Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Setlerde çalışan çocuklar işçidir'

"Sınıfın Görünmeyenleri: Setlerde Çalışan Çocuk İşçiler" kitabının yazarı Özgür Hüseyin Akış, İstanbul Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşide "Bir çocuğun kamera karşısında olması, yaptığı işin emek niteliğini ortadan kaldırmıyor" dedi. Akış "Kitapta en net olduğum konu şu: Setlerde çalışan çocuklar işçidir. Kitabın amacı da bu meseleyi açmak, tartışmayı derinleştirmek" ifadesini kullandı.

Nurdan Yıldırım

Yayın Tarihi: 21.10.2026 , 13:40

Özgür Hüseyin Akış, "Sınıfın Görünmeyenleri: Setlerde Çalışan Çocuk İşçiler" kitabı üzerine İstanbul Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşide, çocuk oyuncuların çalışma koşullarını, çocuk emeğinin görünmezliğini ve sanatsal üretim ile ticari sömürü arasındaki sınırı ele aldı. Hafta sonu düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü yönetmen Arda Sarıgün üstlendi.

Özgür Hüseyin Akış’ın Sınıfın Görünmeyenleri başlıklı çalışmasının ikinci kitabı olan Setlerde Çalışan Çocuk İşçiler, çocuk emeğini bu kez sinema ve televizyon sektöründen hareketle tartışmaya açıyor. Söyleşide, çocuk oyuncuların hangi koşullarda çalıştığından ailelerin beklentilerine, çocuk işçiliğinin toplumsal nedenlerinden sanatsal üretimin sınırlarına uzanan bir tartışma yürütüldü. Kitabın ilk çalışması ise mülteci çocuk işçileri konu alıyordu.

Yönetmen Arda Sarıgün, çocuk işçiliğinin tarihsel olarak ucuz emekle ilişkilendirildiğini, ancak setlerde çocuk çalıştırma meselesinin bugün yalnızca bu çerçeveden değerlendirilemeyeceğini söyledi:

Çocuk işçiliği tarih boyunca ucuz, hatta ücretsiz emekle ilişkilendirildi. Setlerde çalışan çocuklar da uzun süre bu çerçevede değerlendirildi. Ancak bugün mesele daha farklı bir noktada duruyor. Çocuk çalıştırmak, çalışma saatlerinin sınırlandırılması, ailelerin sete eşlik etmesi ve üretim sürecinin gereklilikleri nedeniyle yapımcılar açısından maliyetli de olabiliyor. Dolayısıyla çocukların setlerde bulunmasını yalnızca ucuz işgücü meselesiyle açıklayamayız.

Sarıgün, çocukların medya üretimindeki yerini değerlendirirken kapitalizmin çocuklara ve kadınlara yüklediği sembolik anlamlara da dikkat çekti. Çocuklukla masumiyet arasında kurulan ilişkinin reklam ve dizi sektöründe yeniden üretildiğini belirten Sarıgün, ailelerin setlere yönelmesinde ekonomik beklentilerin yanı sıra toplumsal statü arayışının da rol oynayabildiğini ifade etti:

Çocuğunun bir dizide tanınmış bir oyuncunun çocuğunu canlandırması, bazı aileler için yalnızca bir iş deneyimi değil, aynı zamanda toplumsal bir statü kazanma biçimi. Aile, kültürel üretimin bir parçası olduğunu hissediyor. Çocuğun setlerde bulunması, aileye başka bir çevrenin parçası olma duygusu ve sembolik bir değer kazandırıyor. Oyunculuk ajansları da bu beklentiyi besleyebiliyor.

'Setlerde çalışan çocuklar işçidir'

Özgür Hüseyin Akış, çocuk oyuncuların çalışma ilişkilerinin hukuki ve toplumsal açıdan yeterince görünür olmadığını belirtti. Çocukların yapım şirketleri ve ajanslarla anlaşmalar yaptığını, belirli saatlerde çalıştığını ve ücret aldığını söyleyen Akış, buna rağmen bu faaliyetin çoğu zaman işçilikten ayrı, sanatsal bir etkinlik olarak ele alındığını dile getirdi.

Çocuklar setlerde belirli çalışma saatleri içinde bulunuyor, yapım şirketleriyle ve ajanslarla anlaşmalar yapıyor, emeklerinin karşılığında ücret alıyor. Buna rağmen çocukların bu alandaki emeği, çoğu zaman sanatsal faaliyet başlığı altında değerlendiriliyor. Setlerde çalışan çocukların sayısına ilişkin sağlıklı bir veriye ulaşmak da bu nedenle güç. Çocuk işçiliğine ilişkin raporlarda bu çocukları ayrı bir grup olarak göremiyoruz. Böylece çalışma yaşamının içindeki bir grup çocuk, istatistiklerde ve kamusal tartışmada görünmez hâle geliyor.”

Çocuk işçiliğini düşündüğümüzde çoğumuzun aklına yüzü kir içinde bir fabrika işçisi ya da sokakta kâğıt toplayan bir çocuk geliyor. Oysa çocuklar hizmet sektörünün farklı alanlarında da çalışıyor. Setlerde çalışan çocuklar da bu görünmeyen emeğin bir parçası. Bir çocuğun kamera karşısında olması, yaptığı işin emek niteliğini ortadan kaldırmıyor.”

Sanatsal üretim ile ticari sömürü arasındaki sınır

Söyleşinin temel tartışmalarından biri, çocukların film, dizi ve tiyatro üretiminde yer almasıyla ticari amaçlarla çalıştırılması arasındaki ayrımdı. Akış, çocukların sanatsal üretimin dışında tutulmasını savunmadığını, asıl meselenin çocukların emeğinin hangi koşullarda ve kimin çıkarı için kullanıldığı olduğunu belirtti.

Kitapta en net olduğum konu şu: Setlerde çalışan çocuklar işçidir. Kitabın amacı da bu meseleyi açmak, tartışmayı derinleştirmek. Çocuklar elbette filmlerde, dizilerde ve tiyatro sahnelerinde yer alabilir; üretimin bir parçası olabilir. Ancak sanatsal faaliyete katılmalarıyla ticari sömürünün parçası hâline getirilmeleri aynı şey değil. Bir çocuğun sanatsal yeteneği fark edilebilir, bu alanda eğitim alması ve kendini geliştirmesi desteklenebilir. Burada tartışılması gereken, çocuğun üretime katılması değil, emeğinin ticari kazanç için nasıl kullanıldığıdır.”

Akış, reklam sektöründe çocukların yalnızca oyuncu olarak değil, aynı zamanda tüketimi teşvik eden imgeler olarak da kullanıldığına dikkat çekti. Çocukların yer aldığı reklamların başka çocukların tüketim arzusunu harekete geçirebildiğini, bu nedenle çocuk emeği tartışmasının üretim ilişkilerinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.

Çocuk işçiliğinin nedeni yalnızca yoksulluk değil

Akış, çocuk işçiliğinin nedenlerini değerlendirirken yoksulluğun belirleyici rolünü kabul etmekle birlikte, meseleyi yalnızca ailelerin ekonomik koşullarıyla açıklamanın eksik kalacağını ifade etti. Çocukların daha düşük ücretlerle çalıştırılabilmesi ve örgütlenme olanaklarının sınırlılığı da işverenlerin çocuk emeğine yönelmesinde etkili olduğunu belirtti.

Çocuk işçiliğinin nedenlerini sıralarken ilk sıraya yoksulluğu koyabiliriz. Ancak ikinci sırada sermayenin ve işverenlerin ucuz işgücü arayışını da görmek gerekiyor. Çocuklar daha kolay denetlenebilen, örgütlenme olanakları daha sınırlı bir iş gücü olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle çocuk işçiliğini yalnızca ailelerin yoksulluğuna indirgemek, sorunun ekonomik ve toplumsal boyutlarını gözden kaçırmak olur.”

Çocuk işçiliğinin nasıl ortadan kaldırılabileceğini tartışırken geçmiş deneyimlere de bakmalıyız. Sovyetler Birliği ve Küba gibi örnekler bu açıdan incelenebilir. Çocukların gelişimi, eğitimi ve yeteneklerinin ortaya çıkarılması toplumsal bir sorumluluk olarak ele alınmalı. Çocukların geleceği yalnızca ailelerinin ekonomik imkânlarına ya da piyasanın ihtiyaçlarına bırakılamaz.”

Söyleşinin sonunda çocuk işçiliğinin tek başına ele alınabilecek bir sorun olmadığı da vurgulandı. Akış, çocuk emeğinin kadınların çalışma koşulları, göçmenlerin yaşadığı sorunlar, çevresel yıkım ve iş cinayetleri gibi başlıklarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasının, yalnızca tek tek vakalara müdahale etmekle değil, bu emeği ortaya çıkaran toplumsal ve ekonomik ilişkileri tartışmakla mümkün olabileceğini ifade etti.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.