Sayfa yolu
Siyasi partilere baskı üzerine açık mektup
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Ali Rıza Aydın*
Yayın Tarihi: 02.03.2023 , 08:24 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Osmaniye’de Salı akşamı Türkiye Komünist Partisi Dayanışma/Semt Evine yapılan polis baskınında, TKP üyeleriyle birlikte Emniyete götürülen bir yurttaşımızın açıklaması şöyle:
"Bölgede önce elektrik kesildi, dağıtım şirketinin aracını da gördük hatta şüphelendik. Sohbet edip çay içmiştik, Tele1'de Kemal Okuyan'ın çıktığı programı izliyorduk. Geldiler, 'hakkınızda şikayet var' dediler. Kadın memur yokmuş onları beklediler. Onlar gelince bizi götürdüler. Bana 'neden TKP'ylesin, bak evliymişsin bırak bu işleri' dediler. Ben de 'düşüncelerime yakın, ben iyi durumdayım diye başkalarının çocuklarını düşünmeyeyim mi' dedim. Sonra beni bıraktılar, arkadaşlar kaldı.”
Osmaniye’de yaşanan ikinci gözaltı bu. Birincisi 16 Şubattaydı.
6 Şubat depremlerinden sonra afet gerçeğini anlatanlara, eleştiri hakkını kullananlara, basına, televizyonlara, bilim insanlarına, sola, sosyalistlere, komünistlere karşı siyasi iktidar baskısı artarak ve yaygınlaşarak sürüyor. Nedensiz suçlamalarla suç torbaları içine yazıp atıyorlar hak arayanları, dayanışma gösterenleri ve siyasal partileri.
Siyasal iktidara, ortaklarına, kamu yönetimine ve görevlilerine, kamuoyuna bir açık mektup yazma gereği doğuyor:
***
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 2820 Sayılı Siyasi Partiler Yasası hükümleri gereğince siyasi partiler demokratik siyasi yaşamın ve toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarıdır; merkez, il, ilçe örgütleri, üyelikleri ve faaliyetleri anayasal güvence altındadır.
Siyasi partiler tüzük ve programlarına göre faaliyet göstererek iktidarı hedefleyen özgün toplumsal kuruluşlardır. Parti üyeleri ve yöneticileri ile partiye sempati duyan, oy veren, destek olan yurttaşlar siyasi partilerle birlikte siyasi faaliyette bulunma hakkına sahiptir.
Parti binaları, parti faaliyetleri için sabit ve güvenceli mekanlardır. Binasında ya da diğer yerlerde parti etkinlik ve toplantıları yapmak, yayınlarını, açıklamalarını, bildirilerini kamuoyuyla paylaşmak siyasi partilerin en olağan faaliyetleri arasındadır.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Siyasi Partiler Yasası gereği 81 ilin yarısından fazlasında ve yeterli sayıda ilçede örgütlenmesini ve kongrelerini tamamlamış olarak faaliyetini sürdüren, seçim hukuku gereği seçimlere katılma hakkını kazanan bir partidir.
Türkiye’de kurulu olan ve aynı koşullara sahip diğer siyasi partiler gibi faaliyet sürdürmesine karşın TKP’ye ve diğer toplumcu partilere yönelik baskılar ve emniyet güçlerinin gözaltı uygulamaları artarak devam etmektedir.
Her vatandaşın, yasada ve parti tüzüğünde gösterilen koşullara ve usullere göre siyasi partilere üye olmaları ve partilerle birlikte siyasi faaliyet hakkını kullanmaları en temel hak olduğu halde emniyet güçlerinin kimi partilere baskısıyla karşılaşılmaktadır.
TKP’ye karşı bu tür çok yönlü baskı ve tacizler, halkı partiden uzaklaştırma ve/veya partiyi yanlışa sürükleme girişimleri ne hukuken ne siyaseten kabul edilebilir. Bu durum aynı hedefe konulan tüm siyasi partiler için geçerlidir.
Anayasal güvence altında, sicili açık, denetime tabi ve seçimlere girme hakkını da kazanan bir partinin faaliyetlerini durdurması beklenemeyeceğine göre bu tür açık saldırı ve girişimlerin sorumluluğunun İçişleri Bakanlığı ve dolayısıyla devlet üzerinde kalacağı açıktır.
İçişleri Bakanlığının tüm siyasi partilerin güvenliği için gerekli önlemleri alması esastır ve farklı partilere farklı davranışlar gösterilemez. Aksi halde görev kötüye kullanılmış, ayrımcılık yapılmış olur.
Siyasi partilerin güvenlik içerisinde faaliyet yürütmeleri, üye ve dostlarının, seçme ve seçilme hakkını kullananların eşit ve güvence içinde olmaları, dayanışmaları tüm siyasi partiler için genel kuraldır. Kimi partilerin faaliyetlerini olağan kabul edip, kimi partilere yönelik saldırılara göz yumulması, güvenlik görevlilerinin parti faaliyetlerini doğrudan engelleyici tavır içine girmesi ne Anayasa ve hukukun evrensel ilkelerine ne de demokratik toplum düzeni ilkelerine uyar.
Elbette söz konusu engelleme ve girişimlere karşı hak arama, ulusal ve uluslararası kamuoyunu bilgilendirme ve dayanışma yolları vardır. Ancak demokratik, laik bir hukuk devletinde yapılması gereken hukuksuz, keyfi girişimlerin yapılmaması, yapılanların derhal sona erdirilmesidir.
***
Türkiye Komünist Partisinin:
Daha iyi bir yaşam, daha iyi bir ülke ve toplum, daha iyi bir çevre, yerleşme ve yapılaşma yolunda tüm insanlık için, insanın insanı sömürmediği bir dünya için;
Piyasa ve özel sektör odaklı politikalarla ve tarikat-cemaat örgütlenmeleriyle yok edilmek istenen Türkiye’nin, insanlarımızın bir daha enkaz altında kalmaması için;
Eşitlik, kamuculuk ve laiklik temelinde yükselecek aydınlık, bağımsız ve egemen bir Cumhuriyet için;
Yerli ve yabancı tekellerin, tarikat ve cemaatlerin, piyasa ve dinsel gericiliğin, NATO’nun, emperyalistlerin hakim olduğu, her salgında, her selde, her depremde derin acılar çektiğimiz bir ülkede yaşamayı kabul etmeyerek,
- Planlı ve devletçi bir ekonomi
- Toplumcu ve eşitlikçi politikalar
- Laik bir siyasal düzen
- Bağımsız ve egemen bir ülkenin kurulması için;
Söz veren yurttaşlarla birlikte hareket ettiği açıktır.
Bu faaliyetler bireysel ve toplumsal yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılıdır, hukuksal ve olgusal olarak meşrudur; sınırlandırılamaz, engellenemez, durdurulamaz.
*Anayasa Mahkemesi Eski Raportörü
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
