Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sömürgecilik kırmızı halıda: Yağmalanan kültürel miras Hollywood yıldızlarının aksesuarı oldu

Hollywood yıldızlarının taktığı tarihi mücevherler, yalnızca serveti değil sömürgeciliğin bugüne uzanan mirasını da sergiliyor. İran ve Hindistan’dan çıkarılan binlerce yıllık eserler, Batı’nın lüks endüstrisinde yeniden paketleniyor.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 16.07.2026 , 00:00

İran’dan Hindistan’a, halkların binlerce yıllık kültürel mirası bugün Batılı müzelerin vitrinlerinden çıkıp Hollywood yıldızlarının boynunda ve kulaklarında sergileniyor.

Amerikalı oyuncu Zendaya, yakın zamanda İran’a ait yaklaşık 2 bin ila 3 bin yıllık altın parçalarından yapılmış küpelerle, Avustralyalı oyuncu Margot Robbie ise bu yılın başında Babür döneminden kaldığı düşünülen tarihi bir elmasla kameraların karşısına çıktı.

Her iki örnekte de eserlerin Batı’daki mücevher şirketlerinin ve zengin özel koleksiyonların eline hangi koşullarda geçtiği tam olarak bilinmiyor. Ancak ülkelerinden koparılan tarihieserlerin elmaslar ve altınlarla yeniden tasarlanarak Hollywood yıldızlarına takılması, kültürel mirasın bir kez daha Batılı elitlerin gösteriş nesnesine dönüştürüldüğünü ortaya koyuyor.

İran’a bomba, tarihine 'aksesuar'

Zendaya, Christopher Nolan’ın The Odyssey filminin Londra’daki tanıtım etkinlikleri kapsamında 5 Temmuz’da düzenlenen fotoğraf çekimine yaklaşık 3 bin yıllık İran eserlerinden yapılmış küpelerle katıldı.

Mücevher şirketinin tanıtımında parçalar, “MÖ birinci binyıla ait İran kökenli Ziwiye altın madalyon plakaları” olarak tanımlandı. Antik altın plakalar, İngiliz mücevher tasarımcısı Glenn Spiro tarafından 2018’de elmaslar ve sarı altın eklenerek küpeye dönüştürüldü. Eserler 2020’de Londra merkezli Barron tarafından satın alındı ve şirketin özel koleksiyonuna katıldı.

Buna karşın plakaların İran’dan ne zaman, kim tarafından ve hangi yollardan çıkarıldığına ilişkin kamuoyuna açıklanmış bir kayıt bulunmuyor. 

Zendaya’nın tercihi, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde ayrıca tepki çekti. The New Arab’a konuşan İslam tarihi ve sanatı araştırmacısı Zirrar Ali, tarihi eserlerin Batılı ünlüler tarafından aksesuar olarak kullanılmasını “iktidar ve tahakküm gösterisi” olarak nitelendirdi.

Ali, Batı'nın, İran’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin antik tarihine günümüzde yaşayan halklardan kopararak el koyduğuna dikkat çekti. Böylece İran bombalanabilir bir düşman olarak sunulurken, İran halkının kültürel mirası Batılı mücevher şirketlerinin ve ünlülerin mülküymüş gibi sergilenebiliyor.

Ali, bu yaklaşımın oryantalist uygulamalarla uyumlu olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

Batı, yalnızca aldığı eserleri geri vermeyi reddetmekle kalmıyor; bu eserleri kullanan seçkinleri, geçmişte o topraklarda hüküm süren hükümdarların simgesel konumuna da yerleştiriyor.

Oyuncu Zendaya antik İran küpeleriyle.

Ziwiye Hazinesi’nin tartışmalı geçmişi

Zendaya’nın taktığı plakaların İran’ın kuzeybatısındaki Ziwiye bölgesine atfedilmesi de eserlerin kökenine ilişkin tartışmayı büyüttü.

Ziwiye Hazinesi” adı verilen altın, gümüş ve fildişi eserler 20. yüzyılın ortalarından itibaren uluslararası antika piyasasında görünmeye başladı. Ancak birçok parçanın bilimsel yöntemlerle yürütülmüş kayıtlı bir kazıdan gelmemesi, hangi eserlerin gerçekten Ziwiye’ye ait olduğu konusunda ciddi kuşkular yarattı.

Penn Müzesi’nin yayımladığı araştırmaya göre eserlerin önemli bölümü, arkeolojik bağlamları belgelenmeden tüccarlar aracılığıyla dünya piyasasına dağıldı. “Ziwiye” adı zamanla yalnızca belirli bir arkeolojik alanı değil, sanat piyasasında farklı kökenlerden gelen eserleri daha değerli göstermek için kullanılan bir etiketi de ifade etmeye başladı.

Bugün Ziwiye’ye atfedilen çok sayıda eser Metropolitan Sanat Müzesi, Louvre ve British Museum gibi Batılı kurumların yanı sıra özel koleksiyonlarda bulunuyor.

Bu nedenle Zendaya’nın taktığı plakaların Ziwiye’de bulunmuş olduğu kesin biçimde kanıtlanmış değil. Ancak parçaların İran’a ait antik eserler olduğu ve ülkeden çıkarılma süreçlerinin kamuoyuna açıklanmadığı bizzat mücevher şirketinin tanıtımından anlaşılıyor.

Tepki gösteren arkeologlar, gerçek tarihi eserlerin neden takı haline getirildiğini ve bunların yerine kopyalarının neden kullanılmadığını sorguladı. Eleştirilerde bu kullanımın antik eserleri tanıtmaktan çok geçmişi fetişleştirdiği, eserleri sınıfsal statü göstergesine dönüştürdüğü ve kaçak antika pazarını teşvik ettiği vurgulandı.

Koç başı biçiminde altın riton. Batı İran’da, Ziwiye yakınlarındaki Kaflantuh’ta bulundu. Med dönemine ait; MÖ 7. yüzyıl sonu ile 6. yüzyıl başına tarihleniyor. Tahran’daki Rıza Abbasi Müzesi koleksiyonunda.

Babür mirası Hollywood galasında

Benzer bir tartışma ocak ayında Margot Robbie’nin Los Angeles’taki Wuthering Heights galasında taktığı “Tac Mahal Elması” nedeniyle yaşandı.

Robbie, 28 Ocak’taki galaya Elizabeth Taylor’ın eski koleksiyonunda bulunan, Cartier tarafından altın ve yakutlarla çevrelenmiş tarihi elmas kolyeyle katıldı.

Kalp biçimindeki elmasın üzerinde Farsça “Nur Cihan” adı ile 1627 yılına karşılık geldiği düşünülen rakamlar bulunuyor. Nur Cihan, Babür İmparatoru Cihangir’in eşi ve dönemin en etkili siyasi figürlerinden biriydi.

Popüler anlatıya göre Cihangir taşı Nur Cihan’a verdi; taş daha sonra Şah Cihan’a ve eşi Mümtaz Mahal’e geçti. Ancak uzmanlar bu zinciri doğrulayacak tarihi belgelerin bulunmadığını belirtiyor. “Tac Mahal Elması” adının da mücevhere sonradan, Batılı antika piyasasında daha çekici bir hikâye kazandırmak amacıyla verildiği düşünülüyor.

Elmasın doğrulanabilen geçmişi ancak 1970’te başlıyor.

Margot Robbie Tac Mahal Elması'yla.

Hindistan’dan nasıl çıkarıldığı bilinmiyor

1970 yılında Hindistan hükümeti, Amerikalı takı tasarımcısı Kenneth Jay Lane’i ülkenin el sanatları sektörü konusunda danışmanlık yapması için davet etti. Lane’e, Cartier’de çalışan mücevher uzmanı Rosemarie Kenmore da eşlik etti.

Kenmore’un bu yolculuk sırasında Hindistan’dan 90 tarihi mücevher satın aldığı, bunların en değerlisinin daha sonra “Tac Mahal Elması” adıyla bilinen taş olduğu kaydedildi.

Ancak elmasın bundan önce nerede bulunduğu, kime ait olduğu, hangi aracıların elinden geçtiği ve Hindistan dışına çıkarılması için gerekli yasal izinlerin alınıp alınmadığı bilinmiyor. Mücevherin 1970’ten önceki geçmişine ilişkin herhangi bir güvenilir kayıt bulunmuyor.

Yaklaşık 1627-1628 yıllarına tarihlenen kalp biçimli Tac Mahal Elması, Elizabeth Taylor’ın özel mücevher koleksiyonunun bir parçası olarak Christie’s’de sergileniyor. Elmas, eski eşi Richard Burton tarafından Taylor’a 40. yaş günü hediyesi olarak verilmişti.

Bu nedenle eserin “çalındığı” kesin biçimde belgelenmiş değil. Bununla birlikte Babür dönemine ait olduğu ileri sürülen böylesine önemli bir tarihi eserin bir anda Amerikalı bir mücevher uzmanının elinde ortaya çıkması, antika piyasasının şeffaf olmayan yapısını gözler önüne seriyor.

Cartier, taşı 1971’de altın ve yakutlardan oluşan yeni bir kolyeye yerleştirdi. Richard Burton kolyeyi 1972’de Elizabeth Taylor’a doğum günü hediyesi olarak verdi. Böylece Hindistan’dan çıkan ve gerçek geçmişi bilinmeyen tarihi eser, Batı basınında Babür kültürünün bir parçası olmaktan çok Hollywood’un ünlü aşk hikayelerinden birinin simgesi haline getirildi.

Margot Robbie’nin 2026’daki galada kolyeyi takmasıyla aynı anlatı bir kez daha üretildi. Basında taşın Hindistan’dan hangi koşullarda çıkarıldığı değil, Elizabeth Taylor ile Richard Burton’ın aşkı ve mücevherin milyonlarca dolarlık değeri öne çıkarıldı.

Elizabeth Taylor, eşi Richard Burton’ın kendisine hediye ettiği “Tac Mahal Elması” kolyesini sergiliyor. Cartier imzalı altın ve yakut zincirin ucunda, üzerine Hint aşk şiiri işlenmiş limon renkli bir elmas bulunuyor.

Halkların tarihi, zenginlerin mücevher kutusunda

Batılı devletlerin sömürgeleştirdikleri ya da askerî ve siyasi müdahalelerle istikrarsızlaştırdıkları ülkelerden çıkarılan kültür varlıkları, uzun süredir British Museum, Louvre ve Metropolitan gibi kurumlarda sergileniyor.

Müzeler bu eserleri “insanlığın ortak mirası” olarak sunarken, geldikleri ülkelerin iade taleplerine çoğunlukla direnmeyi sürdürüyor. Özel koleksiyonlarda bulunan eserlerin durumu ise daha da karanlık. Bilimsel kayıt ve kamusal denetimin dışında kalan bu varlıklar el değiştiriyor, parçalanıyor, yeniden tasarlanıyor ve lüks tüketim ürünlerine dönüştürülüyor.

İran bombalanırken İran’ın binlerce yıllık altın eserleri Amerikalı bir yıldızın aksesuarına, Hindistan’ın Babür mirası ise Hollywood galalarında sergilenen milyonlarca dolarlık bir kolyeye dönüşüyor.

Eserlerin ait olduğu halklara ise kendi tarihlerine çoğu zaman ancak Batı müzelerinin vitrinlerinden, müzayede kataloglarından ya da kırmızı halı fotoğraflarından bakmak kalıyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.