Sayfa yolu
SÖYLEŞİ | Murat Çakır: Ne olursa olsun ekonomi büyüsün anlayışı iş cinayetlerini artırdı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Sancak Yıldız
Yayın Tarihi: 10.06.2022 , 09:22 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG)’in yayınladığı son iş cinayetleri raporuna göre yılın ilk beş ayında yaşamını yitiren işçi sayısı 646’ya yükseldi.
Rapora göre iş cinayetleri artış oranı yüzde 35 seviyelerinde iken, yaşamını yitirenlerin yüzde 10’a yakınının da göçmen/mülteci ve çocuk işçilerden oluşması göze çarpıyor.
İş cinayetlerinde gelinen noktayı ve genel tablonun anlattıklarını İSİG Meclisi Genel Koordinatörü Murat Çakır ile konuştuk.
'OHAL ve pandemi sürecinde sıçrama yaptı'
- İş cinayetlerindeki artışın devam ettiğini görüyoruz. Bu artışın sebeplerini açabilir miyiz?
İSİG Meclisi olarak Türkiye’de günde ortalama 4-5 iş cinayeti tespit ediyoruz. Bu da yılda 1600-1700 iş cinayetini kayda alabiliyoruz demek. Diğer yandan “en az” vurgusunu yapıyoruz zira bize bildirilmeyen, basında yer almayan birçok işçi ölümü mevcut. Yine meslek hastalıklarına dair neredeyse hiçbir veri yok.
Son on yıldır iş cinayetlerini kayda alıyoruz. Bu dönemde yukarıda ifade ettiğim tabloya kıyasla iş cinayetlerinin sıçrama yaptığı iki dönem var. Birincisi OHAL ilanı ve devamında geçen iki yıl (2016 Temmuz – 2018 Eylül). İkincisi ise koronavirüs salgını dönemi (2020 Mart –2022 Mart).
OHAL döneminde sanayide üretim zorlamasının artması ve yoğunlaşan sendikal baskı nedeniyle yıllık işçi ölümleri 2000 civarındaydı. Salgın dönemindeyse Covid-19 nedenli işçi ölümleri ile yıllık 2200-2400 bandına ulaştı.
‘Tabloya göre Türkiye bir işçi mezarlığıdır’
- Peki bu yıl?
Bu yıl ise günlük ortalama iş cinayeti sayısı 4-5. Ancak geçmiş yıllara göre bir fark var. O da OHAL dönemine benzer bir şekilde sanayi iş kollarındaki ölümlerin bu sefer oransal olarak artması. Bu da iktidarın ekonomik-sosyal politikalarının bir yansımasıdır. İmalat sanayinde çarklar hızla dönüyor, üç işçinin yapacağı işi iki işçi yapıyor, sendikal baskılar artıyor ve sendikal örgütlenme zayıflıyor. Bakan Nebati’nin “Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar. Çarklar dönüyor”, ifadelerinin sonucudur bu gerçeklik.
Bu yıl için ise iş cinayetlerinde artış olarak mevsimsel bir vurgu yapabiliriz. Mayısla birlikte tarımsal üretimin ve işçi mobilizasyonunun, yine inşaat yapımının hızlanması sonucu bu iki işkolundaki iş cinayetlerinde bir sıçrama meydana geliyor. Son olarak şu iki vurguyu yapayım: İş cinayetleri, işçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarının görünen en çıplak sonucudur ve ortaya çıkan tablo Türkiye’nin bir işçi mezarlığı olduğunu göstermektedir. Yine yukarıda ifade ettiklerim yaşananların genel bir seyrini özetlemektedir. Yoksa Türkiye’de her zaman Soma Katliamı gibi büyük endüstriyel iş cinayetleri olabilir.
'Gözetilen işçinin sağlığı değil sermayenin her koşulda büyümesidir'
- Artan yoksullaşma ve ekonomik krizin cinayetlere doğrudan etkisi de var kuşkusuz.
Var tabii ki.
İlk olarak maliyet olarak görülen işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri rafa kaldırılıyor. Gözetilen işçinin sağlığı değil sermayenin her koşulda büyümesidir.
İkinci olarak üretim zorlamaları artıyor. Burada görev tanımı dışında iş yaptırtma, fazla çalıştırma, üç kişinin yapacağı işi iki işçinin yapması gibi örnekler söylenebilir. Dün Limter-İş bize bir iş cinayeti bildiriminde bulundu. Buna göre 46 yaşındaki işçi Savaş Gül, İstanbul Tuzla Güneş Gemi'de çalışıyordu, forklift operatörü olmamasına rağmen ‘kullanmaya zorlandığı’ aracın devrilmesi sonucu ezilerek hayatını kaybetti.
Ayrıca, üretim zorlamalarının artmasında işsizlik baskısı ve örgütsüzlük temel bir rol oynuyor. Türkiye’nin şu ekonomik koşullarında kim işsiz kalmayı göze alabilir? Bu yüzden bundan evvel itiraz edebileceğiniz çalışma koşullarına bugün itiraz etme refleksiniz daralıyor. Diğer yandan işçilerin örgütsüzlüğü de bu itirazın olmamasının bir nedeni. Tabii şunu da belirtmekte fayda var: Sendikal hareketin çekirdeğini oluşturan iş kollarında da örgütlülük zayıflamış durumda. Bu yüzden birçok sendikalı fabrikada da işçilerin hak kayıplarına sıkça rastlıyoruz.
Üçüncü olarak ekonomik kriz, mobbing ve fazla çalışmaya bağlı olarak işçi intiharları devam ediyor. Özellikle geçinemeyen işçilerin banka ve tefecilerden aldıkları borçları geri ödeyememeleri (ki bu dönemde daha da zor) sonucu yapılan baskılar bu intiharların önemli bir nedeni. Yine genç işçi/işsizlerin güvencesizleştirme kıskacında geleceksizleştirilmeleri intiharların diğer önemli nedeni.
Yine ekonomik koşullar nedeniyle derinleşen aşırı-yoğun-fazla-sağlıksız çalışmaya ve beslenme-barınma-yaşam koşullarına bağlı kalp krizi ve beyin kanaması gibi ani işyeri ölümleri de artarak sürüyor. Bu ölümler taşımacılık, tarım, büro, eğitim, belediye gibi iş kollarından tüm iş kollarına yaygınlaşırken yaş ortalaması da giderek düşüyor.
'Çözüm yolu, bir direniş merkezi ve hareketinin oluşması'
- İşçiler, emekçiler açısından ölümle çevrili çalışma yaşamı tablosu her gün derinleşiyor. Bu durumun önümüzdeki döneme ne gibi yansımaları olur sizce?
Bugün “geçinemiyoruz” sloganında ifade edilen durum işçilerin, emekçilerin barınma-beslenme-ulaşım sorunlarından tutun, işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarını ve tüm yaşam koşullarını ifade ediyor. Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşarken bunun diğer ifadesi de işçilerin en güvencesiz koşullarda çalıştırılması. Bu noktada bizim için tek seçenek direniş.
Ocak-Şubat aylarında yüzlerce işçi direnişi gerçekleşmişti. Sonraki aylarda durağanlaşsa da yaz aylarında bir yandan ekonomik krizin (hayat pahalılığı, işten çıkarmalar) baskısı yoğunlaşırken diğer yandan Türkiye işçi sınıfının direnişlerinin (bazı zikzaklar çizse de) yine yaygınlaşmaya başlayacağını düşünüyorum.
Ancak böylesine hareketlenmeleri koordine edebilecek ve yönlendirebilecek bir direniş merkezi yok. Yılın ilk iki ayında da ortaya çıkan enerji birçok emek örgütlenmesinde bir heyecana yol açmış ancak sonraki gerileme süreci ve bu enerjinin 1 Mayıs gibi alanlara akıtılacağı iddialarının gerçekleşmemesi bu sefer de tam tersi bir ruh haline sebep olmuştu.
Oysa belli düzeyde de olsa işçi direnişleri sürüyor, yine yükselecek. Önemli olan bir direniş merkezinin, hareketinin oluşması.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

