Breadcrumb
Sevilay Çelenk'ten Narin Güran değerlendirmesi: ‘Klişelere DEM Parti de düştü, aile suçsuz dediğim için dışlandım'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 04.05.2026 , 11:59
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, kamuoyunda infial yaratan Narin Güran cinayeti davasına ve soruşturma sürecine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Soruşturmada jandarmanın tecrübesizliği ve toplumsal önyargılar nedeniyle başından beri yanlış bir hat izlendiğini savunan Çelenk, Güran ailesinin masumiyetine inandığını belirterek anne ve ağabeye yönelik ağır işkence iddialarını gündeme taşıdı. Çelenk ayrıca, Abdullah Öcalan'ın değerlendirmelerindeki bilgi eksikliğine, partisinin süreçteki tutumuna ve şahsi olarak yaşadığı dışlanmaya dair özeleştiriler de içeren değerlendirmeler yaptı.
Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin görülen davaya ilişkin T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, verilen mahkumiyet kararlarını eleştirerek dosyayı “yüzyılın yargı skandalı” olarak nitelendirdi.
Çelenk, jandarmanın yetersizliği ve hatalar zinciri sonucunda, pedofili şüphesi taşıyan bir failin ifadeleriyle ailenin üç üyesinin haksız yere ağırlaştırılmış müebbet aldığını ve bunun bir "insanlık suçu" olduğunu savundu.
‘Sorguda annenin ağzının içine tükürmüşler, 18 yaşındaki çocuğa işkence yapılmış’
Çocuğun cansız bedeninin bulunduğu gün ailenin ağır bir muameleyle karşılaştığını ifade eden Çelenk, "Anne işkence görüyor. Evladının cansız bedeninin bulunduğu gün sorguda ağzını açıp içine tükürüyorlar. Kendisi söylüyor bunu. Oğluna işkence yapılıyor ve sonra görüntüsü anneye izlettiriliyor. 18 yaşındaki Enes’e o baskı altında 'Ben yaptım' dedirtmeye çalışıyorlar" dedi.
Ailenin yaşadığı dil ve kültür bariyeri nedeniyle meramını anlatmakta zorlandığını belirten DEM Partili vekil, Nevzat Bahtiyar'ın ise kolluk tarafından "Bütün Türkiye senin arkanda, rahat konuş" denilerek yönlendirildiği görüntüleri hatırlattı.
‘Herkesin düştüğü klişelere DEM Parti de düştü ama herkes oradaydı, dosyadaki hataların partimize fatura edilmesi ideolojik, güvenli sularda muhalefet’
Hataların DEM Parti’ye fatura edilmesinin hatalı olduğunu vurgulayan Çelenk şunları söyledi:
“Gelinen noktada Narin dosyasındaki hataların DEM Parti’ye fatura edilmesini de son derece ideolojik buluyorum. Belgeselde İsmail Saymaz’ın yaptığı da bu. DEM Parti’ye bir şeyin fatura edilmesi, onun hedefe konulması kolaycılığı. Biz parti olarak klişelere düşmedik değil ama aynı klişelere herkes birlikte düştü. İktidar karşıya alınmadan bize yöneltilen bu eleştiriler güvenli sularda muhalefet biçimi. DEM Parti harcanabilir görülüyor. Belgesel de bu haksızlığı yapıyor. Belgeselde görülen tek siyasetçi Eş Başkanımız Tülay Hatimoğulları. Müthiş bir haksızlık bu.
(…)Danışmanımla kronolojik bir arşiv taraması yaptık. Siyasetin gündemine taşıyan ilk siyasetçi Ümit Özdağ. “Narin sizin yozlaşmış, domuz bağı düğünü üreten feodal kültürünüzün sonucu öldü” diyor. “Domuz bağı” referansıyla Hizbullah iması yapıyor. Özgür Özel 9 Eylül’deki açıklamasında “feodal ilişki” vurgusu yapıyor. Dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya 10 Eylül’de gazetecilerin “Aileye baş sağlığı dilemediniz” diye hatırlatması üzerine, “Oldukça açık yani daha fazla bir şey demeye gerek yok. Herkesin okuduğu zaman, anladığı, hissettiği bir durum. Tekrar anlatmaya gerek var mı? İnşallah bir daha insanlığımızdan utanacağımız tablo ile karşı karşıya gelmeyiz” diyor. Ama ilk açıklamayı bu açıklamaların hepsinden günler sonra, 16 Eylül’de yapan Tülay Hatimoğulları’na haksızlık yapılıyor.”
Partisinden bazı isimlerin “vahim” açıklamaları olduğunu da belirten Çelenk, Çamlıbel’in “Hizbullah bağlantısı iddialarını köpürtenlerden birinin de DEM Parti çevreleri olduğu kanaati asılsız mı” sorusuna verdiği yanıt şöyle:
“Bizim partide de ilk günlerde maalesef aceleci bir iki milletvekilinin vahim açıklamaları var. Çünkü bu boca ediliyor her taraftan. Herkes bizim tecrübemize sahip olmayabilir. Gençler daha yüzeysel olabiliyorlar. Dolayısıyla evet yapılmış birkaç açıklama var.”
‘Herkesin aksine ‘Aile suçlu olamaz’ dediğim için Diyarbakır’da bir tür dışlanma yaşadım, tek başıma kaldım, selam sabah kesildi’
Kamuoyunun, siyasilerin ve sivil toplum kuruluşlarının büyük çoğunluğunun Güran ailesini suçlu ilan ettiği bir ortamda, dosyadaki çelişkilere dikkat çekerek "Aile suçlu olamaz" diyen Çelenk, bu tavrı nedeniyle hem siyasi hem de sosyal çevresinde yalnız bırakıldığını dile getirdi.
Çelenk, bu çıkışı sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:
"Şimdilerde birileri ‘Biz de söyledik’ deme yarışında ama o dönem kimse Güran ailesinin bu cinayeti o şekilde işlemiş olmasının söz konusu olamayacağını söylemedi. Ben kaldım tek başıma. Sadece DEM Parti çevreleri değil, kadın çevresi, hukuk çevresi… Gittiğinde selam sabahın kesilmesinden anlıyorsun ki büyük tepki görüyorsun. Böyle bir ortamda hareket etmek çok zor."
Çelenk ayrıca, medyada ve belgesellerde sürecin faturasının yalnızca DEM Parti'ye kesilmesinden rahatsızlık duyduğunu belirtti. İlk duruşmada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) dahil olmak üzere pek çok siyasi partiden temsilcinin salonda yan yana oturduğunu ve açıklamalar yaptığını hatırlatan Çelenk, "Onlar hiç hikâyede yokmuş gibi bir DEM Parti suçlaması var. CHP hiç yok mesela belgeselde" ifadelerini kullandı.
Parti içerisindeki süreçlere de değinen Çelenk, itirazlarını ve bulgularını parti yönetimiyle paylaştığını, "Hocam bunu konuşalım" denilerek dinlendiğini belirtti.
Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de taşıdığını ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a "Tarihi bir hata yapıyorsunuz" diye seslendiğini aktaran Çelenk, partisinin çok sayıda hukukçu vekile sahip olmasına rağmen dosyanın incelenmesi için bir komisyon kurulamamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Tüm çabalarına rağmen DEM Parti'nin aileye yönelik yaygın kanaate karşı net bir duruş sergileyemediğini kabul eden Çelenk, bu durumun gerekçesi olarak partinin siyasi yoğunluğunu gösterdi. Çelenk sözlerini şöyle tamamladı:
"DEM Parti buna yön verdi demek çok başka bir şey. Sonuçta bir sürü meseleyle uğraşan bir parti var. Bir de cinayetin olduğu dönemin hemen arkasında başlayan bir çözüm süreci var. Bu yoğunluk içinde bu davanın benim söylediğim şekliyle ‘yüzyılın yargı skandalı’ olduğunu fark edemediler."
‘Öcalan’ın, Narin gibi bir dosya üzerine dört duvar arasında ekranlardan duyduklarından başka düşünce üretme imkânı yok’
Süreç içerisinde PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da Tavşantepe'deki cinayeti "feodal kültürün ve bir kabilenin marifeti" olarak tanımlaması, Çelenk'in eleştirdiği bir diğer nokta oldu.
Öcalan'ın 27 yıldır ağır bir tecrit altında olduğunu ve dünyayı yalnızca sınırlı televizyon kanallarından takip edebildiğini hatırlatan Çelenk, bu durumun bilgi eksikliğine yol açtığını savundu:
"Herkes hep bir ağızdan 'Aile suçlu' diyor. Öcalan’ın dört duvar arasında ekranlardan duyduklarından başka düşünce üretme imkânı yok. Sosyal medyayı ve yeni medyayı hiç tecrübe etmemiş birisi. Söylediklerini duyduğumda 'Keşke doğru bilgilendirme sağlansaydı' dedim. Sırrı Süreyya Önder ile konuştum ve gerçeğin oraya ulaşması gerektiğini ilettim."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.