da anlatmış" dedi.
Savcılık ile ATK arasında gergin yazışma: Otopsi videoları nerede?
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı ile Adli Tıp Kurumu (ATK) arasında geçen resmi yazışmalar da dosyaya girdi.
Aylarca süren resmi yazışma trafiğine soruşturma dosyasına otopsi videolarının kayıp olduğu şüphesi yansıdı. 24 Şubat 2026'da Bakırköy Cumhuriyet Savcısı, Adli Tıp Kurumu'na müzekkere yazarak otopsi işlemlerine ait görüntü video/fotoğraf kaydı olup olmadığını sordu.
12 Mart 2026'da ATK İstanbul Morg İhtisas Dairesi, sadece fotoğrafların bulunduğunu belirterek video konusunu geçiştiren muğlak bir cevap verdi. 1 Haziran 2026'da ise savcılık, fotoğraf ve videoların tamamının bir CD'ye aktarılarak acilen gönderilmesini talep etti. 14 Temmuz 2026'da gönderilen CD'yi inceleyen savcılık, CD'de sadece 145 adet fotoğraf olduğunu, tek saniye bile video kaydı bulunmadığını resmi tutanakla saptayarak ATK'ya sert bir ihtar yazdı: "Video kaydı nerede? Yoksa gerekçesini bildirin!" dedi.
Adli tıp bilişim personeli hakkında suç duyurusu: 'Deliller karartılıyor'
16 Temmuz 2026'da ATK Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili nihai cevabında :"Ahmet Arif Denizolgun'a ait otopsi esnasında çekilen herhangi bir video kaydı bulunmamaktadır" yazdı. Müşteki Vekili Av. Hakan Karakuş, standart otopsi usullerine aykırı olan bu durumun, şüpheli ölümün delillerini karartmak ve gerçeğin üstünü örtmek adına kasıtlı bir ihmal olduğunu belirterek adli tıp bilişim personeli hakkında suç duyurusunda bulundu.
Otopsi heyetinde 'FETÖ' iddiası
Denizolgun'un ölümünün ardından hazırlanan ve vefatı "doğal beyin kanaması" olarak göstererek dosyanın hızla kapatılmasını sağlayan ilk otopsi raporunda Sabah'ın haberine göre, "FETÖ" izi tespit edildi. Raporda imzası bulunan Uzman Doktor Yusuf İslam Duman'ın, Gülen Cemaati'nin hücre yapılanmasında "Zafer" kod adını kullandığı iddia edildi.
ByLock kullanıcısı olan, örgütün Tıp Uzmanlık Sınavı (TUS) evlerinde görev yaptığı söylenen ve Karaman Adli Tıp Kurumu'nda görevliyken gözaltına alınan Duman, "etkin pişmanlık" yasasından faydalanarak serbest bırakılmıştı.
Zehirlenme şüphesi
Soruşturma dosyasındaki 8 Eylül 2016 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ise cinayetin "zehirleme" yöntemiyle işlenmiş olabileceğine dair bazı deliller sunuyor. Ceset çürüme sıvısında yapılan analizlerde; normal değerlerin üzerinde Baryum, Arsenik, Kadmiyum, Nikel ve Civa gibi ağır toksik metaller tespit edildiği öne sürüldü.
Mezar açma işlemiyle birlikte, Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu bu ölümcül kimyasalların maktulün vücuduna nasıl girdiğini kesin olarak belirleyecek.
'Boğazı sıkılmış olabilir' iddiası
Nefes'ten Aytunç Erkin ise soruşturma dosyasındaki detaylara ve ifadelere dikkat çekti.
Çiftlikte çalışan Türkmenistan uyruklu Rufat Kadyrow’un ifadesini aktaran Erkin, çelişkilere işaret ettİ
"İfadesinde Ahmet Bey’in at binmek üzere çiftliğe geldiğini söylemesine rağmen 36 saat boyunca Ahmet Bey’i görmemiş, haber almamıştır. Buna rağmen hiçbir şekilde merak etmemiş, şoför Murat’ın ricası üzerine eve girmiştir. Ev anahtarının kapıda bırakılması hayatın olağan akışına uygun değildir. Şoför Murat’ın çiftliğe gelip 6 saat Ahmet Bey’i beklemesi ve çıkma ihtimali bulunan 2 saat önce çiftlikten ayrılması dikkat çekicidir.
Polis tutanaklarında Ahmet Bey’in ağzından kabarcıklı yoğun kan çıkışı olduğu yer alırken, şahıs verdiği ifadede Ahmet Bey’in hareketsiz olduğunu ve seslendiğini söylemiştir. Kandan bahsetmemiştir.
Olay Yeri İnceleme ve Ölü Muayene Tutanağı’na göre Ahmet Bey’in boynunun sol alt tarafında yaygın ekimotik alanlar olduğu tespit edilmiştir. Ekimotik alan bir dış etkenle oluşan kanama/morarmaya maruz kalan bölgedir. Bu halde Ahmet Bey’in boğazının sıkılması, ağız-burun kapatılmak suretiyle nefessiz bırakılması vb. gibi saldırı ihtimali akıllara gelmektedir. Bu sorular, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturmada yeniden gündeme gelecek gibi görülüyor."
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.