Sayfa yolu
Sovyetler Birliği’nde üniversite öğrencisi olmak: 'Rüya Gibi'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
YEKTA ARMANC HATİPOĞLU
Yayın Tarihi: 26.08.2023 , 10:25 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Üniversitelerin açılmasına az bir zaman kaldı, öğrencilerin aklında barınma ve beslenme gibi temel yakıcı problemler var. Üniversitelerin birer “yüksek lise” halini alması, eğitimin içinin boşaltılması ve bunlarla bağlantılı olarak piyasalaşmasıysa bu yakıcı sorunlar nedeniyle yine ikinci plana itilecek.
2023 Türkiye’sinde öğrenci olanların her sene biraz daha fazla hissettiği bu sorunlar, 1900’lerin dünyasında işçi sınıfının büyük kazanımı Sovyetler Birliği’nde yoktu. Öğrencilerin gıda ve barınma gibi hakları üzerine tartışma dâhi yapılmıyor; kültür-sanat aktivitelerine, öğrencilerin kendilerini okudukları bölümde geliştirebilecekleri derslere ağırlık veriliyordu ve bu giderler üniversite tarafından karşılanıyordu.
Bu “ayrıcalıklı” Sovyet eğitiminden yararlananlardan birisi de Antakya doğumlu yönetmen Semir Aslanyürek. Üniversite hayatına Ankara Siyasal’da başlayan Aslanyürek, siyasî nedenlerden dolayı eğitimini yarıda bırakıp önce Şam’da tıp okuyarak devam etmek istedi ancak 1979 yılında yaptığı bir yontu sayesinde Sovyetler Birliği’nden burs kazandı. Bir yıl hazırlık okuduktan sonra heykel bölümünü bırakıp sinemadan ilerlemeyi tercih etti. 1986’nın sonuna kadar Moskova’da, dünyanın ilk sinema okulu olarak bilinen SSCB Devlet Sinema Enstitüsü’ne (VGİK) bağlı Film Yönetimi Fakültesi’nde okudu, “master of fine arts” unvanıyla mezun oldu. Sovyetler Birliği’ndeki öğrencilik yıllarını “Rüya Gibi” başlığı altında kitaplaştırdı. “Rüya Gibi,” “Başka bir öğrencilik hayatı mümkün mü?” sorusuna yanıt veren kitaplardan.
Sağlık kontrolü, burs ve enternasyonal aile
Kitapta Semir Aslanyürek, kendisinin de içinde bulunduğu yabancı öğrencilerin önce sağlık kontrolüne götürüldüğünü anlatıyor. Bu durum hem ülkenin toplum sağlığına ne denli önem verdiğinin hem de toplumcu sağlığın nasıl işlediğinin göstergesi gibi. Her öğrencinin ciddi bir sağlık taramasından geçmesini, sağlık sıkıntıları ne ise teker teker tedavilerin yapıldığını anlatan Aslanyürek, “Birkaç gün sonra göbeği patlak öğrencinin göbeği, burnu kırık öğrencinin burnu, ayak parmakları birbirine yapışık öğrencinin ayak parmakları ameliyat edildi. Çoğu öğrencinin dişleri düzeltildi” diyor.
Hazırlık fakültesinde ciddi bir dil eğitimi verilirken dikkat çekilen noktalardan biri de tüm öğretmenlerin dil eğitiminde uzman olması. Kitabın ilerleyen kısımların öğretmenlerin kendi alanlarındaki uzmanlığı sıkça dile getiriliyor.
Yabancı öğrencilerin yerli öğrencilere kıyasla iki katı kadar burs aldığını anlatan Aslanyürek sebebinin yerli öğrencilerin ailelerinden de destek alması olarak açıklıyor. Devlet, yabancı öğrencilere aylık verdiği burstan ayrı olarak bir de 200 ruble miktarında giysi istihkakı vermiş. Semir Aslanyürek bu istihkakın 120 rublesini ancak harcayabildiğini söylüyor. Öğrencilerin hayat şartlarının yanı sıra gündelik hayatın masraflarını göstermesi bakımından da Aslanyürek’in “burs” hakkındaki şu sözler önemli:
“Öğrencilerin yemek, içmek, sigara, gazete, kitap, telefon, otobüs ve metro gibi kalemlerden başka masrafları olmaz. Öğrenci 4 veya 5 rubleye her türlü ulaşım aracına bedava binebileceği aylık kart alır. (…) Ders kitaplarının tamamı üniversite kütüphanesinden öğrenciye bedava verilir. Öğrenci sene sonu kitapları tekrar kütüphaneye teslim eder ve gelecek sınıfın kitaplarını alır. Moskova-Bakü uçak bileti (2 saat 30 dk.) öğrenciler için 18 ruble civarındadır. Bu arada öğrenci su, elektrik, doğalgaz vs. parası ödemez.”
Üniversiteye ve kaldığı yurda alışmasının zor olmadığını söyleyen Semir Aslanyürek yemekhane yemekleriniyse oldukça beğendiğini söylüyor. Et, balık, sebze, süt ürünlerinden oluşan zengin bir menü olduğunun da altını çiziyor.
Sovyetler Birliği’nde üniversite nasıl kazanılırdı?
Semir Aslanyürek, kitabında, Sovyet öğrencilerinin üniversiteye girmeye nasıl hak kazandığını da anlatıyor ve toplumcu eğitimin ipuçlarını veriyor. Bilinen dışında bir uygulamanın olduğunu anlatan Aslanyürek öğrencilerin ya lise bitirme notuyla ya da bazı branşlar için mülakatlar veya özel sınavlarla üniversiteye girdiğini de ekliyor.
Devlet güvencesinde tatil yapmak
“Rüya Gibi” kitabında dikkat çeken dipnotlardan birisi, Sovyetler Birliği’nde devletin yerli ve yabancı öğrencilere tatil hakkı sunması. Memleketine gitmek yerine tatil yapmak isteyen öğrencilerin konaklama, uçak bileti ve üç öğün yemek masrafları devlet tarafından karşılanıyordu.
Okul donanımı
Başta belirttiğim gibi Semir Aslanyürek, heykel eğitimi yerine sinema eğitimi görmeyi tercih ettiği için ayrıca bir mülakata girip SSCB Devlet Sinema Enstitüsü’ne girmeye hak kazandı. Lenin’in “Bütün sanatlardan en önemlisi bizim için sinemadır” sözünden yola çıkarak kurulan enstitü, dünyada ilk sinema okulu olma özelliği taşıyor. Semir Aslanyürek, kitabının adını “Rüya Gibi” koymasının nedenini bu okulda geçirdiği “rüya gibi” yıllar olarak açıklıyor.
Aslanyürek, fakültenin donanımı ve öğrencilere sunduğu imkanların genişliğini tek tek anlatıyor kitabında. Stüdyosundan sinema salonuna, teknik malzemelerden teknik elemanlara hepsi profesyonel olan ve üç vardiya çalışan iki yüzden fazla personelin olduğunu da söylüyor.
Öğrencilerin çekeceği ve bütçesi 40 bin ruble olan “diploma filmlerinin” oyuncu giderleri dâhil bütün masraflarının okul yönetimi tarafından karşılandığını söylüyor. Bunun, o zamanki ucuz yaşam koşullarını düşününce büyük bir meblağ olduğunun altını çiziyor Semir Aslanyürek.
Bunların yanı sıra okulun imkânları, fakülteninkinden aşağı kalır değil. Öğrencilerin psikolojik ve fiziksel sağlıkları, gıdaya ulaşımları ve barınmaları düşünülerek yapılaşan bir okul var: “Okul binasının içinde dâhiliye, psikiyatri, göz mütehassısları ve diş hekiminin bulunduğu bir polikliniği, büfesi ve kocaman yemekhanesi, hatırı sayılır bir kütüphanesi ve arşivi de vardı.”
Çocuk sahibi bir öğrenci olmak
Sovyetler’deyken Emel Samsam’la evlenen Semir Aslanyürek’in, 1982 yılında Yusuf adında bir çocuğu oluyor. Öğrenciliği devam etmesine rağmen evli ve çocuklu olmanın Sovyetler Birliği’nde sorun olmadığını anlatan Aslanyürek, bulundukları yurttaki öğrencilerin yüzde 20’sinin çocuk sahibi olduğunu söylüyor. Tabii bulundukları odanın üç kişilik bir aileye göre dizayn edildiğini de belirtiyor. Çocuğu doğduktan sonraki bir hafta boyunca, çocuğun hiçbir sıkıntısı olamamasına rağmen, bir doktorun her gün gelip kontrol amaçlı çocuğu muayene ettiğini; ileriki ayda da haftanın bir günü geldiğini söylüyor.
Çözülmenin ayak sesleri ve Türkiye’ye dönüş
Semir Aslanyürek, arkadaşları tarafından uyarılmasına ve Avrupa’da yaşama imkânı sunulmasına rağmen Sovyetler Birliği’nde sosyalizm çözülmeye başladığı için ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönemeye karar verdi. Kendi deyimiyle yaşadığı rüya, 15 Ağustos 1986’da, Türkiye’ye girdiğinde kâbusa döndü. Uzun süre işkence gördü, sorgulandı, takip edildi. Burs karşılığında ne verildiği, ne istendiği soruldu. 18 ay askere alındı. Ardından iki yıl memleketi Antakya’da taş yontarak hayatını kazanmaya çalıştı. 1990’da Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema Televizyon Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak işe başladı. Türkiye’de pek çok filmin yönetmeni oldu.
'Sovyetler Birliği bir rüya değil gerçekti ama rüya gibiydi…'
Semir Aslanyürek, yıllar sonra yazdığı “Rüya Gibi” kitabının sonunda Sovyet insanına, Sovyet devletine ve sosyalizme teşekkür ediyor; ondan hiçbir şey talep etmeyerek ona dünyanın en iyi sinema okulunda okuma fırsatı verdikleri için. Kitabın en can alıcı noktalarından biri de, yine sonda yazılan, bu anlatılanların “rüya” olmadığının hatırlatılması: “Sovyetler Birliği unutulmamalı. Sovyetler Birliği bir rüya değildi bir gerçekti. Ama bir rüya gibiydi…”
Bugün emeğiyle geçinen, yoksullukla başa çıkmaya çalışan herkes gibi öğrenciler de sosyalizmin yıllar önce çektiği yaşam şartlarının oldukça altında yaşamaya çalışıyor. Barınma, giyim, gıda, işsizlik, eğitimin yetersizliği ve daha onlarca problem… Bu problemlerin çözümsüz olmadığını bilmek; geçmiş örneklerden ilham almak ama oraya sıkışmamak, daha ilerisini insanlığın başarabileceğini bilmek ve bunun için mücadele etmek… Sovyet Birliği’ni “rüya” olmaktan çıkaracak şeyler bunlardır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
