Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sıradan insanların ressamı Neş'e Erdok

Neş’e Erdok’un haberlerde görüp etkilenerek resmettiği bu olaylar, Erdok’un sanata olan yaklaşımını anlatmak için çok iyi birer örnek.

Fide Lale Durak

Yayın Tarihi: 10.09.2023 , 08:35 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Neş’e Erdok, 2022, “Korkmayın biz çıktık, kapıyı kırmanıza gerek yok (kentsel dönüşüm)”

Geçtiğimiz yıl, İstanbul Güngören’deki kentsel dönüşüm sırasında evlere sabah baskınları yapılmış ve insanlar evlerinden atılmıştı. Bu baskınlardan birinde polis, boşaltacağı bir evin kapısında çocuğa ait gibi görünen el yazısıyla yazılmış şu cümleyi bulmuştu: “Korkmayın biz çıktık, kapıyı kırmanıza gerek yok.” Yine 2022 yılında, Migros’un İstanbul Esenyurt deposunda işten çıkarmalara ve düşük maaşlara karşı direnişe geçen işçilerin eylemi, Migros Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önüne kadar dayanmış ve işçiler polis tarafından darp edilerek göz altına alınmıştı. O işçilerden biri, elinde plastik kelepçe, göz altı arabasında göz yaşlarını silerken kameralara yansımış ve göz altından çıktıktan sonra “bir ekmeği bize çok gördüler” demişti.

Neş’e Erdok, 2022, “Kelepçe”

Güngören’deki o ev yıkıldı ve üstünde yazının olduğu kapı da artık yok; mücadele eden işçiler bazı örneklerde kazanımlar elde etmiş olsa da geçen yıldan beri emekçiler daha iyi koşullarda çalışmıyor. Sanatın yalnız başına bir değiştirme gücü olmadığı aşikâr. Ama, o cümle Neş’e Erdok’un resmine adını verdi ve “Kelepçe” isimli resim, Migros işçisinin göz yaşlarını hep hatırlatacak. Neş’e Erdok’un haberlerde görüp etkilenerek resmettiği bu olaylar, Erdok’un sanata olan yaklaşımını anlatmak için çok iyi birer örnek.

Neş’e Erdok, Balkan Harbi sırasında Türkiye’ye göçen iki ailenin çocuğu olarak 1940 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Erdok’un bir röportajında bahsettiğine göre, orta okuldaki resim öğretmeninin Güzel Sanatlar mezunu olması vesilesiyle Erdok küçük yaşta resmi sever. Ressam olma isteği, başlarda ailesi tarafından hoş görülmese de, Erdok’un geçirdiği ağır tifo sonrasında, ressamlığın onun için daha az yorucu bir meslek olacağı düşünülerek desteklenir. Böylece Erdok, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) girerek, daha az yorulacağı değil belki ama ömrü boyunca severek yapacağı bir mesleğe adım atar. Akademi’de Neşet Günal atölyesinden mezun olur. Neşet Günal’ın toplumcu gerçekçi yaklaşımından ve resimlerindeki figür çözümlemelerinden etkilenir. Mezun olduktan sonra bir yıl Madrid’e giderek İspanyol dili, edebiyatı, uygarlığı ve sanat tarihi üzerine çalışır. Hemen ardından Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne öğretim üyesi olarak yetiştirilmek üzere, devlet bursuyla Paris’e gönderilir. Yurda döndüğünde mezun olduğu Neşet Günal atölyesinde asistan olarak görevlendirilir ve Profesör olarak emekli olacağı 2008 yılına kadar burada çalışır.

Neş’e Erdok’un resimlerinde kendi deyimiyle; “çok güzel ya da hali vakti yerinde insanlar” yoktur, onun yerine gündelik hayatın sıradan insanları vardır. Resimlerinde, her gün vapurda gördüğü simitçiye, işe giden emekçilere, balonuyla mutlu bir çocuğa ya da camiden kalkan bir cenazeye, şahit olduğu, yaşamına iz bırakmış kişilere ve olaylara yer verir. Bu açıdan Erdok’un resimleri sanatçının günlükleri gibidir: biraz hayal gücünden beslenen ama hep yaşanmışlık dolu, baktıkça öyküsünün hissedildiği, bazen de hepimizin şahit olduğu toplumsal olayları ölümsüzleştiren tuvaller. Örneğin 2021 yılında İzmir’de meydana gelen deprem sonrasında yaptığı “Bayraklı ‘Kurtuluş’” ve 2023 yılında henüz üzerinden altı ay geçmiş olan büyük depremin ardından yaptığı “Hatay”, hem politik hem de sanatsal estetik ile üretilebileceğini gösteren resimlerdir.

Neş’e Erdok, 2021, “Bayraklı ‘Kurtuluş’”

Her iki resimde de kurtulan bir insana yardım etmek için uzanan eller ve insanlar vardır. Erdok’un resimlerinde eller, portre gibi duyguludur ve bu amaçla resme dahil edilir. Eller, bazen resim tarihindeki mitolojik kahramanları anımsatan dramatik bir duruşa, bazen de toplumcu gerçekçi sanatta emeğin bir temsili olarak öne çıkartılan abartılı büyüklüklere sahiptir.

“Bayraklı ‘Kurtuluş’” resminde, resmin geneline hâkim olan gri rengi, kurtarılan insanın üzerine serilmiş bir battaniye keser. Ölümün kasvetli soğukluğuna inat yaşamın önemi göz alıcı bir turuncu ile vurgulanırken; yaşama yeniden dönmüş bir insanın solgunluğu ve kırılganlığı ise nazikçe uzatılan bir gül ile kucaklanır. Geri kalan her şey aynı gride kamufle edilir. “Hatay” resminde de benzer etkiler vardır; bu kez kurtarılan çocuk, kırmızı bir kask, çiçek motifleriyle süslü bir battaniye, bir kuş ve elini yalayan kedi gibi sıcak renk ve imgelerle sarılır.

Neş’e Erdok, 2023, “Hatay”

Bugün 83 yaşında olan Erdok, hala resim yapamadığı günü eksik sayıyor çünkü onun için resim yapmak varoluş nedeni. Ve bu varoluşu kendine de kanıtlamak istercesine resimlerine ya kendisini ya da kendisinin temsili olarak bir kediyi mutlaka ekliyor. Belki de bu yüzden otoportresinde ve diğer figürlerinde insanlar hep gözümüzün içine bakıyor ve her bir el ayrı bir portre gibi duygu taşıyor.

Erdok’un, bu yazıda da yer verilen son resimlerinden oluşan kişisel sergisi, Bomontiada’da sergi salonunda sürmekte. Bugün serginin son günü, fırsatı olup gidebilenler, sergide ilk olarak Lermontov’un “Düş” şiiri için yapılmış resmiyle karşılaşacaklar. Şiirin okunarak resme bakılmasını tavsiye ederim, ilk paragrafın dizeleri şöyle:

“Öğle sıcağında, Dağıstan vadisinde

Göğsümde kurşun sessiz yatmaktaydım;

Yaram derindi, hala tütüyordu ve

Damla damla sızmakta idi kanım”

Neş’e Erdok, 2022, “Lermontov’un ‘Düş’ Şiiri İçin”

“Lermontov’un Düş Şiiri İçin”, “Melankoli’nin Kara Güneşi”nde ya da “Gamlı Baykuş” gibi çoğu otoportre olan figürlerinde, yalnızlık ve melankoli duygusu kendini hissettirir. Sanatçının yalnızlığından kurtulma ve duygularını paylaşma biçimi belki de resimlerini bizimle paylaşmasıdır. Her durumda Erdok sıradan hayatı, işçilerle, emekçilerle, çocuklarla, depremden kurtulanlarla gözümüzün içine bakarak, ellerinden yaşam akıtarak, her zaman kasvetli fırçasıyla biraz melankolik ama insandan yana bir duruşla paylaşıyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.