Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Sovyetler ülkesinde birkaç Kürt köyü de var'

Kürt aydınlarından Qedrî Can'ın 1945 yılında Hawar dergisine Kürtçe yazdığı SSCB hakkındaki makaleyi soL okurları için Fidel Ferit çevirdi: 'Büyük Kızıl Devrim'

Qedrî Can

Yayın Tarihi: 24.04.2022 , 12:46 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Bu yazının aslı “Ronahi” dergisinin 28. sayısında 1945 yılında çıkmıştır.
Çeviren: Fidel Ferit

Büyük Kızıl Devrim

-Savaş istemiyoruz
-Çar'ı istemiyoruz
-Yaşasın ulusların birliği

1917 yılının Mart ayında, binlerce Petersburg işçisi ve halkı, kalabalıklar halinde sokaklarda geziniyor ve yukarıdaki sloganları hep bir ağızdan haykırıyorlardı. Çar ve ailesi, soylular ile beraber pencerelerinin ardından çiftçi, işçi ve yoksul kalabalığa bakıp, kahkahalar atıyor ve "Bu köpeklerin ulumaları bizi kendimizden geçiriyor" diyorlardı

Gerçekten de Çar ve aristokratlar sersemleşmişti. Fakat doğal bir sersemlik değildi. Siyasi bir sersem, siyasi bir aymazlıktı. Yüzlerinde sahtekarca bir tebessüm olsa da yürekleri kan ağlıyordu. Ölüm korkusu yakalarına yapışmıştı. Tahtları ve bahtları sallanıyordu. Üstelik bu durum sadece Petersburg sokaklarında değil, Rusya'nın her yanına yayılmıştı. Çiftçiler, işçiler ve işsizler, başı boş kalabalıklar serbestlik ve özgürlük istiyorlardı.

Her yer gibi Rusya’da da halk arasında sınıflaşmalar vardı. Aristokrat, burjuvalar, köylüler, işçiler, çiftçiler, Çingeneler… Kentli burjuvazi, orta sınıf ve soylular üst sınıfa mensupken işçi ve köylüler ise alt tabakaya mensuptu. Soylular, alt tabakadakilerin emeğini sömürerek yaşıyorlardı. Onlar, yoksulların emeği ile zevk ve safa içinde yaşarken işçi ve köylülere ise zulmediyor ve cefa çektiriyordular.

19. yüzyılın kasırgasından ilk olarak Karl Marx ortaya çıktı ve mevcut toplumsal düzeni, sınıflı toplum düzenini reddetti. Marksist fikirleri ileri sürdü. Karl Marks “Bütün insanların damarlarından akan kan kırmızıdır.” diyordu.

Marks "Kimse farklı renkte akan bir kana sahip değil ve hiç kimsenin çalışmadan, oturduğu yerden, bir başkasının emeğini sömürerek yaşamaya hakkı da yoktur." diyordu. Büyük Fransız Devrimi de 1789 yılında böyle bir temel üzerine kurulmuştu. O günden sonra aristokratlara darbe vurulmuş herkes özgürlük ve serbestliğin lezzetini tatmış ve anlamıştı. 

Marksist fikirlerin müjdeleyicisi, Bolşevik devriminin kahramanı, lideri Lenin'dir. Asıl adı ise“ Viladimir İlyiç Ulyanov”dur. 1870 yılında Simbirsk’te dünyaya geldi. Kendisini bildi bileli özgürlük ve insanlık fedaisi olmuş, bu yolda gece gündüz aklıyla, bileğiyle çalışmışlar yapmıştır.

1917’de Rusya’da yaşanan devrim ne sürpriz ne de bir mucizedir. Bu devrim Lenin’in otuz yaşından bu yana ektiği tohumların sonucudur. Lenin’in ekmiş olduğu tohumların meyveleri, zaman içinde Rus coğrafyasına yayılmıştı. Lenin'in Çar'a karşı mücadelesi çok erken yıllarda başlamıştı. O daha henüz 17 yaşında iken Çar'a karşı düzenen gösteri ve yürüyüşlere katıldığı için Kazan üniversitesinden kovulmuştu. Çar, Lenin ve arkadaşlarına ise boyun eğdirmek istiyordu. O yıllarda Lenin'in abisi “Aleksandr” Çar tarafından idam edilmişti.

Lenin okumayı çok severdi. Karl Marx’ın fikirlerini ve kitaplarını pürdikkat okurdu. Bu toplumsal fikirlerle aydınlanarak, ilk kitabı olan “Köylü Sorununu” yazdı. 1893 yılına gelindiğinde ise Lenin artık Petersburg’da bir öncüydü. Yönünü sosyalist siyasete çevirdi ve her şeyden önce işçilerin sorunlarını düzeltmek istedi.

1894-1898 yılları arasında, Sosyal Demokrat Parti’yi kurdu ve devrim fikirlerini yaymaya başladı. Çar'ın izni olmadan bir gazete çıkardı. Sonra gazete kapatıldı ve Sibirya’ya sürgün edildi. 1900 yılına dek orada kaldı. Çalışmalarını sürgünde sürdürdü. Sürgünden döndükten sonra iki arkadaşı “Martov ve Tabrison” ile birlikte Rusya’dan ayrılarak Bürksel'e gitmek zorunda kaldılar. Plehanov, Akselrod, Vera Zasuliç ile İskra (Kıvılcım) adında bir gazete çıkardılar.

Ancak burada da barınamadılar. Brülsel'den ayrılarak Londra’ya gittiler. Hizipler, işçi sınıfı partisinde yer edinince parti ikiye bölündü. Bolşevikler ve Menşevikler olmak üzere iki yeni parti kuruldu. Lenin, bolşeviklere liderlik ediyordu. Ve günlük bir gazete çıkarıyorlardı. 1905 yılına gelindiğinde ise Lenin Rusya’ya döndü. 1905 yılında Rusya’da bütün devrim teorileri ve fikirleri ortaya çıkmıştı. Yılın ilk yarısında Moskova’da Sovyet topluluğu adı altında geçici bir devrim oldu. On gün boyunca Çarın askerleriyle savaşıp bir çoğunu esir aldılar. Menşevikler ise bu kanlı ve ateşli devrimi istemiyorlardı. Onlar, Çar'ın ve burjuvaların yanında saf tutmuşlardı.

1907 yılında, Lenin tekrar Rusya’yı terk etmek zorunda kaldı. 1912 yılında Galiçya’da Rus sınırında mücadelesini veriyordu. 1914’te Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, devrimin gerçekleşme ihtimali her zamankinden fazlasıydı artık. Petersburg çalkalanıyordu. 

1917 yılına gelindiğinde ise sosyalist devrim Rusya’da, Bolşevik Partisi ve Lenin önderliğinde boy verdi. Bu devrim ki, doğruluk ve haklılığın tarihini, özgürlük ve serbestliğin tarihini başlatıp, aristokrasinin ve burjuvazinin
tarihine son verdi.

1917 yılının Mart ayında Petersburg işçileri grev ve yürüyüşler yaptılar, sokaklarda yüzbinlercesi geziyor ve “Çar'ı istemiyoruz, özgürlük istiyoruz, yaşasın ulusların birliği" diye haykırıyorlardı. Mart ayının başında devrim ateşi harlandı. Çar'ın gönderdiği askerler ve Kazaklar eylemcilerin saflarına katılıyor, Çarlık polislerine saldırıyorlardı. Artık Çar için tek bir yol kalmıştı, o da altından yapılmış tahtından inmekti. Çar'ın tahttan inmesi ile burjuvalar ve yöneticiler de ağır bir darbe aldı. Mart ihtilali sadece köylülerin, yoksulların ve askerlerin eliyle gerçekleşti. Sekiz ay sonra yılın son kırk gününde yeni bir devrim başladı. Ancak bu defa Bolşevikler önderliğinde…

Lenin’in komutasında, Bolşevik bir hükümet kuruldu. Bazı burjuvalar da Prens Litov ve Milov komutasında kendi hükümetlerini kurmuşlardı. Nisan ayında, on maddelik bir bildiri dağıtıldı. Bu bildiri bir bomba gibi patladı. Sonrasında devrim ateşi yükselmeye başladı. Eylül ayında Lenin, her şeyin bitmesini istiyordu, yılın ilk aylarında her şeyi temizledi. Gaddar ve kan emici Rus Çarlığı yıkıldı, yerine kardeşlik içinde Sovyet milletlerinin birliği kuruldu. Sekiz ay sonra Lenin’in önderliği, gökyüzünde yankılanmaya başladı. Bir sonraki yılda Lenin’in yapması gereken işler ve sorumluluklar arttı. Ama maalesef Lenin yaşama veda etti ve ömrü buna izin vermedi.

Lenin’den sonra Stalin önder oldu. Bu "çelik adam" her geçen gün ile birlikte Sovyet ülkesini adeta bir cennete çeviriyordu. Halka her türlü huzur ve rafahı getirdi ve bu uğurda çalışmaya devam ettir. Bugün Rusya’da herkes çalıştığı kadar kazanıyor. Hak ettiğini alıyor. Herkes serbest ve özgür. Artık kimse bir başkasına ne zulüm edebiliyor ne de cefa çektirebiliyor. Kimse başkasını emeğini sömürüp geçinemiyor. Büyüklük ve küçüklük artık kan bağıyla değil verilen emek ile ölçülüyor.

SSCB'de çıkan Kürtçe gazetelerden Riya Teze (Yeni Yol) gazetesi. 25 Mart 1930 tarihli ilk sayının kapağında Lenin ve Ekim Devrimi ile yeni hazırlanan Kürtçe alfabe hakkında bir makale yer alıyor Sovyet milletlerinde birlik ve beraberlik bütünlüğü var. Büyük ve küçük milletler etnik köken ve din hukukunda eşitler. Her millet kendi ana diliyle konuşuyor, okuyor ve yazıyor. Kimse bir başkasının etnik kökenini ve dinini sorgulamıyor. Ayrımcılık yapıp sorgulayanlara ise büyük cezalar verilirdi.

Sovyetler ülkesinde birkaç Kürt köyü de var. Onlarda etnik ve dini bütün haklarından faydalanıyorlar. Her Kürt köyünde Kürtçe okul ve kolhozlar bulunmakta. “Riya teze” adlı gazete burada çıkmakta. Biz de sevinçle işitiyoruz. Öğretmen okulu, lise ve bilim komisyonları var. Bu komisyonun birimleri yılda yüzlerce Kürtçe kitap yazıyor ve yayınlıyor.

Onlardan tek bir isteğimiz var. Her zaman onurlu durmaları ve ilerlemeye davam etmeliler.

“Ronahi” dergisi, sayı 28, yıl 1945 s./23-24

Qedrî Can Kimdir?

1911 yılında Mardin'de doğan Qedrî Can (Kadri Can), ilk eğitimini Derik'de aldı. Daha sonra Konya'da Öğretmen Okulu'nda okuyan Can, 1925 Şeyh Sait ayaklanmasından sonra Hatay üzerinden Suriye'ye göç etmek zorunda kalır. Kürt sosyalist yazının önemli kalemlerinden birisi olan Can aynı zamanda modern Kürt şiirinin kurucuları arasında yer alır. Kendisi için Kürtlerin Nâzım Hikmet'i benzetmesi de yapılır. Marksist şairlerden Kürtçe üreten Cegerxwîn'den ve Nâzım'dan etkilenen yazar, aynı zamanda Sovyetler Birliği'ndeki Kürt aydınlarını da yakından takip eder. Suriye'de Kürtçe yayınlanan Ronahî (Aydınlık) ve Hawar (Feryat) isimli dergilerde yazıları yayınlanan yazar daha sonra Sovyetler Birliği'ne geçer. "Moskova'ya gidiyorum" şiiri bu dönemin önemli eserleri arasında yer alır. 1972 yılında Şam'da hayata veda eden yazar Suriye'de öğretmenlik de yapmıştı. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.