Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

SÖYLEŞİ | Böyle bir anayasa var: Barınma, eğitim, sağlık ücretsiz, vergi yasak

Üretim araçlarının kolektif mülkiyeti söz konusudur, bireysel mülkiyet ve miras hakları korunmaktadır, barınma herkes için ücretsizdir ve konutlar devlet tarafından sağlanır.

Çağdaş Gökbel

Yayın Tarihi: 13.02.2022 , 09:50 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Almanya’da anayasa hukuku alanında doktora yapan Alaz Sümer’le ilk çeviri kitabı Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Anayasa’sı üzerine konuştum. Aslında bu küçük röportaj serisine sondan başladık diyebilirim. Çünkü, Alaz’ın son çevirisi Alman Demokratik Cumhuriyeti Anayasa’sı idi. Okurlar için Alaz Sümer’in ilk çevirisi olan KDHC Anayasa metni üzerine kapsamlı bir röportaj hazırlamaya çalıştım. Ayrıca bur röportajı hazırlarken nam-ı diğer Kuzey Kore’nin propaganda kirliliğinden uzak, gerçekliğe en yakın halini okura sunmaya çalıştım. Alaz, bence bunun için en uygun isimlerden biri, çünkü o sadece Kore halkının anayasa metnini çevirmekle kalmamış, bizzat ülkeyi gezerek ve görerek deneyimlemiş biri. İşte bir çevirinin ve bir ülkenin gerçeğe en yakın hikâyesi...

İkimizde şu an Avrupa’da yaşıyoruz, o yüzden Avrupa medyasının olaylara bakış açısını karikatürleştirerek okuru da belki bu zor zamanlarda biraz olsun tebessüm ettirebiliriz diye düşünüyorum. Almanya’da anayasa hukuku doktorası yapıyorsun, Kuzey Kore’ye gezmeye de gittin hatta Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) anayasasını Türkçe’ye çevirdin. Avrupa’daki propagandaya bakarsak yakın akrabalarını ejderhalara yem eden bir yönetim var. Böyle bir ülkede anayasa bize ne anlatıyor, çeviriyi yaparken en çok ne dikkatini çekti?

Çevirinin önsözüne, “Anayasalar, bir ülkeyi anlamak ve içinde bulunduğu şartları değerlendirmek için bize başka bir metinde bulamayacağımız fırsatlar sunar. Metnin önsözü, metinde hangi kelimenin hangi sıklıkla geçtiği, ana başlıkların ne olduğu ve vatandaş kavramına atfedilen kimlik; o ülkenin yüz hatlarını verir bize.” yazmıştım. Gerçekten de öyle. Anayasa hukukunun, başka hukuk dalları ile kıyaslandığında bize daha çok şey sunduğunu düşünüyorum. Hukuk eğitimi almış biri olarak hem Türkçe’ye kazandırılmamış bir anayasayı çevirmek hem de popüler medya kaynaklarının haberleriyle yıpratılan bir ülkenin bu iddialara karşı kendi sözleriyle yaptığı “savunmayı” Türkiye’deki okurlara sunmak istedim.

“Türkiye’de muhalif olan birçok insan, bu küresel yandaş medya kanallarından etkilenip aslında hakkında pek de bilgi sahibi olmadıkları bir ülke ve halk hakkında olumsuz fikirlere hatta kırılmaz önyargılara sahip olabiliyorlar”.

Yandaş medya kavramını son zamanlarda çok duyuyoruz. Bu kavramı; gücün yanında yer alan ve taraflı haberler yapan sözde medya kuruluşları için kullanıyoruz. Sözgelimi, Türkiye’deki yandaş medya kanallarını takip ederseniz, tüm dünyanın açlıktan kırıldığını ve Türkiye’nin çok iyi ekonomik şartlara ve sarsılmaz bir insan hakları anlayışına sahip olduğunu düşünebilirsiniz ancak var olan şey özellikle son yıllarda birçok alana hakim olan yoz ilişkiler ağı ve örgütlenmiş bir kötülük halidir. Yandaş medya kanallarının faaliyet alanı, maalesef  Türkiye ile sınırlı değil. Dünyaya egemen(!) olan kapitalist sistemi koşulsuz şartsız öven, onun krizlerinin üstünü örtmeyi kendisine görev edinmiş olan ve bu sisteme alternatif olabilecek diğer sistem ya da fikirleri koşulsuz şartsız yıkıcı şekilde eleştiren taraflı medya kuruluşları, dünyanın her yerindeler. Ve üzülerek söylemek istiyorum ki tam da bu sebeple Türkiye’de muhalif olan birçok insan, bu küresel yandaş medya kanallarından etkilenip aslında hakkında pek de bilgi sahibi olmadıkları bir ülke ve halk hakkında olumsuz fikirlere hatta kırılmaz ön yargılara sahip olabiliyorlar. Timsahlara yedirildiği iddia edilen bir kişi, ertesi gün kameraların karşısına geçip bu haberi yalanladığında, söz konusu haberleri yapanların yüzleri hiç kızarmıyor ya da bu iddiaların meslek etiğini ihlal ettiği hiçbir şekilde düşünülmüyor. Ertesi gün yeni bir timsah haberi yapılıyor ve insanlar gerçekten de Kore’de böyle bir uygulamanın olduğuna inanıyorlar. Tıpkı Türkiye’de yandaş medya kanallarının yaptığı haberlerden etkilenip, Berlin’de aslında kitapçıya girmek için sıra bekleyen insanların, ekmek kuyruğunda olduklarına inanan milyonlar gibi. Bu anayasa çevirisi elbette bu önyargıları kırmak için yeterli olmayacaktır, ancak insanların Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni merak edip ülkenin hikayesini başka kaynaklardan da okumak isteyeceklerini umuyorum. Şu ana kadar bana ulaşan ve önyargılarını kırmaya hazır olan insanların çokluğu da beni çok sevindiriyor.

Aslında ilk soruda insanların gerçekten akıllıca olmayan şeylere nasıl inandıklarına dikkat çekmeye çalıştık. Almanya’nın bugünkü anayasasını KDHC anayasası ile karşılaştırdığında nasıl farklılıklar görüyorsun?

Almanya Federal Cumhuriyeti Anayasası, ya da orijinal adıyla “Temel Kanun”, liberal hukuk teorisinin bakış açısıyla yapılmış bir anayasadır. Bu ideolojik temellerle yapılmış olan anayasaların farklarının çoğunlukla metin temelinde değil uygulamada anlaşıldığını görüyoruz. Anayasa metinleri tek başlarına anlamlı olsalar da bu “anlamı” onurlandıracak şey, uygulamadır. 

“Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası ile Almanya Federal Cumhuriyeti Anayasası’nın, her iki metin incelendiğinde olağanüstü farklar içermediği görülecektir”.

Sözgelimi, Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası ile Almanya Federal Cumhuriyeti Anayasası’nın, her iki metin incelendiğinde olağanüstü farklar içermediği görülecektir ancak uygulamaya bakıldığında durum pek de böyle değildir. Almanya “Temel Kanun”u da liberal hukuk teorisinin sosyal liberalizm soslu ana yemeği niteliğindedir dersek bu ifadenin yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Bu sebeple, bu hukuk metninin koruduğu değerler, her sosyalist anayasayla olduğu gibi Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Sosyalist Anayasası ile de farklıdır. Çevirisini yaptığım anayasa; Kore Halkına ithaf edilmiştir. Metinde daha sonra Kore Halkının işçiler, köylüler, eğitimciler, askerler ve üreten entelektüeller olduğu açıklanmıştır. Anayasaya göre; vergi yasağı vardır, eğitim ve sağlık tamamen ücretsizdir, yerel komitelerle özyönetim mekanizmaları güçlendirilmiştir, çocuk saraylarında öğrencilerin okuldan sonra sanat eğitimi almaları zorunlu hale getirilmiştir, üretim araçlarının kolektif mülkiyeti söz konusudur, bireysel mülkiyet ve miras hakları korunmaktadır, barınma herkes için ücretsizdir ve konutlar devlet tarafından sağlanır. Berlin’de büyük gayrımenkul şirketlerinin, binlerce konutu fahiş kiralar talep ederek işlettiği ve bir milyonu aşkın Berlinli yurttaşın bu konutların kamulaştırılmasını talep ettiği bugünlerde Alman “Temel Kanunu”nun, vatandaşların barınma haklarını yeteri kadar koruyamadığı veya daha kötüsü böyle bir kaygısının olmadığı açık diye düşünüyorum.

Bu anayasayı dilimize kazandırırken en çok hangi madde seni şaşırttı ya da dikkatini çekti?

Çeviriyi yapmamın üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti ancak hala ezbere bildiğim bir madde var. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin dış ilişkilerinin düzenlendiği 17. Maddenin üçüncü fıkrası, benim en çok dikkatimi çeken ve beğenimi kazanan kısımdır: “Devlet, dayanışmayı yükselten dünya halklarıyla ayrılmaz bir bağa sahiptir. Her ülkede, her halkın, baskıya ve içişlerine müdahalenin her şekline karşı başlattığı, ulusal egemenliği ve sınıfsal özgürleşmeyi var etmek için sürdürdüğü her mücadeleyi destekler.” Ülkenin sesi olarak bir anayasanın böyle bir irade ortaya koymasının önemli olduğunu düşünüyorum.

KDHC’yi ziyaret de ettin oradaki deneyimlerini paylaşır mısın?

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti seyahatim, olayları yorumlarken daha farklı bakış açılarıyla düşünmemi teşvik eden bir gezi oldu. “Orada seyahat özgürlüğü bile yok.” diyenleri duyar gibiyim. Evet, böyle söyleyen insanlar belki de haklı. Sözgelimi, bir Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti vatandaşı Türkiye’ye gelebilir mi diye düşünelim. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuzey Kore için yetkili kıldığı başkonsolosluk Seul’de, yani Güney Kore’de. Bir Kuzey Korelinin, Türkiye vizesi alabilmesi için gitmesi gereken yer, yıllardır ayrı oldukları ve sınırların karşılıklı olarak kapalı olduğu Güney Kore’nin başkenti. Peki bir kuzeylinin Türkiye’ye seyahat edememesinin sorumlusu bu durumda “gaddar” KDHC yönetimi mi yoksa böyle bir düşüncesizliğe imza atan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı mı?

“Geçen sene pandemi için Angola’ya yardıma giden Kuzey Koreli doktorlar Birleşmiş Milletler kararı üzerine sınırdışı edilmişlerdi”. 

Geçen sene pandemi için Angola’ya yardıma giden Kuzey Koreli doktorlar Birleşmiş Milletler kararı üzerine sınırdışı edilmişlerdi. Bu durumda da doktorların insani görev için bile seyahat edemiyor olmalarının sebebi “cani Kuzey Kore diktatörlüğü”, Birleşmiş Milletler değil herhalde. Elbette yönetimin kısıtlamaları da söz konusu olabilir, KDHC hükümeti eleştirilmez değildir ve eleştirilmelidir ancak olayları yorumlarken işin bir de diğer tarafına bakılmalı diye düşünüyorum. Kuzey Korelilerin seyahat edemiyor olmalarının en azından tek sebebi hükümet kararları değil. Uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet, yani karşılıklılık esası söz konusudur. Kuzey Korelilerin sınırdışı edildikleri, gidemedikleri ülkeden vize almalarının talep edildiği bu şartlarda, ülkenin kapalı olması güzel olarak ifade edilemeyecek bir durum olsa bile anlaşılabilir diye düşünüyorum. 

“Sosyal medyada çok takipçisi olan birçok insanın, “gidilemeyen yere gittim, gizlice flash bellek kaçırdım, korku dolu anlardı, otelden kaçıp gizlice gezdim, kafama silah dayadılar” tarzında paylaşımlar yaparak çok etkileşim aldıklarını ve ne kadar “olağanüstü” gezginler olduklarını ispatlamaya çalıştıklarını görüyorum”.

KDHC’ye yaptığım seyahatte başıma en küçük bir kötülük gelmedi. En etkilendiğim coğrafyalardan biri oldu. Aynı zamanda potansiyel bir Kuzey Kore seyahatinin, her şeyin dışarıdan göründüğü ve anlatıldığı gibi olmadığını görmek isteyenler için de güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Sosyal medyada çok takipçisi olan birçok insanın, “gidilemeyen yere gittim, gizlice flash bellek kaçırdım, korku dolu anlardı, otelden kaçıp gizlice gezdim, kafama silah dayadılar” tarzında paylaşımlar yaparak çok etkileşim aldıklarını ve ne kadar “olağanüstü” gezginler olduklarını ispatlamaya çalıştıklarını görüyorum. Kuzey Kore’ye gitmek, orada gezmek gayet normal bir durum. Korkulu anlar yaşayacağınız değil mutlu anılar biriktireceğiniz, dünyanın belki de en canayakın insanlarıyla tanışacağınız bir seyahat olacağını düşünüyorum. Etkileşim alabilmek için kolay olanı yaparak zaten yerden yere vurulan bir ülkeye ve halka iftira atıp bunun üzerinden kâr elde edenlerin gezgin olduklarını düşünmüyorum. Umarım o güzel insanları kötülediklerine değmiştir ve her şeyin merkezine koydukları paraya doymuşlardır.

Alaz Sümer, Kuzey ve Güney sınırında Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti askeriyle beraber

Elbette herkesin merak ettiği o soruyu soracağım, şimdi hangi ülkenin anayasasını dilimize kazandırmayı düşünüyorsun?

Sosyalist anayasacılık çalışmalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle Türkiye’de bu tip çalışmaların yetersiz olduğu açık. Gönül ister ki tüm sosyalist anayasalar Türkçe’ye kazandırılabilsin, Türkiye’de herkes bu metinlere ulaşabilsin. Anayasaların orijinal dillerinden çevrilmesi taraftarıyım. KDHC Sosyalist Anayasası çok ulaşılabilir bir anayasa olmadığı için çeviriyi Almancadan yapmıştım. Benim çevirecek vaktim olur mu ve daha önemlisi yabancı dil seviyem yeter mi bilmiyorum ancak Yugoslavya Anayasası’nı Türkçe olarak okumayı çok isterim. Umarım Sırp-Hırvatça bilen biri bu çeviriyi yapar, yoksa iş başa düşebilir. 

Değerli vaktini ayırdığın ve bu güzel soruları hazırladığın için sonsuz teşekkürler. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.