Sayfa yolu
SÖYLEŞİ | 'Din eğitimi okul öncesi dönemde kesinlikle verilmemeli'
Yayın Tarihi: 23.12.2021 , 15:14 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
Milli Eğitim Şûrası 7 yıl sonra Aralık 2021'de toplandı. 1995'te çıkarılmış olan "Milli Eğitim Şurası Yönetmeliği", AKP döneminde toplanan her şuradan önce değiştirildi. Yönetmelik değişikliklerinin ardından da şura üyeleri giderek daha çok AKP’lilerden ya da yandaşlardan oluşturuldu.
Bu yıl toplanan Milli Eğitim Şûrası’nın son gününde Eğitim-Bir-Sen’in Şûra Başkanlık Divanı’na sunduğu "Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır" maddesi kabul edildi. Gericiliğin teşvik edildiği şura kararlarına yönelik çok tepki geldi.
Uzman Doktor Psikiyatrist Deniz Arık Binbay'a küçük yaştaki çocuklara "din, ahlak ve değerler eğitimi" anlatılmasının sonuçlarını, bu anlatıların çocuklara etkilerini sorduk.
Çocuk zihninin erişkin zihninden farklı olduğunu hatırlatan Deniz Arık Binbay, dini öğretilerdeki soyut kavramların çocuklarda korku duygusunu şiddetlendirdiğini, sorgulamayı azalttığını hatta çocukların kendi bedenleriyle bağlantılarının bozulmasına bile yol açabileceğini vurguladı.
'Çocuklar 10-12 yaşına kadar soyut düşünceleri kavrayamaz'
Okul öncesi öğretim kapsamındaki küçük çocuklara 'din, ahlak ve değerler eğitimi' adı altında anlatılacaklar tartışma konusu oldu. Çocuklarda soyutlama özelliği hangi yaşlar arasında gelişiyor?
Öncelikle çocukların gelişim düzeyi ele alındığı takdirde din eğitiminin okul öncesi dönemde kesinlikle verilmemesi gerektiğini peşinen söylemeliyim. Çünkü çocuk zihni erişkininkinden çok açıdan farklıdır. Örneğin 10-12 yaşına kadar soyut düşünceleri kavrayamazlar, somut ve büyüsel düşünürler, düşüncelerini gerçekleşmiş gibi algılarlar. Suçluluk düşüncelerine yatkındırlar ve olaylardan neden sonuç ilişkisinden bağımsız olarak kendilerini sorumlu tutarlar.
'Dini öğretilerdeki soyut kavramlar korku duygusunu şiddetlendirir, sorgulama azalır'
Okul öncesi yaş grubuna eğitimde sizce nelere dikkat edilmeli? Bu yaş grubundaki çocuklara din eğitimi verilmesinin ne gibi sonuçları olabilir?
Ruhsal ve fiziksel olarak bir erişkin gücünde ve deneyiminde olmadıklarından, kendilerini doğal olarak güçsüz ve güvensiz hissederler. Korkmaya eğilimlidirler. Dini öğretilerdeki gözle görülemeyen soyut kavramlar; günah, cehennem, cin çarpması, doğaüstü güçler gibi belirsiz korku temalı anlatılar çocuklarda belirsizlik ve korku duygusunu şiddetlendirir ve kendilerini yalnız ve güvensiz hissettirir. Takıntıların, hatta takıntı hastalığının (OKB) ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Yaşından önce bu tür bilgilere maruz kalan çocukların çevrelerinde onları anlayacak, yatıştıracak kimse yoksa, özellikle söze de dökemezlerse uykuları bozulabilir, aşırı kaygı hissedebilirler, kendi bedenleriyle, (özellikle cinsel organlarıyla) bağlantıları bozulabilir. Kendilerini, kirli, suçlu, kötü hissedebilirler. Böylece girişkenlik ve sorgulama azalır, eylemsizlik artar.
'Çocuklar ölümü bir erişkin gibi 10 yaşından sonra algılayabilir'
Çocuklarda bu konuların erken yaşta konuşulmasının özellikle kaygıyı tetikleyici olduğu da söyleniyor...
Çocukların ölümü bir erişkin gibi algılayabilmeleri bile 10 yaşından sonra olur. Ölümle ilgili düşünceler erişkinler için bile dayanılması güçtür. Ölümden sonraki yaşam, kabir azabı, sırat köprüsü, cennet cehennem gibi din eğitiminde çokça geçen başlıklar çocukların kafalarını karıştırır, korkutur ve aşırı kaygılandırır.
Tüm yakın ilişkilerde olumlu duygular gibi olumsuz duygular da çokça hissedilir. Çocukların duygularını denetleme ve yönetme becerileri azdır. Hızlıca öfke, korku, hayal kırıklığı, üzüntü gibi olumsuz duygular hissedebilirler. En çok da en yakınlarında olan anne ve babasına karşı. Oysa din eğitiminde anne babaya öfkelenmek, 'of' demek bile büyük bir günah olarak anlatılır. Çocuğun gelişimine terstir. Anneden babadan duygusal olarak ayrılıp, başka bir kişi olabilmesi için çocuğun öfkelenmeye ihtiyacı vardır. Oysa öğrendiği şekliyle of dese suçluluk duyguları artar. Bu öfkenin içe atılması ve suçluluk duyguları çocukta depresyon ve kaygı belirtilerine yol açabilir, 'kötü, günahkar' kendilik algısının yerleşmesine yol açabilir.
'Gerçek, tutarlı bir vicdan gelişimi olmaz'
Ayrıca okul öncesi dönemde yaptıklarının sorumluluğunu almayı, sosyalleşmeyi yavaş yavaş öğrenmeye başlayan çocuğun vicdanının gelişimine de sekte vurabilir. Şöyle ki iyiye doğruya yöneltir ve sosyal uyumunu sağlamaya çalışırken çocuğa empatiyi öğretmek (sen arkadaşına vurduğunda/eşyasını izinsiz aldığında arkadaşın üzülür, sana güvenemez tıpkı senin... olduğunda hissettiğin gibi.) vicdanın çocuğun kendi içinde gelişmesini sağlar. Oysa aynı örnekte 'Allah günah yazar', 'Hırsızlık haramdır', 'Allah seni sevmez' ya da 'Ben de seni sevmem' gibi gerekçelendirildiğinde vicdan dışsal olarak kalır. Yani amaç daha çok 'Allah'ın ceza vermemesi' ya da 'kendisini sevmesi' olduğunda, gerçek, tutarlı bir vicdan gelişimi olmaz.
Erken yaşlarda beyin gelişimi çok hızlıdır. İnsanın yaşamı boyunca sağlığını, insan ilişkilerini, kendini ve dünyayı algılayışını, öğrenme becerilerini ve davranışlarını etkileyecek temeller ilk 6 yılda atılır.
'Açık ya da örtülü mesaj kafalarını karıştırabilir'
Okul öncesi eğitimde çocuğun güvenliğinin sağlanması kadar çocuğun kendini güvende hissetmesi, iyi ve değerli olduğunu bilmesi, akranlarıyla serbest oyun oynaması, fiziksel olarak aktif olması, neden sonuç ilişkileri kurmayı öğrenmesi çok önemlidir. Bir de doğuştan çocukta olan ama çoğunlukla 'eğitim'in yollarında ilerledikçe köreltilen merak duygusunun canlı tutulması, adalet, eşitlik kavramlarının bozulmaması, birbirine saygı duymanın öğretilmesi elzemdir. Din eğitiminde tüm bu açılardan çelişkili ifadeler bulunmaktadır. İnsanların inananlar ve inanmayanlar olarak bölünmesi, insanların hayvanlardan, erkeklerin kadınlardan daha kıymetli olduğuna dair birçok açık ya da örtülü mesaj kafalarını karıştırabilir, doğayla ve insanlararası ilişkileri daha başından zedeleyebilir."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

