Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

SÖYLEŞİ | Çocuk işçi ölümlerinin ardındaki gerçek: 'Çocuk işçiler patronların iştahını kabartıyor'

'Son dokuz yılda 556 çocuk işçi, AKP’li yıllarda ise 811 çocuk işçinin yaşamını kaybetmesi, sayıların ne anlama geldiğini birçok açıdan anlatmıyor mu?'

Sancak Yıldız

Yayın Tarihi: 18.06.2022 , 08:25 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİG) düzenli periyotlarla çıkardığı derginin yeni sayısının odaklandığı konulardan biri çocuk emeği ve çocuk işçiliği oldu.

Üçüncü sayıda manşete taşınan çocuk işçi ölümleri verileri sonrasında, konuya ilişkin dergide bir yazı da kaleme alan İSİG Meclisi İzmir gönüllüsü Mustafa Arslan ile konuştuk.

'Çocuk işçiliğinin ana nedenlerinden biri yoksullaşmanın süreğenliğinin sağlanmasıdır’'

Bu sayıda çocuk işçi ölümleri ve çocuk emeği öne çıkıyor, o yüzden biraz geriden alarak sormakta fayda var sanırım. Yazınızda çocuk emeği ve kapitalizm arasındaki ilişkinin oldukça uzun geçmişi olduğundan bahsediyorsunuz. Bu ilişkinin mazisi eski, peki neden bu ilişkide ısrarcı sermaye sınıfı ve patronlar?

Birinci neden, sermaye için emeğin yetişkin ya da çocuk emeği olmasının bir önemi yoktur. Sermayeye gerekli olan kendisini büyütecek ve emeği kesintisiz bir şekilde emebilmektir. Çocuk emeği, ucuzluğu ve savunmasızlığıyla bu ihtiyaca her zaman yanıt veriyor.

İkinci neden ise kapitalizmin yarattığı yoksullaşmadır. Kapitalizm, gelişmesini sürdürdükçe zenginliği büyütür ve birkaç elde toplayarak merkezileştirir. Bununla da kalmaz, zenginliği büyütüp merkezileştirmesi oranında yoksulluğu da büyütüp genişletir. Böylece kapitalizm, çocuk işçiliğin ana nedenlerinden biri olan yoksullaşmanın süreğenliğini sağlar.

Çocuk işçi sayıları ve ne yazık ki ölümleri de artıyor. Bu tablonun oluşmasında, patronların payı ve zaten niyeti ortada. Peki 20 yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten AKP iktidarının rolü ne düzeyde?

Bana kalırsa, çocuk işçiliğin ana nedeni, sermayenin çocuk emeğine olan ihtiyacıdır. Çünkü çocuk iş gücü, çok daha ucuz ve çocuk işçiler güvencesiz ve kayıt dışı çalıştırılabiliyor. Bu anlamıyla, küçük işletmelerden orta boy işletmelere, işverenin iştahını kabartan bir sömürü gerçekliği var.

Bu gerçeklik, sermayenin kuralsız hareketiyle de katmerleniyor.

Kayıt dışı çalıştırma, güvencesizlik, işgününün belirsizleşmesi, iş güvenliği önleminin alınmaması bu kuralsızlığın gösterenleridir.

Egemen siyasetin rolü burada açığa çıkıyor. Egemen siyaset, sermayenin bu kuralsız hareketine göz yumuyor, daha da vahim olanı kuralsızlığın gelişmesine katkıda bulunuyor.

Çocuk emeği ucuzluğunun ve buna sermayenin kuralsız gelişmesinin katkısı yanında yoksullaşmayı da söylemeliyiz. Özellikle ekonomik krizle ve pandeminin etkisiyle birlikte emekçi kesimde genel bir yoksullaşma yaşanmaktadır. Bu yoksullaşma, öncelikle işsiz emekçiler olmak üzere emekçilerin çocuklarını çalışma yaşamına itiyor.

Egemen siyaset, ekonomik kriz ve pandemi sürecini sermayeden yana tutum alarak yönetmiş ve yönetmektedir. Bu durumda, çocuk işçiliğinin artmasında egemen siyasetin sermayeden yana tutumunun payı çok büyüktür. ‘’

İSİG Meclisi gönüllüsü Mustafa Arslan

‘4+4+4 modeli, çocukları okullardan uzaklaştırıp çalışmaya yöneltmiştir’

Aynı zamanda sınıf öğretmenisiniz, bunu doğrudan gözlemleme şansınız oluyor. Çocuk emeğindeki artış eğitim alma oranlarına nasıl yansıyor ?

Kuşkusuz çocukların herhangi bir nedenle çalışmak zorunda kalması, eğitim hakkına ulaşmalarını çok olumsuz yönde etkiliyor. Doğal olarak karnını doyurabilme ihtiyacı, eğitim alma ihtiyacından daha öncüldür. Uygulanan eğitim politikaları da eğitimi önemsizleştiren bir noktada, eğitim ihtiyacını çalışan çocuğun gündeminden çıkabiliyor.

Sorunun bir yanı da uygulanan eğitim politikaları ve eğitimde bazı düzenlemeler yoluyla okul sürecindeki çocukların okullardan üretim alanlarına, yani işçiliğe akışıdır. Örneğin 4+4+4 uygulamasıyla birlikte birçok çocuk, okullardan uzaklaşıp çalışma alanlarına yönelmiştir.

Yine aynı biçimde stajyer ve çıraklık kurslarıyla; çırak ve stajyer çalışmayı kolaylaştıran düzenlemeyle, çalışma alanlarına akan çocuklarımızdan söz etmek gerekir. Buraya bir not düşmeliyim. Eğitim ve işin birliği çocuğun gelişmesi açısından çok önemlidir. Çocuk eğitime adım atmasıyla birlikte toplumsal üretim sürecinin de bir parçası olması gerekir. Hem çocukların toplumsal yaşama hazırlanmasında hem de çocuğun kendi yeteneklerini ortaya çıkarmada ve hem de kişiliğini geliştirmeden eğitimle işin birliği yaşamsaldır. Ne var ki kapitalist sitemde üretim, emeğin sermayenin sömürüsüne verildiği bir sömürü süreci olarak gerçekleşiyor. Bu nedenle, üretim sürecine yönlendirilen çocuk, sömürü çarkına verilmiş oluyor.

Dolayısıyla kapitalist sistemde eğitim, çocukların çok yönlü gelişmelerinin engeli durumuna geliyor. Okullarda eğitim alan çocuklar, üretim sürecinden koparılıp, gelişmesi kötürüm kalırken; çalışan çocuklarda sömürü sürecinde gelişimleri kötürüm kalıyor.

AKP’li yıllarda 811 çocuk işçi hayatını kaybetti

Bir de elbette artan çocuk işçi ölümlerinde ortaya çıkan endişe veren tablo var. Bu başlıkta gelinen noktayı, sayıları ve resmî verilerle bağımsız çalışmalar arasındaki uçurumu nasıl okumamız gerekiyor?

Bir bütün olarak işçiler, iş güvenliği önleminden uzak, düşük ücret, uzun çalışma saatleri, esnek-güvencesiz çalışma, kayıtdışı çalışma olmak üzere tarihinin en kötü koşullarını yaşıyor. Bu çalışma koşulları, kuralsız sermaye birikimi sürecinin ağır ve doğrudan sonuçlarını bize gösteriyor. Bu ağır sömürü koşullarının sonuçlarından biri de işçi ölümleri.

Günübirlik birkaç işçi yaşamını kaybederek, rakamlarla ifade ediliyorlar. Ne yazık ki, yaşamı yok eden bu çalışma koşullarından çocuklar da nasibini alıyor. İSİG Meclisinin 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü”nde açıkladığı rapora göre; son dokuz yılda 556 çocuk işçi, AKPli yıllarda ise 811 çocuk işçinin yaşamını kaybetmesi, sayıların ne anlama geldiğini birçok açıdan anlatmıyor mu?

'Gündemden düşürmek ve gizlemek için çocuk işçi verileri çarpıtılıyor'

Resmi açıklamalarla İSİG ve diğer birçok bağımsız çalışmanın verileri çok farklı. Bu farkı nasıl okumak gerekiyor ?

Kuşkusuz resmi veriler çok farklı. Resmi veriler, hem çocuk işçiliği hem de çocuk işçi ölümleri rakamlarında sorunlu elbette.

TÜİKin en son verileri 720 bin çocuk işçi olduğunu belirtiyor. Ne var ki çocuk işgücü anketleri mevsimsel olarak çocuk işçiliğin en az olduğu, ekim-aralıkta yapılıyor. Öte yandan çırak, stajyer ve meslek eğitimi yoluyla çalışma sürecine katılanlar çocuk işçi kategorisine girmiyor. Son olarak kayıtdışılık ve ve kaydı bulunmayan mülteci çocuk işçileri de kattığımızda resmi verilerin düşüklüğünün nedenleri ortaya çıkıyor. Resmi rakamların sorunlu olmasının yanında, çocuk işçiliğine dair veriler düzenli bir şekilde açıklanmıyor ve açıklamada gönülsüzler.

Bu gönülsüzlüğün altında, uygulanan politikaların yarattığı çocuk işçiliği ve çocuk işçiliğinin gerçek dramı görülmek istenmiyor, gündemden düşürülmek isteniyor oluşudur.’’

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.