Siyanürlü madencilik hız kesmiyor: İmza kampanyası başlatıldı

İliç'te yaşanan maden faciası, siyanürlü altın arama konusunu gündeme getirdi. Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde üçüncüsünün açılması onaylanan siyanür havuzuna karşı yurttaşlar harekete geçti.

YEKTA ARMANC HATİPOĞLU

13 Şubat tarihinde Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik’e ait, siyanürle arama yapılan maden sahasında toprak kayması nedeniyle dokuz madencinin göçük altında kaldığı facianın acıları hâlâ taze. Facianın acıları hâlâ tazeyken, siyanürle arama yapılan diğer maden sahaları da gündeme geldi.

Bu yerlerden biri Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı Kaymaz Mahallesi. Kaymaz Altın ve Gümüş Maden’in, KOZA Altın işletmeleri tarafından bölgede kapasite artışı ve üçüncü siyanür havuzunu yapma talebi kabul edildi. Bölgede yaşayan yurttaşlar duruma tepki gösterdi, Nilay Şentürk isimli bir yurttaş Change.org’ta Kaymaz’daki siyanür havuzlarının kapatılması için imza kampanyası başlattı. 10 bin imzayı hedefleyen kampanyada, şimdiye kadar 8 bine yakın imza toplandı.

Nilay Şentürk, imza kampanyasıyla ilgili Eskisehir.net’ten Meltem Karakaş’a konuştu. İliç’teki maden faciasını hatırlatan Şentürk, “Eskişehir’de de buna benzer bir olayın yaşanmasını istemiyoruz. İklim krizinden kaynaklanan iklimsel değişimler bölgenin kaza riskini de oldukça artırmaktadır” dedi. Siyanürün canlı sağlığı için tehlikeli olduğunu belirten Şentürk, şunları kaydetti:

“Maden atıklarında canlı sağlığı için belirlenen güvenli limit değerlerin çok üstünde siyanür bulunur ve maden atıklarını yönetmek zordur. Altın madenlerinde kullanılan siyanür, ‘Su Çerçeve Yönergesi’ kapsamında başlıca kirletici kimyasallardan biri olarak belirtilmekte ve halk sağlığı, çevre üzerinde geri dönülmez felaketlere sebebiyet vermektedir.”

'Önemli olan iyi ve sıkı denetimdir'

Eskişehir Maden Mühendisleri Odası Üyesi Ali Alkan, işlemesi gereken süreç ve madencilikle ilgili soL’a konuştu. Madenlere karşı devletin doğru ve sıkı denetim yapması gerektiğini vurgulayan Alkan, ÇED raporlarının çevresel etkiyi gözetmesi gerektiğini söyledi.

Madenciliğin Türkiye gibi ülkelerde önemli bir iş olduğunu belirten Alkan, şunları kaydetti:

“Benim konu hakkında düşüncem şu, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde madencilik çok önemli bir iştir ve muhakkak ülkenin gelişimi için artırılarak yapılması gerekir. Altın madenciliği tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir önem arz etmektedir.”

“Altını yüzdürme yönteminin” daha çevreci olduğunu söyleyen Alkan, okside halde bulunan altınların çıkarılmasının tek yolunun siyanür olduğunu ancak iyi ve sıkı denetimin çok önemli olduğunu belirtti:

“Öncelikle şunu bilmek lazım: Altın doğada sülfürlü ve okside halde bulunur. Sülfürlü olarak bulunanlar flotasyon dediğimiz yöntemle elde edilir. Kimyasal maddeler eklenerek altını yüzdürme yöntemi şeklinde özetleyebiliriz ki bu daha çevreci bir yöntemdir. Okside halde bulunan altınları ise çıkarabilmenin tek yolu siyanür liçidir. Çıkarılan altınlı yığın siyanür ile liç edilerek altının çözünmesi sağlanır.”

'İyi hesaplanmalı ve olası kaymanın önüne geçilmeli'

“Yığınların basamak yüksekliği, şev açıları iyi hesaplanmalı; olası kaymanın önüne geçilmelidir. Devletin çok sıkı denetim yapması gerekir” diyen Alkan, denetimlerin de iki şekilde olduğunu söyledi:

“Bu denetimi de ikiye ayırmak gerek birincisi çevre yönünden denetim ikincisi ise madencilik yönünden denetimdir.”

Ali Alkan, İliç’teki faciayla ilgili “İliç’te kademelerdeki çatlaklar dikkatli takip edilmemiş, gerekli denetimler özenle yapılmamış görünüyor” sözlerini kaydetti. ÇED raporuna dikkat çeken Alkan, “Madenin kapasite artışındaki ÇED raporu tam anlamıyla çevresel etkiyi göz önünde bulundurmamış” dedi.