Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

SÖYLEŞİ | 'Her yaz işsizlik endişesi yaşayan bir akademisyen nasıl bilim üretecek?'

'Çözümün bilim emekçilerinin birbirleriyle olan ağlarını güçlendirmekten ve birlikte hareket edebilmelerini sağlayan örgütlenmelere gitmekten geçtiğini savunuyoruz.'

Sancak Yıldız

Yayın Tarihi: 17.07.2022 , 10:24 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Kamuoyunda yükselen tepkilerle araştırma görevlileri başta olmak üzere akademisyenlerin sorunları yeniden gündem oldu. 

Sorunlar büyümeye devam ederken yaz aylarının gelmesiyle birlikte ortaya çıkan tablo ve bilim emekçilerine dayatılan şartlar ise piyasacı düzenin bilimsel eğitim/üretime biçtiği rolü anlatır türden.

Patronlara göre bilim emekçisi değil mevsimlik işçi 

2022’nin ilk aylarında İstanbul’un birçok üniversitesinde seslerini yükselten akademisyenler, vakıf üniversitesi patronları tarafından büyük hukuksuzluklarla karşı karşıya bırakıldı.

Yaz aylarında, eğitim-öğretime ara verilmesiyle birlikte çok sayıda vakıf üniversitesinde, araştırma görevlileri sözleşme hukuksuzluğu ile yine sefalete mahkum edildi. 

Süreli sözleşme hukuksuzluğuna eklenen sorunlar da aynı biçimde artmaya devam ediyor.

Eşit işe eşit ücret talebiyle, maaşların kamudaki meslektaşları ile eşitlenmesi talebi için uzun yıllara dayanan mücadelenin gerek yargıda gerek belli kamu kurumlarında geri adım attıran etkileri olsa da, eşitsizlik tüm yönleriyle sürüyor.

Mobbing süreklilik kazanmışken araştırma görevlilerine verilen çalışma ortamı da dayatılan köleliğin başka bir yüzünü gösteriyor. 

Bilim emekçilerinin, penceresiz ve havalandırmanın dahi sağlanamadığı odalarda, çalışmaya zorlandığı örneklere karşın vakıf yönetimleri sessizliğini koruyor.

'YÖK gibi denetim araçları patronların istekleri doğrultusunda işlevsizleşti'

Son günlerde yoğunlaşan tepkileri ve gelinen noktayı, Vakıf Üniversiteleri Dayanışma Meclisi temsilcisi araştırma görevlisi bir akademisyenle konuştuk.

Yaz aylarına doğru başlayan araştırma görevlilerinin sözleşme feshiyle yazın ücretsiz kalması meselesi büyük bir kriz olarak sıcaklığını koruyor. Bu meselenin ardında ne var?

Meselenin ardında kamu hizmeti yürüten akademisyenleri senelik sözleşmeyle güvencesizliğe mahkum eden ve vakıf üniversitelerinin şirket gibi yönetilmesine yol açan hukuki statü olduğunu düşünüyoruz. 

Bu kurumların ait olduğu vakıfların kazanç elde edemeyeceği yasada geçse de akademisyenleri iş sözleşmesi ve idari sözleşme arasına sıkıştıran muğlak alan sayesinde mütevelli başkanları istedikleri gibi davranabiliyorlar. YÖK gibi denetim araçları da bu patronların istekleri doğrultusunda işlevsiz kalınca ortaya bu tip toplu kıyımların çıkması olası hale geliyor.

'Esenyurt Üniversitesi’nde vakıf başkanına 16 milyon lira yasadışı ödeme yapıldı'

Vakıflarda açıkça ticari faaliyetle fayda sağlanarak suç işleniyor, yasa dışı dediğiniz yer burası sanırım

Elbette. Örneğin Esenyurt Üniversitesi'nin vakfı Yeşilköy 2001 Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı sadece geçen sene yine vakıf başkanı olan Orhan Özyurt'a 16 milyon lira ödeme yaptı. 

Ya da Bekir Okan veya Mustafa Aydın'ın üniversitelerini holding yapılarının bir parçası olarak kurguladıklarını biliyoruz.

Vakıf Üniversiteleri Dayanışma Meclisi (VÜDAM)

'Herkesin endişelendiği ve geçim kaygısı hissettiği bir sistem bu'

Art arda yine üniversitelerden üç ay önceki gibi hukuksuz haberler alma oranımız arttı gibi görünüyor, yanılıyor muyum?

Bu yaz döneminin gündemi akademisyenler açısından işten çıkarılma korkusu. Genellikle performans bahanesiyle ya da "küçülmeye gitme", "bölüm kapatma" bahanesiyle toplu işten çıkarmalar mevcut. 

Akademisyenler bir kuruma başlarken kendilerine söylenen, "adi bir suç söz konusu olmadıkça işten çıkarılmazsınız" sözünün yalan olduğu da ortaya çıkmış oluyor.

Her yaz işsiz kalma endişesi yaşayan bir bilim emekçisi ne kadar sağlıklı bilimsel çalışma yapabilir?

Yapamıyor elbette. Üstelik işten atılma kaygısı yaşamanız için az yayınınızın olması da bir sebep olmuyor. Örneğin onlarca sayfa CV'si olan Lütfiye Bozdağ hocamız Altınbaş Üniversitesi'nden pandemi döneminde işten çıkarılmıştı. Dolayısıyla istisnasız herkesi endişelendiren ve geçim kaygısı hissettiren bir sistem bu.

'Çözüm bilim emekçilerinin birbirleriyle olan ağlarını güçlendirmek'

Özel üniversitelerdeki bilim emekçilerinin sorunlarının çözümü için muhatabı olarak ne öneriyorsunuz?

Aslında sorunlar olduğu gibi devam ediyor ancak bir süredir yürüttüğümüz mücadelenin bir sonucu olarak akademisyenler hangi statüde çalıştıklarını, haklarının neler olduğunu daha iyi biliyorlar. Kurumlarına dava açıp haklarını talep edenlerin sayısı oldukça artmış durumda ama buradaki sorun bu bilinçlenmeyi hangi araçlarla destekleyeceğimiz. 

Dava süreçleri bireysel düzeyde etkili olsa da kurumlar açısından genel bir anlayış değişikliğine yol açamayan istisnalar olarak kalıyor. Dolayısıyla biz çözümün bilim emekçilerinin birbirleriyle olan ağlarını güçlendirmekten ve birlikte hareket edebilmelerini sağlayan örgütlenmelere gitmekten geçtiğini savunuyoruz.

Patronların yönettiği bir yaşamın, bilim emekçilerine sunduğu özgürlüğün sınırlarını ise sorularımızı cevaplayan akademisyenin ifadeleri tek cümlede özetliyor:

"Performans değerlendirme ve sözleşme dönemi olması dolayısıyla ismimi veremiyorum."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.