Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sol, sosyalist yayıncılığın görsel hafızası: Ömer Ülkenciler ile kitap kapakları üzerine

Sol yayıncılığın sessiz ustası Ömer Ülkenciler, hazırladığı yüzlerce kitap kapağının hikâyesini ve grafik tasarımın sanat-zanaat çatışmasını soL’a anlatıyor.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 21.07.2026 , 00:03 Güncelleme Tarihi: 21.07.2026 , 15:10

Türkiye’de sol ve sosyalist düşünsel hayatın çok önemli bir döneminde Ömer Ülkenciler ismine rastlarız. 

Kitaplara verilen kıymetin azalmasından mıdır yoksa eski alışkanlıklarda kapak tasarımcısının isminin kitaba yazılmamasından mı bilinmez, Ömer Ülkenciler bu tarihin biraz da sessiz tanıkları arasında yer alıyor.

Türkiye’de sol, sosyalist yayıncılık alanındaki pek çok kitapta rastlıyoruz Ömer Ülkenciler’in adına. Bugüne kadar tasarladığı, dizgisini yaptığı, mizanpajına emek verdiği kitap sayısını kendisi de tam olarak bilmiyor. "Tahminen kaç tane?" sorusuna ise birazcık düşününce, “100'den fazladır, bilemiyorum,” diyor gülümseyerek.

Ömer Ülkenciler ile tasarladığı kitaplar ve Türkiye’de bu sürecin zorlu dönemlerine dair söyleşimiz için kendisine konuk oluyoruz. Çalışmalarına, geçmiş deneyimlerine ve bugünkü örneklere değinen Ömer Ülkenciler, kitapla okurun ilk buluşması olan kapakları soL’a anlattı.

Ömer Ülkenciler

Kapakta adı yazmayan kapak tasarımcısı

Ömer Ülkenciler, resme olan ilgisinin aileden başladığını söylüyor.

Babam çok iyi resim yapardı. Ailede vardı böyle yetenek. Hatta okuma yazma bilmeyen halam bile çok iyi resimler çizerdi. Komşuları gelir, nakış için ondan şablonlar isterdi, resimler çizerdi kumaşlara,” diyor.

Ülkenciler, çocuk yaşta girdiği çizgilerin ve renklerin dünyasından hiç ayrılmamış. Tüm ömrünü buraya vakfetmiş. Bunları anlatırken bir yandan çay dolduruyor, diğer yandan dudaklarında ıslıkla bir melodiyi tekrarlıyor. Duvarda tablolar, kitaplıkta her birine karakter kazandırdığı kitaplar ve onların okura görünmeyen diziliminde sırt sırta duran suretleri...

Kitap alırken, kitap hediye ederken ya da bir yerde kitapları incelerken çok azımız kitabın kapağını tasarlayanın kim olduğuna dikkat ediyor. Bu durumun, yani kapak tasarımcısının ve grafikerlerin yazarlar, çevirmenler, hatta kitaplardaki banka logoları kadar dikkat çekmemesi konusunda ne düşündüğünü soruyorum.

Demli çayına attığı şekeri karıştıran Ülkenciler, biraz düşünüp yanıtlıyor:

“Eskiden bu durum daha da azdı. Şimdi yine nazaran daha iyi. En azından kitapların künyesine yazıyorlar. Eskiden o da yazılmazdı çoğu zaman. İşte yazarı, varsa çevireni, matbaası, şehri, bitti. Mesela benim ilk çalıştığım kitaplarda hiç adım yazmıyor. O zamanlar bilinirdi, daha çok bilinirdi belki bugüne kıyasla ama çok nadir yazılırdı tasarımcısının adı kapağın arkasında.”

Ömer Ülkenciler de tasarladığı yüzden fazla kitapla, birçoğunda adı yer alamasa da yaptıklarıyla, çizgisiyle ve tarzıyla bilinen biri olarak raflarda sessiz ve vakur bir şekilde bekliyor.

Ömer Ülkenciler tasarladığı çalışmaları gösterirken

Kapağı nedeniyle değişen önsöz ya da önsöz için değişen kapaklar oldu

Söz, bu tasarımları nasıl yaptığına ve hangi evrelerden geçtiğine geliyor.

“Her çalışılan kitap ciddiyetle okunmalı,” diye başlıyor söze Ülkenciler.

 “Her kitap çok dikkatli okunmalı. Belki bu açıdan kitabın en iyi, en sadık okuru kitabın kapağını tasarlayandır diyebilirim. Hatta öyle örnekler oldu ki bir kitap için hazırladığım kapaktan sonra yazar önsözü yeniden hazırladı. Ya da tam tersi. Bazen kitap baskıya girmeden önce bana geliyor, inceliyorum ama hâlâ önsözü hazır değil mesela. Yazar sonra öyle bir önsöz yazıyor ki ben kitaptan yola çıkarak hazırladığım kapağı değiştirmek zorunda kalıyorum. Bu açıdan canlı, yaşayan bir süreç bu.”

Kitabın kapak tasarımı kadar dizgisinin de önemli olduğunu ifade eden Ömer Ülkenciler, hazırladığı birçok örnekte, yayınevi de olanakları sağlıyorsa, kenar boşluklarının önemine ve içinde not tutulabilir olmasına özen gösterdiğini ifade ediyor.

Ülkencilerin kapağını tasarladığı dergilerin bazı örnekleri

 

'Beni en çok zorlayan kitap tasarımı sanırım o oldu'

İnsan Nasıl İnsan Oldu kitabının ilk baskılarından çeşitli dergilere, Yalçın Küçük kitaplarından nicesine birçok kitabın kapağını tasarlayan Ülkenciler, kendisini en çok zorlayan kitabın Yalçın Küçük’ün Kaligula kitabı olduğunu ifade ediyor.

“En zoru o oldu sanırım. Yalçın hocayla çalışmak her zaman hem zor hem öğreticiydi zaten. Çok titiz, çok dikkatli, her detaya önem veren biriydi. Malum konu kitapların kapağına gelince de bu konular daha bir önem arz ediyor. Ama Kaligula hem ismindeki soyutlama hem içeriğindeki kapsam açısından beni zorlamıştı. En zoru oydu sanıyorum.”

"Peki unutamadığı kapak?" diye sorunca önce biraz düşünüyor.

“Bir roman olmuştu. Hem kitabın kendisini çok sevmiştim hem de kapak çok içime sinmişti.”

Söz dönüp dolaşıyor, vaktiyle tasarladığı Bir Gün Bile Yaşamak romanına geliyor. Orhan İyiler tarafından kaleme alınan bu roman, aynı zamanda Türkiye’de Ekim Devrimi üzerine yazılmış nadir eserlerden biri. Romanın işçiliği ve detayları okuyanlarda etki bırakırken, kapağı tasarlayan Ömer Ülkenciler’de de benzer bir etki yaratmış.

“Kitabı okurken çok etkilenmiştim. Türkiye’den bu denli detaylara sahip bir anlatım çıkması çok ilginç. Sanki o günleri yaşamış, oralarda bulunmuş gibi yazmış yazar. Kapağı da benim sevdiğim çalışmalarımdan biri olmuştu.”

Zanaat mı sanat mı?

Kitap kapaklarının tasarımlarına eşlik eden ve aynı zamanda dizgi işlemlerini de yapan Ülkenciler, bu alandaki tartışmalardan birinin de grafikerlik çalışmalarının sanat mı zanaat mı olduğu yönündeki tartışmalar olduğunu ifade ediyor.

“Tartışma eski bir tartışma bu sektörde. Bir yanıyla gerçekten zanaat boyutu olan şeyler var. Bir yandan da yaratıcılığa çok açık bir alan. Ciddi emek ve yaratıcılık istiyor.”

Bu tür üretimlerin Türkiye'de yeteri kadar kıymet görmediğini ifade eden Ülkenciler, dünya çapında en öne çıkan çalışmaların Polonya’da olduğunu ifade ediyor.

“Polonya klasik dizgi ve tasarım konusunda deneyimli. Bir de bu klasik biçimler yaratıcılığı biraz da şart kılıyor diyebilirim. O yüzden en iyileri genelde Polonya’dan çıkar.”

Buna ek olarak Bulgaristan’daki kitap kapaklarından söz eden Ülkenciler, Bulgaristan’da iletilen kitap kapaklarından oluşan bienalden söz ediyor:

“Hâlâ yapılıyor mu bilmiyorum, çok takip edemedim son sürecini ama bu işin bir araya getirilerek sanatseverlerle, okurlarla yan yana geldiği zaman aslında orasıdır.”

Bu alanda Sait Maden, Bülent Erkmen, Savaş Çekiç gibi önemli isimlerin eserlerine de değinen Ömer Ülkenciler, yeni dönemde artık kapak tasarımlarının derinliğini kaybettiğini ifade ediyor.

“Hâlâ çok güzel şeyler var elbette. Ama artık sayısı sanırım daha az. Hele şu yapay zekâ ile birlikte sanırım iş tamamen değişti. Mesela artık bir grafikerin kitap tasarlayarak geçimini yapması mümkün değil sanırım. Bunlar ek işlere dönüştü. E artık kapak tasarımlarına ek bir iş olarak bakınca da o kadarlık sonuçlar alınıyor. Oysa daha çok emeğe, derinliğe ve yaratıcılığa ihtiyaç var.”

Ülkenciler; renkleriyle ve çizimleriyle hayat verdiği yüzden fazla kitap kapağının yanı sıra birçok derginin de kapağını tasarlamış. Bazı önemli yıllıklar ve almanaklar da çalışmaları arasında yer alıyor. TKP’nin 100. Yıl Ajandası'ndan politik dergilere kadar birçok üretime imza atan Ülkenciler, bir yandan çalışmalarını bir araya getirmek, diğer yandan başka çalışmalara hazırlanarak üretimlerine devam ediyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.